Bel Soğukluğunun Belirtileri

Bel soğukluğu önemsenmesi gereken bir rahatsızlıktır. Dikkat edilmediğinde tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir. Mesela Prostatta apse ve İlerleyen safhalarda kısırlık görülebilir. Bu nedenle bu tür hastalıklar mutlaka önemsenmeli ve rahatsızlık ilerlemeden uzman bir hekimden destek alınmalıdır.


Bel Soğukluğunun Belirtileri
Bel soğukluğu günümüzde çok sık görülen bir rahatsızlık türü; olup kadınlara göre erkeklerde daha sık rastlanmaktadır. Bel soğukluğu cinsel yolla bulaşan bir hastalık olup erkek ve kadında da görülebilir. Korunmasızca yapılan seks sırasında çiftler bu rahatsızlığı bir birine geçirebilir. Bel soğukluğu hastalığına yakalanmamak için öncelikle cinsel birleşme sırasında gerekli koruma önlemleri mutlaka alınmalıdır. Toplum arasındaki adı bel soğukluğu olan hastalığın tıp dilindeki adı üretrit dir. İki şekilde incelenir. Bunlar gonore ve nongonokoksit üretrit.
Gonore Üretrit: Tehlikeli bir mikrop olup en çok görülen bel soğukluğu türüdür. Özellikle gençlerde görülen bir mikroptur. Nongonokoksik üretit: buda parazite benzeyen hücre içi mikroplarla oluşur. İkisi arasındaki tek fark erkekteki akıntının rengidir.
Erkelerde bel soğukluğu belirtisi: Erkekteki ilk belirtileri idrar yolunda bir sızma hissedilir. Sonrasında erkek için idrara çıkmak acı vermeye başlar. Diğer belirti ise penisten sütlü görünümlü bir akıntı gelmeye başlamasıdır. Hastalığın ilerlemesi sonucunda idrar yolundaki ağrı artar ve cerahat gibi krem yoğunluğunda akıntı da çoğalır.
Kadınlarda bel soğukluğu belirtisi: Kadınlardaki belirtisi rahim boyunda ve üreme organlarında görülür. Ancak bazen idrar yoluna da yayılabilir. Bazen çok ağrılığı ve sık sık idrara çıkmayla olur. İdrar yolunda sarımsı ya da yeşil renkte bir akıntı meydana gelir. Akıntı kötü bir koku salgılar. Ayrıca adet dönemi bozulur ve ara sıra adet döneminde kanama görülebilir. İdrara çıkma sırasında erkelerde olduğu gibi kadınlarda da yanma görülebilir.
Not: Bu yazı sadece bilgi amaçlı yazılmış olup bu gibi rahatsızlıklarda mutlaka uzman bir hekimden destek alınmalıdır.

Erektil Disfonksiyon(Sertleşme Bozukluğu)

Erektil disfonksiyonun sebebi organik de olsa zaman içinde bu kişilerde psikolojik sorunlar eklendiğinden mutlaka psikolojik destek de verilerek rahatsızlığın çözümü sağlanmaya çalışılır. Kişinin yeterli bir ereksiyon sağlayamaması ya da cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememesi erektil disfonksiyon olarak tanımlanır.

Erektil Disfonksiyon(Sertleşme Bozukluğu)
Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, yeterli bir ereksiyon sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememeye erektil disfonksiyon denir.

Erektil disfonksiyon tanımı 1992 yılında National Institutes of Health tarafından 6 ay süreyle herhangi bir cinsel etkinliği başlatmak veya sürdürmek için yeterli ereksiyonu sağlamada güçlük olarak tanımlanmıştır.

Ereksiyon bozukluğu farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bazen cinsel yaşamın başından itibaren vardır, bazen de daha sonradan ortaya çıkabilir. Bazen yalnızca cinsel ilişki sırasında ereksiyon sorunu olabilirken masturbasyonda ereksiyon sorunu olmayabilir, bazen sabah ereksiyonu kaybolmazken bazen kaybolabilir. Bütün bunlar ereksiyon bozukluğunu tanımlamamızda önemli ipuçları verir.

Erektil disfonksiyonun ortaya çıkmasında ve sürmesinde çok sayıda etkenin iç içe olduğu ve karşılıklı olarak birbirlerini etkilediği bilinmektedir. Psikojenik ve organik nedenler çoğu kez iç içe olabilmekte ve ayırıcı tanıda zorluklar yaratabilmektedir

İkinci olarak sorgulanması gereken, saptanan cinsel işlev bozukluğunun yaygın mı yoksa durumsal olarak mı ortaya çıktığıdır. Saptanan erektil disfonkiyon her durumda, her zaman, her partnerle, her yerde ortaya çıkıyorsa bu cinsel işlev bozukluğunun yaygın nitelikte olduğunu düşündürür.

Bunun dışında akut olarak ortaya çıkması, partnere, cinsel etkinliğe, cinsiyete, zamana, mekana özgü olarak değişkenlik göstermesi cinsel birleşme dışında ereksiyonun yeterli olması da erektil disfonksiyonun daha çok durumsal olarak görüldüğünü, etyolojinin psikojenik olduğunu düşündürür.

Erektil disfonksiyon, birincil ve ikincil olarak ortaya çıkabilir. İkincil olarak, cinsel isteksizliğe, erken boşalmaya, partnerinin cinsel işlev bozukluğuna ve evlilik sorunlarına ikincil olarak ortaya çıkabilir. Partnerin cinsel işlev bozukluklarından en sık olarak vajinismusa ikincil olarak erektil disfonksiyon görülmektedir.

Sıklık

Görülme sıklığı tanımlamaya göre değişir. Ereksiyon bozukluğunun oluşma sıklığı, ereksiyonun derecesi , beklenen ereksiyon düzeyine göre sıklık tanımlaması değişebilir. Erkeklerdeki en önemli cinsel sorunlardan biridir ve yaşla birlikte ereksiyon sorunu daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Tüm erişkin erkek popülasyonun %10-20’sinde görülmektedir, 40-70 yaşları arasındaki erkeklerde %52 oranında görülmektedir. Yani erektil disfonksiyonun görülme oranı yaşla birlikte artmaktadır.

Aslında erken boşalma sorunu daha fazla görülmesine rağmen cinsel işlev bozukluğuyla başvurma oranı açısından erektil disfonsiyon ilk sıradadır. Bunun sebebi de erektil disfonksiyonun cinsel birleşmeye engel teşkil etmesidir.

Nedenleri

Erektil disfonksiyonun nedenlerini organik ve psikojenik olarak ayırabiliriz.

Erektil disfonksiyonun organik nedenleri

-Damar hastalıkları en sık nedendir. Damarlarda daralmanın ilk belirtisi sertleşme sorunu olabilir.

-Sistemik hastalıklar, içinde en önemli sebep diabettir.

-Nörolojik hastalıklarda, erektil disfonksiyona neden olurlar. Bunlar , felç, beyin ve spinal tümörler, serebral enfeksiyonlar, Alzheimer hastalığı, temporal lob epilepsileri, multipl skleroz, Parkinson gibi hastalıklardır.

- İlaç kullanımı; santral sinir sistemini etkileyen ilaçlar erektil disfonksiyona neden olurlar.

- Alkol,madde, sigara kullanımı

Eğer ikincil olarak ve ileri yaşlarda ortaya çıkıyorsa organisite şüphesi mutlaka var olmalıdır. Klinisyen bu şüpheyi dışlamadan sorunu psikojenik kökenli bir sorun olarak kabul etmemelidir.

Erektil disfonksiyonun psikojenik nedenleri

Psikojenik erektil disfonksiyonun nedenlerini gelişimsel, etkileşimsel, psikiyatrik olmayan ve psikiyatrik nedenler olarak sınıflayabiliriz.

Erektil disfonksiyonun gelişimsel nedenleri;

Ereksiyon bozukluğunun gelişmesinde rol oynayan , cinsel bilgi eksikliği, yanlış bilgiler, cinsel mitler, yetiştiriliş biçimi, travmatik cinsel deneyimler, baskıcı aile ortamı, ensesti sayabiliriz.

-Cinsel bilgi eksikliği, toplum olarak eğitim düzeyi yüksek kişilerde bile cinsel eğitim yeterli değildir. Erektil disfonksiyonun ortaya çıkmasında rol oynayan en önemli faktörlerden biridir.

-Cinsel mitler, yalnızca eksik bilgi değil yanlış bilgiler de önemli bir rol oynamaktadır. Bazı cinsel mitler bu sorunun oluşmasında ve sürmesinde etkendir. Örnek olarak;

Erkek cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır.
Başka şeylerde olduğu gibi cinsellikte de başarıya ulaşmak çok önemlidir.
Erkek cinsel ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek ve yönetmek zorundadır.
Sevişme cinsel birleşme demektir, onun dışındakiler önemli değildir.
Sevişmek cinsel organda sertleşmeyi gerektirir.
Erkeğin penisinde sertleşmenin kaybı eşini çekici bulmadığı anlamına gelir.
-Yetiştiriliş biçimi;erektil disfonksiyon açısından önemli olan faktörlerden biri de geleneksel ve tutucu bir ortamda yetiştirilmiş olmaktır. Geleneksel ve tutucu ailelerde yetiştirilen çocuklarda cinsellik konularında hiçbir bilgi verilmediği gibi cinsellik “ayıp”, “günah”, “pis”, “kötü” olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla böyle ortamlarda yetiştirilen çocuklar ve gençler hem karşı cinsle ilişkiler hem de kendi cinsellikleriyle ilgili hiçbir deneyime sahip olmadan evlenmektedir.

İlk gece korkusunun nedenleri arasında , görücü usulü ve birbirini tanımadan evlenme, yeterli cinsel deneyimin olmaması ya da cinsel deneyimin yalnızca paralı ilişkilerden ibaret olması ayrıca halen bazı bölgelerde geçerli olan kanlı çarşaf gösterme geleneğinin devam etmesi sayılabilir.

2. Erektil Disfonksiyonun etkileşimsel nedenleri

-Çift ilişkisinin dinamikleri, öfke, dominans, statü, güven, yakınlık duygusu, cinsel çekim, cinsel roller önemli rol oynar. Sağlıklı bir cinsel ilişkinin gerçekleşmesi için, eşlerin birbirlerine cinsel arzularını ve duygularını rahatlıkla ifade edebilmeleri gerekir, Ereksiyon sorunu ortaya çıktıktan sonra eğer çiftin yakınlık duygusu ve ilişkide güven duygusu yoksa erkek sorunu eşiyle paylaşmakta zorluk çekmektedir ve erkeğin mahcup ya da rezil olma endişesiyle cinsel ilişkiden kaçınmasına neden olmaktadır. Sağlıklı bir cinsel ilişkinin gerçekleşmesi için, eşlerin birbirlerine cinsel arzularını ve duygularını rahatlıkla ifade edebilmeleri gerekir . Erektil disfonksiyon olan bir erkekte eşin anlayışı ve tedavide destekleyici rol oynaması önemlidir. Eşin sorun karşısındaki tepkisi, (örnek olarak; aşırı talepkar olma, hiç sorun yokmuş gibi davranma ya da öfkelenme gibi) erektil disfonksiyonun sürmesinde etkili olabilmektedir.

-Partnerin cinsel isteksizliği, partnerin depresyonda olması ya da ilaç kullanımına bağlı cinsel isteksizliği sorunun ortaya çıkmasında ve sürmesinde rol oynar

-İletişim sorunları, çatışmalar

-Evlilik dışı ilgi, aşk ya da ilişki, eşler arasında sevgi ve şefkatin ifade edilememesi ve eşlerden birinin evlilik dışı ilişkisi erektil disfonksiyonun ortaya çıkmasında rol oynar. Kadının evlilik dışı ilişkisinin ortaya çıkması ya da şüphesi erkekte rekabet duyguları sebebiyle performans anksiyetesine yol açabilir. Erkeğin evlilik dışı ilişkisinin bulunması ise kendi eşine karşı şuçluluk duyguları sebebiyle eşiyle birlikteyken erektil disfonksiyona, ya da yeni ilişkisinde kendini gösterme, ortaya koyma kaygıları sebebiyle performans anksiyetesine buna ikincil olarak da erektil disfonksiyona yol açabilir.

-Bağımlılıklar(pornografi izleme)

-Birden fazla cinsel sorunun olması, erektil disfonksiyonla birlikte erken boşalma, geç boşalma ya da cinsel isteksizlik olması. Bazen de hastanın eşinde bulunan bir cinsel işlev bozukluğu rol oynayabilir.

Erektil disfonksiyonun psikiyatrik olmayan nedenleri
-Yaşam dönemleri ve zorlukları(iş kaybı, göç, doğum, menopoz, gebelik vb. )

-Yaşlanma, yaşlanmayla birlikte ereksiyona ulaşma zamanı uzar, ereksiyon derecesi azalır, kuvvetli ejakülasyon kaybolur ve refraktor periyod uzar, ayrıca yaşlanmayla birlikte gece ereksiyonlarının sıklığı ve süresi azalır.

-Sağlıkla ilgili kaygılar

Erektil disfonksiyonun psikiyatrik nedenleri

Cinsel işlev bozukluklarının etyolojilerinde rol oynayan faktörlerden biri de bir başka psikiyatrik hastalığın olmasıdır. Özellikle, depresyon, anksiyete bozuklukları, alkol ya da madde bağımlılığı gibi sorunlar cinsel işlev bozukluklarına yol açabilmektedir Depresyon özellikle cinsel ilgi ve istek kaybına neden olurken, anksiyete bozuklukları ve alkol ya da madde bağımlılıkları uyarılma ve orgazm bozuklukları üzerinde daha etkili olmaktadırlar.

-Performans anksiyetesi, ortaya çıkan bir cinsel işlev bozukluğunun sürmesinin en önemli nedenlerinden biri anksiyeteye özellikle performans anksiyetesine bağlı olarak yapılan yanlış uygulamalardır. Daha ilişkinin ilk dakikalarında hatta bazen saatler öncesinde başlayan “sertleşme olacak mı?” gibi kaygılar sadece sorunun çözümünü engellemekle kalmazlar, giderek cinsel ilişkiden tamamen vazgeçilmesine bile yol açabilirler. Bazı durumlarda ise bu tür kaygılar kişilerin çok sık cinsel ilişki denemelerine girmelerine yol açmakta ve başarı odaklı bu girişimler doğal olarak olumsuz şekilde sonuçlanmaktadır

- Depresyon, depresyondaki kişinin genel olarak ilgileri azalmış, istek ve motivasyonu kaybolmuştur, depresyondaki kişi hiçbirşeyden zevk almaz, dolayısıyla cinselliğe karşı da ilgi ve isteği azalmıştır ve zevk alamaz.

-Anksiyete bozuklukları, özellikle obsesif kompulsif bozukluk hem sorunun ortaya çıkmasında, hem de sürmesinde rol oynar. Obsesif kişiler sevişmeyi çeşitli biçimlerde rütinleştirerek kontrol ederler. Sıklıkla haftanın belli günlerinde sevişme alışkanlıkları vardır, belirli bir düzen ve sıralama dahilinde sevişme alışkanlıkları gösterirler, sevişmeye geçmeden önceki dönemle başlayan ve çoğunlukla banyo yapmakla biten davranışlar zinciri değişmez bir sıra gösterir, sevişmede kontrolünü yitirme korkusuyla kendini bırakamama sık rastlanan bir sorundur, performans anksiyetesi de bu kişilerde daha sık görülür.

Tanı

Erektil disfonksiyon tanısı koyarken organik, psikojenik ayırımı yapmak gerekir.

Erektil Disfonksiyon Tanısı Koyarken Sorulması Gerekenler

Ereksiyon sorunu ilk cinsel aktiviteden itibaren mi mevcut, yoksa tetikleyici bir olay var mı sorusu birincil-ikincil ayrımını yapmayı sağlar.

Ereksiyon sorunu, yalnızca danışan bireyin partneri ile beraberliği sırasında mı oluşuyor, başka partnerle de oluşuyor mu, masturbasyonda ereksiyon sorunu oluyor mu soruları durumsal-total ayrımını sağlar.

Uygun zaman , uygun yer, uygun kişi koşullarının varlığında ereksiyon sorunu oluyor mu, ereksiyon sorunu yavaş yavaş mı yoksa aniden mi ortaya çıkmış, ereksiyon sorunu pozisyon değişikliğine bağlı olarak artıp azalıyor mu, ereksiyon sorununun ortaya çıkışının hemen öncesinde kullanılan bir ilaç ya da geçirilmiş bir operasyon var mı, sabah ereksiyonları oluyor mu, yetersiz uyarı , cinsel istek azlığı , orgazm bozuklukları, partnerde cinsel işlev bozukluğu, ilişki sorunları, eş reddi, eşcinsellik, sıklık uyumsuzluğu, fizyolojik değişiklikler (yaşlılık gibi) var mı sorgulanmalıdır.

Ereksiyon sorunu birincil bir sorunsa, total ise, yani hem cinsel ilişki hem masturbasyonda ortaya çıkıyorsa, yavaş yavaş ortaya çıkmışsa, pozisyon değişikliği ile artan azalan ereksiyon varsa, organik nedenler düşünülmelidir

Spontan ereksiyonlar oluyorsa, sabah ereksiyonları , masturbasyon sırasında ereksiyon , başka partnerle ereksiyon oluyorsa, organisite faktöründen uzaklaşılır

Tedavi

Erektil disfonksiyonun tedavisi nedene bağlı olarak değişmektedir . Eğer bedensel bir hastalık sözkonusuysa, herhangi bir psikiyatrik hastalığa bağlı ortaya çıkmışsa öncelikle bu hastalıklar tedavi edilmelidir. Eşle ilgili iletişim ve ilişki sorunlarına bağlı olarak ortaya çıkmışsa öncelikle evlilik terapisi uygulanmalıdır.

. Organik nedenler sözkonusu olduğunda, fosfodiesteraz tip 5 inhibitörleri , transuretral ilaç uygulaması, intrakavernöz enjeksiyon ve vakum cihazı tedavide kullanılmaktadır. Erektil disfonksiyonun sebebi organik de olsa zaman içinde bu kişilerde psikolojik sorunlar eklendiğinden mutlaka psikolojik destek de verilmelidir.

Psikojenik nedenler varsa cinsel terapi uygulanmaktadır., tedavi 1-4 ay sürmektedir, eğer partneri varsa partneriyle birlikte ortalama haftada bir olarak cinsel terapi uygulanmaktadır.

Erkeklerde Sertleşme Sorununun Sebepleri

Çocuklara hiç bilgi verilmemesi, cinsellikle ilgili her şeyin ‘ayıp ya da günah’ sayılması, bilgisizliğe ya da ‘yanlış mit’ dediğimiz aslı olmayan bilgilerin sunulması ileriki yaşamlarında bireylerin sorunlarının temel kaynağını oluşturmaktadır.


Erkeklerde Sertleşme Sorununun Sebepleri
Kişinin sosyal yaşamındaki bozulmalar ve yoğun stres, cinsel hayattaki konsantrasyonu engelliyor… Ancak psikolojik nedenli sertleşme bozukluğu terapiyle kısa sürede yok edilebiliyor…

Tıp dilinde ‘erektil disfonksiyon’ (ED) olarak adlandırılan sertleşme sorununun ortaya çıkmasında, organik nedenler kadar psikolojik faktörler de etkili. ED nedenlerinin yüzde 70’inin organik, yüzde 30’unun ise psikolojik olduğu belirtiliyor.

Kişinin sosyal yaşamındaki bozulmalar (mesleği, çevresi ve parasal durumu gibi), cinsellik üzerine konsantrasyonu engelliyor. Depresyon ve aşırı heyecan nedeniyle de her yaşta ED meydana gelebiliyor. Hamile bırakma ve AIDS gibi hastalıkları kapma korkusu, evlilik dışı ilişkilerin doğurduğu stres ve aşırı heyecan sertleşme bozukluğunun diğer önemli psikolojik nedenlerinden… Türk erkeklerine özgü bir neden ise cinsel bilgilerin yanlış veya eksik olması.

Sertleşme bozukluğunun nedenleri

Sertleşme bozukluğuna neden olan en önemli etken ise ‘stres’. ED, en çok stresli mesleklerde ya da aşırı çalışanları tehdit ediyor. ED’nin yaşam kalitesini etkiliyor, erkekte kendine güveni azaltıyor.

Sertleşme bozukluğunun psikolojik yönü nedir?

ED ile psikolojik faktörler iç içe. Cinsel birleşme çok fazla konsantrasyon gerektiriyor. İstek olması, karşıdaki partneri beğenip beğenmemek, ona karşı cinsel arzu duyup duymamak, kişinin o anki ruhsal durumu gibi bazı psikolojik faktörler o kişide bir sertleşme olup olmasında, cinsel aktiviteyi başlatma ve sürdürebilmesinde etkin rol oynar. Özellikle beğeni çok önemli. Her erkek her kadına cinsel arzu duymuyor. Uzun ilişkilerde partnere ilgi azalıyor.

Erkeği olumsuz etkileyen faktörler neler?

En yaygın etken cinsel bilginin yanlış ya da eksik olması. Çocuklara hiç bilgi verilmemesi, cinsellikle ilgili her şeyin ‘ayıp ya da günah’ sayılması, bilgisizliğe ya da ‘yanlış mit’ dediğimiz aslı olmayan bilgilere sahip olmasına neden oluyor. Ayrıca AIDS gibi bir hastalık kapma, daha önce geçirilen kalp krizini yeniden geçirme, reddedilme, ereksiyon probleminin tekrarlayacağı gibi korkular da psikolojik nedenler arasında. Bir kereye mahsus bu durumu yaşaması yorgunluğa, uykusuzluğa, stresli ya da alkol almış olmasına bağlıdır. Hastalık olarak değerlendirilmez.

Birleşmenin hemen öncesinde “sertleşme olacak mı?” kaygısı sorunun çözümünü engellemekle kalmıyor. Giderek erkeği cinsel ilişkiden vazgeçmeye, soğumaya, cinsel isteksizliğe kadar götürüyor. Stres, aşırı çalışma, depresyon gibi başka bir psikiyatrik hastalığın bulunması problemin ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Hafta içi performans kötü!

Depresyon ilesertleşme bozukluğunun ilişkisi nedir?

Sertleşme bozukluğuna bağlı depresyon gelişebiliyor. Ya da depresyona ve depresyon tedavisinde kullanılan antidepresanlara bağlısertleşme bozukluğu oluşabiliyor. Önce depresyon tedavi ediliyor. ED yapmayan ilaçlar kullanılıyor.

Stres ve aşırı çalışmanın rolü nedir?

Stresli mesleklerde çalışanlar risk altında. Bütün hastalar “Haftaiçi o kadar yorgun geliyoruz ki bir de onu yapacak halimiz kalmıyor” diyor. Cinsellik artık sadece tatilde, hafta sonunda yapılacak bir şey gibi görülmeye başladı. Hafta içi cinsel hayatları hiç yok, hafta sonu bir iki kez gibi. Hafta içi cinsellik kötü.

Sorun, terapiyle çözülüyor

Ekonomik kriz arttıkça insanlar daha fazla çalışmak zorunda kaldı. İnsanların ya iş saatleri uzun ya da ikinci bir işte çalışıyor. Çalıştıkça da hem onun stresi, hem çalışma saatlerinin uzun olması yorgunluğa, dolayısıyla cinselliğe ayrılan beyin gücü, zaman, beden enerjisi azalıyor. Günün içinde aklına bile getirmiyor.

Nedenin psikolojik olup olmadığı nasıl anlasılıyor?

Cinsel öykü alıyoruz, sorular soruyoruz. Örneğin şu soruları yöneltiyoruz: “Sertleşme cinsel etkinliğin başında mı oluyor? Oluştuktan sonra istek ve uyarılma devam ederken kayboluyor mu? Kaybolduğunda yeniden oluşuyor mu? Cinsel birleşmeye kadar ereksiyon sürüyor mu? Boşalma sırasında sertleşme oluyor mu? Sertleşme kayboluyorsa boşalma oluyor mu?
Eğersertleşme bozukluğu birdenbire başlıyorsa, zaman içinde değişkenlik gösteriyorsa -birkaç gün iyi, birkaç gün kötü gibi bunu öğreniyoruz. Süresi ya da tatil gibi farklı ortamlarda değişiklik oluyorsa bu önemli… Eğer sabah ereksiyonu varsa nedeni psikolojiktir, yoksa organik bir neden aranmalıdır.

Eşinin hangi tavırları etkiliyor?

Kadın ve erkekteki en büyük problemlerden biri cinsel organlarını tanımamaları. Kadın eşinin cinsel organına bakamıyor, dokunamıyor, tiksiniyor. Özellikle meniden tiksinme, rahatsız olma var. Bedenleri karşılıklı kabulleniş olmayınca erkek kendine güvenini yitiriyor. Erkek bunu kötü yaşıyor, kendini aşağılanmış hissediyor.

Terapide neler yapılıyor?

Terapide çiftleri birlikte alıyoruz. Sorunun çözülmesini hızlandırıyor, çiftlerin aralarındaki iletişimi arttırıyor. Öncelikle çiftlerin cinseliğini bir bedensel haz olarak yaşanması bunu sınav gibi görmemesi, cinsel ilişkiyi birleşme ve orgazmdan ibaret değil duyusal ve bedensel hazzın paylaşılması olarak görmesi için uğraşıyoruz. Kaç yıllık evli olursa olsunlar, cinsellikle ilgili hiçbir şey konuşmuyorlar. Eşine nelerden hoşlandığını ya da hoşlanmadığını söylemiyor, ön sevişmeye önem vermiyorlar. Kadın eşine yük olacağını, onun zamanını aldığını düşünüyor. Erkeksertleşmeme sorununu dünyası yıkılmışcasına yaşıyor. Kadına sorduğumuzda ise “Benim için o kadar önemli değil” diyor. Erkeği hem şaşırtıyor hem de rahatlatıyor bu cevap.

Sertleşmeyi artıran ev ödevleri!

Sertleşme sorunuyla gelen çiftlere bazı ev ödevleri veriliyor, bunlar;

• Birbirinize hoş davranın,
• Kavga etmeyin,
• Ayrı kalmanıza neden olacak uzun süreli seyahatlarden kaçının,
• Bir süre evde yatılı misafir kabul etmeyin,
• Birbirinize dokunun,
• İyi bir cinsellik için ereksiyon ve cinsel birleşmenin zorunlu olmadığını, ön sevişmenin önemli olduğu bilin,
• Çiftler temizliğe önem vermeli, ödevlerden önce her ikisi de duş alıp yatağa girmeli,
• Ev ortamının uygun olması şart.
• Bu aşamada kadınlara da pek çok görev düşüyor: Daha sabırlı ve anlayışlı olması, eşini aşağılamaması, terslememesi, alay etmemesi gibi… “Üzülme tekrar deneriz” gibi sakinleştirici bir rol oynaması lazım. Destekleyici, yanında yer alan bir rolü olmalı. Kadınların eşlerinin gözünde çekiciliklerini arttırması gerekli…

Erkeğisertleşme bozukluğuna iten yanlış bilgiler

1. Erkek cinsel ilişkiyi her zaman ister ve her zaman hazırdır; yanlış!
Bu inanış hem kadının, hem de erkeğin böyle bir beklentiye girmesine neden oluyor. Cinsel eylem, başarmak zorunda olunan sınav gibi görülüyor.

2. Erkek cinsel ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek ve yönetmek zorundadır; yanlış!
‘İlişkiyi hep erkek başlatacak, idare edecek’ görüşü kadını pasif yapıyor. ‘Erkek aktif olmalı’ düşüncesi pek çok soruna neden oluyor… Kadın başlattığı zaman ‘kötü kadın’ gibi algılanıyor.

3. Sevişme cinsel birleşmedir, onun dışındakiler önemli değildir; yanlış!
Sevişmek mekanik bir şey değildir… Dokunmak, okşamak, öpücükler çok önemlidir.

4. Erkeğin penisi sertleştiğinde en yakın zamanda boşalmak zorundadır; bu da yanlış!
Birleşmeyi uzatmak, devam ettirmek, cinsel hazzı arttırmak gibi bir şey kabul edilmiyor. Ama gerçek olan bunlar.

5. Tüm cinsel yakınlaşmalar cinsel birleşmeyle sonuçlanmak zorundadır; yanlış!
Çiftler yakınlaşmaların sonucunda rahatlar, dokunmaların sonunda sarılarak uyumak da büyük mutluluk verebilir.

6. Erkekler bazı duygularını belli etmemelidir; doğru değil…

7. Sevişmek cinsel organda sertleşmeyi gerektirir; yanlış.
(Özellikle ED’de çok önemli. ED geliştikten sonra problemin sürmesinde çok etken.)

8. Erkeğin sertleşmemesi eşini çekici bulmadığı anlamına gelir; doğru değil…

9. Erkek ya da kadın sevişmeye “Hayır” diyemez; yanlış.

Bir neden de ‘kanlı çarşaf geleneği’

Anadolu’da hala yaygın olan ‘ilk gece kanlı çarşaf gösterme geleneği’ desertleşme bozukluğunun psikolojik nedenleri arasında önemli bir yere sahip. Çarşaf gösterme zorunluluğunun doğurduğu baskı, erkekte sertleşme sorunuyla sonuçlanabiliyor. Düğün telaşı, yorgunluğu, gerginliği altında çiftlerden cinsel birleşme beklenmesi, stresli bir ortamda üstelik kapıda akrabaların beklemesi erkekte isertleşme sorununa kadında ise vajinismusa (kasılma nedeniyle birleşememe) neden oluyor.

Sperm Kalitesi Nasıl Artırılır

Sperm kalitesini artırmak mümkün hem de doğal yollarla bunu yapabilirsiniz. Bu yazımızda sizlere sperm kalitesi konusunda Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu sperm sayısı ve kalitesi arttırıcı kür formülünü sunuyoruz.


Sperm Kalitesi Nasıl Artırılır
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu sperm sayısı ve kalitesi arttırıcı kür formülü. Sperm sayısı ve kalitesi nasıl arttırılır, hangi bitkiler iyi gelir? Sperm sayısı nasıl çoğalır ve yükseltilir? Sperm kalitesi düşüklüğü için ne yapılmalı, doğal çözümler ve bitkisel tedavisi nasıldır?

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu hareketli sperm sayısı ve kalitesi düşüklüğü için bitkisel kür tarifi

Keçiboynuzu kürü: Yarım litre kadar su uygun bir tencerede kaynatılır. Su kaynamaya başlayınca içerisine 6-7 tane keçiboynuzu, küçük küçük kırılarak, ilave edilir. Daha sonra tencerenin kapağı kapatılır ve hafif ateşte 6 dakika kaynatılır. Keçiboynuzları kaynadıktan sonra ocak söndürülür. Sperm sayısı ve kalitesi arttırıcı kür 15 dakika demlenmesi amacıyla bekletilir. Bu 15 dakikalık süreç tamamlandıktan sonra suyun içindeki keçiboynuzu parçaları bir kaşık vasıtasıyla çıkarılır.

Bu kürün yarısı sabah aç karnına, diğer yarısı ise akşam yatmadan evvel içilir. 1 hafta boyunca aynen bu şekilde kullanıma devam edilir. 1 hafta tamamlandıktan sonra, 3 ay boyunca her akşam bu keçiboynuzu küründen 1 su bardağı kadar için. Daha sonraki aylarda ise aynı kürü zaman zaman uygulamanızda fayda vardır.

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bu keçiboynuzu kürünün sperm sayısı arttırıcı, sperm kalitesi arttırıcı ve iktidarsızlığa karşı faydalı özelliklerinin olduğunu belirtmektedir.

Sperm Kalitesi

Kısırlık teşhisi için bakılan değerlerden biri de sperm kalitesidir.Spermin sayısının doğurganlılıkla genel alakalı olmadığı bilinir çünkü önemli olan sıvının içindeki sperm sayısıdır. Bu konu hakkında sizler için araştırma yaptık.


Sperm Kalitesi
Spermde yeterli kalite nasıl olmalıdır, nasıl ölçülür değerleri nelerdir ?

Sperm Hacmi

Spermin sayısının doğurganlılıkla genel alakalı değildir. Önemli olan sıvının içindeki sperm sayısıdır. PH-değeri
Normal PH değeri alkakliktir, asitli PH değeri ise sperm hücrelerini öldürür.

Sperm Yoğunlugu

Meni sıvısındaki sperm yoğunlu ise hemozitometrede sayılarak belirtiliyor. Bunun için meni sıvısının belirlenmiş bir miktari zitometrein sayı bölumune konularak mikroskop yardımı ile sayilir. Bunu baz alarak tüm sperm yoğunlu hesaplanabilir.

Hareketlilik
WHO tarafından hareketlilik 4 kategoriye ayrılmıştır – a’dan d’eye kadar:
a: hızlı ilerleyen = hızlı ileriye hareket etme kabiliyeti
b: ilerleyen = yavaş, uyuşuk ileriye hareket etme kabiliyeti
c: ilerleymeyen = yerine hareketlilik, daire içinde yüzen
d: hareket etmeyen = yerinde sayan, hiçbir hareketlilik göstermeyen

Spermlerin yüzde 25’den çoğu hızlı ileriye hareket ediyor ise (kategori a) veya yüzde 50’den fazlası yavaş, uyuşuk ilerliyorsa (kategori a + b), hareketlilik normal olarak adlandırlır. Bu sınıflandırma WHO tarafından yeni bir düzenleme ile ilerleyen spermler grubu olarak birleşdirilmiştir.

Morfoloji
Spermlerin şekli doğurganlılık belirtisi adına çok büyük önem arz eder. Bir sperm üç bolümden oluşur: kafa, orta kısmı ve kuyrugu. Spermin kafasında ise varis bilgiler vardir, onun üzerinde bulunan şapka ise enzym icerir, bu spermin yumurtaya girişini kolaylaştırır. Orta kısımda ise hücre organcıkları vardır bunlar ilerlemeye enerji saglarlar. Kuyruk ise ilerlemeyi koordine eder.

Dirilik
Diriligi belirlmesi ise ölü spermleri boyamakla anlaşilır – bunun icin eosin adlı renklendirici kulanılır – ölü spermlerin hücre kabuğundan hücrenin ic kısmına doğru renklendirici girer. Yaşayan spermler icin eosin maddesi hücre kabuğundan iceri gecmez.

Sperm antiker
Meni sıvısının icinde bulunan sperm antikorlar çocuk yapabilme kabiliyetinide etkiler. Antikorlar, spermlere karşi oto bağışıklık reaksiyonu olarak onları bağlarlar ve bu şekilde spermin hareketliligini bozulur. Bu yüzden meni sıvısı Mixed antiglobulin Reaktion (MAR) testi ile sperm antiker üzerine muayene edilir.

Beyaz kan kürecigi (Lökositler)
Spermde büyük bir oranda beyaz kan kürecikleri bulunuyorsa bu bir infeksiyonun veya intahapın göstergesi olabilir. Mililitre sperm başi bir miliyon lökosit bulunuyor ise durum açıktır. Özel muayeneler Sperm analisinin yüksek gösterge gücü olan mirkroskoplar (MSOME) ile veya özel hyaluron asiti sürülmüş petri kalıbı (PICSI) ile değerlendirilmesi özel muayene teşkil eder, bu işlem doğurganlılıga en uygun spermleri bulma adına reprodüksiyon işleminde yapılır. Bazı diğer testlerde, spermlerin genetik kusursuzluğunu (Halo-testi, TUNEL-teste ve saire) göstermek adına, veya ne kadar spermin genetik değişikliğe uğradını göstermek adına yapılır.

Spermin sıvılasmasıyla ilgili bilgiler
WHO’ya göre bu süreç normal spermlerde 10 dakikadadan 30 dakikaya kadar oluşur. Daha uzun sürdüğü taktirde doğurganlık yapısı sorgulanabilir, cünkü spermlerin belirlenen yere hareket etme kabiliyeti ortadan kalkabilir.

Kısıtlı sperm kalitesi
Erkeklerin çocuk yapabilme kabiliyetlerini yitirmenin en sık etkenlerinden bir tanesi kısıtlı sperm kalitesidir. Bunun göstergeleri oligozoospermie (az sayıda sperm), asthenozoospermie (kötü hareket etme kabiliyeti olan sperm) veya teratozoospermie (çok sayıda şekli değişmiş sperm) olabilir.
Maalesef sperm analisinde ortaya çikan sonuclarda bir çok bozukluk birleşebiliyor. Üç bozukluğu bir kişide birden görmek hiçte nadir rastlanmayan bir vaka (OAT – sendromu).

Erkeklerdeki doğurganlılıgın global gelişimi
Genelde sperm kalitesinin son on yillarda düştüğünü görürsünüz, özellikle buna entüstriyel ülkelerde rastlayabilirsiniz. Amerika birleşik devletlerinde sperm sıklığı oranının yılda 1,5 \% düştüğünü görürsünüz, hata Avrupada bu oranın NIH (National Institute of Health, USA) tarafından belirtildiği üzere yılda 3,1 \% olduğudur.

Düsen sperm sayısının yanı sıra özellikle spermlerin taşidığı DNA’in (varis bilgileri) kusursuzluğuda doğurganlık süreçinde ve çocuk isteğinde önemli rol oynar. Bu alanda ise gittikce sık ağır şekilde aksaklıklar görebiliyorsunuz. Bunlar genelde normal bir sperm analisinde görülmez, özel labovatur destekli muayeneyle kendini gösterir. (s.o)
Özellikle büyük tüp bebek merkezlerin tarafından sunulan IMSI (Intrasitoplazmik morfolojiye göre seçilmiş sperm injeksiyonu) özel büyütme teknikleri kullanarak spermlerin incelemesine imkan sağlayan bir yöntemdir, çocuk isteği ile bağlı terapilerde ek bir imkan salayabilir.

Kısıtlı spermden doğan sonuçlar
Sperm analisinin kısıtlı sayıda sperm ile neticelenmesi, erkeğin doğurganlık kabiliyetinin bitmesi anlamına gelmez. Bu analisi genelde tekrarlamanızda fayda vardır, sonuc aynı çikacak olursa, tedavinizi üstlenen uzman doktor ile irtibata geçmeniz ve tafsiyelerine kulak vermeniz olumlu bir adım olur. Sigar içmek, aşirı alkol almak, yanlış kiyafet tarzından hayaların aşirı ısıya tabi olması veya diğer ilaç, uyuşturcu veya iltahap gibi faktörler kolayca giderilebilir. Fertilovit M kulanımı böyle vakalarda spermleri oksitlenmeye engeleyen maddeleri, canlandırıcı besin maddeleri, enerji taşiycıları ile ve iltahaplanmaya karşi önleyen unsuru ile her açidan faydalı olacaktır ve ayrıca sperm kalitesini geliştirerek önemli ve akılcı bir bütünleyici secenek olaçaktır.

Erkeklerin Kısırlık Nedenleri

Kısırlık çağımızın getirdiği sorunlardan biri olarak gündemini koruyor. Bazı kısırlıkların sebebi ve çaresi bulunmasına karşılık sebepsiz kısırlıklarda günümüzde mevcut durumda. Bu yazımızda erkeklerin kısırlık sebeplerine değinmek istiyoruz.


Erkeklerin Kısırlık Nedenleri
Sigara ve alkol spermi azaltıyor…
Sigara içmek sperm sayısını belirgin olarak düşürüyor. Kişi üç ay sigarayı bırakınca sperm sayısında inanılmaz artışlar olabiliyor. Sadece sigara bırakarak çocuk sahibi olan çiftler var. Uyuşturucu kullanımı, yoğun alkol alımı da spermi ciddi derecede bozuyor. Sperm hücresi 2,5– 3 ayda olgunlaşabildiği için (72 gün), sigara bırakıldıktan sonra sperm üzerindeki etkileri de 3 ayda ortadan kalkıyor.
Kronik ilaç kullanınca zarar görüyor
-En başta radyoterapi veya kemoterapi gibi kanser tedavileri sperm üretimini çoğunlukla kalıcı olarak etkiliyor.
-Depresyon ilaçları
-Sakinleştiriciler
-Narkotik ilaçlar
-Bazı mide ilaçları
-Nikotin
-Kas geliştirmede kullanılan steroid türü ilaçlar üremeyi bozuyor.
-Miktarın azaltılması, alternatif ilaçlarla değiştirilmesi üreme fonksiyonunu düzeltiyor.
-Tarımda kullanılan bazı böcek öldürücü ilaçları, çalışma ortamındaki uçucu gazlar (boya, mobilya, akü sanayi), radyasyona maruz kalma sperm üretimini bozuyor.
Doğal denilen ürünler sperme zarar verebiliyor
Üreme sorunu yaşayan çiftler sık sık “doğal ürünlerle çocuk sahibi olabilir miyiz?” diye soruyor. Piyasada ve internet üzerinden satılan içeriği belli olmayan maddelerin kullanılması oldukça yanlış. Hastaların önce hekime danışmasında yarar var. Aksi takdirde bu ürünler zarar verebiliyor.
Testisteki sorunlar olumsuz etkiliyor
-Erkekte inmemiş testis sorununun bulunması
-Testisin kendi etrafında dönerek dolaşımının bozulması olarak tanımlanan ‘torsiyon’ problemi
-Testise alınan darbe ile yaralanma
-Testiste gelişen kanserler
-Bazı enfeksiyon hastalıkları (üreme organlarını etkileyerek testislerde sperm yapımını bozabilir)
-Ergenlik çağından sonra geçirilen kabakulak hastalığının %25 oranında kısırlığa sebep olması en iyi bilinen örnektir.
Hormonal eksiklikler de kısırlık yapıyor
Sperm yapımını sağlayan FSH ve LH hormonlarındaki düzensizlikler, en sık görülen şeklidir. Bu hormonların eksikliği de kısırlığa neden olabiliyor.
Bağışıklık sistemi bozulunca sperm de nasibini alıyor
Bazı erkekler, kendi spermlerine karşı antikorlar oluşturarak, sperm hareketlerinin bozulmasına veya aglütinasyonlara (spermlerin başlarından veya kuyruklarından yapışarak hareket yeteneğini kaybetmesi) neden olabiliyor.
Testis damarındaki varisleşme erkeğin düşmanı
Testisler skrotum ( haya) adı verilen torba yapıları içinde bulunuyor. Buradaki damarların varisleşmesi (varikosel) de sperm kalitesini bozabiliyor. Varikosel, erkek hastalarda %21–41 oranında görülüyor. Varikosel ancak çok ileri derecede belirti verdiğinde örneğin ağrı da yaptığı durumlarda spermi etkiliyor. Sadece ultrasonda belirlenen varikosellerde ameliyat başarı getirmiyor.
Genetik olarak bazı erkeklerin Y kromozomunda bulunan gen değişiklikleri sperm hücrelerinin azlığı veya yokluğuna neden olabiliyor.
Sperm kanallarında tıkandıysa
Sperm kanallarındaki tıkanıklıklar, spermin geçişine kısmen veya tamamen (oligospermi, azospermi) engel olabilir. Bu durum doğuştan olabileceği gibi daha sonra oluşan enfeksiyonlara ve ameliyat yan etkilerine bağlı olarak da ortaya çıkabilir.
Cinsel ilişkiye ait problemler
Empotans (sertleşme problemleri) veya erken boşalma, bu grupta yer alan sebeplerdir.

Vazektomi Nedir

Korunma yöntemlerinden biri olan vazektomi ülkemizde çoğunlukla tercih edilmese bile Avrupada sıklıkla tercih edilen yöntemler arasında bulunmakta. Sizlere vazektomi hakkında bilgiler sunuyoruz.
Vazektomi Nedir


Ameliyatla erkegin kisirlaştirilmasi en etkili dogum kontrol yöntemlerindendir.
Testislerde üretilen sperm hücreleri döl yolundan meni kesesine giderler.
Eger bu döl yolu baglanirsa artik üretilen spermler daha ileri gidemeyecektir. Dolayisiyla meni boşalacak ancak içerisinde sperm olmayacaktir.
Vazektomi ile testislerin ameliyatla çikartilmasi demek olan igdiş edilme kariştirilmamalidir. Vazektomide sadece döl yolu kapatilmaktadir. Hastanede yatmadan yapilan basit bir ameliyattir.
Ameliyat sonrasi cinsel güç ve tatminde herhangi bir degişiklik oluşmaz, meninin miktari degişmez.
Ilerde çocuk sahibi olmak isteyenler için uygun degildir. Çünkü dönüşü olmayan bir yöntemdir.
Ameliyat olduktan sonra döl yolunda kalmiş spermler nedeniyle 2 ay süreyle dölleme riski devam eder. Bu nedenle vazektomi yapilanlar bu sürede başka bir yöntemle (prezervatif vb.) korunmalidirlar.

Erkeklerde Kısırlık

Günümüzde infertilite(kısırlık) ciddi sorunlardan biri olarak gündemde. Özellikle stresli yaşamın getirisi olan sebepsiz infertiliteler çiftlerin mutsuzluğuna sebep olmakta.


Erkeklerde Kısırlık
Sigara ve alkol spermi azaltıyor…
Sigara içmek sperm sayısını belirgin olarak düşürüyor. Kişi üç ay sigarayı bırakınca sperm sayısında inanılmaz artışlar olabiliyor. Sadece sigara bırakarak çocuk sahibi olan çiftler var. Uyuşturucu kullanımı, yoğun alkol alımı da spermi ciddi derecede bozuyor. Sperm hücresi 2,5– 3 ayda olgunlaşabildiği için (72 gün), sigara bırakıldıktan sonra sperm üzerindeki etkileri de 3 ayda ortadan kalkıyor.
Kronik ilaç kullanınca zarar görüyor
-En başta radyoterapi veya kemoterapi gibi kanser tedavileri sperm üretimini çoğunlukla kalıcı olarak etkiliyor.
-Depresyon ilaçları
-Sakinleştiriciler
-Narkotik ilaçlar
-Bazı mide ilaçları
-Nikotin
-Kas geliştirmede kullanılan steroid türü ilaçlar üremeyi bozuyor.
-Miktarın azaltılması, alternatif ilaçlarla değiştirilmesi üreme fonksiyonunu düzeltiyor.
-Tarımda kullanılan bazı böcek öldürücü ilaçları, çalışma ortamındaki uçucu gazlar (boya, mobilya, akü sanayi), radyasyona maruz kalma sperm üretimini bozuyor.
doğal denilen ürünler sperme zarar verebiliyor
Üreme sorunu yaşayan çiftler sık sık “doğal ürünlerle çocuk sahibi olabilir miyizı” diye soruyor. Piyasada ve internet üzerinden satılan içeriği belli olmayan maddelerin kullanılması oldukça yanlış. Hastaların önce hekime danışmasında yarar var. Aksi takdirde bu ürünler zarar verebiliyor.
Testisteki sorunlar olumsuz etkiliyor
-erkekte inmemiş testis sorununun bulunması
-Testisin kendi etrafında dönerek dolaşımının bozulması olarak tanımlanan ‘torsiyon’ problemi
-Testise alınan darbe ile yaralanma
-Testiste gelişen kanserler
-Bazı enfeksiyon hastalıkları (üreme organlarını etkileyerek testislerde sperm yapımını bozabilir)
-Ergenlik çağından sonra geçirilen kabakulak hastalığının %25 oranında kısırlığa sebep olması en iyi bilinen örnektir.
Hormonal eksiklikler de kısırlık yapıyor
Sperm yapımını sağlayan FSH ve LH hormonlarındaki düzensizlikler, en sık görülen şeklidir. Bu hormonların eksikliği de kısırlığa neden olabiliyor.
Bağışıklık sistemi bozulunca sperm de nasibini alıyor
Bazı erkekler, kendi spermlerine karşı antikorlar oluşturarak, sperm hareketlerinin bozulmasına veya aglütinasyonlara (spermlerin başlarından veya kuyruklarından yapışarak hareket yeteneğini kaybetmesi) neden olabiliyor.
Testis damarındaki varisleşme erkeğin düşmanı
Testisler skrotum ( haya) adı verilen torba yapıları içinde bulunuyor. Buradaki damarların varisleşmesi (varikosel) de sperm kalitesini bozabiliyor. Varikosel, erkek hastalarda %21–41 oranında görülüyor. Varikosel ancak çok ileri derecede belirti verdiğinde örneğin ağrı da yaptığı durumlarda spermi etkiliyor. Sadece ultrasonda belirlenen varikosellerde ameliyat başarı getirmiyor.
Genetik olarak bazı erkeklerin Y kromozomunda bulunan gen değişiklikleri sperm hücrelerinin azlığı veya yokluğuna neden olabiliyor.
Sperm kanallarında tıkandıysa
Sperm kanallarındaki tıkanıklıklar, spermin geçişine kısmen veya tamamen (oligospermi, azospermi) engel olabilir. Bu durum doğuştan olabileceği gibi daha sonra oluşan enfeksiyonlara ve ameliyat yan etkilerine bağlı olarak da ortaya çıkabilir.
Cinsel ilişkiye ait problemler
Empotans (sertleşme problemleri) veya erken boşalma, bu grupta yer alan sebeplerdir.