Medikal Bilgiler ve Hastalıklar

hastalıklar, medikal hastalıklar, hastalık ansiklopedisi, medikal blogunuz.
Home » Posts tagged 'beyin hastalıkları'

Beyin Travması Nedir

Beyin tramvası, kafatasının kırılması veya sarsılması durumunda beyin dokusunda zedelenmesi durumudur.Ciddi bir rahatsızlık olan bu durumun belirtilerini ve bilgilerini sizlere sunuyoruz.


Beyin Travması
Kafatasının sarsılması veya kırılması sonucu içindeki beyin dokusunun zedelenmesine beyin travması (concussicn) denir. Ulaştırma araçlarının sayılarının ve süratlerinin gittikçe artmış olması günümüzde trafik kazalarını insanlara diğer hastalık nedenlerinden daha fazla zarar verici bir duruma yükseltmiştir.Baş kemiklerinin çatlaması veya kırılması, beyin zarlarında ve damarlarında yırtılmaya, beyin kanamasına neden olabilir. Bazı baş travmalarında kemiklerde kırılma ve damarlarda kanama olmadan da beyin dokusunda bir sarsıntı meydana gelebilir. Kafaiçi basınç değişmesi sonucu sinir hücrelerinin ani olarak elektriksel boşalmaya uğraması ile insanda bilinç kaybı meydana gelir. Bu tip beyin sarsıntılarına tıp dilinde korrosyo (comrnotio cerebri) adı verilir. Biline kaybı kısa sürer, daha sonra baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk, sinirlilik gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu arada amnezi denen bellek kayıpları görülebilir. Daha şiddetli darbeler beyin kontüzyonu denen durumu meydana getirir. Beyin kontüzyonu geçiren kimselerde konuşamama (afazi), koku olmama (anosmi), yarım görme (hemianopsi) ve felç (hemipleji) gibi belirtiler ortaya çıkar. Kafa travması geçiren bazı kimselerde daha sonraları sara nöbetleri (Jaokson epilepsisi) gelişebilir. Beyin sarsıntısı yani komosyo geçiren bir kimsenin bilinci yerine geldikten bir süre sonra uyuklama hali ile bilincinin tekrar bulanması halinde beyinde kanama sonucu bir hematom meydana geldiği düşünülmelidir. Bu arada nabız yavaşlaması, kusma, baş ağrısı ve kanama bölgesine bağlı olarak felçlerin meydana gelmesi kanamanın varlığını ispatlayan belirtilerdir. Başlangıçta belirti vermeyen hematomlar devam eden ufak kanamalarla ve beyin-omurilik sıvısından su çekme sonucu büyüyebilir ve zamanla bir beyin uru gibi kafaiçi basıncını arttırarak belirti verebilir. Kanama beyin zarları arasında olduğu zaman ense sertliği, ateş yükselmesi ve birincin kapanması gibi belirtiler görülür. Beyin-omurilik sıvısında kan bulunması ile teşhis konur.
Beyin sarsıntısı geçiren kimse en az 24 saat kontrol altında tutulmalıdır. Şok hali varsa serum ve kan transfüzyonları ile düzeltilmeye ve sinir hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilerek teşhis konmaya çalışılır. Bu arada enfeksiyonlara karşı antibiotikler, beyin ödemine karşı hipertonik solüsyonlar damardan verilir. Kanamayı önlemek üzere kan durdurucu yani hemostatik ilaçlar kullanılabilir.
Bilinci kapalı olan hastalar mide tübü ile beslenirler ve idrar birikmesini önlemek için mesaneye devamlı bir sonda bırakılır. Kafatası kırıklarında acil cerrahi tedavi ancak beyine baskı yapan açık çökme kırıklarında yapılır. Beyin zarlarının iç kısmında gelişen subdural hematomlar veya kafatası kemiğinin altında ekstradural hematom şeklinde biriken kan toplanmaları bazı vakalarda ameliyat ile boşaltılarak hastanın hayatının kurtarılması mümkün olabilmektedir.

Beyin Tümörü(Ur) Nedir

Mayıs 12th, 2011 Posted in Hastalıklar Tags: ,

Beyin tümörü beyindeki normal hücrelerin anormalleşerek büyümesi sonucunda kötü huylu ve iyi huylu olarak kitleleşen yapılardır. Baş ağrısı, bayılmalar, kısmi felçler, şiddetli kusmalar, kişilik bozuklukları ve fiziksel işlevlerde bozukluk hastalığın belirgin bulgulardır.


Beyin Tümörü(Ur) Nedir
Beyin baskı altında normal yapısını kaybederek işlevlerini yerine getiremez hale gelir. Ve başlıca olarak aşağıdaki belirtiler söz konusu olur:
Baş ağrısı
Epilepsi benzeri bayılmalar
Vücudun bazı bölgelerinde kısmi felçler
Şiddetli kusmalar
Bazı fiziksel yeteneklerimizin kaybı
Kişilik bozuklukları

Beyin tümörleri genellikle birincil ya da ikincil olarak sınıflandırılırlar ve bunlar (genellikle) vücudun herhangi bir yerinde başlayıp beyne metastaz yapanlar ve beyinde oluşanlardır. 9 yaş altı ve 55 yaş üstü daha sıklıkla görülen beyin kanserlerine, beyaz ırkta ve erkeklerde daha çok rastlanır.

Beyin kanserlerinin belirtileri tıbbi olarak teşhisi zorlaştıracak şekilde zaman zaman yok olup zaman zaman ortaya çıkabilirler. Yukarıdaki belirtiler söz konusu olduğunda kafa içi basıncın artmasından şüphelenerek tam bir teşhis için beyni görüntülemek gerekir ve bu amaçla beyin tomografisi ve MRG çekilir.

Beyin Tümörü Türleri

Genel olarak ikiye ayırabileceğimiz beyin tümörleri iyi huylu ve kötü huylu beyin tümörleri olarak adlandırılırlar.

1- iyi huylu tümörler: Beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilir ve tam***** yakını çıkartılabilir. Bu nedenle operasyon sonrası sonuçları iyidir. Ancak tümör her ne kadar iyi huylu da olsa beyinde bulunduğu bölge hayati önem taşıyan bir bölge ise ameliyat sonrası sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmayabilir. Yavaş üreme hızına sahip olmalarına rağmen öldürücü olmasalar dahi vücutta kalıcı harabiyete ve işlev bozukluklarına sebep olabilirler.

2- Kötü huylu tümörler: Çok hızlı üreyen, çamur kıvamında ve operasyonla alınması oldukça zor olan tümörlerdir. Opere edilseler dahi belli bir süreçten sonra tekrar nüksederek beyne baskı yapmaya devam ederler. Ameliyat sonrası 5 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda da hastanın ölümüne sebep olacak türleri mevcuttur.

Beyin Tümörü Tedavisi

Beyin tümörlerinin tedavisi cerrahidir fakat bazı durumlarda cerrahi tedavi uygulamak mümkün olmayabilir. Eğer tümör beynin hayati bir bölgesine yerleştiyse bu bölgede operasyon yapmak hayati tehlike yaratacağından tümör olduğu yerde bırakılır, kemoterapi ve radyoterapi ile sorun halledilmeye çalışılsa da klasik tedavilerle beyin tümörlerinde yaşam şansı çok fazla değildir. Yapılan tedaviler yaşam kalitesini kısmen artırmaya ve ömrü bir müddet daha uzatmaya yöneliktir.

Beyin Tümörü Bitkisel Tedavisi

Yukarıdaki bilimsel açıklamalardan da anlaşılacağı üzere ölümcül bir hastalık olan beyin kanseri ile ilgilenen tek bilim dalı klasik tıp değildir. Alternatif tıp dünyasında da bir çok araştırmaya konu olan beyin kanserinin medikal anlamda klasik tıptan çok daha başarılı tedavileri herbalizm alanında keşfedilmiştir.

Dünyaca ünlü Herbalist BOZKURTBEY’in 15 yıldır yapmış olduğu araştırmalar ve geliştirdiği bitkisel formülleri %60 lara varan başarı yüzdesi ile (hastalığın aşamasına göre bu yüzdeler değişebilir) bu amansız hastalıktan kurtulabilir ve çaresizliğinizi yenebilirsiniz. Bitkisel tedaviler sizi malum sondan kurtararak tekrar hayata bağlayabilecek en ileri medikal tedavidir.

Bitkisel tedavilerin uygulanması gerçek bir disiplin gerektirmekte ikişer aylık kürler halinde 3 veya 4 dönem kullanılması icap etmektedir. ikişer aylık periodlarda değiştirilecek olan bitkisel formüller hastalık türü, hastalığın evresi ve hastanın özelliklerine göre kişiye özel olarak hazırlanmakta ve uygulatılmaktadır. ilk iki aydan itibaren hastalığın gerilediği doktorunuz tarafından gözlenecektir.

Hastalığınızın belirtileri görüldüğü zaman vakit kaybetmeden doktorunuza başvurarak kesin teşhisini koydurunuz ve uygun göreceği tedavileri mutlaka uygulayınız. Bu tedavilerin yanısıra alternatif olarak da BOZKURTBEY’in reçetelerinin mutlaka kullanılması sizi yaşama tekrar döndürecek tek alternatif çözümdür.

——-

BEYİNDE KANSER TÜMÖRLERİ

Beyin tümörleri kafatası içerisinde büyüyerek beyin üzerine baskı yaparlar. Bulundukları bölgeye ve baskı altında tuttukları beyin alanına göre belirtiler verirler. Ancak kafa içinde yer kaplayan bütün vakalarda olduğu gibi öncelikle kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtileri gösterirler…… Yandaki resimde düzensiz alanlar okla işaretlenmiştir. Bu bölgede beyin tümörlerini görüyorsunuz.Tümör düzensiz bir şekilde büyümeye devam eder ve genişleme,büyüme imkanı olmayan kafatası içerisinde beyin üzerine baskı yapmaya başlar. Yine resimde görüldüğü gibi beyin baskı altında normal görüntüsünü kaybeder ve işlevlerini yerine getiremez……

Daha iyi anlaşılması için soldaki normal beyin tomografisine bakabilirsiniz. Beynin her iki yarım küresi simetrik olarak yerleşmişlerdir.Her iki tarafta düzenli sınırlarla ayrılmışlardır. Bu normal yapıya giren herhangi bir yer kaplayan oluşum simetrik yapıyı bozacak ve beyin üzerine baskı yapacaktır

Belirtileri:

Başağrısı
Kusma (Fışkırır tarzda)
Sara tarzında bayılma nöbetleri
İlerlemiş dönemlerde (Beyinde yerleştiği yere göre) vucudun bazı bölgelerinde felç belirtileri
Kişilik bozuklukları, bazı yeteneklerde (hesap yapma yazı yazma gibi) bozulma
Betin tümörlerini ana hatları ile ikiye ayırmak mümkündür.

Yukarıdaki belirtiler görüldüğünde kafa içi basıncın artmasından şüphelenilir.Kesin teşhis için kafa içini ve beyini görüntülemek amacıyla beyin tomografisi veya MRG çekilir.

1- İyi huylu tümörler: Yavaş üreme hızına sahiptirler. Ayrıca beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilirler ve tümü veya tümüne yakın kısmı çıkarılabilir. Bu nedenle ameliyat sonrası sonuçları çok iyidir. Ancak, tümör iyi huylu olsa dahi, beyinde hayati önem taşıyan, hassas bölgelere yerleşmiş se sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmaz.

2- Kötü huylu tümörler: Çok hızlı ürerler. Çamur kıvamındadırlar. Bu nedenle ameliyatla tamamen alınamazlar. Ameliyat sonrası belli bir zaman süresi içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Kötü huylu tümörleri de üreme hızlarına göre sınıflara ayırmak mümkündür. Ameliyattan sonra 5-6 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda yenilenerek hastanın ölümüne neden olan tümörlerde vardır.

Beyin tümörlerinin tedavisi cerrahidir. İster iyi huylu, ister kötü huylu olsun, tüm tümörler cerrahi olarak tedavi edilirler. Ancak bazı durumlarda cerrahi uygulamak mümkün olmayabilir. Şayet tümör beynin çok hassas olan bazı hayati bölgelerine yerleşmişse bu bölgelere dokunmak hayati tehlike yarattığından tümör yerinde bırakılabilir. Bu durumda sadece ışın tedavisi ve tedavisi (kemoterapi) uygulaması yapılabilir.

Vücudun diğer bölümlerinde oluşan tümörler beyine yayılabilir. Buna metastaz denilmektedir. Özellikle akciğer kanserleri beyine yayılabilirler ve kötü huylu tümörlerdendir. Cerrahi müdahale yapılsa bile sonuçlar yüz güldürücü değildir. Hatta bazı vakalarda bir kaç tane odak halinde yayılma varsa cerrahi bile uygulanmayabilir. Hasta kemoterapi ve ışın tedavisine alınır.

BEYİN TÜMÖRLERİ

Beyin tümörleri yerleşim yerlerine ve tümör çeşitlerine belirtiler verirler. Kafa içi basıncının artmasına bağlı olarak ortaya çıkan belirtiler ortaktır. Bu belirtiler,baş ağrısı, bulantı ve kusmadır.

HİPOFİZ ADENOMLARI

Hipofiz adenomları hormon salgılayanlar ve hormon salgılamayanlar olarak iki ana gruba ayrılır. Hormon salgılayanlar genelde salgıladıkları hormona bağlı olarak belirti verirler. Hormon salgılamayan adenomlar ise uzun zaman belirti vermezler ancak optik sinire (Görme ile ilgili sinir) bası yaparak görme bozukluklarına neden olurlar. Hormon bozuklukları, adet düzensizlikleri veya olmaması, memeden süt gelmesi, aşırı şişmanlama, hızlı boy uzaması, ellerde, ayaklarda ve çenede büyüme hormon bozukluklarının belirtileridir ve doktora baş vurulması gereklidir. Tümör boyutları çok artarsa kafa içi basıncı arttırır ve baş ağrısı , bulantı ve kusma şeklindeki genel belirtilere neden olur.

PONTOSEREBELLER KÖŞE TÜMÖRLERİ,

Bu tümörler beyin dokusunun bir bölgesine yerleşmiş tümörlerdir. İşitme siniri tümörü ( Akustik nörinom) sık olarak görülen tümördür.

Ayrıca menegiom ( Beyin Zarı Tümörü ) ve epidermoid tümörlere de rastlanır. Beyin tümörlerinin genel belirtilerine ilaveten bu bölge tümörlerinde işitme ve denge bozuklukları da görülmektedir. Bu tümörler küçük boyutta yakalandığında işitme korunabilir. Tümör çok büyük ise işitme korunamadığı gibi Fasial (Yüz) Siniri de etkilenebilir

MENENGİAL (BEYİN ZARI) TÜMÖRLER: MENENGİOMLAR

Menengiomlar genelde büyüyerek kafa içi basıncının artmasına neden olurlar ve baş ağrısı bulantı ve kusmaya neden olurlar. Epilepsi (Sara ) nöbeti de görülebilir. Ayrıca bu tümörler yerleştikleri yerlere göre de belirti verirler. Optik sinir (Görme siniri) yakınında yer alanlar görme bozukluğuna neden olur iken hareketle ilgili beyin bölgesine yakın olanlar felçlere neden olabilirler. Bu nedenle beyin fonksiyonlarındaki bozukluklarda gerekli tetkiklerin yapılması lazımdır.

METASTATİK TÜMÖRLER

Metestatik tümörler vücudun diğer bölgelerindeki tümörlerin beyin dokusuna sıçraması nedeniyle oluşan tümörlerdir. Bu tümörler kafa içi basıncını arttırarak ve/ veya yerleşim yerine göre sinir sistemi hasarı oluşturarak belirti verirler. Genelde bu tip sıçramalar tümörlerin ilk belirtisi olabilir. Bu tümörler radyolojik olarak da görüntülenebilen geniş ödem oluştururlar.

Beyin Krizi Nedir

Mayıs 11th, 2011 Posted in Hastalıklar Tags: ,

Baş ağrısından sonra en fazla görülen beyin hastalığı ”beyin krizi”dir. Beyin krizi beyin hücrelerinin, damar dışına çıkmış olan kanın kitlesel etkisi sonucu fonksiyon yapamaz duruma gelmesine denir.


Beyin Krizi Nedir
Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Gazi Özdemir, Türkiye’de ölüm nedenleri arasında, beyin kanaması ya da beyinde damar tıkanması sonucu oluşan ”beyin krizi” hastalığının, kalp krizinden sonra ikinci sırada geldiğini belirtti.
Son dönemde Prof. Dr. Aykut Barka, Tuna Huş, Gönül Akkor gibi ünlü isimlerle gündeme gelen beyin hastalıklarıyla ilgili olarak Prof. Dr. Özdemir, baş ağrısından sonra en fazla görülen beyin hastalığının ”beyin krizi” olduğuna işaret etti.
Prof. Dr. Özdemir, beyin krizinin tarifini şöyle yaptı:
”Beyin krizi, beyinde temiz veya kirli kan taşıyan bir damarın beyne gelen bir pıhtı veya damar sertliği parçacığı ile tıkanması veya bir damarın ileri derecede büzüşmesi sonucu oluşan beynin kansız, dolayısıyla oksijensiz ve besleyici maddelerden mahrum kalması (beyin infarktüsü) veya beyinde kanama olmasına ve beyin hücrelerinin, damar dışına çıkmış olan kanın kitlesel etkisi sonucu fonksiyon yapamaz duruma gelmesine denir.”
Beyin infarktüsünün aniden oluşabildiği gibi, bazen birkaç saat veya birkaç gün içinde yavaş, kanamanın ise çoğunlukla aniden geliştiğini belirten Prof. Dr. Özdemir, ”Beyin kanaması ya da beyinde bir damarın tıkanması sonucu oluşan beyin krizi hastalığı, ülkemizde ölüm nedenleri arasında kalp krizinden sonra ikinci sırada geliyor. Kişiyi sakat bırakmada ise ilk sırada yer alıyor” dedi.
Türkiye’de görülme sıklığı
Ülke genelinde beyin krizinin görülme sıklığının, 100 bin kişide 175 olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özdemir, şöyle devam etti:
”Ülkemiz genel nüfusuna göre, bir yılda ortalama 125 bin yeni beyin krizi vakası olmaktadır. Beyin krizi her yaşta görülebilirse de yüzde 25 kadarı 65 yaşından önce, yüzde 72′i kadarı ise 65 yaşından sonra oluşmaktadır. Beyin krizi olan hastaların 1/3′ü ilk krizleri sırasında ölmekte, 1/3′ü sakat olarak ve kısmen veya tamamen başkasına bağımlı olarak yaşamlarını sürdürmekte. Geri kalanları ise tam olmasa bile başkasına muhtaç kalmayacak şekilde normale yakın hale gelebilmektedir.”
Gelişmiş ülkelerde beyin kanaması oranının Türkiye’ye göre daha düşük olduğuna anlatan Prof. Dr. Özdemir, ”Türkiye’de beyin krizi vakalarının yüzde 71′ini damar tıkanması, yüzde 29′unu ise beyin kanaması oluşturuyor” dedi.
Risk faktörleri ve nedenleri
”Beyin krizinin nedenlerinin yüzde 70′i yüksek tansiyon” diyen Prof. Dr. Özdemir, genel risk faktörlerini ”’65 yaşın üstünde olma, kalp ve şeker hastalığı, damar sertliği, anevrizma (damar balonu), ailede beyin krizi olması, horlama, fazla sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, yüksek kolesterol, kan koyuluğu, hareketsiz bir yaşam şekli, menopoz ve şişmanlık” olarak sıraladı.
Sigara ve alkol kullanmayanlarda beyin krizinin 60 yaş üstünde görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Özdemir, kanı sulandırmak için bol su içilmesi ve arada kan verilmesinin beyin krizinden koruduğunu söyledi.
Prof. Dr. Gazi Özdemir ayrıca, stres ve telaştan uzak durulması, yürüyüş ve egzersiz yapılması, yağsız dana eti, bol sebze, salata, meyve, bitkisel yağ ve az tuzlu yemeklerin tercih edilmesini önerdi.
Hastanın hemen ilk saat içinde acilen hastaneye götürülmesinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Özdemir, beyin krizi uyarıcı veya başlangıç belirtilerini, şöyle sıraladı:
”Geçici veya kalıcı, vücudun bir yarısında uyuşma, karıncalanma kuvvet azalması veya kaybı; bir veya iki gözde ani görme bulanması veya kaybı; konuşma veya anlamada duraklamalar veya kaybolma; bilincin, koordinasyonun veya denge halinin ani bozulması, şiddetli sersemlik, düşme halleri; nedensiz ve aniden ortaya çıkan ve hayatınızda gördüğünüz en şiddetli baş ağrısı; diğer bulgularla birlikte şiddetli bulantı veya kusma.”