Pişik ve Nedenleri

Annelerin en çok korktukları şeylerden biridir bebeklerinin pişik olması.Pişiği önlemenin ve tedavi etmenin temel kuralı alt bezinin kapladığı alanın temiz, kuru ve serin tutulmasıdır. Bu amaç bebeğin alt bezi sıklıkla değiştirilmeli ve olabildiğince altı açık tutulmaya özen gösterilmelidir. Böylece bebeğin teni hava aldıkça koruyacaktır.


Pişik ve Nedenleri
Pişik genellikle alt bezinin bebeğinizin tenine temas ettiği noktada hafif kabartılı bir kızarıklık biçiminde ortaya çıkar. Kötüleştiği zaman kızartılı küçük şişlikler, içi su dolu kabarcıklar ve buna benzer biçimde bebeğe acı veren deri değişiklikleri görülebilir.

Eğer pişik infekte olursa bu deri döküntüleri parlak kırmızı bir renk alabilir ve genişleyebilir. Küçük kırmızı döküntüler bezin temas alanının dışında çıkarak yayılabilir.

Pişiğin Nedenleri

Pişik, Bebeğin hassas derisinin beze sürtünmesiyle tahriş olması sonucunda oluşur. Bu tahrişin nedeni alt bezinin küçük gelmesi, çok sıkı bağlanmış olması ya da gerekli sıklıkta değiştirilmemesidir. Çocuk bezi üzerinde uzun süre bırakılan plastik donlar sıcak ve nemli bir ortam yaratarak bakterinin gelişimini kolaylaştırır. Bu durumda pişik “infekte” olur. Eğer pişik infekte olmuşsa bu genellikle bir mantar enfeksiyonudur ve buna neden olan da genellikle Candida adıyla bilinen bir mantardır. Böyle bir durumda aynı zamanda deriyi etkileyen başka mikroplar da (bakteriler) olabilir. Enfeksiyon pişiğin tedavisini çok güç bir hale getirebilir.

Eğer kumaş alt bezi kullanıyorsanız bu bezleri temizlemek için kullandığınız sabun ve temizleyiciler de tahrişe neden olabilir. Aynı zamanda kullanıp atılan tipte hazır alt bezlerinin bazı veya bebeğinizin altını temizlemek için kullandığınız hazır “ıslak bez” ler de tahrişe neden olabilir.

Pişik Nasıl Önlenir?

Pişiği önlemenin ve tedavi etmenin temel kuralı alt bezinin kapladığı alanın temiz, kuru ve serin tutulmasıdır. Bu amaç bebeğin alt bezi sıklıkla değiştirilmeli ve olabildiğince altı açık tutulmaya özen gösterilmelidir. Böylece bebeğin teni hava aldıkça koruyacaktır. Uyku sırasında bebeğin altını kumaş bezle bağlamak geçerli bir yöntemdir. Bu durumda bebeğin altı uykuya daldıktan hemen sonra kontrol edilmeli ve ıslaksa hemen değiştirilmelidir. Bu kontrolün bebeğin uykuya dalmasından hemen sonra yapılmasının nedeni bebeklerin idrarlarını genellikle bu arada yapmalarıdır.

Bebeğinizde pişik oluşumunu önlemek veya ortaya çıkmış bir pişiği tedavi etmek için aşağıdaki yöntemleri deneyin. Eğer sonuç alamazsanız doktorunuzla konuşun. Doktorunuz size kısa bir süre için kortizonlu bir preparat önerebilir. Ancak borik tinkür içeren herhangi bir bileşiği doktorunuz özel olarak önermediği sürece kullanmamalısınız, bu bebeğinizin cildine zarar verebilir.

Eğer Bebeğinizin Pişiği Mikrop Kapmışsa;

Bebeğinizin pişiği infekte olmuşsa bu durumda doktorunuza başvurmalısınız. Doktorunuz infeksiyonun tedavisi için başka bir tedavi önerecektir.

Pudralamak Yararlı mıdır?

Halk arasında sıkça kullanılan Talk pudrası ve mısır nişastası sanıldığı gibi bebeğin hassas cildine iyi gelmemektedir. Bu nedenle talk pudrası ve mısır nişastası kullanmanızı önermiyoruz. Talk pudrası bebeğinizin ciğerlerine zarar verebilir, eğer bir mantar infeksiyonu varsa mısır nişastası bunu kötüleştirebilir.

Bebeğim İçin Özel Bir Bez Kullanabilir miyimı

Eğer kumaş alt bezi kullanıyorsanız bezleri yıkadıktan sonra 15 dakika kadar kaynatarak tüm mikropların ölmesini ve kimyasal maddelerin uzaklaştırılmasını sağlamalısınız. Bazı hazır alt bezleri içerdikleri emici bir jel sayesinde derinin kuru kalmasını sağlayabilirler. Bu tip alt bezlerinin kullanımı bazı bebeklerde pişik oluşmasını önleyebilir. Ancak burada unutulmaması gereken en önemli nokta alt bezlerinin sıklıkla değişmesi gerektiğidir.

Pişiği Önlemek Ve Tedavi Etmek İçin İpuçları:

Bebeğinizin alt bezini saat başı kontrol edin ve ıslandığı zaman hemen değiştirin.

Alt bezi değişiminde bebeğinizin altını dikkatle temizlemelisiniz. Bu temizliği yaparken ılık, çok hafif sabunlu veya duru su kullanabilirsiniz.

Bebeğinize yeni alt bezi bağlamadan önce altının iyice kuruluğundan emin olmalısınız.

Bebeğinizin cildini nemden korumak için çinko asit içeren kremler, A ve D vitamini içeren kremler veya vazelin kullanabilirsiniz.

Alt bezinin üzerine sentetik malzemeden yapılmış giysiler giydirmeyin.

Eğer pişik devam ediyorsa kullandığınız alt bezinin tipini, alt temizliğinde kullandığınız “ıslak” mendilleri veya sabunu değiştirmelisiniz.

Eğer kumaş alt bezi kullanıyorsanız bu bezleri yıkadıktan sonra kimyasal maddelerden ve mikroplardan arındırmak için en az 15 dakika süreyle kaynatmalısınız.

Eğer Bebeğinizde Aşağıdaki Belirtileri Gözlemlerseniz;

Pişik bebek henüz 6 haftalık iken ortaya çıkarsa,

İçi su dolu kabarcıklar ve küçük yaralar oluşmuşsa,

Bebeğinizin ateşi varsa,

Bebeğiniz kilo kaybediyor veya her zamanki kadar yemiyorsa,

İçi su veya cerahat dolu büyükçe kabartılar meydana çıkmaya başlamışsa,

Kırmızı döküntüler kollara yüze veya saçlı deriye doğru yayılıyorsa,

Yukarıdaki tedavi önlemlerini bir haftadır uyguladığınız halde durumda herhangi bir düzelme görülmüyorsa

HEMEN DOKTORUNUZA BAŞVURUN

Sıcak havada şunları unutmayın!

•Bebeğinizi hiçbir zaman, hele de yazın arabanın içinde yalnız bırakmayın.
•Çok sıcak günlerde, küçük bebekler için ev en iyi ortamdır.
•Sıcak pişiğinden kaçınmak için bebeğinizi sıcak havalarda aşırı giydirmeyin. (Direk güneş altında değilseniz) bir atlet ve çocuk bezi ihtiyacınız olan giysilerdir.
•Sentetik kumaş ve nefes almayan plastik donlardan uzak durunuz.
•Sık sık alınan serinleme banyoları bebeğinizi rahatlatabilir. Bebeğinizi banyoda veya su havuzunda hiçbir zaman yalnız bırakmayınız.
•Kenarlıklı çocuk arabaları ve pusetler havasız olabilir bu nedenle hava sirkülasyonunu sağlamak için kenarlarını açmak gerekebilir.
Bebeğinizin derisi özellikle hassas olup dışarıya çıkıldığında kızgın güneşten korunmak için bir koruyucunuz olmalıdır. Geniş çerçeveli bir şapka yanında gevşek bir pamuklu giysi önerilebilir.

Bebeğinizin güneş koruyucusuna ihtiyaç duyacağı zamanlar olacaktır fakat büyüklerin güneş koruyucuları bebeklerin nazik ve emici derileri için çok güçlüdür.

Sabahları erken saatlerde ve akşamüstü güneşin çok etkili olmadığı zamanlarda bebekle güneşe çıkılabilir. Bebeğinizi gölgede veya bir şemsiye altında tutmak en iyisidir fakat gene de bebekler yansıyan güneşe maruz kalabilirler.

Orta Kulak İltihabı (Ottitis Media-Ottit)

Kulak zarının arka kısmının iltihaplanması olarak bilinen hastalığın bebeklerde de görülmesi olasıdır. Bebeklerde tanısı daha zor olan hastalığın tedavisi uzun sürelidir.Geceleri artan kulak ağrısı, ateşlenme, mide bulanması ve işitme kaybı gibi belirtileri olan hastalığı sizlere tanıtıyoruz.


Orta Kulak İltihabı (Ottitis Media-Ottit)
Tanım
Otit kulak zarının arka kısmının iltihaplanmasıdır. Çoğu zaman üst solunum yolları enfeksiyonları ile beraber görülür.Bebeklerde oldukça sık görülen bir hastalıktır.
Östaki boruları kısa ve dar olduğundan bebeklerin kulak enfeksiyonlarına yakalanma olasılıkları çoktur.
Bebeklerin bazıları sadece bir veya iki defa bu hastalığı geçirip bir daha yakalanmazken, bazıları hiç kulak iltihabı olmazlar Bazıları ise okul öncesi yıllarına kadar sık aralıklarla kulak iltihabı olurlar.
Belirtiler
Bebekler neresinin ağrıdığını söyleyemediği için bunu anlamak daha güçtür. Daha büyük çocuklar kulaklarının ağrıdığını söyleyebilirler.

Akut orta kulak iltihabında genellikle şu belirtiler görülür:

Özellikle geceleri artan kulak ağrısı (Bebekler bazen kulaklarını elleriyle ovar, çeker veya tutarlar; fakat genellikle ağlamak dışında ağrılarını belirten başka bir hareket yapmazlar, hatta bazen bunu bile yapmazlar. Bebek eğer süt emerken veya biberonla beslenirken kulak ağrısı nedeniyle ağlıyorsa bunun nedeni kulak ağrısının çene kemiğine vurmasıdır).
Hafif ateş
Rahatsızlık ve huzursuzluk hali
Genellikle işitme kaybı (geçicidir ancak tedavi edilmeden aylarca kendi halinde bırakılırsa kalıcı olabilir).
Nadiren Mide bulantısı
Bazen İştah kaybı
Nadiren kulak zarının muayenesinde önce pembe bir renk göze çarpar ve sonraları kırmızılık ve şişkinlik görülür ( gerçi bebeğin kulağı ağlama nedeniyle de kızarabilir) Tedavi edilmezse basınç kulak zarını patlatarak kulak kanalına iltihap dolmasına ve daha çok acı vermesine neden olur. Kulak zarı zaman içinde kendiliğinden iyileşebilir, fakat tedavi, daha ilerde olabilecek hasarı önler.
Bazen kulak içinde su bulunması dışında hemen hemen hiçbir belirtiye rastlanmaz.
Bazen emme veya yutma sırasında hava kabarcığı patlamasına benzer ses duyulması.
Benzer belirtiler yabancı cismin kulağa kaçması durumunda ve solunum yolu enfeksiyonları sırasında ağrı şeklinde ortaya çıkabilir.
Nedenleri
Bazı alerjinler orta kulak iltihabı yapabileceği gibi , asıl neden bakteri veya virüslerdir. Bebekler ve küçük çocuklar dar ve kısa östaki borularına sahip oldukları , kulak iltihaplarına neden olabilecek üst solunum yolu enfeksiyonlarına sıklıkla yakalandıklarından, gelişmemiş bağışıklık sistemleri olduğundan veya genellikle sırt üstü yatarken beslendikleri için orta kulak iltihabı olabilirler.

Çocuklarda ve bebeklerde büyüklere nazaran, östaki borusu kısa olduğu için mikroplar kolaylıkla bu yoldan orta kulağa geçebilirler. Bu boruların kısa olması en ufak bir soğuk algınlığında şişmeden dolayı kolayca tıkanmasına da neden olur. Tıkanık borudan geçemeyen sıvı orta kulakta birikir ve biriken sıvıda bakteriler kolayca üreyebilirler. (genellikle streptokok ve hemoplilus influenza adlı bakteriler).
Bulaşma
Doğrudan bulaşmaz. Genellikle soğuk algınlığı ve gribi takip eder.
Kulak enfeksiyonu aileden kalıtım ile geçen bir hastalık olabilir.

Tedavi
Kesinlikle kendi kendinize tedavi etmeye çalışılamamalı.
Bakteri enfeksiyonu için doktorun uygun gördüğü antibiyotikler kullanılır. Eğer reçete ile verilmişse kulak damlası kullanılır.
Ağrıyı ve ateşi kesmek için doktora gidene kadar ılık su torbası ile ılık kompres yapılabilir.
Bunun dışında kronik enfeksiyonlarda doktorunuzun kulağa genel anestezi altında müdahale etmesi gerekebilir. (tüp ile içindeki sıvıyı boşaltma gibi)
Kulağın rahatsızlığının kronikleşmemesinden emin olana kadar sık sık muayene edilmesinde fayda vardır.
Dikkat: Bazen kulak zarı kendiliğinden delinir ve akar yine doktora göstermek gerekir , çünkü hastalık bitmiş
demek değildir.
Korunma
Etkili bir korunma metodu bilinmemektedir. Ancak aşağıdakiler hastalığa yakalanmış bebekte riskleri en aza indirmede yardımcı olacaktır.

Dengeli beslenmenin, yeterli dinlenme ve düzenli tıbbi bakımın sağlanması
En az 3 ay anne sütü ile beslenme
Bebeğinizin soğuk algınlığı olduğu zaman mümkün olduğu kadar başını yüksekte tutacak bir beslenme ve uyuma biçimi
Bebeğiniz soğuk algınlığı veya alerji olduğunda uçağa bindirmeden önce burun damlası kullanmalı ve bir çok kulak sorununun oluştuğu uçağın havalandığı ve yere indiği zamanlarda bebeğinizi emzirmeli yada biberonla beslemelisiniz.
Bebekler sigara dumanından arındırılmış ortamda bulundurulmalıdır.

Çocuklarda Kalp Hastalıkları / Tedavisi

Kalp hastalıkları yetişkinlerde ortaya çıkdığı gibi çocuklardada görülmektedir.Hastalığın cinsine göre bazen hayatın ilk saatlerinden itibaren ciddi bulgular ortaya çıkarken bazen de hiç fark edilmeden ileri yaşlara kadar gelebilirler.Bu yazımızda sizleri bilgilendirmeyi amaçladık.

Çocuklarda Kalp Hastalıkları / Tedavisi
Bebeklerde ve çocuklardaki kalp hastalıkları ya doğuştan olurlar ya da sonradan meydana gelirler. Çocukluk döneminde görülen kalp hastalıklarının çoğunluğunu doğuştan olan kalp hastalıkları meydana getirir. Yani bebek doğduğundan itibaren kalp hastalığı vardır.
Hastalığın cinsine göre bazen hayatın ilk saatlerinden itibaren ciddi bulgular ortaya çıkarken bazen de hiç fark edilmeden ileri yaşlara kadar gelebilirler.
Yaklaşık olarak her 125 canlı doğumdan birinde kalp hastalığı görülebilmektedir. Ülkemizde her yıl 12,000 civarında bebek bu kalp hastalıklarıyla dünyaya gelmektedir.
Doğuştan kalp hastalıklarının gerçek nedeni bilinmemektedir. Hamileliğin ilk aylarında geçirilen kızamıkçık veya diğer virüs enfeksiyonları, röntgen ışınları veya radyasyona maruz kalınması, annenin şeker hastası olması, hamilelikte alkol kullanılması ve özellikle ilk üç ayda kullanılan bazı ilaçlar ile Down sendromu (Mongolizm) gibi bazı kalıtsal hastalıklar doğuştan kalp hastalıklarına sebep olabilirler.
Ailenin çocuklarından birinde doğuştan kalp hastalığı varsa yeni doğacak bebekte görülme riski normale göre iki kat daha fazladır. Yine yakın akraba evliliklerinde de risk artmaktadır.
Doğuştan kalp hastalığı olan bebekler emerken çabuk yorulurlar. Normalde 20 dk. olan beslenme süresi sık sık dinlendiği için daha uzundur. Solunum sıkıntısı burun ve kulak uçlarında yada dudaklarda morarma, kalbin hızlı çarpması yada takip eden aylarda kilo almama, bayılma veya sık solunum yolları enfeksiyonu gibi şikayetler varsa bebekte doğuştan kalp hastalığı olabileceği akla getirilmelidir.
Doğacak bebekte kalp hastalığı olup olmadığı hamileliğin 18-22. haftasından itibaren yapılabilen fötal ekokardiyografi ile öğrenilebilir. Her bebek doğar doğmaz dikkatlice muayene edilmelidir. Kalpte duyulan anormal sesler bir hastalık belirtisi olabileceği gibi hiçbir zararı olmayan masum üfürmeler de olabilir.
Çocuklarda sonradan meydana gelen kalp hastalıklarının ülkemizdeki en sık nedeni akut romatizmal ateştir. Beta hemolitik streptokok mikrobunun basit anjin (boğaz iltahabı) şayet iyi tedavi edilmezse bu çocukların bazılarında akut romatizmal ateş hastalığı meydana gelir. Dizlerde, ayak bilekleri veya kollarda ağrılı şişlikler oluşur. Bu arada kalp kapakçıkları da fark edilmeden hastalıktan etkilenir. İlginç olan eklemlerdeki tüm ağrılar ve şişlikler hiçbir sekel bırakmadan iyileşirken kalp kapakçıklarında ömür boyu sürecek ciddi bozukluklar meydana gelir.
Akut romatizmal ateş çoğunlukla 5?19 yaş grubundaki çocukları etkilemektedir. Korunmak için üst solunum yolu enfeksiyonları geçiren çocuklarda boğaz kültürü yapılması ve şayet Beta hemolitik streptokok mikrobu varsa bunun penisilin grubu ilaçlarla tedavisi yeterlidir.
Çocuklardaki kalp hastalıklarının tedavisinde ilaçlar ve cerrahi girişimlerden yararlanılır. Kasıktan yerleştirilen bir borucuk (kateter) yardımı ile ameliyat kesisi olmaksızın bazı basit kalp hastalıklarının düzeltilebilmesi mümkündür.
Günümüzde minik kalplerin hemen hemen tüm hastalıkları doğum sonrası ilk saatlerden itibaren cerrahi olarak düzeltilebilmekte ve yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Hastalığın cinsine bağlı olmak üzere bu çocukların çoğunluğu erişkin yaşlara gelerek aktif ve üretken bir yaşam sürdürebilmektedirler.