Hamilelikte Nasıl Banyo Yapılmalı

Hamilelik döneminde önem gösterilen konulardan biri de banyo yaparken dikkat edilmesi geren durumlardır. Küvette duş almak rahme ve dolayısıyla bebeğinize zarar verir mi yada sıcak suyla duş almak gebeliğinizi riske sokar mı? Buyurun bu konuda yeterli bilgileri öğrenelim.

Hamilelikte Nasıl Banyo Yapılmalı

Yirmi otuz yıl önce hekimlerin çoğu küvetteki kirli suyun vajinadan rahme çıkacağına ve enfeksiyona neden olacağına inanıyordu. Daha fazla araştırma yapmak gerekli olsa bugün hekimler zorlanmadıkça suyun vajinaya girmediğine inanıyorlar; bu durumda banyo suyundan enfeksiyon kapma kaygısı da yersiz.

Vajinaya su kaçsa bile rahim ağzında rahme girişi engelleyen sümüksü tıkaç bebeği çevreleyen zarları, suyu ve bebeğin kendisini enfeksiyonlardan korur. Buna dayanarak çoğu doktor normal gebeliklerde su kesesi yırtılıncaya dek banyoya izin vermektedir. Doğum başlayana dek duş yapmaya izin vardır.

Bununla birlikte, duş ve banyo tümüyle risksiz değildir; özellikle de son ayda kayıp düşme olasılığı fazlayken. Böyle bir kazayı önlemek için küvete dikkatli girin, zeminin kaymasını engellemek için önlem alın ve mümkünse küvete girip çıkarken size yardım edecek birini bulun.

Gebelikte Nasıl Giyinmeliyiz

Hamilelik döneminde bebeğin gelişimiyle beraber kıyafetlerinizde değişiklik yapmak zorunda kalacaksınız. Peki ne zamandan itibaren hamile kıyafetlerine geçiş yapılmalı ve giyimimize özen göstermediğiniz takdirde ne gibi sorunlar yaşayabilirsiniz.

Gebelikte Nasıl Giyinmeliyiz

Pantolonunuzun düğmesini ilikleyemediğiniz ilk günden itibaren gebelik giysileri giymeye başlayabilirsiniz. Bol ve elastik beli varsa,normal kıyafetlerinizi de giyebilirsiniz.Dar kıyafetler bebeğinize zarar vermez ancak kilonuz arttıkça nefes alma güçlüğü ve halsizlik hissedebilirsiniz.

Göğüsleriniz büyüdükçe eski sutyenleriniz kullanılmaz hale gelir ve üzerinize iyi oturan, destekleyici bir sutyen gebelik sırasında son derece önemlidir.İç çamaşırlarınızda daima pamuklu ürünleri tercih edin.

Sıcak tutan (naylon gibi sentetik) kumaşlardan yapılmış giysiler gebelikte pek uygun olmaz. Çünkü metabolizmanıza bağlı olarak artık sıcağı eskisinden daha fazla hissedeceksiniz.Pamuklu kumaştan yapılmış hafif,esnek,bol giysiler en uygun seçimdir. Açık renkli, seyrek dokulu giysiler serin kalmanızı kolaylaştırır.Hava soğuduğunda kat kat giyinmek idealdir. Sıcak bastığında ya da kapalı yerlere girdiğinizde bazılarını çıkarır, dışarı çıktığınızda giyersiniz.

Tabanının iki katı yüksekliğinde topuğu olan ayakkabılar,sırtınız için tehlikeli olabilecek düz veya yüksek topuklu ayakkabılardan daha uygundur.Deri gibi doğal malzemeden yapılmış ayakkabılar,ayaklarınızın havasız kalmasını önleyecektir.

Gebelikte Hayvan Beslemek

Hamileyken evde hayvan beslemeyin.Çünkü bebeğinizin sağlığını tehdit eden durumlarla karşılaşabilirsiniz. Bu makalede hamilelerin evde hayvan beslemeleri durumunda karşılaşabilecekleri sıkıntılar yer alıyor.

Gebelikte Hayvan Beslemek

Modern toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de evcil havyan besleme alışkanlığı giderek yaygınlık kazanmakta. Pek çok insan evinde kedi, köpek, kuş gibi hayvanlarla beraber yaşamakta. Bu durum evdeki bireylerin sağlığı açısından herhangi bir kaygı yaratmamakla birlikte bireylerden bir hamile kaldığında ya da hamile kalmayı planladığında bu sevimli dostlarımız kadının ve bebeğin sağlığı açısından ciddi endişelere neden olabilmekte.
Evde beslediğiniz evcil hayvanınız eğer düzenli veteriner kontrolünden geçiyorsa, belirli hastalıklara karşı düzenli olarak ilaçlarını alıyor ve aşılanıyorsa sizin ve bebeğiniz için tehlike oluşturması uzak bir olasılıktır. Ancak tehlikeyi en aza indirmek yine sizin elinizdedir. Alacağınız bazı basit önlemler sizi ve bebeğinizi koruyacaktır.

Kedi: Eğer evinizde bir kedi besliyorsanız bu minik dostunuzun sizin için yaratacağı en büyük risk toksoplazmozis adı verilen hastalıktır. Bir parazit enfeksiyonu olan toksoplazmozis düşüklere neden olabileceği gibi bebeğin beyninde de bazı hasarlara yol açabilir. Kediler toksoplazmozis için taşıyıcı vektör görevi görürler. Kendileri hasta olmadan parazitin kendi vücutlarında üremesini sağlarlar. Üreyen parazitler kedinin dışkısı ile atılır ve bu dışkı ile temas eden insanlara bulaşır. Genelde ticari mamalar ile beslenen ve dışarısı ile temas etmeyen kedilerde toksoplazmosiz olmaz. Ancak kediniz bu paraziti çiğ et, ya da çiğ süt yoluyla da alabilir.
Toksoplazmosis parazitini bulaştıran tek etken kediler değildir. Çiğ et ya da uygun şekilde yıkanmamış çiğ sebze ve meyveler özellikle salata yoluyla da toksoplazmosize yakalana bilisiniz. Kedi tırmalaması da çoğu zaman sorun yaratmamakla birlikte cildin bütünlüğü bozulduğundan enfeksiyonlara karşı duyarlı hale gelir. Kedi tırmaladığında mutlaka zaman kaybetmeden tırmalanan yer sabun ile yıkanmalıdır.

Eğer hamileyseniz ve evde bir kediniz varsa aşılarının mutlaka tamam olmasına dikkat edin. Kedinizin dışkısını yaptığı kumu günde 2 defa değiştirin ve değiştiriken mutlaka eldiven kullanın. Kedinizin kumunu değiştirdikten sonra mutlaka ellerinizi yıkayın. İdeal olan kedinizin kumunu sizin değil başka bir bireyin değiştirmesidir.

Köpek: Köpeklerden insana gelebilecek en büyük risk kuduzdur. Sadece hamileler değil tüm bireyler bu ölümcül hastalığa karşı önlem almalı tanımadıkları köpekler ile temas etmekten kaçınmalıdır. Ayrıca köpeklerden insanlara kist hidatik ve diğer bazı parazit enfeksiyonları bulaşabilir. Hamilelik bu durumlar açısından fazladan bir risk oluşturmaz. Ortaya çıkan bu enfeksiyonlar da bebeğiniz açısından ciddi bir risk artışına neden olmaz.

Kuşlar: Kuşlar evlerde beslenmek üzere en fazla tercih edilen hayvanlardır. Teorik olarak kuşlardan insanlara bazı hastalıkların bulaşması mümkün olmakla birlikte pratikte pek rastlanılan bir durum değildir. Kuşlardan insanlara en fazla bulaşma olasılığı olan hastalık Psittakozis’tir.Hemen hemen her kuş türü klamidya psittaci adı verilen bir mikroorganizmanın neden olduğu bu hastalığın taşıyıcısı olabilmekle birlikte en sık papağanlardan bulaşır. Bugüne kadar hamilelikte görülen psittakozis enfeksiyonu sayısı son derece azdır. Genelde grip benzeri bulgular verir. Son dönemlerde hasta ya da ölü bir kuşla temas öyküsü olan bir hastada zaatürre bulguları saptandığında psittakozisten şüphelenilmelidir. Psittakozisin gebelikteki etkileri konusunda elde yeterli veri yoktur ancak kafesin temizlenmesi sırasında eldiven kullanılması, ve temizlik sonrası ellerin mutlaka yıkanması yeterlidir. Hamilelik evinizdeki kuşu başka bir yere göndermenizi gerektirmez.

Kemirgenler: Son zamanlarda hamster ya da benzeri kemirgenlerin evde beslenmesi giderek popülarite kazanan bir alışkanlıktır. Genelde zararsız olan bu hayvanlar özellikle hamile kadınlar açısından risk taşırlar. Bu riskin adı Lenfositik Koriyomenenjit virüsüdür (LCMV) ve gelişmekte olan bebeği olumsuz yönde etkileyebilir. Erişkin bir insan bu virüsle karşılaştığında ya hiçbir belirti görülmez ya da hafif grip benzeri belirtiler ortaya çıkabilir. Ancak asıl tehlike bebek açısındandır. LCMV ile enfekte olan bebekte en sık görülen bulgu görme bozukluklarıdır. Bunun yanı sıra serabral palsi, zeka geriliği ve sara benzeri nöbetler gibi sinir sistemini etkileyen bozukluklar olabilir. İlk kez 1933 yılında fark edilen bu virüsü insanlar enfekte kemirgen ile temas ederek ya da enfekte hayvanın bulunduğu ortamdaki havayı soluyarak alabilirler. Bu nedenle hamile olan kadınların evlerinden ve bulundukları ortamlardan bu tür kemirgenleri uzaklaştırmaları uygun olur.

Sürüngenler: Son zamanlarda bazı çevrelerde popülarite kazanan bir başka alışkanlık da iguana gibi sürüngenlerin evcil hayvan olarak beslenmesidir. Tüm sürüngenlerde olduğu gibi minyatür dinazorlara benzeyen iguanaların da barsak sistemi içinde salmonella adı verilen bir bakteri normalde bulunur.Salmonella genelde ishal, bulantı, kusma ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteren ve çoğu zaman basit önlemler ile tedavi edilebilen besin zehirlenmelerine neden olur. Yaşlılar, bağışıklık sistemi sorunu olanlar, 5 yaşından küçük çocuklar ve hamile kadınlar ise salmonella enfeksiyonu açısından yüksek risk grubunu oluştururlar. Salmonella enfeksiyonu hamile kadınlarda ciddi enfeksiyonlara ve düşüklere neden olabilir. Hamile kadınların iguana ve benzeri sürüngenler ile temas etmemesi uygun olur.

Tüm bunların yanı sıra her türlü hayvan ve bunların tüyü insanlarda alerjik yakınmalara neden olabilir.

Anne olmak, bir can dünyaya getirmek, onu yetiştirip hayırlı bir evlat sahibi olmak ne güzel duygular değil mi? Peki bir can dünyaya getirirken başka bir cana kıymak zorunda olmadığınızı biliyor muydunuz?

Evinde kedi ya da köpek besleyen birçok anne adayı yerli yersiz kulaktan dolma bilgilerle beraber yaşadığı minik dostunu sokaklarda yalnızlığa terk ediyor. Bazıları da kendince bir teselli bularak onu eşine dostuna veriyor. Acaba bu yapılanlar ne kadar doğru? Evinde kedisi ya da köpeği olan anne adayı gerçekten tedirgin olmalı mı? Minik dostundan uzaklaşmalı mı? Anneyi gebelikte hangi zoonozlar (hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar) tehdit ediyor? Küçük tedbirlerle bu korkuların anlamsız olduğu doğru mu?

En başta tepki aile büyüklerinden gelir genelde. Kızım aman artık şu sarmanı birine verin çocuga bir şey olur. Bu da sizin içinize bir kurt düşürür adeta. Bu yazımızda size genel konu ile ilgili bilgi vereceğiz .

İlk akla gelen toksoplasmadır; toksoplasma gondi denilen bu hastalığı oluşturan etkenler pişmemiş et ve bir çok evcil hayvanın dışkısında bulunmakta. Hamile kadınlarda eğer daha önce enfeksiyonu geçirmemiş ve bağışıklık gelişmemişse bebeğin düşmesine sebep olabilir. Ancak bunun için hamilelik öncesi hiç bir şekilde toksoplasma etkeni almamış, bağışıklık edinilmemiş ve hamilelik sırasında enfeksiyona yakalanmış olmanın gerekliliğini tekrarlıyorum. Yani hastalığı geçirmiş ve bağışıklık kazanmış kadınların hamileliklerinde toksoplasma yönünden bir problem yaşanmaz. En doğrusu çoğu hanımın yaptığı gibi bebek sahibi olmak istendiğinde doktora başvurularak diğer testlerle beraber toksoplasma testini de yaptırmaktır. Eğer testle bağışık olunduğu anlaşılırsa zaten evdeki kediyle ilgili bir problem yoktur. Test sonucunda bağışık olmadığı anlaşılırsa veteriner hekimle görüşülüp kediden kan alınarak toksoplasma yönünden serolojik muayeneleri yapılır. Eğer kedinin enfekte olduğu anlaşılırsa enfeksiyon kontrol altına alınıncaya ve bağışıklık oturuncaya kadar hamike hanımdan ayrı bir ortamda bulunması sağlanabilir. Ya da burada eşlere hamilelik süresince kedinin dışkılarını temizlemek tedbirini almak düşer.

Kist hydatid, hani hep duymuşuzdur ‘falancanın karaciğerinde kist varmış, evlerinde köpek varmış onun tüyünden bulaşmış’. Aslında hemen suçlu bulunmuştur. Ama aslı; ekinokokus granulosus denilen bir parazittir etken. Parazit minik dostumuzun bağırsağında yaşar. Yetişkin döneme gelince yumurtlar, bağırsak kanalında dışkıyla karışır ve yumurta minik dostlar tuvaletini yaparken tüylere yapışır. Bizler bu yumurtayla bulaşık tüyleri ağız ya da solunum yolu ile alırız çoğu zaman da dışkının zamanla kuruması ile sokaktaki tozla dahi bulaşma olabilir. Organizmamız savunma sistemini devreye sokarak bu yumurtayı egale etme amaçlı bir takım reaksiyonlar gösterir ve yumurta hapsedilmeye çalışılır. Bu da kistin oluşma sebebidir. Dediğimiz gibi bu etken sadece evinizdeki dostunuzdan değil sokaktaki havadan dahi bulaşabilmekte. Korunma yolu belirli periyotlarla yapılan parazit tedavisi ile hiç köpek beslemeyen bir fertle aynı risk grubuna dahil olmaktasınız. Özellikle hamilelik veya bebek dünyaya geldiğinde veteriner hekiminizin minik dostunuzu düzenli olarak uygun ilaçlarla tedavi etmesi gerekir.

Alerji : Gebelikte alerjenlerden uzak durmalıdır. Doktorumuz genelde bunu tembihler. Bu alerjenlerden sık rastlananlardan biri de tüylerdir. Genelde alerjik bünyeye sahip anne adayları evlerinde bir pet beslemezler. Ama yinede birçok alerjik ilaç gebelikte kullanılamadığından temkinli olmakta fayda vardır.

Zoonoz parazitler gebelikte anne karnında bebek beslenirken bebeğin ve annenin gıdalarına ortak olan iç parazitler tabii ki istenmeyen bir durumdur. Elbette bütün çevre parazitin bulaşması için bir faktörken ilk akla gelen yine masum dostumuzdur. Parazit tedavisi düzenli yapılan minik dostumuzu pişmemiş gıdalarla beslememek, dışarıda gezerken kontrol dışı gıdalar almamasını sağlamak tedbirlerin başında gelir.

Diger zoonozlara gelince kuduz, zoonoz askaritler, şap burusella, gebelikte size bu hastalıkları en son bulaştıracak varlık, kurallarına uygun ve aşısı yapılmış evdeki yoldaşınızdır.

Bu yazıklarımız genel bakım ve besleme kurallarına uyulan minik dostlarımızın gebelikte bize ne kadar az zarar verdiğini göstermektedir. Olağanüstü bir durum olmadığı sürece evden onları uzaklaştırmanın gereksiz olduğu unutulmamalıdır. Tabii ki doktorunuzun tavsiyesi en doğru olanıdır. Ama kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmemelidir. Unutulmamalı ki, bütün dünyada petlerin büyüyen çocuğun gelişiminde ne kadar katkı sağladıkları ispatlanmıştır. Öyleyse bırakın bebeğiniz daha anne karnındayken onunla tanışsın. Çünkü ilk oyun arkadaşı o olacaktır. Böylece hem minik dostunuz onun dünyaya gelişini hazmedecek hem de bebeğiniz daha anne karnındayken oyun arkadaşıyla tanışmış olacaktır.

NST Nedir

NST bebeğin iyilik halinin değerlendirilmesinde en sık uygulanan testtir.Bebeğin kalp atımıyla ve hareketleriyle sağlık durumu hakkında bilgi edinilir. Buyurun anne adayları bu yazımız sizleri aydınlatmak için.


NST Nedir
Rahim kasılmalarının olmadığı bir dönemde yapıldığı için üzerinde herhangi bir stres olmayan bebeğin durumu değerlendirilir.Nonstres test olarak adlandırılması bu yüzdendir.annenin dinlenmiş ve tok olduğu bir dönemde yapılması idealdir.

Anne adayı yatar ya da yarı oturur durumdayken ‘Kardiotokograf’ adı verilen bir cihaza bağlı iki prob (yaklaşık 8-10 cm çapında yuvarlak plaka tarzında yapılar) karnına bir kemerle bağlanır. Bu problardan biri bebeğin kalp atışlarını algılar.Diğeri de rahim kasılmalarını ve bunların şiddetini algılar.Aynı zamanda anne adayına bir buton verilir ve bebek hareketlerini her hissedişinde butona basması istenir.Genelde 20 dakika boyunca tüm veriler özel bir kağıt üzerine kaydedilir.
Böylece – 20 dakika içinde bebek kalp atım hızını

- Rahim kasılmaları olup olmadığını ve varsa şiddetini
- Bebek hareketlerinin sıklığını ve bebek hareketleri ile kalp atım hızındaki değişiklikleri
saptamak mümkün olur.Bütün veriler özel bir kağıt üzerine kaydedilir.

Anne karnında bebeklerin kalp atış hızı normalde dakikada 120-160 arasında sürekli bir değişkenlik içindedir.Kısa dönem ve uzun dönem değişkenliği olarak değerlendirilen bu durum bebeğin merkezi sinir sisteminin iyi durumda olduğunu gösterir.Aynı zamanda bebeğin her hareketi kalp atış hızında belirgin bir artışa neden olur. ‘Akselerasyon’ adı verilen bu artışların ne kadar sürdüğü ve kalp atış hızının ne kadar arttığı değerlendirmede önemlidir.

20 dakikalık kayıtta bebeğin kalp atışlarının normal sınırlar içinde olması , değişkenliğin normal olması, bebek hareketleri ile istenen özelliklere sahip akselerasyonların bulunması durumunda NST ’reaktif’ olarak nitelendirilir. Reaktif bir NST bebeğin plasentadan yeterli besin ve oksijen aldığını, merkezi sinir sisteminin iyi çalıştığını gösterir.NST reaktifse bebek için sonraki bir hafta için herhangi bir risk bulunmadığı söylenebilir Ancak doğaldır ki NST nin plasentanın erken ayrılması, göbek kordonu problemleri gibi ani olarak ortaya çıkabilen sorunlar için önceden belirleyici olması mümkün değildir.

İstenen kriterleri karşılamayan NST ler ‘nonreaktif’ olarak nitelendirilir.Non reaktif NST nin yanılma payı hayli yüksektir.Yani bebeğin durum iyi bile olsa NST non reaktif olabilir.Bebeklerin tam olarak aynı olmasa da uyku ve uyanıklık dönemleri olarak isimlendirilebilecek periodları vardır.Uyku döneminde bebek az hareket eder ve kalp atışlarındaki değişkenlik azalır. NST nonreaktif ise bir süre sonra tekrarlanması ya da ‘akustik stimülasyon’ adı verilen bir uyarı sonrası NST ye devam edilmesi önerilir.Tekrarlanan NST lerin hepsi non reaktifse duruma göre CST , fetal biofizik profil veya doppler ultrasonografi ile bebeğin durumunun değerlendirilmesi gerekir.

Hamilelikte Yolculuk Yapmak

Hamilelik sürecinde anne adayının sağlık durumu her koşulda önem arz etmektedir. Eğer bu süreçte yolculuk yapmak zorunda kalırsanız kesinlikle doktorunuza danışmalısınız. Hamile bayanların yolculukta uzun süre hareketsiz kalması sıkıntı doğurabileceği gibi başka sıkıntılarla da karşılaşılabilir. Bakalım hamilelik döneminde yolculukta nelere dikkat etmeliyiz ve neler sakıncalıdır.

Hamilelikte Yolculuk Yapmak

Bu konuda hekiminizin onayını almalısınız. Eğer kan basıncınız, sekeriniz veya başka herhangi bir sorununuz varsa hekiminiz bu yolculuğu onaylamayabilir. Bu kesinlikle yolculuk yapamazsınız anlamına da gelmez. Doktorunuza bir saatte ulaşabileceğiniz bir yere tatile giderseniz hiçbir sorununuz olmaz. Düşük riski olan gebeliklerin ilk üç ayında düşük riskinin en fazla olmasına karşın ve vücudunuz hala gebeliğin neden olduğu bedensel ve duygusal değişikliklere ayak uydurmaya çalışıyor olsa da uzun yolculuklar yapmak sakıncalı değildir. Fakat gebeliğin son aylarında uzun yolculuklar yapmak pek önerilmez. Çünkü doğumunuz erken başlarsa hekiminize ulaşamayabilirsiniz.

Sıcak iklimli bölgelere tatile gittiğinizde zaten artmış olan metabolizmanız nedeniyle pek rahat edemeyebilirsiniz. Yüksek rakımlı bölgelere tatile gitmeniz tehlikeli olabilir. Çünkü vücudunuzun oradaki az oksijene uyum sağlamaya çalışması sizi ve bebeğinizi zor durumda bırakabilir. Eğer yüksek bir yere gitmeyi düşünüyorsanız, varışınızdan günlerce sonra ortaya çıkabilecek Akut Dağ Hastalığı’na karşı önlem almalısınız. Eğer son aylarınızdaysanız hekiminiz gideceğiniz yere vardığınızda bir tane, daha sonraki ilk iki gün için günlük, daha sonra haftada iki kere olmak üzere zorlamasız test yapılmasını önerebilir. Bebeğinizde sıkıntı olduğunu gösteren herhangi bir işaretle oksijen verilmeye başlanır ve alçak yörelere dönmeniz gerektiği anlaşılmış olur.

Bazı aşılar gebelikte sakıncalı olduğu için giderken aşı yaptırmanız gereken azgelişmiş ülkeler de tatil için uygun değildir. Bu bölgelerin bazıları henüz aşısı üretilmemiş bulaşıcı hastalıkların görüldükleri yerler de olabilir.

Hekiminizden izin aldığınızda, küçük bir planlamaya, kendiniz ve bebeğiniz için güvenli ve iyi bir yolculuk için biraz önlem almaya gereksinmeniz olacaktır.

Rahatlatıcı Bir Gezi Planlayın. Altı günde dokuz şehrin gezildiği büyük bir tur yerine tek bir yere gitmeyi yeğleyin. Kendi düzenlediğiniz bir yürüyüş gezisi, sizin için düzenlenmiş bir grup turundan daha iyidir. Bir kaç saatlik bir şehir ve alışveriş turu yerine okuma, gevşeme ve şekerlemeyle geçirilen bir zaman sizin için daha yararlıdır.

Diyet Programınızı Yanınıza Alın. Siz tatilde olabilirsiniz fakat bebeğiniz hala büyümek için canla başla çalışıyordur ve hala aynı besinlere ihtiyacı vardır. Öğünlerinizden toptan fedakarlık etmeniz gerekmez, birazcık tedbirli olmanız yeter. Bebeğinize gereken besinleri sağlamaya çalışırken siz de özel yemeklerden tadabileceğiniz şekilde dikkatli siparişler verin. Çok iyi bir akşam yemeği yemek için, sabah kahvaltısı veya öğle yemeğini atlamayın.

Su İçmeyin. Yurt dışına seyahat ediyorsanız sağlıklı olduğundan emin olmadığınız suları kesinlikle içmeyin. Meyve suları veya şişe suyu ile günlük sıvı ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Bazı bölgelerde çiğ, soyulmamış meyve ve sebzeleri yemek de sağlıklı olmayabilir. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi almak için hekiminize başvurun.

Gerekli Olabilecek Şeyleri Yanınıza Alın. Yolculuğunuz sırasında yeteri kadar vitamin almanızı garantilemek için, yanınıza taze süt bulamayacağınızı düşünerek süt tozu; kepekli ekmek bulamayacağınızı düşünerek veya beyaz ekmeği zenginleştirmek için bir kavanoz yulaf ezmesi alın. Hekiminiz tarafından yolculuk için önerilen mide haplarınızı, gerektiği zaman bakmak için en iyi gebelik kitabınızı, bir çift rahat ayakkabıyı ve genel tuvalete girmeniz gerekirse kullanmak üzere bir tuvalet temizleyicisini alın.

Gideceğiniz Yerdeki Kadın Doğum Uzmanının Telefon Numarasını Edinin. Herhangi acil bir durum için bu numaranın elinizin altında bulunması iyi olur. Hekiminiz de gideceğiniz yerdeki bir hekim arkadaşını önerebilir. Eğer önermezse gideceğiniz yerin sağlık müdürlüğünden bu konuda bilgi alabilirsiniz. Bazı büyük otel zincirlerinde bu tip bilgiler bulunabilir. Eğer herhangi bir nedenle acilen bir hekime ihtiyacınız olursa ve hekim bulamazsanız en yakın hastaneye veya acil servise başvurun.

Sizinle İlgili Tıbbi Bilgiler Yanınızda Olsun. Her yolculuğunuzda böyle yapmalısınız ancak gebeliğinizde daha çok özen göstermelisiniz. Bu kartlarda kan grubunuz, kullandığınız ilaçlar veya alerjik olduğunuz ilaçlar ile gerekli diğer tıbbi bilgiler, hekiminizin adı, adresi, telefon numarası bulunmalıdır. Çantanızın kaybolabileceğini de düşünüp pasaportunuzun içine bu kartlardan bir tane koyun.

Yolculuğun Yol Açabileceği Sorunları Bilin. Günlük programınızdaki ve diyetinizdeki değişiklikler kabızlık çekmenize neden olabilir. Bundan kaçınmak için üç şey önemlidir: lifli besinler, sıvı ve alıştırma. Sabah kahvaltınızı biraz erken yapmak da yararlı olabilir, böylelikle günlük programınıza başlamadan önce tuvalete ayıracak vakit bulabilirsiniz.

Gitmeniz Gerektiğinde Gidin. İdrar yolu enfeksiyonu veya kabızlık çekmemek için tuvalete gitmeyi ertelemeyin. Gereksinme duyar duymaz gidin.

Gereksinmeniz O1duğunda Destek Alın. Eğer varis sorununuz varsa (hatta yalnızca varisiniz olduğundan şüphelenseniz bile ) uzun zaman oturacağınızda (arabada, uçakta veya trende) ve çok uzun zaman ayakta kalacağınızda (müzede) varis çorabı giyin.

Yolculukta Uzun Süre Hareketsiz Kalmayın. Uzun süre oturmak bacaklarınızdaki kan dolaşımını kısıtlayabilir. Öyleyse uçakta veya trendeyken en azından bir veya iki saat arayla bir süre kalkın ve yürüyün. Eğer otomobilde seyahat ediyorsanız, mola vermeden iki saatten uzun yolculuklar yapmayın.

Uçakla Yolculuk Yapıyorsanız. Uçmayı düşündüğünüz havayolları şirketinin gebe kadınlar için özel düzenlemeleri olup olmadığını kontrol edin. Uçağın ön bölümünde yer alabilmek için yeterince erken davranın (gereğinde ayağa kalkabilmeniz, yürüyüş yapabilmeniz için koridor kenarı olması daha iyi olur). Basıncı ayarlanmamış kabinlerde uçmayın. Bütün ticari jetlerde basınç ayarlaması yapılmıştır. Fakat bazı özel havayollarında veya özel uçaklarda bu ayarlama yapılmamış olabilir ve yükseklerdeki basınç değişiklikleri sizin ve bebeğinizin oksijeninizi azaltabilir.

Seyahat tarifesine bakarken özel yemek listeleri olup olmadığını kontrol edin ve eğer varsa kepekli ekmeği ve yüksek proteinli besinleri seçin. Bazı havayollarında bulunan düşük kolesterollü, vejetaryen ve deniz ürünleri içeren öğünler seçiminizde kolaylık sağlar. Hava ulaşımının neden olduğu su kaybını önlemek için bol miktarda su, süt ve meyve suyu için. Havayollarının vereceği öğünü desteklemek için yanınızda kepekli krakerler, peynir, çiğ sebzeler ve taze meyveler bulundurun.

Emniyet kemerinizi karninizin altından rahat olacak bir şekilde takın. Eğer saat farkı olacak kadar uzağa yolculuk yapıyorsanız, bunun yaratacağı yorgunluk ve kafa karışıklığını dikkate alın. Gideceğiniz yerdeki zamana alışmak için oraya varınca kendinize birkaç gün zaman tanıyın. Yemek saatlerinizi ve yatma saatinizi bulunduğunuz yerin zamanına göre yavaş yavaş ileri veya geri almanın da size yararı olabilir.

Arabayla Yolculuk Yapıyorsanız. Yanınızda acıktığınız zamanlar için içinde atıştırabileceğiniz besleyici yiyecekler ve bir termos süt veya meyve suyu bulunan yiyecek çantası bulundurun. Eğer uzun süreli yolculuk yapacaksanız, oturacağınız koltuğun rahat olduğundan emin olun. Eğer rahat değilse otomobil aksesuarları satan herhangi bir dükkandan sırtınızı destekleyen bir yastık almayı düşünebilirsiniz. Boynunuzu bir yastıkla desteklemek rahatınızı artırır. Eğer arka koltukta oturmuyorsanız koltuğunuzu olabildiğince geriye iterek bacaklarınıza en geniş hareket alanını sağlayın. Elbette emniyet kemeriniz yeterince gevşek olmalıdır.

Trenle Yolculuk Yapıyorsanız. Trende akşam yemeği servisi olup olmadığını kontrol edin, eğer yoksa yanınıza yeteri kadar besin alın. Eğer tüm gece seyahat edecekseniz yataklı vagonu tercih edin.

Bebek Cinsiyeti Seçimi Sırasında Merak Edilenler

Gebelikten haberdar olunduğu andan itibaren anne ve babanın merakını cezbeden konu bebeğin cinsiyetidir. Gelişen tıp insanlara her türlü imkanı sunduğu gibi bebeğinin cinsiyetini seçme imkanı da sunmaya başladı. Uzman Dr. Halil İbrahim Tekin yapmış olduğu açıklamayla sizlere bu konuda bilgileri sunuyoruz.


Bebek Cinsiyeti Seçimi Sırasında Merak Edilenler
Dr. Halil İbrahim Tekin ile yaptığımız röportaj sonrasında cinsiyet seçimi ile ilgili bilinmesi gereken bir çok konuyu sizlerle paylaşıyoruz.

Cinsiyet seçimi uygulamasıyla Tüp bebek tedavisi arasında ne gibi farklar vardır?
Cinsiyet seçimi yaparken işlemin çalışabilmesi amacıyla fazla miktarda yumurtaya ihtiyaç vardır. Bu nedenle yumurtalıkları uyarmak amacıyla kullanılan ilaçlar ve kullanma biçimi değişmektedir.Yumurtalar MII adı verilen 23 kromozom içeren İCSİ işlemine uygun olmalıdır. İki-Üç tane sağlıklı (ki genetik testleri cinsiyet belirlemenin haricinde standartlara uygun olarak yapılmaktadır) istenen cinsiyette embriyoyu beşinci gün transfer etmek istiyoruz. Yaşa göre değişmekle beraber yüzde altmış altı olan hamilelik oranını yakalayabilmek amacıyla en az iyi kalitede iki tane embriyo transfere dilmelidir.

Cinsiyet seçimiyle bebek sahibi olduğumda bebeğimin herhangi bir genetik hastalığı olabilir mi ?
Cinsiyet tayini işlemiyle beraber en çok karşılaşılan genetik hastalıklar da incelenmektedir. İstemeniz halinde her çeşit genetik rahatsızlık teşhisi konulabilir. Tek gen hastalıkları ve yirmi üç çift kromozoma dek genetik teşhis mümkündür.

Cinsiyet belirleme ile bebek sahibi olmak istediğimde belli bir yaş sınırı var mıdır?
Herhangi bir yaş sınırlaması yoktur.Rahmi olan her kadın cinsiyet tayini işlemini yaptırabilir.

Cinsiyet tayini ile bebek sahibi olmadan önce ne gibi testler yaptırmam icab ediyor?
Sperm testi ve HSG adı verilen ilaçlı rahim filmi yaptırmak gerekir. Bu testi daha önceden yaptırmamış olanlar Kıbrıs’a geldiğinde bu testleri yatırabilirler.

Cinsiyet Secimi için tedavi süresi ne kadardır. Nasıl bir yol izlenmelidir?
Öncelikle yapılması gereken bu işi yapacak olan merkezdeki hekimle görüşmektir. Çeşitli yollardan önce yazışılp randevu alınır ve mutlaka bir sperm testi ve ilaçlı rahim filmiyle doktorla görüşülüp muayane olunur. Doktorunuz size yapılması gereken ön tetki varsa bu konuda sizi yönlendirir.Tedavinizi belirler ve takibini sağlar.İlk görüşmeler 6yaklaşık 1 saatte biter.Daha sonra tedavi şekilllenir.+ Tedavi 10 gün kadar iğne içerir ve adetin 2. veya 3. günü başlar+ Adetin yaklaşık 14. günü hafif bir anestezi ile yumurtalar toplanır ve sperm ile döllenir.+ 3 gün sonra gelişen embriyolara genetik test yapmak için blastomer biopsisi yapılır+ İsteyen hastalar 14. ila 19. gün arasında kendi memleketlerine gidebilirler.+ Yumurta toplamadan 5 gün sonra oluşan embriyolar anne adayına transferedilir.

Cinsiyet tayini yapılması Türkiye’de niçin yasaklanmıştır?
Çeşitli dini ve sosyal sebepler nedenler olduğunu düşünüyorum.

Cinsiyet Tayini sırasında sperm veya yumurta başka birinden mi alınır ?
Hastanın kendi yumurtası ve spermi bulunuyorsa başka bir sperm ya da yumurta kullanmak mantık dışı olur.Çünki her yumurta ve spermin bir maliyeti vardır.

Normal ilişki ile hamile kalındığında bebeğin cinsiyetini tayin etme gibi bir şansı var mıdır?
Bilimsel olarak kanıtlanmış böyle bir yöntem yoktur.

Genetik ya da Kalıtsal hastalıkları olan kişilerde cinsiyet tayiniyle çocuk sahibi olabilir mi?
İlaçlarla tedavisi kontrol edilebilen hastalar bu yöntemi uygulamayabilir.

Cinsiyet tayini yaptırmak istediğimizde herhangi bir sağlık güvencesi ile tedavi mümkün müdür?
Malesef SGK yada diğer özel sigortalar ile tedavi mümkün değildir.

Yumurtalarım Çok kaliteli değil buna rağmen cinsiyet tayiniyle çocuk sahibi olabilir miyim?
Evet mümkündür, olabilirsiniz.

Spermleri az ya da hareketsiz olan beylerde cinsiyet tayininde problem olur mu?
Her iki durumda da yapılabilmektedir.

İdeal Annelik Yaşı Kaç Olmalı

Gebelik süreci kadının vücudunda ciddi değişimlerin yaşandığı bir süreçtir. Bu süreçte anne adayının yaşı, metabolizması ve sağlığı ideal konumda olmalıdır ki bebeğin sağlığı ve gelişimi de istendik şekilde ilerlesin. Peki ideal annelik yaşı nedir, erken yaşta ve ileri yaşlarda gebelik bebeğin gelişimini ne şekilde etkiler. Bu konuda sizler için hazırlamış olduğumuz bilgileri sunuyoruz.


İdeal Annelik Yaşı Kaç Olmalı

Günümüzde ileri yaş dediğimiz 35 yaş üstünde gebelik sayıları artmıştır. İdeal gebelik yaşları 20-35 yaşları arasındadır. Kadınların çalışma ve sosyal hayat içinde daha fazla yer almaları, eğitim süreçlerini daha uzun tutmaları ve infertilite (kısırlık) tedavi yöntemlerinin ilerlemiş olması nedeniyle gebelik yaşı daha ileri yaşlara kalabilmektedir. Özellikle ilk gebeliğini 30′lu yaşlardan sonra geçiren pek çok kadın mevcuttur. Son 10-20 yılda bu durumun sıklığı artmıştır.

Kadının yaşı ilerledikçe gebelik olasılığı da azalır. Çünkü yumurtalık fonksiyonları yavaşlar, yumurta sayı ve kaliteleri azalır. Dolayısıyla gebe kalma potansiyallerinde azalma olur. 35 yaştan sonra her adet döngüsünde yumurtlama olmayabilir.

Yaş artışıyla beraber bazı problemlerin de görülme olasılığı artar. Öncelikle kromozomal hastalıklar ve özellikle Down Sendromu görülme riskinde yaşa bağlı istatiksel bir artış mevcuttur. Bu hastalıkta zeka geriliği ile birlikte bazı kalp ve organ anomalileri mevcuttur. Ancak gebelik sırasında yapılan bazı tarama testleri (ikili-üçlü test) ile risk hesaplanır ve riskli gebelerde prenatal testler ile (amniosentez-koryon villus biyopsisi ) kromozom analizi yapılarak fetusta bu hastalığın olup olmadığı tespit edilebilir.

Yaş ilerledikçe insanlarda hipertansiyon veya şeker hastalığı gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı artmaktadır.

Hamilelikte Kahve İçilir mi

Kahve Türk toplumunun en çok sevdiği içeceklerden biri. Ancak hamilelik döneminde kahve kullanımı belli bir seviyeden sonra bebeğin ve sizin sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebilir. Gebelik sürecinde kahve tüketimi yapmadan bu yazıyı okursanız siz ve bebeğiniz için en iyisine karar vermenizde yardımcı olacaktır.

Hamilelikte Kahve İçilir mi

Hamilelik bayanların özel bakıma gereksinim duydukları ve beslenmelerime dikkat etmeleri gereken hassas bir dönemdir. Yenilen ve içilen gıdalara dikkat edilmemesi bebek üzerinde geri dönüşümü olmayan olumsuz izler bırakabilir. Çünkü yenilen her şey plasenta aracılığı ile bebeğe geçmektedir. Peki, kahve içmenin yaygın hatta alışkanlık olduğu bir toplumda hamile bir bayan kahve konusunda nasıl davranmalı?

En başta belirtmeliyiz ki kahvede bulunan etken madde “kafein”dir. Kafein sadece kahvede değil, yeşil ve siyah çay, çikolata ve kolada da bulunmaktadır. Günlük miktar olarak 4 fincandan fazla kahve içilmemesine özen gösterilmelidir. 1 fincan gibi bir içim, risk faktörü oluşturmamaktadır.

Kafein yukarıda belirtildiği gibi bebek üzerinde geri dönüşümsüz sonuçlar doğurabilmektedir.

İşte bunların başlıcaları;

* Kahve içmede aşırıya kaçmak bebeğin düşük kilolu olması sonucunu doğurur.
* Kahvedeki kafein bebeğin beslenmesinde rol alan plasentadan, % oranında kan akışını azaltmaktadır.
* Uzun süreli kafein alımı bebekte gelişme geriliğine neden oluyor.
* Düşük riski 2 kat artmaktadır.
* Kahvedeki kafein, gebenin demir emilimini azaltıyor.

Diyabetli Anne ve Bebeği

Gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek olan sorunlardan biri olan gebelikte diyabet anne adayının beslenme konusunda bilinçsiz davranmasının sonucunda ortaya çıkar. Bu konuda anne adaylarının daha bilinçli davranmalarını tavsiye ederiz ve gebelik şekeri hakkında bilgileri sunuyoruz.


Diyabetli Anne ve Bebeği
İnsulinin kullanılmaya başlanmasından önce çoğu şeker hastası kadın için gebelik sorundu. Oysa bugün, geliştirilmiş, annelik ve doğum öncesi bakım sayesinde birçok şeker hastası anne eskisinden daha rahat bebek dünyaya getirebilmektedir.
Buna rağmen, eğer şeker hastası bir anne adayı iseniz, bebeğiniz, anneleri şeker hastası olmayan bebeklere nazaran daha çok risk altındadır. Anneleri gerek gebelik öncesinde şeker hastası olan, gerekse şekeri gebeliğin etkisiyle geçici olarak (hamilelik şekeri) yükselen çocukların ölüm oranı, anneleri şeker hastası olmayan çocuklardan daha yüksektir. Buna ilaveten, bu bebekler, solunum güçlüğü gibi problemler ve düşük kan şekeri değeri (hipoglisemi) gibi metabolizma anormallikleri ile doğmaya eğilimlidirler.
Eğer şeker hastası iseniz, bir uzmanın bakımına gereksiniminiz vardır. En verimli bakım, hamile kalmadan önce başlar. Doğum bozuklukları ya da bebeklerde başka problemler meydana gelmesi riskini en aza indirgemek için gerek doğumdan önce, gerekse hamilelik esnasında düzenli kontrol şeker hastası anneler için çok önemlidir.
Annenin şekerinin hangi dereceye kadar kontrol altında tutulduğu, bebeğin görünümü ile yakından ilintilidir. Şeker hastası annelerin sıkı kontrol altına alınması dolayısıyla, şeker hastası annelerin büyük kafalı bebek dünyaya getirmeleri bugün geçmişe nazaran daha azalmıştır.
Kilosuna bakılmaksızın, şeker hastası olan tüm annelerin bebekleri öncelikle bir yoğun bakım biriminde gözetim altında tutulmalıdır. Doğumdan sonraki 1 saat içinde şeker testleri yapılmalı ve bundan sonra sık sık tekrarlanmalıdır.
Bazı çocuklarda, eğer kan şekeri doğum sonrasında çok düşükse, damardan glikoz verilmesi gerekebilir. Bu değişiklikler geçicidir ve normal düzenlemeye birkaç gün sonra geçilir.

Tekrarlayan Düşük Nedir

Gebeliğin ilk haftalarında gerçekleşen düşükler genellikle sağlıksız embriyonun vücuttan atımı olarak görülür. Ancak bu düşükler tekrarlıyorsa sebebi araştırılmalı ve tedavisi yapılmalıdır. Bu konuda sizler için yaptığımız araştırmayı sunuyoruz.


Tekrarlayan Düşük Nedir
Yirminci gebelik haftası öncesi ve bebeğin ağırlığı 500 gram’a ulaşmadan gerçekleşen 2 veya daha fazla sayıdaki düşüğe tekrarlayan düşük denir. Hamileliğin en sık görülen komplikasyonu düşüktür. Bir çok kadın çok erken dönemde düşük yaptığından düşüğü ağır bir menstrual kanama zannederek fark edemeyebilir. Gebeliklerin %20′si düşükle sonlanır. Düşükler üreme çağındaki çiftlerin %5′inde infertilite nedenidir.

Tekrarlayan düşük nedenleri nelerdir?

Tekrarlayan düşüklerin birçok nedeni vardır. En sık görülen düşük nedeni fetusun gelişimindeki anormalliklerdir. Çalışmalar düşüklerin yarısından fazlasının kromozom (genetik) anomalilerine bağlı olduğunu göstermiştir. Bunun yanında anne ve babaya bağlı problemler ile çevresel faktörler de düşüklere yol açar. Rahimdeki anomaliler, myomlar, yapışıklıklar, rahim ağzı yetmezliği, hormonal nedenler, enfeksiyonlar ve bağışıklık sistemindeki bozukluklar tekrarlayan düşüklere neden olur. Nedeni izah edilemeyen düşüklerin birçoğundan bağışıklık sistemindeki problemler sorumludur.

Hangi çevresel faktörler düşük nedenidir?

Radyasyon, kimyasal maddeler, ilaçlar, içki ve sigara tüketimi düşüğe neden olur.

Anneye bağlı düşük nedenleri nelerdir?

Anormal yapıdaki bir rahim düşüğe nasıl neden olur?

Rahmin yapısındaki veya iç tabakasındaki bozukluklar düşüklere neden olur. Rahmin yapısındaki bozukluklar oluşan embryonun tutunmasını veya bebeğin gelişmesini engelleyerek düşüklere yol açar. Yetersiz progesteron hormonu üretimine bağlı olarak rahmin iç tabakası gelişmez bu da embryonun tutunmasını veya tutunan embryonun gelişmesini engelleyerek düşüklere neden olabilir. Rahim ağzındaki kasların güçsüzlüğü de düşük nedenidir.

Bağışıklık sistemindeki bozukluklar düşüklere neden olur mu?

Düşük yapmış kişilerin bir kısmında herhangi bir neden bulunamamaktadır. Bu grup hastada düşüğün bağışıklık sistemindeki problemlere bağlı olabileceği düşünülür. Annenin bebeğe ve plasentaya (bebeğin eşine) ait dokulara karşı gösterdiği anormal cevap sonucu gebelik düşükle sonlanır. Bebeğe ve plasentaya ait proteinlere karşı annede gelişen antikorlar kan yolu ile bebeğe ulaşarak zarar verir, bu durum gebeliğin kaybedilmesine neden olur.

Stres düşüğe neden olur mu?

Stresin normal gebelerde düşüğe neden olması çok zordur. Fakat tekrarlayan düşük öyküsü olan kadınlarda ve eşlerinde yoğun bir stres görülür. Bu nedenle tekrarlayan düşük öyküsü olan çiftlere psikolojik danışmanlık verilmesi önerilir.

Bazı çiftlerin özelliklerinin düşüğe neden olduğu doğru mu?

Çiftlerin her ikisi de bazı genetik hastalıkların taşıyıcısı ise bu durum düşüğe neden olabilir. Bu hastalıklar taşıyıcı özellikte olduğu için çiftlerde hiçbir bulgu vermeyebilir. Fakat hem anne hem de babadan gelen hastalıklı genler bebeğin hasta olmasına neden olur ve yaşamını zorlaştırır.

Belenme yetersizliği düşüğe neden olur mu?

Kesin bir bilgi olmamakla birlikte birçok besinin eksikliğinin de düşüğe yol açabileceği düşünülmektedir .Yeşil sebzelerde bol miktarda bulunan folik asit eksikliğinin bebekte anomalilere ve düşüklere neden olduğu kabul edilmektedir.

Anne adayının kendisi düşüğe neden olabilir mi?

Bir çok kadın stres, ruhsal sıkıntı ve aşırı fizik aktivitenin düşüğe neden olduğunu düşünebilir. Fakat bunlar çoğunlukla düşük nedeni değildir .Düşükten dolayı kadının kendisini suçlaması doğru değildir.

Değişik tipte düşükler olduğunu duydum. Bunlar nelerdir?

Düşüklerin tıbbi sınıflaması şöyledir;
Değerli Misafirimiz, Bu konuya ait diğer resimleri görebilmek için ÜYE OLUNUZ
Kaçınılmaz düşük (abortus insipiens); bebeğe ait zarların yırtıldığı, kanama ve bebeğe ait parçaların açılan rahim ağzından dışarı çıktığı durumdur. Düşük kaçınılmazdır.
Komplet olmayan düşük (inkomplet abortus-tamamlanmamış düşük); gebeliğin bir kısmı dışarı atılmıştır. Geriye kalan kısmının temizlenmesi ve kanamanın durdurulması için kürtaj gerekir.
Farkına varılmamış düşük (missed abortus); fetusun (bebeğin) yaşamı sonlandığı halde hiç bir bulgu vermez ve anne tarafından bu durum fark edilmeyebilir.

Düşüğün bulgulan nelerdir?

Vajinal kanama ve takiben kasıklardaki kramplar düşük habercisi olabilir. Uzun süren kanama ve kramplar çoğunlukla düşükle sonlanır. Bu bulgular saptandığında derhal doktorunuza başvurmanız gerekir. Uygun istirahat ve doktorunuzun önereceği ilaçlar düşük yapmanızı önleyebilir.

Düşük yapıldığı fark edildiğinde ne yapılmalı?

Hemen doktora baş vurulmalıdır. Çoğunlukla yatak istirahatı ve progesteron hormonu kullanılması önerilir. Doktorunuz ultrasonografik inceleme ve kan testleri ile durumunuz hakkında size ayrıntılı bilgi verir ve tedavinizi düzenler.

Düşüklerden sonra kan uyuşmazlığı ile ilgili aşı yaptırılması gerekir mi?

Eğer kan grubunuz Rh negatif ve eşinizin kan grubu Rh pozitif ise düşükten sonra aşı yaptırmanız gerekir.

Düşük yapılan dokunun doktora götürülmesi gerekir mi?

Bu doku üzerinde hem tanı hem de nedene yönelik patolojik çalışmalar yapılabileceği için düşük yapılan dokunun doktora götürülmesi faydalı olur. Mümkün olduğu kadar çok miktarda düşük materyali temiz bir kavanoza konularak en kısa zamanda inceleme için laboratuara iletilmelidir.

Ölü doğumla düşük arasındaki fark nedir?

Ölü doğum 20. gebelik haftasından sonra olan gebelik kaybıdır. Düşük ise 20. gebelik haftasından önce gerçekleşir.

Annenin yaşı düşüklerde rol oynar mı?

Kromozomal bozukluklara bağlı düşükler anne adayının yaşı 35′in üzerinde olduğunda artar. Baba adayının45 yaş üzerinde olduğu çiftlerde de düşük ihtimali artar.

İnfertilite ve tekrarlayan düşük arasında bir ilişki var mı?

Çocuğu olmayan kadınların düşük yapma ihtimalinin genel toplum ile karşılaştırıldığında üç kat daha fazla olduğu görülmüştür. İnfertilite vakalarının %5′inde infertilite nedeni tekrarlayan düşüklerdir. Benzer şekilde düşük yapan kadınlar arasında infertilite sıklığı genel toplumla karşılaştırıldığında iki kat daha fazladır. Eğer düşükler beklenen adet kanamasından önce oluyorsa kadın kendini infertil zannederek doktora başvurabilir.

Gebelikte cinsel ilişkide bulunmak düşüklere neden olur mu?

Menideki prostaglandin adı verilen maddeler rahimde kasılmaları başlatarak düşüklere neden olabilir. Düşük tehdidi olan kişilerin durumlarını doktorlarına danışmaları ve gerekirse kondom kullanarak cinsel ilişkide bulunmaları önerilir.

Düşük yapıyorum. Gebelik testim pozitif olabilir mi?

Evet, düşük yapıyor olmanıza rağmen test hala pozitif çıkabilir. Bir süre sonra testin negatifleşmesi gerekir. Eğer uzun bir süre geçmesine rağmen gebelik testi hala pozitif çıkıyorsa doktorunuza başvurun. Bu durum mol gebelik olarak adlandırılan bir hastalıkta görülebilir, bu amaçla tedavi ve takipleriniz yapılmalıdır.

Tekrarlayan düşüklerin tedavisi nedir?

Tekrarlayan düşüklerin tedavisi düşük nedenine bağlıdır. Rahimdeki anormallikler için cerrahi tedavi gerekebilir. Bu işlemler histeroskopik ve laparoskopik olarak yapılabilir. Progesteron eksikliğine bağlı düşüklerin tedavisinde progesteron hormonu verilerek başarılı sonuçlar alınabilir. Rahim ağzı yetmezliği düşünülen vakalarda gebeliğin 10. haftasında serklaj (rahim ağzına dikiş atma) işlemi uygulanır.

Bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı düşükler nasıl tedavi edilir?

Annenin bebeğe ve plasentaya (bebeğin eşine) ait dokulara karşı gösterdiği anormal cevap sonucu düşükler gerçekleşir. Bebeğe ve plesantaya ait proteinlere karşı annede oluşan antikorlar kan yolu ile bebeğe ulaşır ve zarar verir. Normal gebeliklerde mevcut olan bloke edici faktör bunu engeller. İmmunoterapi ile anne adayında, gelişen bebeği koruyabilmek için gereken bağışıklık sistemi cevabının oluşturulması amaçlıdır.

İmmunoterapi aktif veya pasif yolla sağlanabilir;
Aktif immunoterapi (aktif aşılama); baba adayından alınan kandan ayrıştırılan lenfosit adı verilen hücreler anne adayınaverilerek bloke edici faktörlerin oluşması sağlanır. Bu tedavi ile birçok çift sağlıklı çocuk sahibi olabilmektedir. Lenfosit aşısı yapılan vakalarda canlı doğum olasılığı artarken, bu tedavi sonrası elde edilen gebeliklerde büyüme geriliği, erken doğum ve anomali riskinin azaldığı gösterilmiştir. Bu aşının başarısı anne adayında bloke edici faktörlerin oluşabilmesine bağlıdır. Hastaların %75′inde bu faktörlerin oluştuğu tespit edilmiştir.
Pasif İmmunoterapi (pasif aşılama); intravenöz immunoglobulin uygulaması (damar içine immunglobulin verilmesi) ile yapılır. Genellikle gebelik öncesinde başlanan tedaviye ayda bir kez olmak üzere gebeliğin 28. haftasına dek devam edilir.
Heparin ve bebek aspirini de özellikle pıhtılaşmaya neden olarak düşüğe yol açan bağışıklık sistemi bozukluklarının tedavisinde kullanılabilir.