Evde kan şekeri takibi

[ad#336lik-genis]Kendi kendine kontrol ne demektirı Faydaları nelerdirı
Diyabette metabolik kontrolün sağlanması amacı ile diyabetlinin kendi kendine glisemi , glikozuri ve keton takibini yapması self monitoring veya home monitoring olarak tanımlanmaktadır. Diyabetik hastanın evde kendi kendine takip yapması kolay ve ucuz glisemi kontrolü sağlar, hipoglisemi ve hiperglisemini atakları nın tespiti ve gerekli önlemlerin alınması , komplikasyonları n erken tanısı ve geliğiminin geçiktirilmesi veya önlenmesi açısından önemlidir. Diyet, egzersiz ve kan şekeri düzeyleri ile ba?lantılı olarak hastanın e?itimine yard?mcı olur, hastanede yatı? sıklığını ve yatı? süresini azaltır, daha esnek bir yağam sürdürmesini sağlar. Evde glisemi takibi kısa ve uzun dönemde, diyabetin takip ve tedavi maliyetini azaltmaktadır. Bu nedenle Amerika Bile?ik Devletleri ba?ta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde strip (şeker ölçüm çubu?u) ile şeker ölçüm cihazının masrafları devlet ve sigorta kurulu?ları tarafından diabetik hastaya ücretsiz olarak verilmektedir. Umudumuz bu uygulamanın en kısa zamanda ülkemizde de yayg?nla?tırı lmasıdır.

Kan şekeri takip yöntemleri nelerdirı
Evde kendi kendine kontrolünü yapan diyabetli görsel yöntemle veya şeker ölçüm cihazları yard?mı ile kan şekeri takibini yapabilmektedir. Görsel yöntemde, ucuna glikoz oksidaz emdirilmiş test çubukları (stripler) kullanıoluş. Strip üzerine parmak ucundan kan damlatıoluş. Glisemi düzeyine göre strip üzerinde oluşan renk de?i?ikliği strip kutusu üzerindeki renk katalo?u ile karşıla?tırı lması sonucu glisemi ölçülür. Kan şekeri ölçüm cihazı gerektirmeyen bu yöntem güvenilir ve ucuz olması nedeni ile kullanılmaktadır.
şeker ölçüm cihazları ile kan şekerinin ölçümünde görsel yöntemdeki gibi stripler kullanılmaktadır. Çe?itli ölçüm cihazları mevcuttur ve her alet için belirli bir strip veya kartu? kullanılmaktadır. Benzer olmakla birlikte her alet için farklı kullanma talimatı mevcuttur.

Evde kan şekerı ölçüm sıklığı ne olmalıdır?

Kan şekeri ölçüm sıklığını diyabetlinin ihtiyacları belirler. İnsülin pompası veya insülin enjeksiyonu kullanan ve gebe olan diyabetikler glisemi kontrolü sağlanana kadar hergün günde 4 kez glisemi ölçümü yapmalıdır. Ölçümlerin sabah kahvaltısından, ö?le ve ak?am yemeğinden ve gece ö?ününden önce yapılması önerilir. Glisemi kontrolü sağlandığında ölçümlerin sıklığı haftada 3-4 kez yapılabilir.
Glisemi kontrolü olmayan ve insülin kulanmayan tip 2 diyabetiklerin sabah kahvaltıdan önce ve ö?ünden 2 saat sonra postprandial glisemi takibi yapması gereklidir. Glisemi kontrolü sağlanan tip 2 diyabetikler glisemi kontrolü için yalnız idrarda şeker ölçümü yapabilirler.

Diyabet günlüğü nedirı Nasıl kullanıoluşı
Diyabetlinin evde yaptı?? glisemi , glikozuri ve keton ölçümlerini kaydetmek için kullandığı defter diabet günlüğüdür. Bu kayıtlarda ölçüm tarihi, ölçümün yapıldığı saat, ölçüm sonucu, insülin veya a??zdan alınan şeker dü?ürücü hapları n alındığı zaman ve dozu, glisemi sonucunu etkilediği dü?ünülen herhangi bir olayın (ö?ün ve/veya fiziksel aktivite düzeyinde de?i?iklik , stres) yer alması sonuçları n hekim, diyetisyen ve diabet e?itimcisi tarafından değerlendirilmesi ve tedavi de?i?ikliğinin yeniden planlanması için önemlidir.

Evde kan şekeri (glisemi) takibi güvenilir mi ?
Önerilen talimatlara uygun olarak yapıldığında evde yapılan ölçüm sonuçları güvenilirdir. Cihaz güvenirliliği için kontrol çubu?u ve kontrol sıvıları mevcuttur. Ayrı ca sonuçlar laboratuvar değerleri ile de karşıla?tırı larak cihazın güvenirliliği ölçülebilmektedir.
Cihaz ve striplerin güvenirliliğinde duyarlılık ve doğruluk kavramları kullanılmaktadır. Aynı kan örne?i ile ardarda yapılan ölçümlerde, ölçümlerin arasındaki fark değeri % 5′i geçmemelidir. Bu duyarlılık testidir, cihaz ve striplerin kendi kendini doğrulaması anlamına gelmektedir. Sonuçlar referans laboratuvar sonuçları ile karşıla?tırı ldığında aradaki fark % 15′i geçmiyorsa sonuçları n doğrulu?undan emin olunabilir.

Evde idrarda glikoz (glikozüri) kontrolü nasıl yapıoluşı
Evde glikozüri ölçümü, glisemi düzeyinin tayini için kullanılabilecek en hassas yöntem olmamakla birlikte kan şekerinin ölçülemediği durumlarda hiç bir ölçüm yapılmamasından iyidir. Kan şekeri belli bir e?ik değerini geçince (böbrek e?i?i) idrarda şeker çıkar, bu değer genelde 180 mg/dl dir. Böbrek e?i?i değeri bireyden bireye de?i?ebildiği gibi de?i?ik yağ grupları için de farklı değerlerdedir bu nedenle glikozüri ölçümü kan şekeri sonucunu tam olarak yansıtacak güvenirlilikte de?ildir.
Evde glikozüri ölçümü için glisemi ölçümündeki gibi stripler kullanıoluş. ?drar stripi idrar yaparken akan idrara 2 saniye tutulur. Daha sonra stripteki fazla idrarı atmak için strip üzerine vurulur. Kullanılan strip talimatında önerilen süre kadar bekledikten sonra strip üzerinde oluşan renk, strip kutusu üzerindeki renk skalası ile karşıla?tırı larak sonuç okunur ve hasta bu sonucu diabet günlüğüne kaydeder.

Diyabetliye hangi durumlarda keton testi yapması önerilirı
Keton testi, ketoasidozu önleme olana?? sağlaması açısından özellikle tip 1 diyabetliler için önem tağır. Kendi kendini kontrol amacı ile evde glisemi ve glikozüri takibinin yanısıra, keton ölçümünün ne zaman ve nasıl yapılaca?? konusunda diyabetli e?itilmelidir.
Kan şekeri 240 mg/dl’yi a?arsa, herhanngi bir enfeksiyon durumunda, mide bulanması ve kusma varsa, kan şekerinin yüksekliğini gösteren belitiler ( çok su içme, çok idrara çıkma, a??z kuruması gibi) varsa , hamilelik ve ağırı stress altında olma söz konusu ise diyabetlinin evde keton testi yapması gerekmektedir. Yap?lan test sonucu pozitif çıkarsa hastanın doktoru veya diabet e?itimcisi ile acil olarak ba?lantı kurması gerekmektedir.

Keton testi nasıl yapıoluşı
Keton testi ölçümü idrarda glikoz ölçüm yöntemine benzer. Keton testi için gerekli strip idrar örne?ine daldırı oluş, kullanma talimatında belirtilmiş süre kadar bekletilir. ?drarda keton varsa strip ucunda renk de?i?ikliği oluşacaktır. Bu renk strip kutusu üzerindeki renk skalası ile karşıla?tırı oluş. Eğer idrarda orta veya yüksek miktarda keton olduğunu gösteren renk de?i?ikliği oluştuysa hasta hemen doktoruna haber vermelidir.

Kendi kendine kontrolde hastanın nelere dikkat etmesi gerekmektedirı
Evde glisemi, glikozüri ve /veya keton ölçümü yapan bir diabetlinin kesinlikle diabet günlüğü kullanması gerekmektedir. Hastaya bu günlüğün nasıl kullanılaca?? açıklanmalıdır. Kullandığı şeker ölçüm cihazının duyarlılık ve doğrulu?unun belirli zaman aralıkları ile ve her yeni strip kutusu alını??nda kontrol edilmesi gerekti?i konusunda bilgi verilmelidir. Striplerin ağırı nem,???k ve sıcaktan etkilenebilece?i bu nedenle kutu kapa??nın iyi kapatılması ve özellikle yaz ayları nda serin yerde muhafaza edilmesi, kutu üzerinde belirtilen son kullanım tarihi geçmiş striplerin kullanılmaması, kullanım talimatları nın tam olarak okunması gerekti?i hastaya söylenmelidir.

Kan şekeri Ölçüm Test Stribi

Evde kendi kendine kontrolünü yapan diyabetli görsel yöntemle veya şeker ölçüm cihazları yard?mı ile kan şekeri takibini yapabilmektedir. Görsel yöntemde, ucuna glikoz oksidaz emdirilmiş test çubukları (stripler) kullanıoluş. Strip üzerine parmak ucundan kan damlatıoluş. Glisemi düzeyine göre strip üzerinde oluşan renk de?i?ikliği strip kutusu üzerindeki renk katalo?u ile karşıla?tırı lması sonucu glisemi ölçülür. Kan şekeri ölçüm cihazı gerektirmeyen bu yöntem güvenilir ve ucuz olması nedeni ile kullanılmaktadır.
şeker ölçüm cihazları ile kan şekerinin ölçümünde görsel yöntemdeki gibi stripler kullanılmaktadır. Çe?itli ölçüm cihazları mevcuttur ve her alet için belirli bir strip veya kartu? kullanılmaktadır. Benzer olmakla birlikte her alet için farklı kullanma talimatı mevcuttur.

Kan şekeri Ölçüm Test Stribi ürünleri

[ad#336lik-genis]
Medisense Optium Xceed 50 şeker Ölçüm Çubu?u Strip
Medisense Optium ve Xceed cihazları ile kullanıoluş. Sadece 5 µl kan numunesi ile 5 saniyede ölçüm yapıoluş. Kutunun içinde 50 adet test ve 1 adet kod çubu?u bulunur.
Fiyatı: 35,00 TL KDV Dahil

Accu-Chek Go Test stripleri (50 Adet/Kutu)
Accu Chek Go Kan şekeri Ölçüm Cihazına uyumlu test stripleri
Fiyatı: 32,50 TL KDV Dahil

Accu-Chek Active Test strips (50 Adet/Kutu)
Accu-Chek Active şeker ölçüm cihazı ile uyumlu test çubukları .
Fiyatı: 29,70 TL KDV Dahil

Accutrend Kolesterol Ölçüm Çubu?u 25 Adet / Kutu
Accutrend GC, GCT cihazları nda kullanılan kolesterol ölçüm çubukları .
Fiyatı: 65,00 TL KDV Dahil

Softclix ??ne Ucu 200 Adet
Accu Chek Softclix kaleme uyumlu lanset.
Fiyatı: 37,50 TL KDV Dahil

IME-DC KAN ?EKER? ÖLÇÜM TEST STR?B?
Biyosensör Teknolojisi… CE belgeli, Kolay kullanım…
Fiyatı: 35,00 TL KDV Dahil

Accu Chek Active şeker Ölçüm Cihazı + 5 Kutu (250 Adet) şeker Ölçüm Strip
5 Kutu Accu Chek Active Strip alan şeker Ölçüm cihazı hediye…
Fiyatı: 175,00 TL KDV Dahil

Smart Chek Kan şekeri Ölçüm Test Stribi 5 Kutu
Smart Chek Kan şekeri Ölçüm aletine uyumlu 5X50=250 Adet test stribi.
Fiyatı: 108,00 TL KDV Dahil

Smart Chek Kan şekeri Ölçüm Test Stribi
Smart Chek Kan şekeri Ölçüm aletine uyumlu 50 Adet test stribi.
Fiyatı: 29,70 TL KDV Dahil

Counter TS şeker ölçüm test stribi ( 50 adet )
Counter TS şeker ölçüm cihazı ile uyumlu.
Fiyatı: 32,50 TL KDV Dahil

Kadın genital organ kanserleri ve korunma yöntemleri

Kadın Üreme Sistemi Kanserleri[ad#336lik-genis]
Kadın cinsel/üreme organları nın yapısı
Kadın üreme / cinsel organları (genital organlar) iki kısımdır:
1- Dıştaki cinsel/üreme (genital) organları
2- İçteki cinsel/üreme (genital) organları
Dış Genital Organlar

Avret ya da haya yeri olarak ifade edilen idrar çıkış deliği ve cinsel aktivite organı girişinin bulunduğu küçük dudaklar,büyük dudaklar ve kıllı deriden oluşan bölgedir. Bu kısma tıp dilinde vulva denir.Vulvada kadının yüzüne yakın tarafında idrar deliği, hemen daha arkasında da cinsel ilişki organı olan vajina-ki hazne olarak da bilinen bebeğin doğum kanalıdır- yer alır. Bu iki girişi sağ ve solda önce küçük dudaklar çevreler. Küçük dudakları da sağ ve solda büyük dudaklar çevreler. Küçük dudaklar kılla kaplı değilken büyük dudaklar kılla kaplıdır. Küçük dudaklar bacaklar kapalıyken genelde görülmezler, ancak bazı kadınlarda büyük dudaklardan dışarı taşabilirler. Küçük dudaklarla vajina girişi arasındaki genelde 1-2cm’lik mukoza yapısına kızlık zarı adı verilir.Kızlık zarı (himen) nadiren tam bir perde olup her kadında farklı bir yapıya sahiptir. Çoğunlukla vajina girişini daraltan muntazam bir halkasal dokudur. İlk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır..
İç Genital Organlar
Cinsel ilişki sırasında erkek cinsel organı penisin içine girdiği 9-10 cm’lik kanaldan ibaret olan vajina ile başlar. Vajinaya hazne de denir. Yumu?ak ve ?slak yapıdaki bu organ doğum sırasında ola?anüstü bir şekilde esneyip bebek ba??nın çıkmasına izin verir. Vajinada daha yukarı da rahimağzı ile karşıla??oluş. Rahimağzına tıp dilinde serviks adı verilir. Rahimağzı dölyatağı olan rahim boşluğu ile vajina arasındaki bağlantıyı sağlar Rahim tıp dilinde uterus olarak adlandırı oluş. Rahimin en iç tabakası/zarı (döl yatağı), döllenmiş yumurtayı kabul edecek şekilde her ay hazırlanır. O ay yumurta döllenmişse,gebelik ürünü rahim içine gelir, gömülür ve geli?meye devam eder.
Ancak o ay gebelik ürünü yoksa rahim iç zarı ndaki /tabakasındaki hazırlık dokusu atıoluş, bu adet kanaması olarak bilinir. Rahim içi boşluğu sağda ve solda bulunan birer tüp ile karın içi boşluğa açıoluş. Tüplerin karın içine açılan uçları nda sağda ve solda birer yumurtalık(over) bulunur. Yumurtalıklarda diği üreme hücresi(ovum) geli?tirilir, yumurtlama(ovulasyon) gerçekle?tirilir.Ayrı ca yumurtalıklar kadına kadınsı özellikleri veren ilk sırada östrojen olmak üzere, progesteron ve di?er bazı hormonları n salg?lanması i?ini yürütür.

Kadın genital organ kanserleri ve korunma yöntemleri
Kanser nedirı
Hücrelerin, içinde bulunduğu doku hücrelerinin özelliklerine uymayarak düzensiz,kuralsız bu nedenle de normal faaliyetlerini aksatacak, ölümcül sonuçlara yol açacak şekilde büyümesiyle ve ço?almasıyla ortaya çıkan habis hastalıktır. Kanserdeki tümör hücreleri normal hücrelere benzemez.

Rahimağzı (Serviks) Kanseri
Rahimağzı (serviks)

Eri?kin bir kadında rahimin(uterus) alt 1/3 kısmını oluşturan, vajinayı rahim boşluğuna ba?layan, 2-4cm’lik yapıdır.
Rahimağzı(serviks) kanserinin görülme sıklığı(insidansı)
Ülkemiz dahil birçok ülkede kadın genital organ kanserleri içinde en çok görüleni olma özelliğini halen devam ettirmektedir. Ancak geli?miş ülkelerde tarama yöntemlerinin etkili kullanımı sayesinde, serviks kanseri kadın genital kanserleri arasında 3. sıraya dü?mü?tür.
En sık hangi yağlarda gözlenirı
Ortalama te?his yağ? 52,2 olup en sık 50-59 yağlar arasındadır.Bununla birlikte 20-80 yağ gibi geni? bir yağ diliminde gözlenebilir.
Neler serviks kanserine yol açarı
Rahimağzı (serviks) kanserinde pek çok faktörün rol oynadığı bilinir. Ancak kesin bir neden henüz gösterilememiştir. Hastalık bazı gruplarda sık görüldü?ünden bunlarla ilişkili olmak risk faktörü olarak ele alınır ki aşağıdaki gibi sıralanabilir:
1-Cinsel ilişki yağ?nın 20’den önce olması
İlk cinsel ilişkisi 20 yağ?ndan sonra olan kadınlarla karşıla?tırı ldığında , ilk ilişkisi 16 yağ?ndan önce olanlarda servikal kanser riski iki kat artmıştır.
2-?kiden fazla cinsel e?
Servikal kanser riski hayat boyu toplam seksüel partner sayısı ile doğru orantılı olarak artar. Hayat kadınları nda servikal kansere daha sık rastlandığı saptanmıştır.
3-Kadının partnerinin di?er kadınlarla olan ilişkisi
pek çok çalışmada, servikal kanserli hastaları n kocaları nın kontrol grubunun kocaları ndan belirgin olarak daha fazla cinsel partneri olduğu gösterilmiştir. Ek olarak, etkilenen hastaları n kocaları nda; veneriyal(cinsel yolla bulaşan) enfeksiyon, erken seksüel deneyim, evlilik dığı ilişki ve hayat kadınları na gitme öyküsü daha sık izlenmektedir. Monogamik evliliğin ağır bastı?? müslüman ülkelerde, yahudilerde ve katoliklerde serviks kanseri daha az görülmektedir.
4-Sigara içenlerde risk kullanım süresi ve miktarı na ba?lı olarak yakla??k iki kat artmıştır.
5-Do?um kontrol hap? (oral kontraseptif) kullananlarda artmış ya da azalmış risk gösteren çalışmaları n yorumu güçtür.Ancak prezervatif, kondom gibi bariyer korunma yöntemlerinin kullanımı büyük ihtimalle, enfeksiyöz ajanlarla teması önleyerek, servikal kanser riskini azaltmaktadır.
6-Bağışıklık sisteminin zayıfladığı, böbrek nakli, HIV ile enfekte olan AIDS hastaları her kanser türü gibi serviks kanseri için de risk altındadırlar.
7-Zenciler ve ?spanyol kökenli Amerikalılar için risk, Amerikalı beyazları nkinin iki katıdır. Asyalı gruplar ile Amerikalı beyazlar arasında bu oran e?it ya da Asyalılarda daha dü?üktür.
8-Dü?ük sosyoekonomik düzey.
Bütün bu bilgiler ????? altında rahimağzı kanseri, sanki cinsel yolla bulaşan (zührevi,veneriyal) bir hastalık türü gibi görünmektedir.

Erken Tanı İçin Tarama Yöntemleri
Her kadın 18 yağ?ndan veya cinsel aktiviteye ba?ladığı yağtan itibaren senede bir jinekolojik muayene ve servikal sitoloji ile kontrol edilmelidir . Eğer üç kez ard arda tatmin edici düzeyde normal bulgular mevcutsa servikal “smear” daha geç aralıklarla alınabilir .

Ki?ide insan papillom virüsü(HPV) enfeksiyonu gibi genital enfeksiyon, AIDS, çok sayıda cinsel arkada?, sigara içmek ve yüksek riskli partneri olmak gibi faktörlere bakıoluş. Buna göre 1 ile 3 sene arasında “smear” tetkiki yinelenir.
Servikal “smear” nedirı

Hasta jinekolojik muayene pozisyonundayken valfler kullanılarak rahimağzı görülür. Plastik ya da tahta spatula ile rahimağzının dönü?üm bölgesi denen kanserin sıklıkla ba?ladığı kısımdan; pamuk uçlu aplikatör ya da fırça ile rahimağzı kanalından (endoserviks) örnek alınır. ?ki ayrı lama yayılıp tespit edilir. Daha ba?ka birtak?m i?lemlerden geçirildikten sonra bu lamlar mikroskopta incelenirler. K?sacası servikal smear, sitopatolojik tetkik için rahimağzından hazırlanmış özel bir yaymadır. Mikroskopta elde edilen bulgular standart kabul edilen sistemlere göre raporda belirtilir.
Servikal smear alınd?ktan sonra riski yüksek vakalarda, di?er bir deyi?le ?üpheli vakalarda kolposkopi ve servikal biopsi yapıoluş. Rahimağzındaki epitel hücresi de?i?ikliklerini izlemek için geli?tirilmiş mikroskopa kolposkop, kolposkopla yapılan incelemeye kolposkopi denir. Biopsinin nereden yapılaca??na kolposkopiyle karar verilir. Bu şekilde serviksin vajinadan görünen kısmı için tanı konur.
Hasta gebe de?ilse endoservikal (vajinadan bakıldığında görülemeyen rahimağzı kanalı) küretaj yapıoluş. Bu şekilde de kanalda geli?meye ba?lamış kanser tanısı konur.
Ba?vuru Belirti ve Bulguları
En sık anormal vajinal kanama veya akıntıdır. Anormal kanama ?u şekillerde olabilir:
a)Cinsel ilişki sonrası kanama
b)Adetler arasında kanama
c)Adet kanamasının ağırı olması
?lerlemiş kanserlerde;
a)Kötü kokusu olan sarı msı akıntı
b)Alt karında ağrı
c)S?rt ya da bacak ağrı sı
d)?drarda kanama veya makattan kanama
Servikal kanserden nasıl korunulurı
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma ve sigaranın b?rakılması servikal kanser riskini azaltmaktadır ve özendirilmelidir. Gelecek için umut vaad eden bazı metodlar da vardır.Bunlardan biri kemoprofilaksi, di?eri HPV(si?il ve kondilom gibi hastalıkları n mikrobu olan insan papillom virüsü) a??sıdır.
Tanı:Kesin tanı biopsi ile konur.
Tedavi:Hastalığın evresine ve hastanın özelliklerine göre cerrahi, radyoterapi veya her ikisinin kombinasyonu ?eklinde yapıoluş.

Endometrium (Rahim Kanseri)
Rahimin en iç tarafındaki rahim boşluğunu da çevreleyen tabakaya rahim iç zarı ya da iç tabakası ya da endometrium denir. Rahim çe?itli yapılardan oluşmu?tur. Rahimağzı ve endometrium bunlardan bazıları dır. Asıl dölyatağı olan endometrium ki, her ay gebelik için hazırlanır, gebelik gerçekle?mezse buradan dökülen dokular adet kanaması ?eklinde atıoluş.
Endometriumda görülen kansere endometrium veya rahim kanseri denir.

Görülme sıklığı(?nsidans)
100 000 kadında 70-134 olgu olarak bildirilmektedir. Postmenopozal (adetten kesildikten sonraki) dönemde 1000 kadında senede 1-2 vaka gibi yüksek oranlarda görülür. Geli?miş ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanserdir. Ancak geli?mekte olan ülkelerde hala rahimağzı kanseri ilk sıradadır.

Risk Faktörleri
Endometrium östrojen ve progesteron gibi birtak?m hormonları n etkisi altındadır. Östrojenin endometriuma etkisi progesteronla dengelenmediği takdirde rahimdeki de?i?iklikler normalden sapar, önce hiperplazi, sonra da yavaş yavaş kanser geliğir. Risk faktörleri daha çok bu karşılanmamış östrojenle ilgilidir. Ancak bazen sözkonusu durum olmadan da kanser geliğimi mümkündür.

1-Endometrium kanseri evlenmemişlerde artar.
2-Kombine oral kontraseptif (doğum kontrol hapları ) kullanımı ile azalır.
3- Do?um sayısı arttıkça azalır. Az sayıda doğum yapanlarda endometrium daha uzun süre karşılanmamış östrojene maruz kaldığından kanser riskini artırı r.
4-Geç menopoz ile artar. ?leri yağlarda adetten kesilmek demek endometriumun daha uzun süre östrojene maruz kalması demektir. 52 yağ?ndan sonra adetten kesilenler 49 yağ?ndan önce menopoza girenlere göre 2,5 kat daha fazla risktedir.
5-Ailede endometrium (rahim) kanseri varsa risk artar.
6-?i?manlık ile artar. 9-23 kg arasında fazla kilosu olanlarda risk 3 kat artarken, 23 kg”dan çok kilo fazlası olanlarda risk 10 kat artmıştır. Ya? dokusu kaynaklı östrojenin yüksek miktarda olması ve endometriumu uyarması ?i?manlardaki risk artı??nı açıklamaktadır. Rahim kanserinde diabetes mellitus (şeker hastalığı) ve hipertansiyonun etkisi tartı?malıdır. Çünkü bunlar daha çok ?imanlıkla birlikte etki etmektedir.
7-Hayvansal yağ kullanımı ile artar.
8-Tamoksifen tedavisi alanlarda risk artar.
9-Sigara kadına kadınsı özellikleri sağlayan ilk sıradaki hormon olan östrojeni dü?ürdü?ünden riski azaltır.

Postmenopozal Dönemde Ba?lanan Hormon Replasman Tedavisi Rahim Kanseri Yapar mış
Tek ba??na konjuge östrojen kullanan rahimi bulunan kadınlarda endometrium(rahim) hiperplazisi %20 oranında, rahim kanseri riski 2-8 kat fazladır. Östrojene eklenen progesteron ile hiperplazi oranı %1”in altına dü?mektedir. Ağızdan olduğu kadar transdermal ya da devamlı vajinal östrojen kullananlarda olası endometrial uyarı yı önlemek için siklik progesteron vermek şarttır.
Ayrı ca unutulmamalıdır ki, östrojenlerle birlikte progesteron verilse bile bu bir garanti kabul edilmemelidir. Progesterona ra?men kanser geli?ebilir. En iyisi tedaviye ba?lanacak hastaları n endometrial biopsilerinin rutin olarak yapılmasıdır.
Tarama
Tarama için kitlesel programlar pratik de?ildir. Ayrı ca yeterince özgün ve hassas yoktur. Fakat belli yüksek risk faktörlerine sahip kadınlarda elimizdeki imkanlarla tarama yapılmalıdır.
Tarama yapılacak gruplar:
1-Östrojen alan postmenopozal dönemdeki kadınlar
2-Postmenopozal dönemdeki ?i?man kadınlar
3-Ailede endometrium, yumurtalık, meme kanseri hikayesi olanlar
4-52 yağ?ndan sonra menopoza girenler
5-Premenopozal(adetten kesilmeden önceki dönemde) yumurtlamanın olmadığı hastalar (polikistik over hastalığı,…)
Tarama yöntemleri:
1-Postmenopozal kadınlarda transvajinal ultrason ile endometrial kalınlığın ölçülmesi. (Kalınlığın 5mm altında olduğu olgularda çok nadiren kanser olgusu gözlenmiştir.)
2-Histeroskopik biopsi daha etkin tanı koymayı sağlar.
3-Adet siklusunun 2. devresinde veya postmenopozal dönemde alınan “smear”da normal veya anormal endometrial hücrelerin görülmesi kanser yönünden ara?tırmayı gerekli kılar.
Korunma
1-Do?um kontrol hapları endometrium kanser riskini azaltabilirler.
2-Uygun kilonun korunması
3-Tek ba??na östrojen kullanılmaması
4-Hiperplazi gibi öncü lezyonları n zamanında tespiti
Tanı
Kesin tanı rahim içinden kürtajla alınan biopsi materyalinin histopatolojik incelenmesiyle konur.
Sonra hastalığın evresi belirlenir.
Tedavi
Hastalığın evresine bakılarak tedavi seçenekleri aşağıdakilerden biri olarak belirlenir :
1-Cerrahi
2-Radyoterapi
3-Kemoterapi
4-Kombine tedaviler
5-Destekleyici tedaviler
Kemoterapi daha çok rekürrenslerde (nükslerde) ve ileri evre tümörlerde kullanılmaktadır. Kombine tedavi olarak en çok cerrahi ve postoperatif radyoterapi kullanılmaktadır. Destekleyici tedaviler, beslenme ve psikolojik deste?i içerir.

Over (Yumurtalık) Kanseri
Kadınlarda alt karın boşluğunda, tüplerin uçları na yakın sağda bir ve solda da bir tane olmak üzere iki adet yumurtalık(over) vardır. Buradan histolojik olarak çok çe?itli kanserler çıkmaktadır. Ancak ensık yumurtalığın epitel dokusu kaynaklı kanserler görülmektedir.
Görülme sıklığı (insidans)
Yumurtalık(over) kanseri insidansı geni? co?rafi da??lım gösterir. ?skandinav ülkeleri, ?srail ve Birle?ik Devletlerde 100 000 kadında 11,5-15,3 olgu izlenirken Japonya ve geli?mekte olan ülkelerde 100 000 kadında 3,3-7,8 vakada over kanseri görülmektedir. 50 yağ üzerinde sık görülürler, ancak germ hücreli tipte olanları yağamın ilk 20 yılında daha sık izlenirler. En öldürücü jinekolojik kanserdirler.
Risk Faktörleri
Artmış riskle ilişkili durumlar:
1-40 yağ üstünde olmak
2-Beyaz ?rktan olmak
3-Hiç do?urmamış olmak
4-?nfertilite (çocuk sahibi olamama)
5-Rahim(endometrium) ve meme kanseri olmak
6- Ailede yumurtalık kanseri bulunması
?ki tane over kanserli birinci derece yakını olan kadınları n küçük bir bölümünde otozomal dominant geçiili üç sendromdan biri bulunabilir:
a)Yere özgü (site-spesifik) ailevi yumurtalık kanseri
b)Ailevi meme-yumurtalık kanseri
c)Lynch sendromu;hastada aynı anda barsak, yumurtalık, endometrium (rahim), meme kanserlerinden birkaçı bir arada bulunur.
7-Hayvansal yağlar, tam süt yüksek kalorili diet almak
Yumurtalık kanseri riskini azaltan faktörler:
1-Do?um yapmış olmak
2-Do?um kontrol hap? kullanmak.
Kullanım süresince her yıl risk %11 azalır. Do?um kontrol hapları kesildikten sonra da bu koruyucu etki 10 yıl sürer. Bu etki yağ, ilk kullanma yağ?, do?urganlık ile de?i?mez.
3- Emzirenlerde emzirme süresi ile doğru orantılı olarak risk azalır.
4- Tüp ligasyonu
5- Histerektomi(ameliyatla rahimin çıkarı lması)
6- Ye?il sebzeler, karbonhidrattan zengin diet, havuç, A ve C vitamini tüketimi riski azaltır.
Tarama
Over kanserinde, serviks(rahimağzı) kanserinde olduğu kadar yeterli ve etkin bir kitlesel tarama yöntemi henüz yoktur.
Fakat tarama için bazı güncel öneriler mevcuttur:
1-Ailesinde over kanseri olmayan kadınlarda yılda bir rektovajinal pelvik muayene ve tam bir aile öyküsü alınması.
2-Ailede over kanseri olan kadınlar yıllık rektovajinal muayene, CA-125 ve transvajinal ultrason ile izlenmelidir.

3-Birinci dereceden akrabaları ndan iki ya da daha fazla ki?ide over kanseri olan hastalar %3 oranında ailesel over kanseri olma riski tağırlar. Eğer varsa BRCA 1 testi bunları tanımaya yard?m eder.

Korunma

Do?um kontrol hapları nın koruyuculu?u gösterildiğinden özellikle yüksek riskli gruplarda hap kullanımı desteklenebilir. Yine yüksek riskli gruplar için antiproliferatif etkili retinoidlerin kullanımı tavsiye edilebilir.
Eğer bir kadın ba?ka nedenlerle alt karın bölgesinden (pelvisten) ameliyat geçirecekse tedbir olarak yumurtalıkları n da alınması, kadının gelecekte over kanseri olma ihtimalini hemen hemen tamamen ortadan kaldırı r. Yine de bundan sonra bile periton kanseri riski bulunmaktadır. Yumurtalıkları n alınmasıyla beraber ortaya çıkacak erken menopozla birlikte kemik erimesi ve artmış kalp hastalığı riski ile kanser geli?mesi riski karşıla?tırı lmalıdır.

Ba?vuru Belirti ve Bulguları
Tanı konulduğunda büyük kısmı ileri evrededirler.Erken dönemde bazı kadınlarda karnın alt tarafında ağrı , basınç hissi olsa bile ço?unda hiçbir belirti, hiçbir yakınma bulunmamaktadır. ?leri evrede ise metastazlara (kanserin ba?ka organlara yayılması) ba?lı belirtiler ağırlık kazanır. Karı nda ?i?kinlik, erken doyma, kilo kayb?, kab?zlık, i?tahsızlık ve düzensiz adet kanamaları gibi belli belirsiz yakınmalar bunlar arasındadır.

Tanı
Pelvik muayene, hastanın öyküsü, ultrason, CA-125 gibi tümör belirteçleri bakıld?ktan sonra kanserden ?üphe edilen yumurtalık kitlelerinde gerekli ameliyat hazırlığı tamamlanır. Evreleme cerrahi ve patolojik bulgulara göre yapıoluş. Tam cerrahi evrelemenin önemi tedavi planı ve prognoz için önemlidir ve gözard? edilemez.
Tedavi
1-Cerrahi
2-Cerrahi sonrası kemoterapi
3-Destekleyici tedavi
Vulva Kanseri
Avret ya da haya yeri olarak ifade edilen vulvadan kaynaklanan kanserlerdir. S?klıkla yassı epitel hücreli tiptedirler.
Görülme sıklığı(insidans)
Jinekolojik kanserlerin %3-5’ini oluşturur.Görüldü?ü ortalama yağlar 65-75 yağ aralığındadır.

Hangi gruplarda sık görülürı
Vulva kanseri sosyoekonomik düzeyi dü?ük yağlı hastalarda görülür. HPV (si?il ve kondilom gibi hastalıkları n etkeni olan insan papillom virüsü) enfeksiyonları vulva kanserli hastaları n %20-60’?nda pozitif bulunmu?tur. HPV pozitif grup sigara kullanan daha genç gruptur. Bununla birlikte HPV’nin vulva kanserine sebep olduğu kesin gösterilememiştir.
Tarama:Kadınları n aylık meme muayenesi gibi vulvayı kendilerinin gözlemlemeleri, ayrı ca yıllık muayenede hekimin ciltten kabarı k beyaz lezyonlar gibi ?üpheli yerlerden biopsi alması gerekir.
Tanı:Kesin tanı lezyondan alınan biopsi ile konur.
Tedavi:Cerrahi –patolojik evrelemeden sonra aşağıdaki tedavilerden biri seçilir:
1-Cerrahi
2-Radyasyon
3-Kombine
4-Destekleyici
Vajina Kanseri
Vajinadan çıkan kanserlerin ço?u da yassı epitel hücrelidir.
Görülme sıklığı
Son derece nadir olup tüm jinekolojik kanserlerin %1-2’sini oluştururlar. Postmenopozal dönemdeki kadınları n hastalığıdır. En sık 60 yağ üstündekilerde görülür.
Sebebi bilinmemektedir. Fakat daha önce pelvik ?ua tedavisi almış olanlarda yassı hücreli kanser görülme oranı arttı??ndan anormal genital hücresel bulgusu olanlarda bu durum göz önünde bulundurulmalıdır.
Ba?vuru Belirti ve Bulguları
Vajinal kanama ile kendini gösterir, muayene esnasında kolayca tespit edilebilen bir lezyon vardır. Kötü kokulu akıntı ve idrar yolları ile ilgili ?ikayetler olabilir.
Tanı
?üpheli lezyondan alınan biopsi ile konur.
Tedavi
Vajinal kanserin (özellikle yassı epitel hücreli tipin) primer tedavisi radyoterapidir. Ancak vajina 1/3 üst kısmındaki erken dönem kanserde cerrahi veya radikal radyoterapi uygulanabilir.
Kaynaklar
1-Obstetrik, Maternal-Fetal T?p ve Perinatoloji,2001
M. Sinan Beksaç, Namık Demir, Acar Koç, Atıl Yüksel
2-Novak Jinekoloji,1998
Çeviri editörü:Ahmet Erk
3-Temel Kadın Hastalıkları ve Do?um Bilgisi, 1996
Hüsnü A. Ki?niİçi
4-Johns Hopkins Jinekoloji ve Obstetrik El Kitab?,2000
Çeviri editörleri:Kubilay Vicdan
Ahmet Zeki I??k
Nuri Danı?man
5-Current Therapy in Obstetrics and Gynecology,2000
Edward J. Quilligan
Frederick P. Zuspan

karın düzle?tirme hareketleri

[ad#336lik-genis]Konunun özeti, devamlılık ve istikrardır. A?a??daki belirtti?imiz karın düzle?tirme hareketleri sadece bir gün yapacaksanız bizce hiç kendinizi yormayın çünkü bu hareketleri düzenli olarak 1 ay boyunca yapmadığınız sürece istediğiniz sonucu alamamış bo?una u?ra?mış olursunuz. A?a??daki hareketleri düzenli şekilde uyguladığınız an mükemmel bir karın görüntüsüne ulaşacaksınız.

Karı n Düzle?tirme Hareketleri

Yere uzanıp sağa dönün ve bacakları nızı gerin. Üstteki ayağ?nızı altta kalan ayağ?nızın önüne getirip koyun. Sa? dirse?inizden destek alın. Vücudunuzun üst kısmını, kalçaları nızı ve bacakları nızı, vücudunuz düz bir çizgi oluşturuncaya kadar yukarı kaldırı n. Bedeninizi hafifçe alçaltın ve yeniden yükseltin. Her yükseli?te sol kolunuzu ba??nızın üstüne doğru uzatın. Egzersizi sol tarafınızla da tekrarlayın.

Yüzüstü yatın ve ellerinizi yere koyun. Ellerinizden destek alarak omuzları nızı kaldırı n. Ayakları nızı kalça geniiliğinde açın ve parmak uçları nızda yükselin. Dirsekleriniz ve kalçanızı hafifçe e?in. De?i?imli olarak sağ ve sol kolunuzu ileri doğru uzatın. Bu sırada beden ağırlığınızı di?er tarafa kaydırı n. Göbek bölgenizdeki kas gerginliğini koruyun.

Az önceki pozisyonda kalın ancak bu defa, elleriniz yerine dirseklerinizden kırarak yere koyduğunuz kolları nızdan destek alın. Ayak uçları nızda yükselin. Le?en kemişinizi, vücudunuzun üst kısmını, kalçaları nızı ve bacakları nızı, neredeyse düz bir çizgi olacak şekilde alçaltın. Tüm vücudunuzu ritmik olarak öne ve arkaya doğru kaydırı n. Bu sırada gerginliği hissedinceye kadar karnınızı içeri çekin.

S?rt üstü yere yatın. Bacakları nızı bükün, ayakları nız yere de?meli. Sadece omuz başları nız yere de?ecek şekilde, kalçanızı ve sırtınızı yerden kaldırı n. Ba??nız ve enseniz tamamen gev?emeli! De?i?imli olarak sağ ve sol baca??nızı 90 derecelik açı oluşturacak şekilde yukarı kaldırı n. Bu sırada di?er ayağ?nız zemine basmalıdır.

S?rtüstü pozisyonunda bacakları nızı bükün. Ayakları nızı kalça geniiliğinde aralayın. Karı n kasları nızı gerin, ba? ve vücudunuzun üst kısmını, kürek kemikleriniz zeminden ayrı lınca kadar yükseltin. Bu şekilde durun, sırtınızın alt bölgesini zemine doğru bastırı n. Ellerinizle, omuz geniiliğinde bir ipi veya fuları kavrayın. Kolları nızı öne doğru uzatın. ?imdi elinizdeki iple, kalçanızdan ba??nıza kadar yarı m bir daire çizin.

Rahatlamak için yere sırtüstü yatın. Bacakları nızı bükerek kavrayın ve ellerinizle gö?sünüze kadar çekin. 30 saniye bu pozisyonda kalın.

Ağız kokusu rahatsızlığı

Ağızdaki çirkin kokuya kısaca a??a??z kokusu veya halitosis denir.T?p tarihinde halitosisıe ait ilk yazılı belgeler 8. yüzyılda Mohammedan okuluna aittir ama muhtemelen insanlar a??a??z kokusundan daha eski tarihlerden beri yakınmışlardır. Bu belgelere göre a??a??z kokusunun tedavisinde gümü? kullanılmaktayd?.

Ağız kokusunu bir hastalık olarak tanımlamak zordur. Her saılıklı bireyin sabah uyandığında a??zında çirkin bir koku bulunabilir. Bu sebeple kantitatif ölçümler yapılmadan fizyolojik ve patolojik a??z kokusu arasına keskin bir sınır koymak her zaman mümkün olmayabilir.
[ad#336lik-genis]
Patolojik a??z kokusu günümüzde medeni toplumlar da dahil olmak üzere oldukça yayg?ndır, aynı zamanda sosyal bir incinme sebebidir. Psikolojik sorunları beraberinde getirir. Ağız kokusunun sebep olduğu sosyal problemler biyolojik problemlerden daha fazladır. Hatta e?er a??z kokusu sosyal bir problem yaratmasayd? belkide bir hastalık olarak görülmeyecek, tedavisi için emek ve gayret sarfedilmeyecekti. Ağız kokusundan yakınan bireyler sosyal yağantıları nda kendilerine olan güvenlerini kaybedebilirler. ?nsanları n kendine olan güvenlerini artırmak amacıyla Japonyağda bir di?hekimleri odası, 2002 yılında a??z kokusunu engellemek için lokal bir kampanya düzenlemiştir. Ta??nabilir bir halitometre, e?itim programı ve gönüllü di?hekimleri uygulamaya dahil edilmiştir. Katılım %70 civarı nda olmu?tur.

Önbilgi: Koku, volatil (uçucu) ve aromatik (kokulu) kimyasal maddelerin, buharla?ma yoluyla havaya karşıan moleküllerinin, difüzyon yolu ile yer de?i?tirerek, burundaki koku sinirinin (N. olfactorii) uçları na varması ile alg?lanır. Bu sinir uçları , burun üst measındadır ve aromatik kimyasal molekül ile uyarı ldığında elektriksel sinyaller üretir. Bu sinyaller merkezi sinir sisteminde integratör merkezlere ulaştı??nda ?koku? olarak alg?lanır / tanımlanır. Serebral patolojilerin bir kısmında hasta hiç koku alamayabilir (anozmi), pek az koku alabilir (hipozmi), her kokuyu abartılı olarak alg?lar (hiperozmi), sadece kendisinin duyabildiği aslında olmayan bir kokuyu alg?layabilir (psödozmi). Bazen burun mukozasının infeksiyonları nda da benzer durumlar görülebilir. Bu sebeple a??z kokusuna sadece di?hekiminin de?il, kulak burun bo?az ve nöroloji hekimlerinin de müdahalesi gerekebilir.
Etyoloji
Ağız kokusunda altta yatan sebep ço?unlukla dil papilleri arasına yerle?en proteolitik anaerop bakterilerin oluşturduğu volatil sülfür bile?ikleri (VSB) dir. Tanımlanmış birçok VSBvardır fakat en sık rastlananları hydrogen sulfide, methyl mercaptan ve dimethylsulfide?dir. Bunlar bakterilerin ürettikleri çirkin kokulu uçucu gazlardır. Sebebi ne olursa olsun (psikosomatik olanlar hariç), halitosis kayna??nı genellikle bu VSB?nden alır. Bu maddelerin dil sırtındaki konsansantrasyonları nı ölçmek için ticari ayg?tlar geli?tirilmiştir. Bunlar basitçe gaz kromotografisi ile çalığan sulfit detektörleridir ve halitometre adını alır. Bu cihaz ile fizyolojik a??z kokusu bulunan bireylerde yapılan ölçümlerde yakla??k olarak dil ucunda 0.006 µM, orta kısımda 0.4 µM ve dil kökünde 1,6 µM VSB konsantrasyonu bulunur. Halitosis yakınması olan bireylerde bu konsantrasyonlar çok daha yüksek bulunur. Dil ucundan, dil köküne doğru gidildikçe VSB konsantrasyonu artar.
Makale
Ağız kokusu insanlarda çok büyük güvensizlikler yaratır. Nedense birçok insan sebebini yanlış yerde tahmin ediyor. Bu nedenle de ço?u zaman yanlış çözümlere hatta antibiyotik gibi riskli önlemlere yelteniyorlar. Oysa evlerindeki imkanlarla çok daha kolay ve basit çözümler bulabilirler.

Kozmetik sektöründe iyi para kazanılanalanlardan biri de kötü nefes kokuları na karşı olan ürünlerdir.

ABD’deki yıllık tüketim sadece a??z suları için 740 milyon dolar civarı nda ve nane şekeri veya a??z spreyleri gibi ‘a??z koku

dispenserleri’ için de yakla??k 625 milyon dolar para harcanıyor; Almanya’da ise bu rakamlar üçte bir civarı nda olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de özellikle bir diziden sonra bu ürünlere yönelik satı?lar patlamış durumda, ancak kimse rakam vermek istemiyor.

Halitoz ile ilgili, yani a??z kokusu sorunu ile bilim adamları ancak son yıllarda yo?un olarak ilgilenmeye ba?ladılar ve bu nedenle de bu konu hakkında sanıldığından fazl önyarg? bulunmakta. Amerika’da telefonda yapılan anketlerde ortalama her ikiki?iden birinin pahalı ‘nefes temizleyici’ sprey ya da a??z suları kullanı?? ortaya çıktı. Güncel ara?tırmalar da gösteriyor ki, sadece yüzde 23′lük bir kesim arada sırada kötü bir a??z kokusuna sahip oluyorlar. Üstelik bu durumda sadece, ağır baharatlı bir yemekten ya da kahvaltı yapılmadan sabah?n erken saatlerinde oluyor.

?nsanları n sadece %6′sı sürekli a??z kokusu sorununu yağ?yor. Bu bilgiler ?????nda gerçekten doktora gitmeden ya da kendi imkanları ile a??z kokusunakarşı önlemler almaya ba?lamadan önce gerçekten a??z kokusu sorununun var olup olmadığını iyi tespit etmek lazım. Bunu tespit etmek te hiç te zor de?il. Size çok yakın olan e?inize de sorabileceğiniz gibi, çok yakın bir dostunuzun da bu konu da fikrini alabilirsiniz. Tam bir netice almak isteyenler ise: Bir kaç yıldır gaz kromatograflar ve özel sülfit monitörleri var. Bunlar nefesin yapısını kesin olarak gösterebiliyorlar. Ancak bu ayg?tları n yayg?nlığından bahsetmek pek mümkün de?il.

SEBEPLERDEN B?R TANES?: D?LDEK? TABAKA
Ağız kokusuna sebep olan faktörler arasında ço?u zaman vücudun hazm etme mekanizmasındaki sorunlardan kaynaklandığını dü?ünülüyor ve önlem olarak da bağırsak temizleyici maddeleri terapi olarak kullanmaya kalk???yorlar. Yine bir ba?ka kesim ise, di?lerin a??z kokusunun sebebi olduğunu dü?ünürler ve pahalı elektronik hijyen aletleri almaya kalk???rlar.

Ancak gerçek ?u şekildedir: Vakaları n %90′?nda a??z kokusu gerçekten a??zdan kaynaklanıyor ve müsebbihi orada duruyor. Tel Aviv Üniversitesinden Prof. Mel Rosenberg bunu belirttikten sonra ana faktörlerin de dilin arka kısmında yuvalandığını vurguluyor.”Bu tabaka tükürük tarafından tam olarak temizlenemiyor” diyor. “Üstelik ufak buru?ukluklar arasında da rahatça bakteriler yerle?ebiliyor”. Besin açısından da dilin arka kısmı çok uygun bir ortam oluyor nikroplar için.

Zira bu kısma sadece yemek artıkları gelmiyor, aynı zamanda nefes borunları ndan gelen sekret sıvıları da buraya dü?üyor. Bu kesintisiz besin kayna??nı mikroplar örne?in çürümü? yumurta kokusuna sülfirik hidrojene dönü?türüyorlar. Ya da ayak ayak kokusunu hatırlatan izo valeryan asitine ve hatta hayvan kadavları nda bulunan kadaverine dahi dönü?türebiliyorlar.

İlk bak??ta bunları okuduktan sonra dilin arka kısmındaki bu bakteri istilasına karşı antibiyotik kullanımı mantıklı gelebilir. Oysa bu ‘terapi’ bir çok sorunu da beraberinde getiriyor. Bu ilaçlar sadece kısa süreli olarak dildeki tabakayı gideriyor ve ayrı ca radikal etkisiyle de orada bulunan mantarları n ‘bakteriyel karşıt maddelerini’ de yok ediyor. Sonuç: dil tamamen yo?un bir mantar tabakasıyla kaplanıyor. “??te bu noktadan sonra i?ler ciddile?iyor” diye ikaz ediyor Dr. Rosenberg.

Ağız suları bak?m antibiyoti?e göre daha az risk barı ndırsa da, sonrasındaki etkisi ve efekti de ona göre pek yok; eterik yağları n, da ‘örne?in çok sevilen nane yağ? gibi’ etkisi fazla abartılıyor.

DO?UDAK? GELENEKLER
Ağız kokusuyla ilgili tecrübe edilmiş bak?mları n sonucunda uzak do?udaki insanlar, yüzyıllardır uyguladıkları yöntemi, yani ‘di?leri fırçalarken dilin arka kısmını da fırçalamayı’ uyguluyorlar. Onlarca klinik ara?tırma, bu gelene?i zengin metodun ba?arı lı olduğunu görsteriyor. . Bu ara?tırmalara göre daha ilk fırçalamadan sonra tabakanın büyük bir kısmı kayboluyor. “Dilin düzenli olarak temizlenmesi, tükürükte tabaka oluşturucu bakterilerin sayısını da ciddi miktarda dü?ürüyor” diyor Dr. Rainer Seemann.Günlük olarak bir veya iki dakika yeterli geliyor. Ancak dilin arka kısmında yaralanmalara neden olacak kadar da bastırı lmaması gerekiyor. Daha detaylı temizlik yapmak isteyenler eczanelerden bir dil temizleyici de alabilirler. “Bunları n en basit olanı esnek ve aromalandırı lmış suni bir ?erit ?eklinde bir k?vrı ma dönü?türülüyor ve kenarları ile de dilin üstünden geçiriliyor. Dilin ucundan tutuluyor ve ?erit ileri geri hareket ettiriliyor.

Yine uzak do?udan gelen bir metod da antep fıstı?? a?acının sakızını çi?nemek. Sakızı çi?nemek sadece a??z salg?ları nı gaçirmekle kalmıyor aynı zamanda a??zdaki bir tak?m bakterileri de öldürüyor. Bu a?acın sakızına ulaşamayanlar normal sakız da çi?neyebilirler. Antbiyotik etkisi olmamasına ra?men a??z salg?sını harekete geçiriyor ve birçok mikrop ta gideriliyor.

Klorofil drajeleri ve ye?il çay da bu konu da yard?mcı olabilir. Bunun dığında: düzenli kahvaltı yapın, çünkü iyi bir kahvaltı a??zı temizliyor ve a??z salg?sını harekete geçiriyor. A?zın kurumasını önlemek için de burundan nefes alıp vermeye çalığın. Bir de çok ağır olmadığı sürece bu a??z kokusunu abartmayın, çünkü vücudun daha salg?ladığı nice koku vardır.

Ani Bebek Ölümü Sendromu

Ani Bebek Ölümü Sendromu
Sudden Infant Death Syndrome (SIDS)

Hiçbir saılık sorunu olmayan bir bebeğin beklenmedik bir şekilde ve nedeni otopsi ile de açıklanamayan ölümüdür.?ki hafta ila 12 ay arası çocuklarda; sıklıkla 2.-4. aylarda görülür. 6. aydan sonra görülme sıklığı azalır.İlk yağtaki ölümlerin üçte birinden sorumludur.Tüm dünyada görülür ve ölüm nedenleri arasında kazalardan sonra ikinci sırayı alır. (Türkiye’de maalesef bu konuda yeterli çalışma yapılmadığı için görülme sıklığı bilinmemektedir.) Amerika’da her yıl yakla??k 6000 bebek SIDS nedeniyle ölmektedir. Ölüm genellikle uykuda olmaktadır.Genellikle k?? ayları nda görülür.Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık görülür.
[ad#336lik-genis]
Risk Faktörler:
# Dü?ük sosyoekonomik düzeyli ailelerin çocukları nda
# Prematüre bebeklerde
# Dü?ük doğum kilolu bebeklerde
# Alkol ve ilaç bağımlısı annelerin bebeklerinde
# Sigara kullanan annelerin bebeklerinde
# Do?um öncesi bak?mı yetersiz olan annelerin bebeklerinde
# 20 yağ altı hamileliklerde
risk yükselmektedir.

Alınacak Önlemler:
Bebe?inizi sırtüstü yatırı n:Bu sayfaları hazırlamak için yaptı??mız internet taramasında SIDS ile ilgili yüzlerce sayfa bulmak bizi oldukça ?ağırttı. Amerika’da 1994 yılında ani bebek ölümlerini azaltmak amacıyla ulusal bir kampanya ba?latıldığını gördük. Yüzlerce sponsor firmanın ve birçok bilimsel kurulu?un katıldığı bu kampanyada bebeklerin sırtüstü yatırı lması önerilmekte.Bu kampanyayla 3 yılda ölüm oranının % 38 azaldığı görülmü?.

Do?um öncesi bak?mınızı iyi yapın:Hamilelik esnasında rutin doktor kontrollerinizi aksatmayın, beslenmenize dikkat edin

Bebe?inizin yatak odasını uygun ?sıda tutun:Bebe?inizin ?sı regülasyon sistemi henüz tam anlamıyla geli?mediği için yatak odasını ne çok sıcak, nede çok so?uk tutmayın.(18-22 derece)

Bebe?inizin doktor kontrollerini aksatmayın:Bebe?inizin hem rutin doktor kontrollerini aksatmayın, hemde ola?an dığı belirrtiler gördü?ünüzde mutlaka doktora danı??n.

Bebe?inizin bulunduğu ortamda sigara içmeyin:Bebe?inizin bulunduğu odayı sıksık havalandırı n.

Bebe?inizi mümkün olduğunca anne sütüyle besleyin:Bebe?inizi ilk 4 ay sadece anne sütüyle besleyin.

Amniyon Kesesi

Rahim içinde büyüyen çocu?un etrafında plasenta zarları nın meydana getirdiği bir kese vardır. Amnios kesesi denen bu boşluğu dolduran, renksiz, hafif bulanık sıvıya ise amnios suyu (liquor amnii) denir.Plasentanın zarları ndan biri olan amnios zarı nın salg?sı olarak meydana gelir ve normalde 500-100 cc. kadardır. Daha artmış olduğu durumlarda hidramniostan söz edilir.
[ad#336lik-genis]
Gebeliğin son ayları nda çocuk cildinden gelen epitel hücreleri kıllar ve yağlar içerdiğinden görünümü bulanıktır; Ye?il renk alması çocu?un mekonyum denilen kakasının karşımasından dolayı meydana gelebilir ki, ba?la geli?lerde çocuk kordonun sık??masının bir i?areti olarak kabul edilir.Çocu?un ters geli?lerinde, özellikle makatla geli?lerde mekonyum görünmesi normal sayılabilir. Ayrı ca günü geldiği halde do?urmayan yani zamana??mı durumunda olan gebelerde amnics suyunun rengi bu bak?mdan kontrol edilir. Amnioskopi denilen bir yöntemle vaginadan su kesesi ve içindeki sıvı gözlenir. Bazen çocu?un anne karnında öldü?ü yani vakanın mort de fetus olduğu amnion suyunun kirli kahverengi bir görünüm alması ile saptanır. Do?um esnasında su kesesi denen zarı n yırtılması ile amnios suyu dışarı akar. Halk dilinde gebenin suyunun gelmesi ?eklinde bilinen bu olay doğumun ba?lamasının bir i?areti olarak kabul edilir.

Metabolizma h?zlandıran hareketler

Yüzücülerin vücuduna dikkatlice baktı??nda ne kadar da seksi ve biçimli olduğunu fark edersin. O bedene sahip olmak için olimpiyatlara katılan sporcular kadar ağır idman yapmak zorunda de?ilsin. ?ndiana Üniversitesi’nden ara?tırmacılar, yüzücü ve di?er sporcular arasında bir k?yaslama yapmış. Sonuç olarak yüzücülerin vücudunda daha az yağ bulunmakla birlikte bellerinin daha ince ve kalçaları nın da daha dar olduğu görülmü?.
[ad#336]
Yüzmeye gitmek ko?uya çıkmak kadar pratik olmayabilir ama yine de fazla bir ?eye ihtiyacın yok: Bir yüzücü mayosu, bone ve deniz gözlüğü yeter. Bir de tabii ki olimpik bir havuza ihtiyacın olacak. Dalmaya hazır mısını

Neden yüzme?
Yüzerek h?zla kalori ve yağ yakabilirsin. Hafif süratte yüzme saatte 500 kalori yakarken h?zla yüzerek saatte 700 kalori yakabilirsin. Su havadan 800 kat daha yo?un bir element olduğu için, her kulaç, tekme ve itme esnasında vücut kasları nı çalıştırı rsın. Gövde, kalça, bacak, kol ve omuzlar çalığır. Yüzerken sadece kalori yakmakla kalmaz aynı zamanda kasları nı da geli?tirirsin. Böylece h?zlanan metabolizman sayesinde duğunu alıp dinlenirken bile kalori yakmaya devam edersin.

Yüzmek seni inceltip kasları nı geli?tirirken aynı zamanda bedene ve ruha da iyi gelir. Suyun kaldırma gücü sayesinde vücut ağırlığını hissetmezsin böylece eklemlerin dinlenir. Indiana Üniversitesi Yüzme Bilimi Fakültesi’nden Doktor Joel Stager, her gün incinme tehlikesi olmadan yüzebilece?ini söylüyor.

Yüzme egzersizini bütün hayatın boyunca uygulayabilir ve böylelikle genç kalabilirsin. Stager’?n ara?tırmaları düzenli olarak yüzenlerin en az 20 yağ daha genç göründü?ünü söylüyor. American College of Sports Medicine tarafından sunulan veriler, bir yüzücünün tansiyon, kolesterol seviyesi, kalp sağlığı ve sinir sisteminin, kendinden çok daha genç bir bireye yakın olduğunu söylüyor.

Ba?langİç noktası…
Yeni ba?layanlar havuza büyük beklentilerle atlıyor. Suya yüksek beklentilerle giren yüzücü yarı m saat boyunca serbest kulaç yüzmeyi hedefliyor. Virginia’daki Washington and Lee Üniversitesi’nden Yüzme Koçu Joel Shinofîeld, böylelerinin dört dakika sonunda nefes nefese kalıp havuzun kenarı na tutunduğunu söylüyor.

Bunun sebebi, suda egzersiz yaparken dola??m sistemi ve kasları n, karada olduğundan çok daha farklı çalışmasıdır. Akci?erler daha farklı nefes almak zorunda kalır çünkü karada olduğu gibi her istediğinde nefes alıp veremezsin. Di?er egzersizlerden farklı olarak, yüzerken suyun yüzeyinde ilerleyebilmek için kas grupları n tak?m halinde çalışmalı.
Shinofield, yüzerek formda kalabilmek için kısa aralıklarla interval yapmanı ve farklı kulaç teknikleri arasında de?i?im yapmanı öneriyor: “Böylece daha verimli bir egzersiz yapmış olacaksın.” Aralarda dinlenirken zaman kaybetti?ini dü?ünerek endi?elenme: “Yüzme yürüme gibi de?ildir. Durunca nabzın aniden dü?mez. Birkaç kulaçtan sonra durakladığında bile 30 saniye boyunca yüksek kalır.”

Bu egzersizi dene: Dikdörtgen bir havuzda dört kez bir uçtan di?er uca yüz. Di?er uca ulaş?nca birkaç saniye dinlenebilirsin. Sonunda 30 saniye dinlen. Bunu 10 kez tekrarla. ?ki hafta boyunca, haftada iki, üç kez uygula. Minnesota Macalaster Koleji’nden Robert Pearson, bir süredir yüzmediysen kick-board kullanmanı öneriyor. Böylece yüzerken kol ve bacakları n koordinasyon sağlaması için ekstra çaba harcamayacaksın.

Kulaç atarken…

Kulaçları nı bu ip uçarı yla senkronize et.

Ba? ve omuzlar:
Ba? ve boyun, omurga ile aynı düzlemde, omuzlar ise rahat olmalı. Ba??n havuzun dibine bakmalı. Böylece kalçan dibe batmayacak ve vücudunun pozisyonu bozulmayacak.

Eller:
Parmaklar havuzun dibini göstermeli. Parmak uçları sanki havuzun dibinde hayali bir çizgi çiziyor gibi görünmeli. Ellerini sakın yumruk yapma. Parmakları nı açarsan daha h?zlı ve kolay bir şekilde ilerlersin.

Dirsekler:
Dirsekler bilekten daha yukarı da olmalı.

Kollar:
Her kulaçta kolun iyice kalçana yakla?malı.

Kalça:
Bacakları ç?rpma i?lemini kalça ve gövde kasları nı kullanarak gerçekle?tirmelisin. Kalçana her kulaçta 45 derecelik açı ver. Ç?rpma kalçada ba?lamalı. Ayağ?ndaki terlikleri fırlatmaya çalıştı??nı hayal et.

Ayaklar:
Ayaklar birbirine yakın ve vücudun geri kalanıyla aynı düzlemde olmalı. Bacakları her kulaçta altı kez ç?rpmalısın.

Ağız:
Vücudunu nefes almak için yana döndürürken ba??nı da çevir ve ağzından nefes al. Suyun altında yavaş yavaş nefes ver. Sonra yine nefes al.

Kulaç çe?itleri
Serbest kulaç herkes tarafından sevilir çünkü öğrenmesi kolaydır ve çok kalori yakmanı sağlar. Ama sen yine de farklı kulaç tekniklerini bir arada kullanmaya alı?malısın. Shinofield, kulaç tekniklerini karşıtırı rsan hem kasları n çalışmasını dengeleyip hem de yüzmeye sıkılmadan devam edece?ini söylüyor. S?rtüstü (sırt ve omuz kasları nı çalıştırarak duru?unu geli?tirir) ve kurba?alama (kalça ve bacak içini çalıştırı r) tekniklerini de denemelisin. Shinofield, farklı kulaç tekniklerinden verim alabilmek için bu tavsiyelere uyman gerekti?ini söylüyor. Daha fazla verim almak için bir e?itmen eiliğinde egzersiz yapmayı dü?ünmelisin.

S?rtüstü:
Gözler ileri baksın: Gökyüzü ya da tavana bak. Ayak parmakları na bakma yoksa kalçan suyun dibine batar. Ba??n omurganla aynı hizada olmalı.

Y ?ekli al: Geriye kulaç atarken kolun vücuduna 45 derecelik açı yapmalı. Böylece omzuna daha az bask? binecek ve kulacın daha güçlü olacak.

Kurba?alama:
Suyun üzerinde süzül: Avuçları nı birle?tir ve kolları nı yukarı kaldır. Avuçları nı d??a döndür ve eller çeneyle aynı hizaya gelecek şekilde kendine doğru çek. Ellerini gö?süne yakla?tırı p tekrar ba?la.

Bacakları nı ritimli olarak ç?rp: Dizlerini kırı p, topukları nı kalçana yakla?tır. Ayak parmakları nı d??a döndür ve bacakları nı önce ayır sonra birle?tir, aynen bir kurba?a gibi… Kol ve bacaklar koordineli biçimde hareket etmeli.

Meme Kanserine Engel olan egzersizler

Sağlıklı bir şekilde besleniyor, düzenli olarak kontrolden geçiyor, meme kanserini erken te?his edebilmek için kendi kendinizi muayene ediyorsunuz. Meme kanserine engel olma adına yapmış olduğunuz bu çaba çok güzel fakat bunun yanı sıra eksik etmemeniz gereken bir ?ey daha var oda egzersiz.
[ad#336]
Güçlü, fit bir fizik, tüm hücrelerinizin hastalıklarla mücadele gücünü arttırı rken sağlılık bir yağama bir adım daha yakla?tırı r sizi. Yap?lan ara?tırmalar, aktif bir yağam biçimi benimseyen, düzenli egzersiz yapan kadınları n, meme kanserine yakalanma risklerinin çok daha alt seviyelerde olduğunu gösteriyor. Hemen her türlü egzersiz bu noktada i?e yarayabiliyor. Tüm kasları nızı içten d??a sık? bir şekilde çalıştıran pilates de bunlardan sadece biri. Meme kanseri ile ba?açıkabilme ve saılıklı yağama adına size tüm vücudunuzu çalıştıracak yedi seçme pilates egzersizi.

PLAN: Sayfaları mızdan egzersizleri haftada 2-3 kez yapın.
Egzersiz için gerekli olan malzemeler
Bir ya da iki kilogramlık bir çift damb?l ve esnek band.

DEN?ZKIZI Platesi

Sol baca??nız önde, sağ baca??nız arkada yere oturun. Dirseklerinizi bükerek kolları nızı basınızın üzerine uzatın ve sola doğru e?ilin.

Sonrasında gövdenizi belinizden çevirerek omuzları nızı ve gö?sünüzü yere doğru esnetin. Gö?sünüzü ve omuzları nızı tekrar yukarı çevirerek ba?langİç pozisyonuna gelin.

• Her iki yöne de üçer kez egzersizi tekrarlayın. Özellikle egzersiz sonları nda yapaca??nız bu hareket tüm vücudunuzu esnet yarı yor.

A?IRLIKLA SQUAT SER?S?
Her iki elinize de birer damb?l alın. Bacakları nızı kalça hizasında açarak ayakta durun. Ağırlıkları gö?üs hizasında yukarı kaldırı n. Avuç içleri yere bak?yor. Bu pozisyondayken, hafifçe çömelerek yarı m squat yapın. 2-8 nefes arası bu pozisyonda durun.

Bacakları nızı düzle?tirin. Bacaklar yerde sabitken kalçadan itibaren öne doğru e?ilerek kolları nızın ve gövdenizin yere paralel olmasını sağlayın. Ba?, omuz hizasında öne uzanmış kolları n arasında ve yüzünüz yere bak?yor. Burada da 2-8 nefes arası durun. Sonrasında yere paralel olan gövdenizi yukarı kaldırı n, yine yarı m squat yaparak kalçanızı yere yakla?tırı n. Squat (Çömelme) pozisyo¬nunda da 2-8 nefes arası durarak tekrar gövdenizi kalçadan bükerek yere paralel hale getirin. Yine ba??nız, omuz hizasında öne uzanmış kolları n arasında ve yüzünüz yere bak?yor. Bu bir turdu.

• Bunun gibi 2 – 4 tur yapın. Omuzları , karnı, sırtı ve bacakları çalıştırı r.

A?IRLIKLARLA OMUZ KÖPRÜSÜ
S?rtüstü yere uzanın. Dizlerinizi kırarak ayakları nızla yere basın. Ayaklar kalça geniiliğinde açık. Her iki elinize de birer damb?l alın ve kolları nızı yukarı , uzatarak damb?lları yukarı gö?sünüzün üzerine en üst noktaya kadar kaldırı n.

Nefes verirken, vücudunuzu kuyruk sokumundan ba?layarak yukarı doğru kaldırı n, ağırlıkları da kalçanızın yanına yanlara indirin. Avuç içleri yere bak?yor. Bu pozisyonda karın ve kalça kasları sık? olmalı ve vücudunuz omuzları nızdan dizlerinize kadar düz bir çizgi çizmeli. Nefes alın, verirken sırt omurları ndan ba?layarak kalçanızı yere indirirken, kolları nızı tekrar yukarı uzatın. Tekrar kalçanızı yukarı kaldırı rken kolları nızı da kalçanızın yanına indirin. Bu bir turdu.

• Bunun gibi 6-8 tur yapın. Gö?sü, kalçayı, butları ve kolları çalıştırı r.

SIRT ÇALI?MASI
Ayakları nızı yere koyarak oturun ve bacakları nızı birle?tirin. Avuç içleri yere bakacak şekilde her iki elinizle de damb?lları tutun, dirseklerinizi bükerek kolları nızı omuz hizasına kaldırı n. Avuç içleri yere bak?yor.

Yavaİça dirseklerinizi geriye doğru çekerek arkada kürek kemiklerinizi sık??tırı n. Damb?lları tekrar önde yakınla?tırarak ilk pozisyonuna gelin.

• Egzersizi yavaş tempoda 6 – 10 kez yapın. S?rt kasları nızı çalıştırarak duru?unuzun düzelmesine yard?mcı olur. Özellikle uzun süre oturarak çalışmak zorunda olanlar için harika bir egzersizdir. Ayrı ca omuzları nızı da çalıştırı r.

AYAKTA ‘HUNDRED’ (YÜZ)
Ayakları nız biti?ik ayakta durun, her iki elinize de birer damb?l alın ve hafifçe çömelerek yarı m squat yapın. Hafifçe öne doğru e?ilin ve avuç içleri geriye bakar pozisyonda kolları nızı kalçanızın yanları na uzatın.

Kolları nızı geriye doğru be? kez nefes alarak pompalayın. Be? kez de nefes vererek pompalayın. Bu bir turdu.

• 10 tur yaparak 100 kez pompalama yapın. Göründü?ünden çok daha zor olan bu egzersiz arka kol, karın ve bacakları çalıştırı r.

B?R SA?A – B?R SOLA REVERANS
Bacakları nızı geniİçe açın. Ayakları nızı ve bacakları nızı d??a döndürün. Esnek bandın uçları ndan ellerinizle tutun ve kolları nızı ba??nızın üzerinden havaya kaldırarak bir X oluşturun

Dizlerinizi bükerek alçalırken, gövdenizi de sağa döndürün ve aynı anda sağ elinizi sağ baca??nıza yakla?tırarak band? gerin. Bacakları düzle?tirerek ba?langİç pozisyonuna gelin. Aynı şekilde hareketi sola doğru tekrarlayın. Bu bir turdu.

• Bunun gibi 6 tur yapın. Omuzları , sırtı, kalçayı, karnı ve bacakları çalıştırı r.

KAYARAK ESNEME
Bu egzersizi halisiz bir alanda yapmanız gerekiyor. Ayakları nızın altına bir havlu alın ya da kayabilmek için çorap giyin. Ellerinizi omuz hizasında yere koyun, ayak parmak uçları nı da yere koyarak masa pozisyonu alın. Dizlerinizi yerden kaldırı n, karnınızı içeri çekerek sırtınızı hafifçe yuvarlayın, ba??nızı indirin.

Gövdenizi sabit tutarak havlunun (ya da çorapları nızın) yard?mıyla geriye doğru ayakları nızın ön kısmının üzerinde 10-15 santimetre kadar kayın. Aynı anda sırtınızı yuvarlayın. Sonrasında karın kasları nızın yard?mıyla ayakları nızı öne kaydırarak ba?langİç pozisyonuna gelin.

• Dizlerinizin pozisyonunu bozmadan 8-20 tekrar yapın. Karı n kasları nı, omuzları ve bacak kasları nı çalıştırı r.

Varis hastalığını önleme

Sağlıklı bir istatistiki çalışma olmadığı için varisin ülkemizde hangi sıklıkta görüldü?üne dair net bir rakam olmasa da, 10 milyon ki?inin bu hastalıktan de?i?ik derecelerde muzdarip olduğu tahmin ediliyor.

[ad#336]
Varis genellikle sadece estetik bir problem olarak görülüyor. Ancak aslında tedavide geç kalındığı takdirde ciddi saılık sorunları na neden olabilen bir hastalık.

Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanı Doç. Dr. Erdal Aslım bu nedenle varisin mutlaka önlenmesi gerekti?ine dikkat çekerek, “Varis erken dönemde önlem alınmadığında zor iyile?en yaralara, daha da önemlisi nadir olsa da, damarlardaki kanın p?htıla?masına neden olabiliyor. Bunun sonucun da ölümcül tablo bile geli?ebiliyor. Bu yüzden varisin oluşumun önlemek, e?er sorun ba?lamışsa erken dönemde tedavi ettirmek şart.”diyor.

Varis neden oluşuyorı

Kalp ve Damar Cerrah? Doç. Dr. Erdal Aslım, bu hastalığın kirli kanı vücuttan toplayıp kalbe ta??yan toplardamarları n görevlerini yeterince yapamamaları sonucu oluştu?unu belirtiyor. Bu damarları n içinde kan ak???nın kalbe doğru tek yönlü akmasını sağlayan kapakçıklar yer alıyor. ??te çe?itli etkenler nedeniyle kapakçıklarda hasar, bunun sonucunda da kaçak oluşabiliyor. Kapakçıklarda ortaya çıkan sorun yüzünden toplardamarlar i?levlerini yeterince iyi yapamayınca kan bacaklardaki damarlarda birikiyor.

Kanın birikmesi sonucunda damar içinde oluşan basınç artı?? kronik hale dönü?tü?ünde de toplardamarlarlar elastikiyetlerini kaybederek geniiliyor ve dışarı dan gözle görülür hale geliyor.

Varis hastalığını önleme için En etkili ilacı, bol hareket!

Varis oluşumun önlemek veya hastalık geli?mişse sorunun ilerlemesini engellemek için yapmanız gereken en önemli ?ey, bol bol hareket etmek olmalı.

Kalp Damar Cerrah? Doç. Dr. Erdal Aslım yürüyü? ba?ta olmak üzere yüzme ve bisiklet gibi sürekliliği olan spor türlerini her gün düzenli olarak yapmanız gerekti?ine dikkat çekiyor. Ayrı ca varise karşı etkili olan egzersizler de büyük fayda sağlıyor. Ancak bacaklarla yapılan ağırlık egzersizlerinden ise kaçınmanız gerekiyor.

Sabit pozisyonlarda ya da ayakta çalığıyorsanız, mümkün olduğunca hareket etmeye çalığın. Örne?in ö?retmenseniz dersi gezerek anlatın, masa ba??nda çalığıyorsanız her yarı m saatte bir ayağa kalk?p dola??n. Oturduğunuz yerden ayakları nızı parmak uçları nızın üzerine kaldırmayı da ihmal etmeyin.

Risk altında mısınızı

Ailenizde varis hikayesi varsa,

A??rı kilolu iseniz,

Sabit pozisyonda çalıştı??nız için sürekli yer çekimine maruz kalıyorsanız,

Östrojen hormonu içeren ilaçlar kullanıyorsanız,

Zorlu veya sık hamilelik dönemi geçirdiyseniz,

Günlük hayatınızda sık sık 5cmden yüksek topuklu ayakkab?lar kullanıyor iseniz,

Risk grubundaki mesleklerde çalığıyorsanız ( ö?retmen, bankacı,hostes, kuaför, satı? personeli, tezgahtar, saılık personeli gibi)

Damar içi kapakçıkları nız do?u?tan kısmen ya da tamamen yoksa dikkatli olun, varis oluşumunda risk grubuna giriyorsunuz!

Nasıl belirti veriyorı

Damarlarda gözle görülen belirginle?me, k?vrı mla?ma,

Bacaklarda ortaya çıkan ?iilik,

Günün ilerleyen saatlerinde artan ağrı , ağırlık dolgunluk hissi ve kramp,

?lerlemiş dönemlerde ödem, ciltte renk de?i?imi ve yaralar.

Te?his için doppler ultrasonografi şart!

Kalp ve Damar Cerrah? Erdal Aslım, sadece gözle bakılarak yapılan muayenenin eksik kalabilece?ini, bu nedenle doğru te?his için mutlaka ‘doppler ultrasonografi’ tekni?ine ba?vurmak gerekti?ine dikkat çekerek ?unları söylüyor: “Doppler ultrasonografi ile; damarları n çapları nda bir artı? olup olmadığına ve mevcut kapakları n fonksiyonları nda bir kayb?n olup olamadığına, var ise bu fonksiyon kayb?nın hafif, orta veya ileri derecelerde olduğu belirlenebiliyor. Bunları n yanında do?u?tan damar içi kapakları nın bulunmaması, bazı damarları n geli?memiş olması gibi kan ak?mını önleyen bir durum olup olmadığı tespit edilebiliyor. Bunlara ba?lı olarak da, toplardamar yetmezliğinin derecelendirilmesi yapılıyor. Doppler ultrason tetkikinde çıkan sonuca göre de tedavinin ?ekline karar veriliyor”

Hangi durumda, hangi tedavi?

Her varis aynı olmuyor. Örne?in bazı hastalarda sorun sadece kılcal damarlar ise sınırlı kalırken, bazıları nda ise damarlar parmak ?eklinde büklüm büklüm dışarı çıkabiliyor. Dolayısıyla tedavinin ?ekli de varisin evresine göre belirleniyor.

Kalp ve Damar Cerrah? Uzmanı Doç. Dr. Erdal Aslım, varis tedavisinde uygulanan yöntemleri ?öyle anlatıyor:

Damarı n çap? 1 milimetrenin altında ise Radyofrekans ve lazer: Radyofrekans dalgaları ve lazer ???nları çap? 1 milimetrenin altında olan mavi ve kırmızı renkli kılcal damarlarda etkili oluyor. Problemin yayg?nlığına göre de?i?mekle birlikte bu tedavilerde genellikle 3-4 seans yeterli geliyor.

Damarı n çap? 1-3 milimetre ise skleroterapi: Sorunlu olan damara çok ince i?neler ile ilaç verilerek toplar damarı n tıkanması esasına dayanıyor. Tedavinin süresi ki?iden ki?iye de?i?mekle birlikte, ço?unlukla her biri 30 dakika süren 3-4 seanstan oluşuyor. ??lemin ardandan ki?i günlük hayatına devam edebiliyor.

Son yıllarda ülkemizde popülerliği giderek artan ‘köpüklü’ skleroterapi yönteminde damara enjekte edilecek olan ilaçlar köpük oluşturacak bir i?lemden geçirildikten sonra kullanılıyor. Yöntemin klasik yönteme olan üstünlüğü ise daha az ilaç ile daha fazla etkiye ulaş?labilmesi ve yan etkisinin çok daha az olması.

Damarı n çap? 3-5 milimetrenin üzerinde ise cerrahi operasyon: Günümüzde cerrahi operasyon artık çok küçük 1-2 mm’lik deliklerden sonrasında kozmetik sorunlar yaratacak bir iz kalmayacak şekilde varisli damarları n çıkarı lması ?eklinde uygulanıyor.