Medikal Bilgiler ve Hastalıklar

hastalıklar, medikal hastalıklar, hastalık ansiklopedisi, medikal blogunuz.
Home » Articles posted by admin

Hafta Hafta Gebelik

Nisan 19th, 2012 Posted in Sağlık Tags:

Hafta hafta gebelik takibi ile alakalı referans olabileceğini düşündüğümüz güzel bir makale Haftalara göre anne karnında bebek gelişimi ,anne ve bebekteki değişimler neledir, hamilelik haftalarına göre yapılması gereken testler neledir, gebelik haftalarına göre bebeğin boy ve kilosunun nasıl olması gerektiğini hafta hafta gebelik sayfalarımızı ziyaret ederek bulabilirsiniz.

Lütfen Hangi haftayı istiyorsanız seçiniz.

1.HAFTA
2.HAFTA
3.HAFTA
4.HAFTA
5.HAFTA
6.HAFTA
7.HAFTA
8.HAFTA
9.HAFTA
10.HAFTA
11.HAFTA
12.HAFTA
13.HAFTA
14.HAFTA
15.HAFTA
16.HAFTA
17.HAFTA
18.HAFTA
19.HAFTA
20.HAFTA
21.HAFTA
22.HAFTA
23.HAFTA
24.HAFTA
25.HAFTA
26.HAFTA
27.HAFTA
28.HAFTA
29.HAFTA
30.HAFTA
31.HAFTA
32.HAFTA
33.HAFTA
34.HAFTA
35.HAFTA
36.HAFTA
37.HAFTA
38.HAFTA
39.HAFTA
40.HAFTA

Selüliten kurtulmanın yolu

Nisan 15th, 2012 Posted in Kadın Sağlık Tags:

Kadınların en şikayet konusu olan selülit hastalığından kurtulmanın yolları kadinbebek.com sitemizde fikir ve yorumlarınızı paylaşabilirsiniz.

Kadınların en büyük sorun ve sıkıntıları selülitlerdir. Erkek ve kadın vücudu yapısal olarak farklıdır ve kadınların gebelik ve emziklilik dönemine hazırlık olması için yağ dokuları daha fazladır. Bu dönemlerde de bebek için vücutta daha fazla yağ bulunur . Bu şekil bakıldıgında kadınların yağlı olması doğal ve normeldir .Menopozda buna yardı metmiş olur ve yağ dokulanırı artırmış olur.

Selülitten kurtulmanın yolları

Doğru beslenme
Her kadında selülit oluşabilir. genetik yapı en önemli faktördür. annenizi göz önünde bulundurmalı, sizin vücudunuzda oluşacak her değişimde onun da payı olduğunu düşünmelisiniz. Genetik dışında beslenme şekliniz ve fiziksel aktiviteniz de vücut yağınızı etkileyen faktörler.Hareketsiz bir yaşantınız varsa hem kilo ve selülit oluşumu vardır.

Beslenmeniz yağlı yiyeceklerse su tüketilmiyorsa selülit başlamış dıye biliriz Sebze ve meyve yenmıyorsa . dengeli ve düzenli beslenmede Meyve ve sebze yer almalıdır Abur cuburlar dan uzak durulmalıdır örnek: kızartmalar cipsler cikolata vb. Selülit vücut dokularında yağın artması suyun azalmasıyla oluşmaktadır. Bu nedenle günlük su tüketiminizi arttırmalısınız.günlük 2 ve 2,5 litre su tüketilmelidir

Önemli konu

Selülitten kurtulmak için bir haftalık Diyet veya aylık diyet değildir konu her zaman düzenli beslenme ve düzenli spor yapmakdır.

Bol su tüketilmeli

Lifli gıdalar tüketin ( meyve, sebze, posalı ekmek ve kurubaklagiller)

Tuz oranı azaltılmalıdır

Yağlı ve şekerli yiyeceklerden kaçının

Sigara ve alkolü bırakın veya azaltın

Spor yapın

SELÜLİT KREMLERİ

Kremler işe yaraya bilir ama ykardaki konuları yapmazsanız bir faydası olmaz ve göremezsınız . Yağ dokusunu azalttığınız zaman selülitler de büyük oranda azalır. Yağ dokusunu azaltabilmek ve kalıcı etki sağlayabilmek için beslenme ve düzenli spor şart. Dışarıdan yüzeysel uygulanan krem ve masajın etkisi kan dolaşımı için faydalıdır. Ama hepsi birlikte olduğu zaman daha iyi sonuç alınır. Şunu da unutmamak lazım selülitleri tamamen yok edemezsiniz ama azaltabilirsiniz.

Doğum kontrolünde yeni yöntemler

Nisan 15th, 2012 Posted in Genel Tags:

Transdermal deri bandı ile doğum kontrolü sağlayabilirsiniz.
Kullanımı çok kolay olan ve sadece deriye yapıştırılarak kullanılabilen bu bandı sadece Göğüs Bölgesi haricinde her yerinize yapıştırabilirsiniz. 4.5 X 4.5 cm ebadındaki bu bant doğum kontrol haplarındaki östrojen ve progesterone hormonlarını yavaş yavaş deri yoluyla vücuda veriyor. 3 hafta boyunca her hafta 1 bant konuyor, 4. hafta bant konmuyor ve o hafta hanımlar adet görüyor. Etkili olabilmesi için bandın deriye iyice yapışması ve 1 hafta hiç ayrılmaması gerekiyor.
Avantajları

Hap almayı unutan veya her gün hap almak istemeyen bayanlar için idealdir,Adeti düzene sokar,Kanama miktarını azaltır,%99 etkilidir.
Dikkat Edilmesi Gerekenler

35 yaş üstü sigara içen bayanlar için ideal değildir,Kalp, karaciğer, yüksek tansiyon gibi sorunları olanlar için önerilmemektir.

Vajen halkası (Nuva Ring) nasıl bir yöntem?

Yumuşak ve esnek silikondan yapılan ve halka şeklinde olan bu ürün de yine östrojen ve progesterone hormonlarını yavaş bir şekilde vajen içine salıyor. Vajen içersinde 3 hafta kalıyor, çıkartılan 4. haftada hanımlar adet görüyor.

Bu yöntem kimlere öneriliyor?

Bu yöntem de hap almayı unutan ve her gün hap kullanmak istemeyen kadınlar için ideal bir çözüm.

İğne ile korunma nasıl bir doğum kontrol yöntemidir?

ABD\’de 1992′den bu yana kullanılan bu yöntem hap almayı unutan kadınlar için ideal bir çözüm. Çünkü sadece 3 ayda bir yapılan, yani yılda dört kez tekrarlanan bu iğne ile doğum kontrol haplarının koruma oranları ile aynı oranda bir doğum kontrolü sağlamak mümkün. Türkiye’de de varolan bu ilacın içeriğinde progesteron hormonu var ve östrojen hormonundan muaf. Bir iğnenin koruması yaklaşık 14 hafta sürüyor, ancak yine de 12 haftada bir bu iğnenin tekrarlanması öneriliyor. % 99 koruyuculuğu olan bu iğne yumurtlamayı baskılayarak etkili oluyor. Bunun yanı sıra rahim ağzındaki sıvı tabakayı kalınlaştırıyor ve embriyonun tutunacağı endometrium dediğimiz rahim içi tabakanın da yapısını değiştiriyor.

İğne ile korunma ne kadar güvenilir bir yöntem?

Koruyuculuğu tüp bağlama yöntemi olan sterilizasyon ameliyatları ile eşdeğer düzeyde. Epilepsi ilaçları kullananlar için ideal bir yöntem çünkü aynı zamanda nöbet eşiğini yükseltiyor. Tansiyon nedeniyle veya pıhtı-felç oluşma riski taşıyanlarda, yani doğum kontrol hapı kullanamayanlarda da ideal bir çözüm getiriyor. 35 yaşın üstünde olup da sigara içen bayanlarda doğum kontrol hapları içerdikleri östrojen hormonu nedeniyle pıhtı-felç riskini yükseltirken, depo-provera\’da böyle bir risk söz konusu değil. Süt emziren anneler için de iyi bir alternatif çünkü süt miktarını arttırıyor. Bebek için herhangi bir yan etki içermiyor. Çalışmalar depo-provera kullananlarda daha az rahim kanseri riski olduğunu ortaya koyuyor.

Bu yöntemin dezavantajı var mıdır?

En sık rastlanan yan etki ilk bir yıl içinde gitgide azalan oranda da olsa düzensiz hafif kanama ve lekelenme yapabilmesi. Bu her iğneden sonra daha azalıyor ve bir süre sonra âdet kanaması dahil hiçbir kanama görülmüyor. Bu endişelenecek bir durum değil, sadece rahimin kanayan iç tabakası bu iğne ile o kadar inceliyor ki, âdetde kanayacak bir doku kalmıyor.

Harika bir cilt elde etmek için bir kaç önerimiz var..

Nisan 14th, 2012 Posted in Kadın Sağlık

GörselCildimiz, büyük bir özenle hazırlanıp bedenimize giydirilmiş en değerli giysimizdir. Doğallığın en safıyla bebekliğimizde kendini gösteren cilt ihtiyacı olan ilgiyi görürse hep bebekliğimizdeki gibi yumuşacık ve pürüzsüz kalabilir. Ancak birçoğumuz bunun mümkün olmadığını düşünürüz değil mi? Neden olmasın, biz cildimiz için ne yapıyorsak (yada yapmıyorsak) o da bize onu veriyor işte bu noktada cilt bakımının önemi ortaya çıkıyor aslında.

Ama ben birçok şey deniyorum cildim yine de kötü görünüyor, diyenleri de sıkça duyarız. Ne yapmalıyız yada ne yapmamalıyız ki cildimiz bebek gibi olsun diyenler, yazımızı dikkatle okumanızı öneriyoruz.
Kulaktan dolma bilgilerle cildinizi küstürmeyin yada o nem isterken siz onu kurutmayın. Bunun için öncelikle cildimizin tipini iyi bilmeliyiz. Sadece elimizi yüzümüze sürüp, tamam yağlı veya çok kuru diyemeyiz. Cilt tipimizi öğrenmekle işe başlayalım ki cildimizin ihtiyaçlarına doğru cevap verebilelim. Şimdi aynanın karşısına geçiyorsunuz ve cilt tipinizi belirleyebilmenin altın kurallarını uygulamaya başlıyorsunuz. Bu arada küçük bir nota daha düşelim pratik cilt maskeleri ile de güzelleşebilirsiniz hanımlar.

Öncelikle cildimizin yaşımıza oranla elastikiyetinin nasıl olduğunu tespit edelim. Göz altınızdaki hassas deriyi elinizle çekin ve bırakın cildiniz hemen eski haline döndüyse elastikiyeti çok iyi durumdadır; yavaşça eksi haline geldiyse elastikiyeti iyi durumdadır denilebilir, eğer bir süre sonra eski haline dönüyorsa üzgünüz cildiniz elastikiyetini kaybediyor demektir. Dikkat hanımlar! Eğer ki 35 yaşın altındaysanız ve cildiniz bir süre sonra eski haline gelirse hemen önlem almalısınız ki genç yaşta yaşlı bir cilde sahip olmayasınız.

Şimdide cildinizi temizleyin ve bir peçeteyi yada kağıt mendili alıp yüzünüzün her yerini saracak şekilde örtün. Parmak uçlarınızı yüzünüzde gezdirin ve kağıdın yüzeyini inceleyin; eğer kağıdın her yerinde yağ izleri varsa cildiniz yağlıdır. Kağıdın belli yerlerinde (T bölgesinde) yağ izleri varsa cildiniz karmadır. Kağıda hiçbir şey bulaşmadı diyorsanız cildiniz kurudur.

Sıra hassasiyet testinde; bir kaşığı alıyoruz ve alnımıza çarpı(x) işareti yapıyoruz. Bu eylemin ardından çıkan kızarıklık bir süre görünüyorsa cildiniz hassas bir yapıdadır. Biraz kızarıklık oluyorsa cildiniz az hassastır ama yapılan işlemden cildiniz hiç etkilenmediyse normal bir cilde sahipsinizdir.

Cildinizdeki nem oranını ölçmek istiyorsanız işaret parmağınızın tersini çenenizden yüzünüze doğru yay çizecek şekilde hareket ettirin; eğer çizgi oluşmuyorsa cildinizin nem oranı iyidir, tek çizgi oluyorsa nem oranı azdır. Şu durumda dikkat, eğer birkaç çizgi oluşuyorsa cildinizin nem oranı çok azdır hemen önlem almalısınız.

Bu yöntemleri deneyerek cildinizi tanıyabilir ve onun isteklerine gerektiği gibi karşılık verebilirsiniz. İster bitkisel yöntemlerle cilt bakımı yapın isterseniz de kozmetik ürünleriyle bakım yapın ama önce cildinizi tanıyın! Bu şekilde cilt lekelerine de veda edebilirsiniz.

Zayıflamak için yağ yakan besinler

Nisan 14th, 2012 Posted in zayıflama Tags:

klı bir şekilde kilo vermek için besinlerin içerikleri büyük önem taşıyor. Bazı gıdalar kilo alımını artırırken bazıları yağ yakımını hızlandırarak kilo vermeye katkı sağlıyor. Yağ yakan besinlerhangisidir, ne şekilde tüketilmelidir çok önemli bir kaynak olarak görüyor ve sizlerle bu makaleyi paylaşıyoruz.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Olcay Barış, yağ yaktıran besinler hakkında bilgi verdi:

YAĞ YAKAN BESİNLER 1 SÜT ÜRÜNLERİ


Kalsiyum kaynağı olan süt ürünleri yağ yakıcı besinlerin başında geliyor. Az yağlı süt, yoğurt ve ayran yağ yakımını yükseltiyor. Bu yüzden süt grubu besinlerden günde iki porsiyon tüketin.

YAĞ YAKAN BESİNLER 2 ÜZÜM


Özellikle kırmızı üzüm, dut ve yerfıstığında bulunan antioksidan özelliği olan resveratrol maddesi, yağın çözülmesini sağlıyor. Bu nedenle diyet yapanların günde 1 yemek kaşığı bu tür gıdaları tüketmeleri öneriliyor.

YAĞ YAKAN BESİNLER 3 HİNDİBA


Hindiba içinde damarlara pozitif etkisi bulunan ve hazmı kolaylaştıran çok özel keskin maddeler barındırıyor. Bu iki madde, vücuttaki asitlerin atılımında ve metabolizmanın düzenli çalışmasında önemli bir görev alıyor.

YAĞ YAKAN BESİNLER 4 KIRMIZI BİBER


Kırmızı biber vücut ısısını artırarak yağ yakımını hızlandırıyor. İçindeki acı madde, kan dolaşımını hızlandırarak vücut ısısını arttırıyor. Vücut ısısı artınca, yağ yakımı da hızlanıyor.

YAĞ YAKAN BESİNLER 5 KETEN TOHUMU


Keten tohumu, menopoz sonrası kadınlarda vücut yağlarının ve kilolarının azalmasını sağlıyor. Her gün kahvaltılık tahılınıza, yoğurdunuza ya da salata sosunuza bir yemek kaşığı keten tohumu
ekleyebilirsiniz.

YAĞ YAKAN BESİNLER 6 LİFLİ GIDALAR


Lifli gıdalar vücutta yağ tutulmasını engelliyor. Marul, domates, ıspanak gibi sebze ve meyvelerde bolca bulunan lif, tokluk hissini artırdığı için vücutta fazla yağ tutulmasını engelliyor.

YAĞ YAKAN BESİNLER 7 MAYDANOZ


Elma, soğan, kiraz, yabanmersini, pırasa, lahana, brokoli,domates, maydanoz, vişne, erik, ıspanak, yeşil çay ve turunçgillerde bulunan flavonoidlerin yağ yakma etkisi bulunuyor. Ayrıca bağışıklık sistemini koruyarak C vitamini emilimini arttırıyorlar. yeterlidir.

YAĞ YAKAN BESİNLER 8 KURUYEMİŞ


Ceviz, badem ve fındık insulin direncini artırıyor. İçerdiği iyi yağlar, lif ve protein, kilo vermeye yardımcı oluyor. Yüksek lif oranları sayesinde bağırsak hareketlerini de artırıyorlar. Günde 10 adet fındık, 6-8 adet badem veya 2 adet ceviz tüketmek yeterlidir.

YAĞ YAKAN BESİNLER 9 YEŞİL ÇAY


Sağlık deposu olan yeşilçay; içerdiği katesin metabolizmayı ve karaciğerin yaktığı yağ oranını hızlandırıyor. Günde 2-3 bardak yeşil çay içebilirsiniz.

Mikroenjeksiyon ile tüp bebek

Haziran 11th, 2011 Posted in Kadın Sağlık Tags:

Bu yönteme (ingilizce kelimelerin baş harfleri birleştirilerek Intra-Cytoplasmic Sperm Injection) ICSI de denilmektedir.

Mikroenjeksiyon IVF tedavisinden daha ileri bir aşama olup özellikle ciddi sperm bozukluğu ve sperm azlığı veya yokluğundaki çiftlerin çocuk sahibi olmasına olanak sağlayan bu yöntemde uyarma tedavisiyle elde edilen yumurta hücrelerinin içine ince bir pipet yardımıyla sperm, doğrudan yumurta zarının içerisine sokulur.

lk kez 1992 yılında uygulanmaya başlanan ICSI

Konvansiyonel IVF uygulamalarında fertilizasyon başarısızlığı
Sperm parametrelerinin ileri derecede düşük olduğu durumlar
Cerrahi yöntemlerle az miktarda spermim elde edildiği fertilizasyon şansının düşük olduğu durumlarda
Antisperm antikorlarının varlığı
İleri anne yaşı nedeniyle az sayıda yumurta hücresinin elde edildiği durumlarında bugün için kullanılan esas yöntem haline gelmiştir.

Şimdilerde pek çok merkez tüp bebek uygulaması yapılacak tüm hastalara nerdeyse ICSI uygulaması yapmaktadır.

Assisted Hatching(AHA )
Yumurta hücresinin etrafında zona pellucida isminde bulunan zar embriyoların bütünlüğünü korumaya devam eder.3. günün sonunda blastokist döneminde kendiliğinden çatlamakta ve blastokist serbest kalarak endometrium dokusu ile direkt temasa geçer ve tutunma işlemi gerçekleşir.Bu çatlama olayına hatching denmektedir.Bazı durumlarda tutunma olayının gerçekleşmesine yol açan hatching olayının zorlaştığı ve gerçekleşmediği düşünülmekte ve bunu bizzat İVF ekibinin gerçekleştirme olayına ise asisste hatching denmektedir.

Genel olarak

37 yaşın üzerindeki hastalarda,
implantasyon başarısızlığı gelişmiş olan çiftlerde
Bazal FSH değeri yüksek olanlarda
Zona Pellucida normalden kalınsa >17mikrom.

olan çiftlerde implantasyon şansını artırmak için AHA işleminin uygulanması önerilir.
3.günde yapılan embriyo değerlendirmesi sırasında AHA işlemi 3 yöntem kullanılarak yapılır.

Bunlar:

Laser teknolojisi
Asit Tyrode
Mekanik

Donör Sperm:
Eğer erkekte hiç sperm yoksa hem aşılama hem de tüp bebek (IVF) için başka erkekten veya sperm bankasından (donör spermi) sperm alınarak işlemler yapılabilir. Türkiye’de halen sperm bankası yoktur ve donör spermi kullanılarak IUI veya IVF yapılması yasal değildir.

Donör Yumurta:
Bir başka kadından alınan yumurta hücresi erkeğin spermleri ile laboratuar ortamında döllenir ve kadının rahmine enjekte edilir. Bu yöntem, diğer yollarla yumurtlaması veya yumurtalığı olmayan, menapoza girmiş kadınlarda kullanılmaktadır. Halen ülkemizde yasal değildir , uygulanmamaktadır.

Gamet İntrafallopian Transfer (GIFT ):
Yumurtlama ilaçları ile elde edilen yumurta hücreleri spermlerle birlikte tüplere verilir. Basarı şansı % 27 kadardır. Çoğul gebelikler elde edilebilir.

Zygot İntrafallopian Transfer (ZIFT):
Fertilize edilmiş yumurta hücreleri rahim içine değil tüp içine verilir.

Frozen Embryo Transfer (FET):
IVF sırasında döllenmiş yumurtalar dondurulur ve depolanır,gelecekte kullanılmak üzere saklanır.Uygun zamanda embriyo ortamda çözülür ve rahim içine verilir. Başarı şansı her dondurulan embryo için % 15 kadardır.

Kiralık Anne:
Yukarıda bahsedilen yöntemlerde başarısızlık olduğunda kiralık anne akla gelebilir.nKiralık anne olarak tespit edilen kadın ile yumurtası alınacak kadın aynı adet düzenine getirilerek uygun günde yumurta toplanıp eşinin spermleri ile döllendikten sonra kiralık anne rahmine ekilir.

Diş dolgusu artık geçerliliğini yitiriyor

Haziran 4th, 2011 Posted in Genel Tags: ,

on 2 haftadır dişlerim de olan sorunlardan dolayı dolgu yapıldı. Bu yöntem nedense ben dişlerimi yaptırdıktan sonra çıktı :) Siz siz olun ağız ve diş sağlığınızı ihmal etmeyin. Şunu da söylemeden geçemiyorum. Diş sağlığı sadece ağıza etkisi değil kalp ve bir çok bölgemize bulaşan hastalıkların asıl nedeni dişlerdir.

Fransız bilim adamları, birçok insanın korkulu rüyası olan diş dolgularına bir son vermek için kolları sıvadı. Dişlerdeki çürükler artık dolgu işlemine gerek kalmadan özel bir jel yoluyla tedavi edilebilecek.

Paris’teki Ulusal Sağlık ve Tıp Araştırmaları Enstitüsü uzmanları, halen sadece dolgu malzemesiyle kapatılabilen diş çürüklerini, özel olarak geliştirdikleri bir jelle tedavi etmeyi başardı.

1 ay içinde eski haline geliyor

Bilim adamları tarafından fareler üzerinde yapılan laboratuvar araştırmalarına göre, çürük diş üzerine sürülen jel, dolgu işlemine hiç gerek kalmadan, dişi sadece 1 ay içinde eski haline getirebiliyor.

Melanosit salgılanmasını sağlayan MSH hormonunun, poli-L-glutamik asitle karıştılmasıyla elde edilen jelin, klinik deneylerde elde edilecek sonuçlara göre, 3 ila 5 yıl arasında yaygın olarak kullanılmaya başlanabileceği belirtiliyor.

Anne sütü nasıl saklanmalı

Haziran 4th, 2011 Posted in Genel Tags:

Doğum yapan anneler anne sütünün bitmesi yada hiç gelmemesi ile çok sıkıntılı dönemler geçirir. Peki anne sütünün bitmemesi için ve saklaması için neler yapılır. En önemlisi de anne sütü nasıl saklanır onlara bakalım…

Her seansta sağdığınız sütü plastik temiz bir şişeye veya plastik süt toplama poşetlerine koyabilirsiniz.
Şişeleri ucunda emziği olmadan kapak ile sıkıca kapatınız. Poşetler ise lastik bir band ile kapatılabilir.
Sağdığınız ve poşetlediğiniz her sütün üzerine bebeğinizin ismini ve tarihi yazmayı unutmayın.
Anne sütünü saklama süreleri
Anne sütü dondurmadan 72 saat ve dondurulmuş sütü erittikten sonra 24 saat buzdolabında (+ 1 ile +4 °C arasında) saklanabilir.
Süt tek kapılı buzdolabının buzluğunda (-7 ile -2°C arasında) 3 haftaya kadar iki kapılı buzdolaplarının buzluğunda 3 ay saklanabilir.
Sütünüzü derin dondurucuda (-18 °C nin altında) 6 aya kadar saklanabilir.
Donmuş sütü eritirken dikkat edilmesi gerekenler
Buzdolabında yavaş olarak eritiniz (100 cc sütün erimesi birkaç saat sürebilir).
Sıcak suyun altında bir kap içinde daha hızlı olarak eritme de yapılabilir.
Donmuş sütü oda sıcaklığında bekleterek eritmeyin.
Sütü ısıtırken dikkat edilmesi gerekenler
Soğuk süt akan ılık su altında veya bir biberon ısıtıcısında ısıtılabilir.
Sütü fazla ısıtmayın. Sütün kesilmesine ve bazı proteinlerin hasar görmesine neden olabilir.
Sütü eritmek veya ısıtmak için mikrodalga fırınların kullanılması önerilmemektedir.

Kansızlık (Anemi) Bulguları

Ocak 13th, 2011 Posted in Hastalıklar Tags: ,

Eğer hastalık ilerlemiş ve şiddetli ise halsizlik, solukluk, yorgunluk, i?tahsızlık, kab?zlık gibi durumlar oluşur. Fiziksel bir aktivite sırasında çarpıntı (ta?ikardi), nefes almada güçlük, çabuk yorulma, ü?üme, yorgun uyanma, hastalığın şiddetine göre ortaya çıkar.

Bunlar dığında ?u belirtiler olabilir:

* Ba? dönmesi, kulak çınlaması,
* Ağız kenarı nda çatlaklar,
* T?rnakları n kaşık ?eklini alması, çatlaklar oluşması, tırnakları n kırılması ve incelmesi
* Dilde kızarma, çatlak ve kabarcık oluşumu, Ağız içi ülserasyon(aft)
* Yutarken zorlanma, ağrı lı yutma, bulantı kusma, hazımsızlık
* Bunama, yürüyü? bozuklu?u

Demir eksikliği olan çocukları n yürümesi, oturması, konu?ması gecikir. Bu çocuklarda davranı? bozuklu?u ortaya çıkar ve öğrenme güçle?ir. Bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalığa yakalanma ihtimali artar.

KANSIZLIK (ANEMİ) TANISI

Yap?lan kan tahlilleri sonucu te?his konulabilir. Hematoloji testinde;

HGB, HCT, MCV değerleri sizin ne tür bir kansızlık yaşadığınızı ve nasıl tedavi edileceğinizi gösterir.Alyuvarlar mikroskobik olarak incelenir. Kan hemoglobini, serum ferritin düzeyi, demir ba?lama kapasitesine bakıoluş.