Miyom Tedavi Seçenekleri

Rahimin gebelik döneminde bebeği taşımak dışında bilinen bir görevi yoktur. Bu nedenle çocuk sayısını tamamlamış bir kadında miyomların çıkarılması yerine rahimin alınması da genellikle önerilebilir. Böylelikle aslında bu teklif kadınların çoğuna antipatik gelse de rahimle ilişkili olarak bir daha hiçbir sorun (myomun tekrarlaması, farklı kanama problemleri, rahim ve rahim ağzı kanseri olasılığı vs.) yaşanmayacaktır.

Miyom Tedavi Seçenekleri
Miyom hastalarında tedavinin amacı, hastanın ağrı ve kanama gibi şikayetlerini azaltmak ya da ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle, belirgin şikayetleri olmayan hastalarda herhangi bir tedavi gerekmez. Şikayeti olan hastalar için dört tedavi seçeneği vardır.
Hormon Tedavisi

Bu tedavide, hastaya GnRH agonistleri denen ve menapoz oluşturup östrojen düzeyini düşüren ilaçlar verilir. Böylece, miyomlarda küçülme ve miyomu besleyen damarlarda incelme görülebilir, buna bağlı olarak hasta şikayetleri azalabilir. Ancak bu iyileşme kalıcı değildir. Hormon tedavisi kesilirse, miyomlar hızla büyürler ve damarları da hızla eski haline döner. Ayrıca bu ilaçlar uzun süre kullanılırsa, hastada osteoporoz (kemik erimesi) ve şiddetli menapoz belirtileri görülebilir. Bu nedenle, hormon ilaçları miyomların kalıcı tedavisi için kullanılamaz. Ancak diğer tedavi seçeneklerini reddeden hastalarda kısa süreli iyileşme sağlamak ve miyomektomi amaliyatından önce miyomların ameliyatta daha az kanamasını sağlamak amacıyla kullanılabilir.
Miyomektomi

Genel anestezi altında rahimdeki miyomların ameliyatla teker teker dışarı alınmasına dayanır. Bu şekilde, rahim alınmadan miyomların tedavisi sağlanabilir ve özellikle genç kadınlarda doğurganlık potansiyeli korunabilir. Miyomektomi, genellikle karından açık cerrahi şeklinde yapılır, ancak laparoskopik ya da histeroskopik olarak da uygulanabilir. MR tetkikinde rahim içinde tek miyom saptanmışsa, miyomektomi genellikle ideal tedavi yöntemidir. Ancak miyom sayısı arttıkça ameliyat güçleşir ve sonuçları daha az yüz güldürücü olur.
Rahimde çok sayıda miyomu olan hastalarda, miyomektomi ameliyatı daha uzun sürer, kan kaybı daha fazla olur ve ameliyattan sonra ağrı ve diğer komplikasyonlara daha fazla rastlanır. Ameliyattan sonra hastanede kalış süresi histerektomiden bile fazla olabilir. Çok sayıda miyomu olan hastalarda, ameliyatla tüm miyomları temizlemek güçtür, ayrıca hangi miyomun hasta şikayetlerine yol açtığını saptamak da zorlaşır. Bu nedenle bu tür hastalarda, ameliyat başarıyla yapılsa bile hastaların yaklaşık %20-25 inde hasta şikayetleri tekrarlar ve ikinci bir ameliyat (genellikle histerektomi) gerekebilir.
Histerektomi

Genel anestezi altında rahimin tümü ameliyatla dışarı alınır. Hasta eğer 40 yaşın üzerindeyse, genellikle yumurtalıkların da alınması tercih edilmektedir. Genellikle, çok sayıda miyomu olan, menapoza girmiş ya da artık hiçbir şekilde hamilelik istemeyen hastalarda uygulanır. Radikal bir tedavi yöntemidir, rahim alındığı için tüm miyomlar tedavi edilmiş olur, ayrıca rahim ve yumurtalık kanseri riski (yumurtalıklar da alınırsa) ortadan kalkar. Yumurtalıklardan salgılanan hormonlar hastaya ameliyattan sonra ilaç olarak verilir (hormon replasman tedavisi).
Histerektomi ameliyatı, günümüzde rahim miyomları için en çok uygulanan tedavi yöntemidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde, her yıl 650.000 histerektomi yapılmakta ve bunların yaklaşık %90 ı miyom gibi “iyi huylu” hastalıklar için uygulanmaktadır. Ancak bu yaklaşımın doğruluğu son zamanlarda ciddi olarak sorgulanmaktadır. Yapılan bir çok çalışmada, histerektomi olan hastalarda koroner kalp hastalığı, osteoporoz (kemik erimesi), demans (erken bunama) ve depresyon riski daha fazla bulunmuştur. Ayrıca histerektomi ameliyatından sonra, kabızlık, idrar tutamama, psikoseksüel sorunlar ve “şiddetli menapoz” gibi yaşam kalitesini düşüren bir dizi problem ortaya çıkabilir. Bu nedenlerden dolayı, histerektomi günümüzde, embolizasyon ve miyomektomi gibi yöntemlerle tedavi edilemeyen miyom hastalarında son çare olarak düşünülmesi gereken bir yöntem olarak kabul edilmektedir.
Embolizasyon

Lokal anestezi altında, kasıktan ince bir kateterle rahimi besleyen atardamarlara girilir ve bu damarları tıkayıcı tanecikler verilir. Damarları tıkanan miyomlar beslenemezler ve doku ölümü sonucu gittikçe küçülürler, böylece ağrı ve kanama gibi şikayetler kaybolur ya da belirgin olarak azalır. Normal rahim dokusu ise, karın bölgesindeki diğer damarlardan da beslenmeye devam ettiğinden embolizasyon işleminden etkilenmez.
Embolizasyon, rahim miyomlarının tedavisinde özellikle 2000 li yıllarda gittikçe daha sık olarak kullanılan bir yöntemdir. En önemli avantajları, lokal anestezi yardımıyla bir “anjio” işlemiyle yapılması, herhangi bir ameliyat kesisi olmaması ve hastaların çoğunun ertesi gün hastaneden ayrılabilmesidir. Bu yöntemin histerektomiye üstünlüğü, rahimin korunması, miyomektomiye üstünlüğü de sadece ameliyatla alınan miyomlara değil, rahimdeki tüm miyomlara etkili olmasıdır. Ancak her yöntem gibi embolizasyon tedavisi de “doğru seçilmiş” hastalara uygulandığı zaman başarılıdır ve bu seçim girişimsel radyologlar ve kadın doğum uzmanları tarafından yapılmalıdır.

Histerektomi Nedir

Hasta 50 yaşına yakınsa, yumurtalıklarda kist, iltihap, tümör gibi hastalıklar var ise, ailesel yumurtalık kanseri hikayesi var ise ve ameliyat sonrası estrojen kullanmakta sakıncalı bir durum yok ise yumurtalıkların çıkarılması düşünülür.


Histerektomi

Ülkemizde her yıl binlerce kadın histerektomi ameliyatı olması gerektiğini öğrenir. Histerektomi, rahimin ameliyatla alınması demektir. Birçok hastalığın tedavisinde normal olarak başvurulan bir yöntem olan histerektomi genellikle yanlış anlaşılır.
Bu ameliyat neden gerekli olabilir ?
Adet kanamalarının tümüyle durması demek olan menopoz döneminin ilk yıllarında bazı kadınlarda vajinadan (dölyolu) gelen ve genellikle beklenmeyen çok ağır kanamalar görülebilir. Bunun nedeni, hormonsal değişiklikler veya rahimde fibroz denilen ve kanser olmayan urların belirmesi olabilir. Bu tür urların genellikle hiç bir zararı olmadığı halde bazen ağır kanama veya diğer şikayetler olabilir. Histerektomiyi gerektiren ve daha az görülen nedenler ise rahim, yumurtalık veya rahim ağzı kanserleridir.
Histerektomi yapılırken yumurtalıkların da alınması gerekir mi ?
Bu her zaman yapılmaz. Yumurtalıklarda hastalık varsa veya kadın menopoz dönemini geçmişse ileride olabilecek bir yumurtalık kanseri tehlikesini önlemek amacıyla rahim alınırken yumurtalıklar da alınabilir. Menopoza girmemiş olan kadınlarda yumurtalıkların alınması ani ve zamansız menopoza neden olur. Menopoz öncesinde yumurtalıklarını kaybetmiş olan kadınlara doktorlarına danışmaları ve hormon tedavisinin gerekli olup olmadığını sormaları önerilir.
Histerektomiden başka tedavi yolları var mıdır ?
Bazı kanserlerin tedavisinde histerektomi şart olmakla birlikte ağır kanama veya fibroz olaylarında son çare olarak başvurulur. Doktorunuzla konuşabileceğiniz diğer seçenekler arasında fibrozların veya rahim zarının alınması veya kanamayı azaltmak veya önlemek için hormon tedavisi gibi yollar olabilir.
Histerektomi nasıl yapılır ?
Her birinin iyi ve kötü yanları olan değişik ameliyat yöntemleri vardır. Doktorunuz bunları size açıklayabilir.
Karından yapılan histerektomi; üreme organının hemen üzerinden yatay olarak karın yarılarak rahim alınır. Bu ameliyat her zaman karından yapılır ve rahim alınırken rahim ağzı da alınabilir. Daha seyrek olarak yapılan bir ameliyata ?subtotal? histerektomi denir ve yalnız rahim alınır fakat rahim ağzına dokunulmaz. Vajınadan yapılan histerektomide rahim vajinadan alınır. Bunda gözle görülen bir ameliyat izi kalmaz.
Histerektominin etkileri nelerdir ?
Rahimin alınması demek adet kanamalarının durması ve gebeliğin artık mümkün olmaması demektir. Histerektomi şişmanlığa veya kişilik değişikliğine neden olmaz. Bazen, özellikle genç kadınların, artık çocuk sahibi olamayacakları için üzüntü duymaları normaldir. Önemli bir ameliyat geçiren kişilerin morallerinin bozuk olması da doğal sayılır. Kadınların çoğu kendilerini tedavi eden doktora veya aile hekimlerine duygularını açtıkları zaman ferahladıklarını hissederler.
Bunun yanında, kadın sağlığı veya Ana Çocuk Sağlığı merkezlerine de gidilebilir.
Hasta ameliyattan ne kadar sonra iyileşir ?
Karından yapılan histerektomiden sonra hasta beş gün kadar hastanede kalır. Tam olarak iyileşmesi ise altı ila sekiz hafta sürer. Vajinadan yapılan histerektomide hasta hastanede iki gün kadar kalır. Tam olarak iyileşmesi ise dört hafta kadar sürer.
Cinsel ilişkide bulunmak için ameliyattan sonra ne kadar beklemelidir ?
Ameliyatın üzerinden altı ila sekiz hafta geçmelidir. Histerektomi kadının cinselliğini veya tatmin olma kabiliyetini kaybetmesi demek değildir. Ameliyattan önce cinsel ilişki sırasında ağır kanama veya diğer nedenlerden dolayı şikayetleri olan kadınlar ameliyattan sonra cinsel ilişkiden daha da çok zevk alabilirler.
Histerektomiden sonra Pap testi yaptırmak gerekir mi ?
Rahim ağzı alınmamış olan kadınlar her iki yılda bir veya doktorlarının önerilerine göre Pap testi yaptırmaya devam etmelidirler. Ayrıca, kanama olursa da doktoru görmek gereklidir.

Histerektomi Nedir ve Neden İstenmez

Eğer rahimde kanser; şiddetli bir endimetriosis; fibroid varsa veya alt karında rahmin komşu organlara yapışması gibi bir durum ortaya çıkmışsa, çok ağır ve kontrol edilemez kanamalar mevcutsa veya rahim düşmüş veya vajinadan dışarı taşıyorsa histerektomi uygulanması gerekir.
Histerektomi Nedir ve Neden İstenmez


Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 550.000 histerektomi ameliyatı yapılmaktadır. Bu olguların büyük çoğunluğunda, ameliyat hayati tehlike yaratmayan, iyi huylu hastalıklar için yapılmaktadır. Histerektomilerin sadece %10 unda operasyonun nedeni kanserdir.
Hastalara histerektomi (Rahimin ameliyatla alınması) ve ooferektomi (Yumurtalıkların ameliyatla alınması) operasyonları önerilirken genellikle aşağıdaki gerekçeler öne sürülür:
“Rahimin fonksiyonu, çocuğu taşıyan ve dünyaya getiren bir “küvöz” gibidir. Bu fonksiyon, ister kadının yaşından dolayı ister çocuk istememesinden dolayı, bir gün biterse artık rahim sadece bir “sorun” oluşturur. Rahim kanayabilir, ağrı yapabilir, sarkabilir veya kansere neden olabilir. Bu nedenle, histerektomi bir kadının sağlığı ve uzun yaşaması için avantaj oluşturur. Yumurtalıklara gelince, 40 yaşından sonra yumurtalıkların hormon üretme fonkiyonunun artık sona yaklaştığı kabul edilir, bu nedenle yumurtalıklardan kanser oluşabileceğinden, histerektomide rahimle birlikte yumurtalıkları da almak mantıklıdır. Yumurtalıkların alınmasıyla ortaya çıkacak olan östrojen yetmezliği, bu hormonu içeren hapların alınmasıyla kolayca giderilebilir.”
Acaba bu, bilimsel araştırma ya da kanıtlara dayanan bir yaklaşım mıdır? Sayıları gittikçe artan kadın hastalar ve birçok hekim öyle olmadığına kuvvetle inanmaktadır. Rahim sadece bir “küvöz” değildir, bunun yanında gördüğü pek çok fonksiyon vardır. Dolayısıyla, histerektomiden sonra kadının yaşam kalitesini ciddi olarak düşüren olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. İlk olarak, histerektomi ve ooferektominin rahim ve yumurtalık kanserini önleyerek kadının yaşam süresini uzatacağını iddia eden eski gerekçeyi irdeleyelim. Yaşı 50 ye ulaşan bir kadının kalan ömrü boyunca rahim (veya rahim ağzı) kanserinden ölme ihtimali % 0.5, yumurtalık kanserinden ölme ihtimali de % 0.8 dir (ilginçtir ki, histerektomiden sonra yumurtalık kanseri olasılığı normal nüfusa göre % 40 daha az bulunmuştur). Buna karşılık, aynı kadının kardiyovasküler (kalp ve damar) hastalıklardan ölme ihtimali % 50 dir. Bir kadına doğurganlık yaşlarında histerektomi yapılırsa (yumurtalıklar alınmasa bile), sonraki yıllarda kalp krizi riskinin arttığı (bazı çalışmalara göre 3 kat arttığı) gösterilmiştir. Eğer rahimle beraber yumurtalıklar da alınırsa, kalp hastalığı ve osteoporoz (kemik erimesi) riski daha da artmaktadır. Bir kadında menapozdan sonra yumurtalıkların alınmaması, kalp krizi geçirme riskini her yıl için % 6 oranında azaltmaktadır.
Yapılan bir çalışmada, histerektomi yapılan kadınlarda, yumurtalıklar alınmasa bile, menapozun 4 yıla varan sürelerle daha erken oluştuğu gösterilmiştir. Menapoz döneminde kadınlarda koroner kalp hastalığı riskinde keskin bir artış olduğu bilinmektedir. Buradan yola çıkarak, histerektomi ve ooferektomi ameliyatlarının hastaların ömrünü uzatmak bir yana, kalp ve damar hastalığı riskini artırarak tam tersine kısalttığını söyleyebiliriz.
Yumurtalıklardan salgılanan östrojen hormonu, kemik erimesi riskini ve muhtemelen de kalp hastalığı riskini azaltmaktadır. Östrojen aynı zamanda beyindeki anlama-kavrama fonksiyonlarıyla cinsel fonksiyonun sürdürülmesine de yardımcıdır. Buradan hareketle teorik olarak, rahim ve yumurtalıklar alındıktan sonra verilen hormon haplarının östrojen eksikliği sonucu oluşacak olumsuz etkileri ortadan kaldıracağı düşünülebilir. Ancak son yapılan bir çalışmada (Women’s Health Initiative), kombine östrojen-progesteron ilaçları kullanan kadınlarda, kalp hastalığı, tromboembolizm (toplardamarda pıhtı oluşumu ve akciğere atması) ve meme kanseri sıklığında hafif bir artış olduğu saptanmıştır. Bu nedenle tıp otoriteleri bu tür ilaçların menapozda vajina kuruluğu ve vazomotor belirtileri gidermek amacıyla sadece kısa süreli olarak kullanılmasını önermektedirler. Diğer taraftan, bir başka çalışmada, histerektomiden 12 ay sonra hormon replasman tedavisi verilen hastaların sadece % 50 sinin bu ilaçları kullandığı gösterilmiştir. Genel olarak, ABD de menapoza giren kadınların sadece % 10 u hormon replasman haplarını kullanmaktadır. Bu gerçekler dikkate alındığında, mümkün olan her durumda gereksiz histerektomiden kaçınma zorunluluğu olduğu ortaya çıkmaktadır. Açıkça görülmektedir ki, rahim ve yumurtalık kanseri saptanmamışsa ve bu kanserlere ailevi bir eğilim yoksa, rahim ve yumurtalıkların muhafaza edilmesi kadınların daha sağlıklı bir yaşam sürdürmesini sağlamaktadır.
Son çalışmalar, yumurtalıkların alınmasıyla oluşan “cerrahi” menapozun yumurtalık fonksiyonunun yaşla azalmasına bağlı doğal menapoza göre daha şiddetli olduğunu ve daha uzun sürdüğünü göstermiştir. Doğal menapozda yaşlanan yumurtalıklar menapozun başlangıcından itibaren en az 10 sene belli miktarda östrojen ve en az 80 yaşına kadar da belli miktarda androjen hormonlarını salgılamaya devam eder. Androjen hormonları da kas ve yağ dokusu tarafından östrojene dönüştürülür. Menapozdan sonra yumurtalıklarını aldıran kadınlarda aldırmayanlara göre osteoporoza bağlı kemik kırıkları %54 oranında daha fazla görülmüştür. Androjen eksikliği kemik kaybı, libido, kas ve yağ dağılımı, kendini iyi hissetme, enerji ve iştah gibi bir çok olayda etkilidir. Yumurtalıkları aldırmayarak onların doğurganlık dönemine göre daha az da olsa östrojen ve androjen salgılamalarının sağlanması, kadının sağlıklı yaşamasına ciddi katkı sağlamaktadır. Bu, menapozdan sonra bile genital organları aldırmamak için geçerli bir başka nedendir.
Uzun süreli gözleme dayanan yeni bir çalışmada, menapoz dönemindeki kadınlarda histerektomi+ooferektominin kemiklerde kırık riskini iki kat artırdığı saptanmıştır. Histerektominin yumurtalıklar alınmasa bile osteoporoza bağlı kemik kırığı riskini de % 20 artırdığı gösterilmiştir.
İsveçli araştırmacıların geniş bir popülasyonda yaptıkları bir çalışmada histerektomi olan kadınlarda idrar tutamama nedeniyle ameliyat olma oranının histerektomi olmayanlara göre 2 kat fazla olduğu ve bu riskin özellikle histerektomiden sonraki 5 yıl içinde fazlalaştığı tesbit edilmiştir. Organ sarkması nedeniyle ameliyat olma ihtiyacı, karından total histerektomi olanlarda % 50, kısmi histerektomi olanlarda 2 katı ve vajinal histerektomi olanlarda da 4 katı artmaktadır.
Yeni bir çalışma, yumurtalıkları alınan kadınlarda, özellikle bu ameliyat 38 yaşından önce yapıldıysa, demans (bunama) ve anlama-kavrama bozukluğu riskinin arttığını göstermiştir. Bu risk 46 yaşından önce her iki yumurtalığı alınan kadınlarda % 70 artarken, 38 yaşın altındaki kadınlarda, sadece bir yumurtalığı alınsa bile, % 260 oranında artmıştır. Yumurtalıkları alınan kadınlarda menapozun birden başladığı ve menapoz belirtilerinin daha şiddetli olduğu da bilinmektedir. Bu durumda yumurtalıkları aldırmanın yarattığı risk ameliyatla sağlanacak olan yarardan çok daha büyük olmaktadır.
Histerektominin uzun dönemde başka zararlı etkileri de bildirilmiştir. Tüm çalışmalarda olmasa bile, bazı çalışmalarda, histerektomi yapılan kadınların % 30 unda sık idrara çıkma, sürekli idrar hissi ve idrarını tutamama gibi belirtilerin ortaya çıktığı gösterilmiştir. Bu histerektomi sırasında idrar torbasına ait küçük sinirlerin kesilmesi nedeniyle kaçınılmaz olarak oluşabilen bir durumdur. Ayrıca histerektomiden sonra, rektosel (rektumun vajinaya sarkması) olmasa bile, hastaların yaklaşık 1/3 ünde gaitanın itilememesine bağlı kabızlık gelişmektedir. Sıklıkla, histerektomiden sonra vajina ön duvarının çökmesine bağlı sistosel ve idrar torbasında sarkma ile vajina arka duvarının çökmesine bağlı rektosel (kalın barsağın vajinaya sarkması) görülebilir. Bu durumlarda idrar yapamama, idrar tutamama, kabızlık, cinsel ilişki zorlukları ve vajina enfeksiyonu gibi problemler ortaya çıkabilir. Bu problemler cerrahi girişimi gerektirecek kadar ciddi olabilir.
Histerektomi ruh sağlığını da etkileyebilir. Bazı kadınlar için, özellikle bazı kültürlerde, rahim büyük fizyolojik anlam taşıyan bir organdır. Bir çok kadında histerektomi sonrasında herhangi bir duygusal sorun yaşanmazken, bazı kadınlarda depresyon, kaygı ve cinsel fonksiyon bozukluğu görülebilir. Histerektomi sonrası cinsel fonksiyon bozukluğu karmaşık bir meseledir. Bazı kadınlar rahimlerini kaybettiklerinde kadınlıklarını da kaybettiklerini düşünürler. Partnerlerinin artık kendilerini istemediğini sanabilirler, bu da libido azalmasına yol açar. Histerektominin yaratabileceği ve cinsel fonksiyonu direkt olarak etkileyebilecek bir problem, operasyon sonucu vajinanın kısalması ve bunun da cinsel ilişki sırasında penetrasyonla (penisin vajinaya girişi) ağrı oluşturmasıdır. Histerektominin cinsel fonksiyonla ilgili en önemli etkisi orgazm üzerinedir. Bazı kadınlar için derin orgazm rahimdeki ritmik kasılmalarla sağlanmaktadır. Histerektomiden sonra bu kasılmalar olmayacağından bu kadınlarda orgazm kalitesinde dramatik bir düşme olabilir. Orgazmı rahim kasılmalarına bağlı olmayan kadınlarda ise histerektomi orgazm kalitesini etkilemeyebilir. Hatta, bazı kadınlarda, özellikle histerektomiden sonra kanama, ağrı ve rahim sarkması gibi problemler ortadan kalktığında, cinsel yaşamda iyileşme bile bildirilmiştir. Bazılarında da, histerektomi istenmeyen hamilelik riskini ortadan kaldırdığından cinsel fonksiyonlarda iyileşme görülebilir.
Son olarak da birçok kadın, mutlaka gerekli olmadıkça, cinsel organlarının ya da diğer her hangi bir organının alınmasına şiddetle karşı çıkmaktadır.
Bu tartışmada, histerektomi ameliyatının sakıncaları özetlenmiştir. Bu konularda bilgilendirilmeleri sonucunda, kadınların çoğu, kendi sağlıkları için mutlaka gerekli olmadıkça, histerektomi ameliyatını reddetmektedir. Kadın doğum ve jinekoloji alanındaki 30 yılı aşkın faaliyetime dayanarak, bir kadının kendi vücut organlarının akibeti konusunda karar verebilme hakkı olduğuna kuvvetle inanıyorum. Kadın hastalar, histerektominin gerekli olup olmadığını sorgulama konusunda sıkılma ya da çekinme durumunda bırakılmamalıdır. Aslında her doktor hastasına tedavi seçeneklerini ayrıntılarıyla açıklamak ve her yöntemin iyi ve kötü yönlerini söylemekle yükümlüdür. Doktorların bu açıklamaları yaparken, hastaya uygulanabilecek tedavilerin bir kısmını kendisi yapamasa bile, dürüst davranması gerektiğine inanıyorum. Eğer hasta histerektomi olmamayı seçerse, doktorunun görevi bu karara destek olmak ve hastayı diğer tedaviler için, bu tedavi başka bir uzman tarafından yapılsa bile, ilgili hekime yönlendirmektir.

Şaşılık ve Tedavisi

Kas felçlerine, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, damar hastalığı, çarpma ve kazalara bağlı olarak ortaya çıkan şaşılık göz hastalıklarından biridir. Bu göz hastalığının tedavisi ve hastalığın ince ayrıntıları hakkında bilgiler bu makalede.

Şaşılık ve Tedavisi

Şaşılık toplumda birçok kişide rastlanılabilinen bir rahatsızlıktır. Bazen karşıdan bakıldığında çok rahat fark edilebilirken, bazen de çok belli olmayabilir. Bazı durumlarda ise özel muayene yöntemleri ile ortaya çıkabilir. Şaşılığı kısaca açıklamak gerekirse; gözlerin paralelliğinin bozulduğu bir durumdur. Gözler burun köküne doğru veya dış tarafa kayabileceği gibi yukarı veya aşağı pozisyonlara da kayabilir.
Şaşılığın bazı şekilleri vardır. Şaşılığın bir şekli gizli şaşılık türüdür. Gizli şaşılığın hemen farkına varılmayabilir. Sadece gözlerden biri kapatılınca ortaya çıkan şaşılıktır. Muayene sırasında bir hekim tarafından fark edilebilme olasılığı daha yüksektir.
Şaşılığın Oluşma nedenleri: Şaşılık birçok sebepten dolayı ortaya çıkabilir. Kas felçlerine, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, damar hastalığı, çarpma ve kazalara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Ayrıca hamilelikte annenin geçirdiği bir hastalık, tansiyon, beyin tümörü ve doğumun zor geçmesi gibi nedenler de şaşılığa neden olabilir. Eğer aile bireylerinde gözle ilgili bir sıkıntı varsa çocuklarda da bu sıkıntı görülebilir. Böyle durumlarda çocuğun ilk yaşının içinde muayene edilmesi gerekmektedir.
Çocuk gelişimi tamamlarken de şaşılığa rastlanılabilinir. Böyle bir durumda bebeğin 6’ncı aydan sonra tedavisine başlanması gerekmektedir. Uzmanlar şaşılığın en çok çocuklarda görüldüğünü belirtmektedir. Uzmanlar bebeklerin ilk 3. ayında gözlerinde kaymalar oluşabileceğini ve bu durumun 6. aya kadar düzelme olasılığının olduğunu da belirtmektedirler. Ancak bu durumda bu dönemde sabit göz kaymaları veya sonrasında oluşan kaymalar mutlaka dikkate alınmalıdır
Çocuklarda Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar:
Eğer çocukların gözlerinden biri diğeri ile aynı yöne bakıyorsa doktora gidilmelidir.
Çocuk herhangi bir şeye bakmak istediğinde başını çeviriyor ve eğik tutuyorsa doktora gidilmelidir.
Çocuğun yürüme sırasında çok sık takılıp düşmesi ve elindeki eşyaları sık düşürüyor olması.
Oynadığı oyuncakları ya da okuduğu kitabı çok yakın tutması
Çocuğun çift görme şikâyetinin olması durumu.
Not: Bu gibi durumlarda mutlaka uzman bir hekime gidilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır. Ayrıca sitemizdeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Bel Soğukluğunun Belirtileri

Bel soğukluğu önemsenmesi gereken bir rahatsızlıktır. Dikkat edilmediğinde tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir. Mesela Prostatta apse ve İlerleyen safhalarda kısırlık görülebilir. Bu nedenle bu tür hastalıklar mutlaka önemsenmeli ve rahatsızlık ilerlemeden uzman bir hekimden destek alınmalıdır.


Bel Soğukluğunun Belirtileri
Bel soğukluğu günümüzde çok sık görülen bir rahatsızlık türü; olup kadınlara göre erkeklerde daha sık rastlanmaktadır. Bel soğukluğu cinsel yolla bulaşan bir hastalık olup erkek ve kadında da görülebilir. Korunmasızca yapılan seks sırasında çiftler bu rahatsızlığı bir birine geçirebilir. Bel soğukluğu hastalığına yakalanmamak için öncelikle cinsel birleşme sırasında gerekli koruma önlemleri mutlaka alınmalıdır. Toplum arasındaki adı bel soğukluğu olan hastalığın tıp dilindeki adı üretrit dir. İki şekilde incelenir. Bunlar gonore ve nongonokoksit üretrit.
Gonore Üretrit: Tehlikeli bir mikrop olup en çok görülen bel soğukluğu türüdür. Özellikle gençlerde görülen bir mikroptur. Nongonokoksik üretit: buda parazite benzeyen hücre içi mikroplarla oluşur. İkisi arasındaki tek fark erkekteki akıntının rengidir.
Erkelerde bel soğukluğu belirtisi: Erkekteki ilk belirtileri idrar yolunda bir sızma hissedilir. Sonrasında erkek için idrara çıkmak acı vermeye başlar. Diğer belirti ise penisten sütlü görünümlü bir akıntı gelmeye başlamasıdır. Hastalığın ilerlemesi sonucunda idrar yolundaki ağrı artar ve cerahat gibi krem yoğunluğunda akıntı da çoğalır.
Kadınlarda bel soğukluğu belirtisi: Kadınlardaki belirtisi rahim boyunda ve üreme organlarında görülür. Ancak bazen idrar yoluna da yayılabilir. Bazen çok ağrılığı ve sık sık idrara çıkmayla olur. İdrar yolunda sarımsı ya da yeşil renkte bir akıntı meydana gelir. Akıntı kötü bir koku salgılar. Ayrıca adet dönemi bozulur ve ara sıra adet döneminde kanama görülebilir. İdrara çıkma sırasında erkelerde olduğu gibi kadınlarda da yanma görülebilir.
Not: Bu yazı sadece bilgi amaçlı yazılmış olup bu gibi rahatsızlıklarda mutlaka uzman bir hekimden destek alınmalıdır.

Bacak Ağrıları

Dolaşım bozuklukları, yürüyüş sırasında olan ağrılar, trafik kazası, fazla ayakta kalmak, ağır bir iş yapmak, travmalar, zedelenmeler, burkulmalar gibi sebeplerle bacak ağrısı yaşayabilirsiniz. Ancak ağrının sebebini mutlaka öğrenin çünkü bazen bu ağrı çok ciddi bir sorunun habercisi de olabilmekte.


Bacak Ağrıları
Bacak ağrısı küçük bir sorun gibi görünebilinir ancak aslında önemsenmesi gereken bir sorundur. Küçük gibi görünen bir bacak ağrısı aslında atardamardaki bir tıkanıklıktan da kaynaklanabilinir; önemsenmemesi durumunda ayağın kesilmesi bile söz konusu olabilir. Bu nedenle kötü sonuçlar ortaya çıkmaması için bacak ağrıları kesinlikle önemsenmelidir.
Bacak ağrılarının çeşitli sebepleri vardır. Dolaşım bozuklukları, yürüyüş sırasında olan ağrılar, trafik kazası, fazla ayakta kalmak, ağır bir iş yapmak, travmalar, zedelenmeler, burkulmalar gibi sebeplerle ortaya çıkabilir. Bu ağrıların çoğu travmaların çok şiddetli olmaması kaydıyla ilaç tedavisiyle azaltılabilir. Fakat ciddi travmalarda ya da yaralanmalarda cerrahi müdahale gerekebilir.
Diz eklemlerinden kaynaklanan ağrılar da kişiyi rahatsız edebilir. Bu ağrı diz eklemlerinin üstünde ya da altında başlar ancak iltihabi durumlara göre bacaklara yayılabilir. Genellikle merdiven çıkarken, namaz kılarken, oturup kalkerken, dizlerde acıma hissedilebilir. Bu ağrı ayağın zorlanmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.
Ayakların üşümesi bacağın ağrımasına neden olabilir. Bu nedenle özellikle soğuk havalarda kalın çorap giyilmeli ve ayaklar iyi korunmalıdır. Aynı zamanda ayak tabanlarında oluşan ağrılar da bacakları rahatsız edebilir. Bu nedenle çok fazla ayakta kalmamaya özen gösterin. Çünkü ayakta fazla kalınması durumunda vücudun ağırlığının ayaklara binecek olmasından dolayı bacakların ağrımasına sebep olur.
Bacak ağrısının çok fazla hissedilmesi durumunda mutlaka uzman bir hekime gidilmelidir. Unutmayın ki ağrılar küçük gibi görülebilir. Ancak önemsenmediğinde kötü sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle bir sorun olduğunda mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır.

Kemik Erimesi

Hareketsiz bir yaşam sürdürmek yani herhangi bir spor dalıyla uğraşmamak ya da az sayıda fiziksel aktivitenin olması kemiklerde kitle kaybının olmasına buda kemik erimesine neden olmaktadır. İleriki yaşlarda kadınların genellikle karşılaştıkları bu hastalığı birlikte öğrenelim.


Kemik Erimesi
Kemik erimesi kişinin yaşına ve cinsiyetine bakmaksızın birçok kişide görülme olasılığı olan bir hastalıktır. Kemik erimesini tanımlamak gerekirse düşük kemik kalitesi ve kemik yapısının bozulması nedeniyle kemiklerin incelme, zayıflama ve kırılma olasılığının artmasıdır. Menopoza giren kadınlar östrojen hormonun düşmesi nedeniyle, menopozdan sonraki ilk on sene içinde, kemikte daha fazla kitle kaybeder. Bu nedenle kemik erimesi erkelere göre kadınlarda daha çok görülmektedir.
Hareketsiz bir yaşam sürdürmek yani herhangi bir spor dalıyla uğraşmamak ya da az sayıda fiziksel aktivitenin olması kemiklerde kitle kaybının olmasına buda kemik erimesine neden olmaktadır. Fiziksel aktivite yapmak kişide kalsiyum kaybını önler ve kemiklerin güçlenmesini sağlar. Bu nedenle sporla yani fiziki aktiviteyle uğraşmak sağlıklı bir yaşam için önemli olduğu kadar kemik erimesinden korunmak içinde önemlidir. Kemik erimesinden korunmak için kemiklerin güçlenmesini sağlayacak egzersizler yapılabilinir. Özellikle kemik erimesi yani diğer adıyla osteoporoz olan kişilere uzman bir doktor tarafından egzersizler verilebilinir. Ancak verilen bu egzersizler kişiye uygun egzersizler olmalı ağır olunmamasına dikkat edilmelidir. Eğer kemik erimesinin düzeyi fazla ise sırtta çok küçük kırıkların olması sonucu sırt da ağrılar oluşabilir. Bu durumda uzman bir doktordan destek alınmalıdır.
Kemik Ölçümü Yapmak Zorunda Olan Kişiler:
• Eken menopoza giren kadınlar
• Bireylerin Yetersiz kalsiyum alımı
• Yumurtalıkları ya da rahmi her hangi bir neden den dolayı alınmış kadınlar
• Çok fazla alkol kullanan kişiler
• Sporla uğraşmayan hareketsiz kalan kişiler
• Düzensiz adetlerin olması
• Kahve ve sigara tüketimi çok olan kişiler
• Aile bireylerinden birisinde osteoporoz yani kemik erimesi olanlar
• Çocuklukta kalsiyum ağırlıklı beslenmemek
• Çok doğum yapan ve hamilelik döneminde yeterince kalsiyum almayan kadınlarda
Not: Kemik erimesi önemsenmesi gereken bir rahatsızlık olup bu tarz sorunu olan kişilerin mutlaka uzman bir doktordan destek almaları gerekmektedir. Ayrıca bu yazı sadece bilgi amaçlı yazılmış bir yazıdır.

Kalp Hastalıklarından Korunmanın Yolları

Son yıllarda, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp ve damar hastalıkları giderek artmaktadır. Kalp hastalıkları ölümcül olabilmesi nedeniyle toplum sağlığını tehdit eden en önemli hastalıklardandır.


Kalp Hastalıklarından Korunmanın Yolları
Kalp hastalığı önemsenmesi gereken riskli bir hastalıktır. Bu hastalığın birçok belirtisi olabilir. Mesela göğüste birkaç dakikadan uzun süren baskı, sıkışma, ağırlık, omuzlara, boyuna veya kollara yayılan göğüs ağrısı, baş dönmesi, bayılma ve bulantı gibi rahatsızlıklar kalpte bir sorun olduğunun göstergesidir. Aynı zamanda bu belirtiler kalp krizinin de bir belirtisi sayılır. Ancak ağrıyla kendisini belli eden kalp krizleri hasta için büyük bir şanstır. Çünkü bu sayede doktorun hastaya müdahale etme şansı doğar ve gerekli önlemlerin alınması sağlanır.
Kalp hastalığına karşı bazı önlemler alına bilinir. Bu önlemler sırasıyla;
• Sebze, meyve ve lifli gıdalarla beslenmeyi benimsemek katı yağlardan ve aşırı yağ tüketiminden kaçınmak
• Sağlıklı bir vücut ağırlığına sahip olmak
• Düzenli uyumak ve iyi dinlenmek
• Tansiyonun yükselmesine yol açan tuzu azaltmak
• Sigarayı bırakmak ve alkol tüketimini kısıtlamak
• Cinsel yaşantıya önem vermek gerekir. Çünkü cinsel ilişkiye girmek bir anlamda spor niteli taşımaktadır.
• Koşmak ve en az haftada 3 gün yürümek
• Stres sakıncalı bir durum olup kalp krizine neden olmaktadır. Bu nedenle stresten uzak durmak gerekir.
• Düzenli olarak altı ayda bir check up yaptırmak kalp hastalığı dahil bir çok hastalığın belirlenmesinde önemli bir yer tutmaktadır.
• Yüzmek vücudu her yönüyle çalıştırdığından mutlaka uygulanmalıdır.
Not: Bu yazı bilgi amaçlı yazılmış bir yazı olup; bu tür rahatsızlıklarda mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır.

Sırt Ağrılarının Nedenleri

Aslında sırt ağrılarının nedeni kas gerilmesidir. Kasları germeye neden olan her faktör sırt ağrılarına neden olur. Kaslar gerildiği zamanda sinirleri sıkıştırır ve ağrı duyarız.Gelin neden sırt ağrısı çektiğinizi birlikte öğrenelim.


Sırt Ağrılarının Nedenleri
Dayanılmaz derecede insanı rahatsız edebilen sırt ağrıları, günümüz insanının, yoğun iş hayatı veya başka nedenlerle karşılaştıkları büyük sorunlardan biridir. Araştırmalar her beş kişiden birinin sırt ağrısı çektiğini göstermektedir.

Bu kadar sıklıkla rastlanan sırt ağrılarının nedenleri ve tedavi yöntemlerini sizler için araştırdık.

NEDENLERİ NELERDİR?

Aslında sırt ağrılarının nedeni kas gerilmesidir. Kasları germeye neden olan her faktör sırt ağrılarına neden olur. Kaslar gerildiği zamanda sinirleri sıkıştırır ve ağrı duyarız. Peki, nedir bu faktörler?

* Ağır ve dengesiz yük kaldırma

* Ani hareketler yapma

* Cereyanda kalma

* Sürekli aynı pozisyonda eğik kalma ( TV izleme gibi)

* Terli terli soğuk havaya maruz kalma

* Ani ısı değişiklikleri

* Klima ve vantilatörde uzun süre kalma

* Stresli bir hayat

Bunlardan başka bazı hastalıklar da sırt ağrılarına neden olmaktadır. Bu hastalıklar Schuermann hastalığı, Enflamatuar (İltihaplı) romatizmal hastalıklar, Osteoporoz, Kanser, Oransızlık problemleri, Kalp hastalıkları, Zona ( Sinir uçlarında iltihaplanma) dır.

Tedavi için ne yapabilirim?

Tedaviye geçmeden önce şunu belirtmeliyim ki, rahatsız olmadan önce önlem almak daha kolaydır. Daha da iyisi bütün bunlar yaşanmadan önce düzenli sırt egzersizleri yapın. Düzenli egzersiz sırt kaslarınızı çalıştığından ağrımaları zorlaştırmaktadır.

Bütün bunlara rağmen gene de sırtınız ağrıyorsa bir doktora görünmenizde yarar vardır. Doktorunuz size ağrı kesici ilaçlar ve kas gevşetici haplar veya merhemler verebilir. Evde yapabileceğiniz ağrılı bölgeye ısıtılmış bez, sıcak su torbası gibi sıcak uygulamaları sizin kaslarınızın gevşemesine yardımcı olacaktır.

Bunu yanı sıra uygun masaj teknikleri de ağrılarınızı dindirebilir. Doktorunuz size bazı durumlarda fizik tedavi önerebilir. Bunun yanında güneş, deniz, sıcak kum, kaplıcalar çok faydalıdır. Soğuktan mümkün olduğunca korunmak gereklidir.

DİKKAT!

Eğer sırt ağrılarınıza aşağıdaki bulgular da eşlik ediyorsa teşekküllü bir hastanede, alanında uzman bir doktora görünmenizde fayda mülahaza etmekteyiz.

* Şiddetli ağrı, gece terlemesi, kilo kaybetme, boy kısalması

* Bacaklarda güç kaybı, uyuşukluk, idrarda protein atılımı

Diz Ağrısından Korunmanın Yolları

Dizin iç yapısı vücudumuzda bulunan en komplike yapılardan bir tanesidir. Bu sebepten ötürü diz ağrılarına sebebiyet veren bir çok neden olabilir. Eğer sizde diz ağrısı yaşayanlardansanız bu yazımızı dikkatle okuyun ;) Size sağlıklı yaşamın kapıları aralanacaktır.


Diz Ağrısından Korunmanın Yolları
Diz ekleminden bahsederken genellikle hemen aklımıza vücudumuzun yükünü taşıyan tibia ile femur kemiklerinin arasında bulunan ana eklem bölgesi gelir. Diz ağrılarının büyük bir bölümü bu bölgede meydana gelir. Genellikle kıvrık pozisyonda spor yapan (koşucular, atlayıcılar, bisikletçiler,atletizmciler) sporcuların diz kapaklarına binen yük miktarı oldukça fazladır. Diz kapağının alt bölümünde bulunan kıkırdak ve kıkırdağın altında bulunan ana eklem kemiklerine fazla yük binmesinden dolayı dizde ağrılar oluşur. Sadece bu rahatsızlık sporcularda görülmez, ev hanımlarından, uzun saatler masa başında oturan ofis çalışanlarına kadar çok yaygın bir şekilde bu ağrılar görülebilir.

Diz Ağrısının Belirtileri ve Nedenleri

Belirtileri :

- Basamak inip çıkarken,

- Diz üstü çökülme pozisyonundayken,

- Seri bir şekilde çömelip kalkıldığında,

- Diz kıvrık bir şekilde uzun süre oturulduğunda ağrıların meydana gelmesi diz ağrılarının temel belirtileridir.

Nedenleri :

Dizin iç yapısı vücudumuzda bulunan en komplike yapılardan bir tanesidir. Bu sebepten ötürü diz ağrılarına sebebiyet veren bir çok neden olabilir;

- Diz kapağının alt bölümünde bulunan femur kemiğinin eklem bölümüyle olan ilişkisi; şekil olarak diz kapağının dış tarafa dönük, yarı çıkık veya gerekenden yukarıda olması. Bu durumda vücudumuzun bütün yükü diz kapağında sabit bir noktaya binmesine neden olur ve buradaki kıkırdağın hızlı bir şekilde aşınmasına neden olur.

- Genlerden gelen bacak dengesi bozukluğu

- Çeşitli yaralanmalar

- Çok fazla antreman yapılması ve aşırı yüklenme

- Düz tabanlık durumu

-Bacak adelelerinde oluşan dengesizlik ve zayıflık

Diz Ağrısının Tedavisi

Uygulanacak olan tedavi, diz ağrısının sebeplerine ve belirtilerine göre kararlaştırılır.

Tendon kopması, antremanda aşırı yüklenme ve yaralanma durumlarından kaynaklanan diz ağrılarına ilk olarak RICE uygulaması gerçekleştirilir. RICE uygulaması sırasıyla; bacağı dinlendirme, buz tedavisi uygulama, elastik bandaj yardımıyla sarma ve dizi yukarıda tutma işlemidir. Daha sonrasında ise çeşitli egzersizler, açma germe hareketleri, fizyoterapi yardımıyla esnetme, kuvvetlendirme vede koordinasyon işlemleri uygulanır. Bu gerçekleştirilen işlemler dizin normal haline dönmesine kadar gerekirse tekrarlanarak devam eder. Diz normal haline geldikten sonrada rahatsızlığın tekrardan nüks etmemesi için çeşitli egzersizlerle güçlendirilmesi gereklidir. Bu işlemler esnasında doktorunuzla iletişim içerisinde olmanız ve adımları eksiksiz yerine getirmeniz gerekir.

Diz kapağının mevcut pozisyonunun sakatlanmadan dolayı hasar görmesinde ise daha zorlu bir dönem oluşmaktadır. Doktorların bu durumda tercih ettikleri tedavi yöntemi ilk olarak fizyoterapi ve ardından da düzenli egzersizdir. Burada normal fizik tedaviden daha değişik bir fizyoterapi gerçekleştirilir. Bir yandan ön taraftaki diz adalelerin iç bölümünü elektroterapi ile kuvvetlendirilirken bir yandan da egzersizle tedavi desteklenir. Bu tedavi yönteminden genel olarak P ile ` arasında başarı elde edilir. Tedaviye başlandıktan üç ay sonra bir olumlu yanıt alınmaz ise rahatsızlık cerrahi yöntemlerle tedavi edilir.

Diz Ağrısından Korunma Yolları

Diz ağrıları çekmemek için günlük yaşamınızda uymanız gereken bir takım kurallar vardır.

- Formda kalmaya özen gösterin; vücudunuzun sahip olduğu kondüsyonu korumaya çalışın. Vücudunuzda ihtiyacınızdan fazla kilo varsa bu dizinize binen yükünde daha fazla olacağını ve ileride diz ağrısı ihtimalinin olacağını göstermektedir. Bu nedenden dolayı düzenli olarak günlük egzersiz yapın. Egzersizleri yapmadan önce tüm vücudunuzu ısıtmayı unutmayın. Sakatlıkları önlemek için zemine uygun spor ayakkabı seçimi yapın.

- Spor yapmadan önce mutlaka germe egzersizlerini düzgün bir şekilde yapın.

- Temponuzu bir anda arttırmaktansa yavaş yavaş arttırın.

- Dizinize normalden ekstra yük bindiren faaliyetlerden kaçının.