Meyve ve sebzelerin şifa deposu olduğunu belirten uzmanlar, 20 kirazda 12 – 25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunduğunu söyleyerek, ağrı kesici aspirinden 10 kat etkili dedi. Okumaya devam et
Yazar arşivleri: admin
Mikroenjeksiyon ile tüp bebek
Bu yönteme (ingilizce kelimelerin baş harfleri birleştirilerek Intra-Cytoplasmic Sperm Injection) ICSI de denilmektedir.
Mikroenjeksiyon IVF tedavisinden daha ileri bir aşama olup özellikle ciddi sperm bozukluğu ve sperm azlığı veya yokluğundaki çiftlerin çocuk sahibi olmasına olanak sağlayan bu yöntemde uyarma tedavisiyle elde edilen yumurta hücrelerinin içine ince bir pipet yardımıyla sperm, doğrudan yumurta zarının içerisine sokulur.
lk kez 1992 yılında uygulanmaya başlanan ICSI
Konvansiyonel IVF uygulamalarında fertilizasyon başarısızlığı
Sperm parametrelerinin ileri derecede düşük olduğu durumlar
Cerrahi yöntemlerle az miktarda spermim elde edildiği fertilizasyon şansının düşük olduğu durumlarda
Antisperm antikorlarının varlığı
İleri anne yaşı nedeniyle az sayıda yumurta hücresinin elde edildiği durumlarında bugün için kullanılan esas yöntem haline gelmiştir.
Şimdilerde pek çok merkez tüp bebek uygulaması yapılacak tüm hastalara nerdeyse ICSI uygulaması yapmaktadır.
Assisted Hatching(AHA )
Yumurta hücresinin etrafında zona pellucida isminde bulunan zar embriyoların bütünlüğünü korumaya devam eder.3. günün sonunda blastokist döneminde kendiliğinden çatlamakta ve blastokist serbest kalarak endometrium dokusu ile direkt temasa geçer ve tutunma işlemi gerçekleşir.Bu çatlama olayına hatching denmektedir.Bazı durumlarda tutunma olayının gerçekleşmesine yol açan hatching olayının zorlaştığı ve gerçekleşmediği düşünülmekte ve bunu bizzat İVF ekibinin gerçekleştirme olayına ise asisste hatching denmektedir.
Genel olarak
37 yaşın üzerindeki hastalarda,
implantasyon başarısızlığı gelişmiş olan çiftlerde
Bazal FSH değeri yüksek olanlarda
Zona Pellucida normalden kalınsa >17mikrom.
olan çiftlerde implantasyon şansını artırmak için AHA işleminin uygulanması önerilir.
3.günde yapılan embriyo değerlendirmesi sırasında AHA işlemi 3 yöntem kullanılarak yapılır.
Bunlar:
Laser teknolojisi
Asit Tyrode
Mekanik
Donör Sperm:
Eğer erkekte hiç sperm yoksa hem aşılama hem de tüp bebek (IVF) için başka erkekten veya sperm bankasından (donör spermi) sperm alınarak işlemler yapılabilir. Türkiye’de halen sperm bankası yoktur ve donör spermi kullanılarak IUI veya IVF yapılması yasal değildir.
Donör Yumurta:
Bir başka kadından alınan yumurta hücresi erkeğin spermleri ile laboratuar ortamında döllenir ve kadının rahmine enjekte edilir. Bu yöntem, diğer yollarla yumurtlaması veya yumurtalığı olmayan, menapoza girmiş kadınlarda kullanılmaktadır. Halen ülkemizde yasal değildir , uygulanmamaktadır.
Gamet İntrafallopian Transfer (GIFT ):
Yumurtlama ilaçları ile elde edilen yumurta hücreleri spermlerle birlikte tüplere verilir. Basarı şansı % 27 kadardır. Çoğul gebelikler elde edilebilir.
Zygot İntrafallopian Transfer (ZIFT):
Fertilize edilmiş yumurta hücreleri rahim içine değil tüp içine verilir.
Frozen Embryo Transfer (FET):
IVF sırasında döllenmiş yumurtalar dondurulur ve depolanır,gelecekte kullanılmak üzere saklanır.Uygun zamanda embriyo ortamda çözülür ve rahim içine verilir. Başarı şansı her dondurulan embryo için % 15 kadardır.
Kiralık Anne:
Yukarıda bahsedilen yöntemlerde başarısızlık olduğunda kiralık anne akla gelebilir.nKiralık anne olarak tespit edilen kadın ile yumurtası alınacak kadın aynı adet düzenine getirilerek uygun günde yumurta toplanıp eşinin spermleri ile döllendikten sonra kiralık anne rahmine ekilir.
Diş dolgusu artık geçerliliğini yitiriyor
on 2 haftadır dişlerim de olan sorunlardan dolayı dolgu yapıldı. Bu yöntem nedense ben dişlerimi yaptırdıktan sonra çıktı
Siz siz olun ağız ve diş sağlığınızı ihmal etmeyin. Şunu da söylemeden geçemiyorum. Diş sağlığı sadece ağıza etkisi değil kalp ve bir çok bölgemize bulaşan hastalıkların asıl nedeni dişlerdir.
Fransız bilim adamları, birçok insanın korkulu rüyası olan diş dolgularına bir son vermek için kolları sıvadı. Dişlerdeki çürükler artık dolgu işlemine gerek kalmadan özel bir jel yoluyla tedavi edilebilecek.
Paris’teki Ulusal Sağlık ve Tıp Araştırmaları Enstitüsü uzmanları, halen sadece dolgu malzemesiyle kapatılabilen diş çürüklerini, özel olarak geliştirdikleri bir jelle tedavi etmeyi başardı.
1 ay içinde eski haline geliyor
Bilim adamları tarafından fareler üzerinde yapılan laboratuvar araştırmalarına göre, çürük diş üzerine sürülen jel, dolgu işlemine hiç gerek kalmadan, dişi sadece 1 ay içinde eski haline getirebiliyor.
Melanosit salgılanmasını sağlayan MSH hormonunun, poli-L-glutamik asitle karıştılmasıyla elde edilen jelin, klinik deneylerde elde edilecek sonuçlara göre, 3 ila 5 yıl arasında yaygın olarak kullanılmaya başlanabileceği belirtiliyor.
Anne sütü nasıl saklanmalı
Doğum yapan anneler anne sütünün bitmesi yada hiç gelmemesi ile çok sıkıntılı dönemler geçirir. Peki anne sütünün bitmemesi için ve saklaması için neler yapılır. En önemlisi de anne sütü nasıl saklanır onlara bakalım…
Her seansta sağdığınız sütü plastik temiz bir şişeye veya plastik süt toplama poşetlerine koyabilirsiniz.
Şişeleri ucunda emziği olmadan kapak ile sıkıca kapatınız. Poşetler ise lastik bir band ile kapatılabilir.
Sağdığınız ve poşetlediğiniz her sütün üzerine bebeğinizin ismini ve tarihi yazmayı unutmayın.
Anne sütünü saklama süreleri
Anne sütü dondurmadan 72 saat ve dondurulmuş sütü erittikten sonra 24 saat buzdolabında (+ 1 ile +4 °C arasında) saklanabilir.
Süt tek kapılı buzdolabının buzluğunda (-7 ile -2°C arasında) 3 haftaya kadar iki kapılı buzdolaplarının buzluğunda 3 ay saklanabilir.
Sütünüzü derin dondurucuda (-18 °C nin altında) 6 aya kadar saklanabilir.
Donmuş sütü eritirken dikkat edilmesi gerekenler
Buzdolabında yavaş olarak eritiniz (100 cc sütün erimesi birkaç saat sürebilir).
Sıcak suyun altında bir kap içinde daha hızlı olarak eritme de yapılabilir.
Donmuş sütü oda sıcaklığında bekleterek eritmeyin.
Sütü ısıtırken dikkat edilmesi gerekenler
Soğuk süt akan ılık su altında veya bir biberon ısıtıcısında ısıtılabilir.
Sütü fazla ısıtmayın. Sütün kesilmesine ve bazı proteinlerin hasar görmesine neden olabilir.
Sütü eritmek veya ısıtmak için mikrodalga fırınların kullanılması önerilmemektedir.
Kansızlık (Anemi) Bulguları
Eğer hastalık ilerlemiş ve şiddetli ise halsizlik, solukluk, yorgunluk, i?tahsızlık, kab?zlık gibi durumlar oluşur. Fiziksel bir aktivite sırasında çarpıntı (ta?ikardi), nefes almada güçlük, çabuk yorulma, ü?üme, yorgun uyanma, hastalığın şiddetine göre ortaya çıkar.
Bunlar dığında ?u belirtiler olabilir:
* Ba? dönmesi, kulak çınlaması,
* Ağız kenarı nda çatlaklar,
* T?rnakları n kaşık ?eklini alması, çatlaklar oluşması, tırnakları n kırılması ve incelmesi
* Dilde kızarma, çatlak ve kabarcık oluşumu, Ağız içi ülserasyon(aft)
* Yutarken zorlanma, ağrı lı yutma, bulantı kusma, hazımsızlık
* Bunama, yürüyü? bozuklu?u
Demir eksikliği olan çocukları n yürümesi, oturması, konu?ması gecikir. Bu çocuklarda davranı? bozuklu?u ortaya çıkar ve öğrenme güçle?ir. Bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalığa yakalanma ihtimali artar.
KANSIZLIK (ANEMİ) TANISI
Yap?lan kan tahlilleri sonucu te?his konulabilir. Hematoloji testinde;
HGB, HCT, MCV değerleri sizin ne tür bir kansızlık yaşadığınızı ve nasıl tedavi edileceğinizi gösterir.Alyuvarlar mikroskobik olarak incelenir. Kan hemoglobini, serum ferritin düzeyi, demir ba?lama kapasitesine bakıoluş.
25 ocak Dünya Cüzzam Günü
1876′da Norveçli bilim adamı Armauer Hansen tarafından ke?fedilen cüzzam basili (=Hansen Basili veya Mycobacterium cüzzame) tarafından oluşturulan öncelikle, deri ve siniri tutarak belirtilerini gösteren kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır.
Cüzzam ,Cüzam , lepra,hansen hastalığı aynı anlama gelmektedir.
Bel ağrı sıyla ilgili doğru bilinen yanlışlar
Türkiye Fizyoterapistler Derne?i Ba?kan Yard?mcısı Uzman Fizyoterapist Murat Dalkılınç, okul ça?? çocukları n bel, sırt ağrı sı gibi saılık ?ikayetlerinin gün geçtikçe arttı??nı ifade ederek, ”Bu yağtaki çocuklarda görülen bel-sırt ağrı ları nın önde gelen nedenleri duru? bozuklukları , hatalı çanta ta??ma, ağır çanta kullanımı, sınıfta hatalı oturu?, okul sırası ile ergonomik uyumsuzluk ve hareketsiz yağam stili olarak sıralanabilir” dedi. Okumaya devam et
YAĞ NASIL YAKILIR?
Ağırlık kaldırarak yağ yakabilir miyimı Ne kadar sıklıkta çalışmalıyımı
[ad#336lik-genis]
Amacınız gerçekten kalıcı bir şekilde vücut yağ oranını azaltmak ve kas sıkılığını sağlamak ise ağırlık ile yapılan egzersizleri antrenman programının vazgeçilmez bir parçası haline getirmelisin. Uzman bir e?itmen tarafından belirlenen ve doğru şekilde kombine edilen kardiyo çalışmaları , seni amacına en saılıklı ve kısa yoldan ulaştıracak. Tabii ki beslenme programına gereken özeni de göstermeyi ihmal etme. Ağırlık çalışmaları nı haftanın en az üç günü yapılacak şekilde uygulayabilirsin.
Hüseyin Keşepli Essporto Sağlık ve Fitness Kulübü Fitness E?itmeni
Diyabette Diyet , Diyabet Diyeti
Diyabette Diyet;
- Hastanın diyabetinin tipine yani Tip I veya Tip II oluşuna,
- Ya??na,
- Kilosuna,
- Yüksek tansiyon, damar sertliği gibi durumları n olup olmamasına,
- Kullanılan ilaçlara göre düzenlenmelidir.
Son yıllarda diyabet diyeti oldukça esnek, serbest ve ki?isel özelliklere göre düzenlenmektedir. Diyet açlık demek de?ildir, sık sık ve az az yenerek kan şekeri dengede tutulmaya çalığıoluş uzun süre aç kalmak ya da diyette önerilenden daha fazla yemek, kan şekerini yükseltir. S?k sık acıkmak şeker dü?üklüğüne ba?lı olabilece?i gibi yüksek şekere de ba?lı olabilir. Et hariç tüm yiyeceklerde şeker vardır, diyette önemli olan şeker yememek de?ildir, çünkü şeker en önemli enerji kayna??mızdır, önemli olan bazı şekerleri yememektir.(Kesme şeker ve üzüm) Yiyeceklerdeki besin ö?eleri ve kan şekerine olan etkilerinin bilinmesi saılıklı diyet düzenleme yönünden önemlidir.
Diyet diyabet tedavisinin en önemli basama??dır. Diyabet diyeti yasaklar listesi de?ildir. Dengeli bir beslenmedir. Diyabet diyetinde besin ögeleri dengeli olarak yer almalıdır. Standart yani her diyabetli için aynı olan bir diyet listesi yoktur.
Diyabet tiplerine göre diyet özellikleri
Tip I Diyabetik iseniz, insülin kullanıyorsanız bilmeniz gereken önemli nokta yemek ö?ünleri ile insülin yapma zamanları nı ayarlamaktır. Çocuklarda ve büyüme yağ?ndaki hastalarda kalori kısıtlaması önemli de?ildir. Çocu?un yağ?na ve günlük ihtiyacına göre düzenlenmelidir.
Eğer şekeriniz 40 yağ?ndan sonra ortaya çıkmışsa ve ?i?mansanız mutlaka kilo vermelisiniz. Ya?lardan, özellikle katı ve hayvansal kaynaklı yağlardan kaçınmalı, alkolden iyice uzakla?malısınız.
S?v? yağlar bile?im yönünden faydalı olmasına ra?men kalori yönünden katı yağlarla aynıdır.
Alkol ise 1 gramı 7 kalori içerdiğinden şekerlerden ve proteinlerden daha fazla kalorilidir. Ayrı ca bazı şeker dü?ürücü ilaçlar alkolle beraber alındığında vücutta yayg?n kızarı klık, özellikle yüz bölgesinde yanma hissi ve çarpıntı belirtilerine yol açabilmektedir, ayrı ca kan şekerini gere?inden fazla dü?ürerek dü?ük şeker belirtilerinin de ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bunları n yanında, taze sebzeler hem içerdikleri kalorinin az oluşu hem de vitamin ve lif yönünden zengin olduğundan serbest yenilebilir.
İnsülin Nedir?
[ad#336lik-genis]İnsülin enjeksiyonu, halk arasında bilinen aksine, sigara ve alkol gibi bağımlılık ve alı?kanlık yapmaz. İnsülinin hayat kurtaran bir ilaç olduğunu ve aslında kendimize enjeksiyon yapmakla daha saılıklı bir yağam sürmek için gerekli olanı yaptı??mızı hatırlamamız bu fikre alı?mamızı kolayla?tırabilir.
İnsülin Nedir?
İnsülinin görevini anlayabilmek için öncelikle vücudumuzun, fonksiyonları nı yerine getirmesi için gerekli olan enerjiyi nasıl sağladığını kısaca bilmemiz gerekir.
Yediğimiz besinler sindirime u?radıktan sonra vücudumuzda bulunan enzimler sayesinde şekere parçalanır. şeker (gukoz) kan ak?mı ile vücudun tüm bölümlerine ta??nır. Vücudumuzun ana besin kayna?? olan şeker, enerji sağlayabilmek için kandan vücut hücrelerinin (kas hücreleri, yağ hücreleri ve karaci?er hücreleri) içine girmelidir. İnsülin, vücudumuzda midenin altında ve arka tarafında bulunan pankreas adındaki organın, beta hücrelerinden salg?lanan bir hormondur. Kandaki şekerin kandan ayrı larak hücre içine girmesini sağlar. Böylelikle kandaki şeker düzeyi de yükselmemiş olur.
Diyabetli olmayan bir insanda her g?da alımı sonrası, pankreas alınan besinlerin enerji haline dönü?mesini sağlamak için insülin üretir. Bu demektir ki tüm insanlar insüline bağımlıdır.Diyabetlilerde ise, pankreas yeterli miktarda insülini üretmez veya üretilen insülin hedef hücreler (kas, yağ ve karaci?er hücreleri) tarafından kullanılmaz. Bu durumda vücudumuz için hayati öneme sahip olan insülini dışarı dan vücudumuza sağlamamız gerekmektedir.
İnsülin ?u an için, hap ya da tablet ?eklinde kullanılamamaktadır. İnsülin bir enjektörle cilt altına enjekte edilmek üzere sıvı halde bulunmaktadır.İnsülin enjeksiyonu, halk arasında bilinen aksine, sigara ve alkol gibi bağımlılık ve alı?kanlık yapmaz. İnsülinin hayat kurtaran bir ilaç olduğunu ve aslında kendimize enjeksiyon yapmakla daha saılıklı bir yağam sürmek için gerekli olanı yaptı??mızı hatırlamamız bu fikre alı?mamızı kolayla?tırabilir. İnsülin, diyabet tedavisindeki en önemli araçlardan biridir. Fakat, insülin tek ba??na kan şekeri düzeyini kontrol edemez. Eğer verilen beslenme tedavi ilkelerine uymaz ve düzenli egzersiz yapmazsanız dünyadaki hiçbir insülin tedavi ?eması diyabetinizi kontrol altına alamaz. İnsülin hakkında öğrenebileceğinizin en fazlasını öğrenin. Buna kullandığınız insülinin tipi, etki süresi ve maksimum etki zamanı da dahil olmalıdır. G?da alımınızı ve egzersiz programınızı, insülinin enjeksiyon zamanı ve dozu ile koordine etmeyi de öğrenmelisiniz.
Kimler İnsülin Enjeksiyonuna ?htiyaç Duyarı
- · Tip 1 diyabetliler (insüline bağımlı diyabetliler),
- · Ağızdan şeker dü?ürücü haplarla kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 diyabetliler,
- · Hangi tip diyabet olursa olsun, akut metabolik komplikasyon (koma) geli?miş hastalar,
- · Akut stres, travma (kaza, yanık gibi), cerrahi girişim (ameliyat) yapılacak tüm diyabetliler,
- · Gebelik ba?lang?cından sonuna kadar tüm diyabetliler ve hamilelikte diyabeti ortaya çıkanlar,
- · Komplikasyon geli?miş tüm diyabetliler (retinopati, nöropati, diyabetik ayak, nefropati gibi),
- · Pankreası herhangi bir nedenle ameliyatla alınmış olanlar,
- · Hastalık, stres, travma, ameliyat veya hamilelik gibi durumlarla karşıla?anlar insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duyar.
Doktorunuz gebelik, ameliyat gibi bazı özel durumlar sona erdiğinde insulin tedavisinden ilaç tedavisine geçebilir.
İnsülin Tedavisinin Amaçları Nelerdirı
İnsülin tedavisinin amaçı;
- · Kan şekerini normale getirmek
- · Komplikasyonları önlemek
- · Önlenemeyecek düzeyde komplikasyonlar oluşmu?sa ilerlemeyi durdurmak,
- · Çocuklar için büyüme ve geli?menin normal sınırlar içinde gitmesini sağlamak,
- · Hamilelik ve gebelikle ilgili komplikasyonları önlemektir.
İnsülinleri Birbirinden Ayıran Özellikler Nelerdirı
Günümüzde tedavi amacıyla kullanılan ticari insülinlerin, birçok bak?mdan birbirinden farklı özellikleri vardır.
* Elde edilen biçimlerine göre insülinler domuz, sı??r, insan insülinleri (yarı sentez ve biyosentezle elde edilen) olarak isimlendirilir. Domuz ve sı??r insülinlerinin yapıları vücudun üretti?i (insan insülini) insüline tamamıyla benzemez. Bu nedenle insan insülininden daha fazla reaksiyona sebep olabilmektedir. ?ki çe?it insan insülini vardır. Domuz insülinin insan insülinine benzeyecek şekilde de?i?ime u?ratılmasıyla elde edilen yarı sentetik insülinler ve insan vücudunun yaptı?? insülinin yapısı ile aynı olacak şekilde genetik mühendislik teknikleri ile üretilen rekombinant (biyosentetik)insülinler. Biyosentetik (rekombinant) insan insülini vücudumuzun üretti?i insülinin tamamıyla aynısı olduğu için vücudun bu insüline karşı tepki gösterme olasılığı hayvan insülinine göre çok daha azdır.
* Konsantrasyonları : Regüler (kısa etkili), orta etkili (NPH), h?zlı etkili, uzun etkili, hazır karşım (Mix insülinler %10, 20, 30, 50, 70).
* Etki biçimleri (etki zamanı): Bugün kullanımda olan insülinler etkileri yönünden: K?sa etki süreli ve çabuk etki gösterenler (berrak görünümlüdür).
Etkisi yavaş ba?layan, orta derecede veya uzun etki süreli olanlar (bulanık görünümlüdür).
K?sa etkili ve orta etkili insülinin belli oranda hazırlanmış karşımları yla de?i?ik etki süresi gösterenler
Karı ??m (miks insülin) olarak gruplandırı oluşlar.
* Etkilerinin ba?lama biçimi ve süresi: K?sa, orta, uzun.
* Uygulama biçimleri: Deri altı, kas içine, damar içine.
İnsülin Uygulamaları nda, Verilen İnsülin Etkinliğini De?i?tiren Nedenler Nelerdirı
İnsülin enjeksiyonu yapıoluşken uygulanan insülinin özellikleri, insulin enjeksiyon yerindeki farklılıklar, ?sı, enjeksiyon yerine masaj yapılması, egzersiz gibi faktörler insülinin etkinliğini de?i?tirir.
Yap?lan ara?tırmalarda insülinin en iyi emilim yerinin karın bölgesi olduğu görülmü?tür. Giderek azalan emilim h?zıyla, bunu kol, bacak ve kalça bölgesi izlemektedir.
Enjeksiyon yerinin seçimi kadar, insülinin k?vamı deri ile kas arasında kalan yağlı dokunun (subkütan) kalınlığı da önemlidir. Kasa yapılan insülin daha çabuk etki gösterir ve etkisi daha kısa sürer.
Kan ak?mını artmasını sağlayan durumlar (masaj, ?sı uygulaması, geçici ?sı artması, enjeksiyon yapılan yere uygulanan egzersiz gibi) emilimi h?zlandırı r.
İnsülin Tedavi ?emasına göre Uygulama Yöntemleri
Günde bir kez insulin enjeksiyonu: Kan şekeri kontrolü a??zdan şeker dü?ürücü haplarla istenilen düzeyde sağlanamayan yağlı, sosyal sorunları olan, yalnız yağayan, hareket kısıtlılığı olan Tip 2 diyabetlilere önerilen en basit insülin uygulaması yöntemidir.
Günde iki kez insulin enjeksiyonu: Genellikle tek dozun yeterli olmadığı durumlarda Tip 2 diyabetlilere önerilen insülin tedavisidir, sabah ve ak?am saatlerinde yakla??k 12 saat aralıkla olmak üzere günde 2 doz insülin uygulaması yapıoluş.
Günde 3 veya 4 kez insulin enjeksiyonu: Günümüzde en iyi insülini yerine koyma yöntemi olarak önerilmektedir. Gebe olan diyabetliler, Tip 1 diyabetliler, günlük yağamı yemek ve aktivite yönünden yo?un ve düzensiz olanlar için en uygun yöntemdir. Bu yöntemle çok iyi bir kan şekeri kontrolü sağlanabilir.
Sürekli subkutan insülin infüzyonu (İnsülin pompa tedavisi) : İnsülin pompası aracılığı ile bazal ve bolus insülin uygulanır. Bolus insülin ö?ünle alınan karbonhidratları n kullanılmasını sağlayarak tokluk kan şekeri yükselmelerini önler. Bazal insülin ise 24 saat boyunca gerek ö?ün araları nda gerek ise gece boyu kan şekeri kontrolünün sağlanmasından sorumludur. Günde 4 veya daha fazla kez insulin uygulamasının yapılması (Yo?un insulin tedavisi) karbonhidrat sayımı yöntemi ile ö?ün planlamasının yapılmasını gerektirir.
En ?yi ?nsulin Tedavi Yöntemi Hangisidirı
Tek ve en iyi yöntem, size özel basit ve sizin kolayca uyum sağlayabileceğiniz, yağamınızı aksatmayan, tepki vermenize yol açmayan ve etkin kan şekeri kontrolünü sağlayan yöntemdir.
İnsülin Tedavisinin Yan Etkileri Var mıdırı
İnsülin tedavisinin en önemli yan etkisi kan şekeri dü?mesidir (hipoglisemi). Kan şekeri 50 ml/dl’nin altına dü?tü?ü zaman hipoglisemi görülür.
- · doktorunuza danı?madan insülin dozunda de?i?iklik yaparsanız,
- · ö?ün atlarsanız
- · Ö?ünde almanız gereken miktarlardan daha az miktarda karbonhidrat içeren besin tüketirseniz
- · Di?er günlere k?yasla daha fazla hareketliyseniz veya egzersiz yaparsanız hipoglisemi yağabilirsiniz.
Hipoglisemi belirtileri ;
- · terleme,
- · titreme,
- · dikkat da??lması,
- · ba? dönmesi,
- · ?uur bulanıklığı,
- · bulanık görme,
- · uykudan uyanamamadır.
Hipoglisemi evinizden uzakta, yolculukta veya herhangi bir yerde ve zamanda olabilir. Bu nedenle diyabet kimlik kartınızı mutlaka yanınızda ta??yınız.
Hipoglisemi belirtileri hissedince, her zaman yanınızda, i?yerinizde, kullandığınız arabada kesme şeker, toz şeker, meyve suyu, limonata gibi basit karbonhidrat içeren bir besin bulundurunuz.
Aile bireylerinin, arkada?ları nızın ve yard?mcıları nızın hipoglisemi belirtilerinin neler olduğunu ve nasıl tedavi edildiğini öğrenmeleri, sizin için hayati önem ta??maktadır.
İnsülin lipoatrofi ve hipertrofisi nedirı
İnsülin lipoatrofisi insülin enjeksiyonu yapılan yerlerde yağ dokusunun kayb? ile oluşan insülin tedavisine ba?lı yan etkilerdir. Gençlerde ve kadınlarda daha sık görülmektedir. Uzun süre hep aynı yere enjeksiyon yapılması sonucunda geliğir. Çocuk ve genç diyabetlilerde sık görülür. Her iki durumda da insülin enjeksiyon yerlerinin de?i?tirilmesi gerekir.