Hamilelikten Korunma Yöntemleri

Bilinçsizce gerekli önlemler alınmadan yapılan çiftleşmeler sonunda istem dışı hamilelikler oluşabilmektedir. Bu istenmeyen hamilelikleri önleyebilmek için doğum kontrol yöntemlerinin neler olduğunu ve nasıl uygulanması gerektiğinin bilinmesi gerekir.Bu yazıda korunma yöntemleri hakkında gerekli bilgilere ulaşacaksınız.


Hamilelikten Korunma Yöntemleri
Doğum kontrol yöntemleri istem dışı hamile kalmayı engelleyebilmek açısından oldukça önemli bir yöntemdir. Bu yöntem sayesinde çiftler istedikleri zaman çocuk sahibi olabilir istemedikleri zaman çocuk sahibi olmayabilirler. Ayrıca doğum kontrol yöntemleri nüfus planlaması açısından da oldukça faydalı bir yöntemdir.
Günümüzde birçok çift planlama yapmadan hamile kalmakta ve sonra pişman olmaktadır. Bilinçsizce gerekli önlemler alınmadan yapılan çiftleşmeler sonunda istem dışı hamilelikler oluşabilmektedir. Bu istenmeyen hamilelikleri önleyebilmek için doğum kontrol yöntemlerinin neler olduğunu ve nasıl uygulanması gerektiğinin bilinmesi gerekir.
Spiral: Oldukça etkili bir doğum kontrol yöntemidir. 6 Yıl boyunca gebelikten koruyabilir. Aslında bunlar rahim içine yerleştirilen bakır veya kadınlık hormonu içeren araçlardır. Toplum arasında spiral olarak bilinmektedir. Çoğunlukla yan etkisi son derece az olduğu için bakırlı spiral daha çok tercih edilmektedir. Spiral spermleri etkisiz hale getirerek kadının hamile kalmasını önlemektedir.
Doğum Kontrol Hapları: Bu seçenekte oldukça faydalı bir yöntemdir. Bu yöntem sayesinde kadının hamile kalma olasılığı oldukça düşüktür. İlaçların içerisindeki sentetik kadın hormonları kadınların doğal hormon düzeylerini değiştirerek yumurta salımını engeller. Bu sayede spermler rahatça rahim içine giremez. Ancak doğum kontrol hapları doktor tavsiyesi ile alınmalıdır.
Spermisidler: Bu yöntem diğer doğum kontrol yöntemlerine göre kimyasal madde içermektedir. İçerisinde köpük, jel ve krem formları bulunmaktadır. Cinsel ilişki öncesinde vajinanın içerisine yerleştirilerek kullanılır. Spermler rahme ulaşmadan ölmüş olur.
Norplant: Bu da çok olmasa da genelde tercih edilebilinen bir yöntemdir. Küçük ince bir kapsül seti şeklindedir. Kadının kolundan cilt altına yerleştirilir. Buradan sürekli olarak kan dolaşımına devamlı olarak hormon salınımı yapılır. Bu yöntem sayesinde beş yıl süreyle gebelik engellenebilmektedir. Bu yöntem uygulanmadan önce bir doktora sorulmalı ve bilgisi dâhilinde yapılmalıdır.
Geri Çekme Yöntemi: Bu yöntem erkeğin boşalmadan önce kendisini dışarı çekerek vajinanın içine değil dışına boşalması şeklinde olur. Ancak çok güvenilir bir yöntem değildir.
Prezervatif: Günümüzde en çok tercih edilen yöntemden bir tanesidir. Birçok çift bu yöntemi kullanmaktadır. Prezervatif sayesinde boşalma sonucunda penisten çıkan spermlerin vajinaya ulaşmasını engelleyerek hamile kalınmasını önlemektedir.
Bunlarla birlikte diğer kullanılan doğum kontrol yöntemleri de şu şekilde belirtebiliriz.
Sterilizasyon (kısırlaştırma)
Koruma iğneleri
Takvim yöntemi
Vajinal fitiller
Diyafram
Vazektomi
Not:Daha detaylı bilgi için uzman bir hekimden mutlaka bilgi alınmasında fayda bulunmaktadır.

Diyabet Cinsel Yaşamı Nasıl Etkiliyor

Her günkü yaşamını keyifle sürdürmekte olan kişi, birdenbire şeker hastalığı ile karşılaşır. Bu hastalığın, yaşamının sonuna dek sürdürülmesi gereken birtakım önlemler ve tedavilerle kontrol altında tutulabileceğini öğrenir. Böyle bir durumda cinsel isteği en azından o an için azalacaktır.


Diyabet Cinsel Yaşamı Nasıl Etkiliyor
Hanımlar çok iyi bilirler, bir üzüntü, bir korku, aylık periyodik düzenlerini bozuverir. Ya sıklaşan bir kanama ya da aylarca olmayan bir kanama ile karşılaşıverirler. Bu çok duyarlı sistem, psikolojik baskılardan kolayca etkilenir. Her günkü yaşamını keyifle sürdürmekte olan kişi, birdenbire şeker hastalığı ile karşılaşır. Bu hastalığın, yaşamının sonuna dek sürdürülmesi gereken birtakım önlemler ve tedavilerle kontrol altında tutulabileceğini öğrenir. Böyle bir durumda cinsel isteği en azından o an için azalacaktır. Kendini sağlıksız ve moralsiz hissettiğinde, cinsel yaşamı düşünen kaç kişi vardır. Diğer yandan cinsel sorunlarla karşılaşıldığında bazen, yardım istemede iletişim zorluğu yaşandığı için veya cinsel sorununun tedavi edilemeyeceği düşünüldüğünden üzerine düşmeden bırakılmaktadır.
Diyabetin cinsel yaşama etkisi sanıldığı kadar kötü değildir. Uzun yıllar kontrol edilmeden devam etmiş diyabette diğer komplikasyonlara paralel olarak cinsel sorunlar da görülebilir, unutmamak gerekir ki diyabetli olmayanlarda bile yaşamın herhangi bir döneminde bu tür sorunlar ortaya çıkabilir. “İçimde neler olup bitiyor?”, “Yine çok su içmeye başladım”, “Bugün çok halsizim; doktora kontrole gideceğim”, “Acaba tansiyonum, damarlarımın durumu, gözlerim nasıl?”. İşte bu endişeler ve huzursuzluklar, cinsel yaşamınızı ertelemenize yol açabilir. Farkında olmadan bir cinsel soğukluğun içinde bulabilirsiniz kendinizi.

Şeker hastalarında rastlanan cinsel fonksiyon bozuklukları nelerdir?
Şeker hastalarında rastlanan cinsel fonksiyon bozukluğu özellikle, başlangıçta ruhsal kaynaklı olabilir. Şeker hastalığına bağlı olmayabilir. Örneğin stress, cinsel beraberlik için uygun olmayan mekanlar, cinsel partner ile uyumsuzluk gibi nedenlerle de iktidarsızlık oluşabilir. Psikolojik baskıyı üzerinizden attıkça iyileştiğinizi göreceksiniz. Paniğe kapılmamak ve beklemek gerekir. Evet bu bir şansızlıktır. “Niye ben” diye düşünmekte haklısınız. Ama çözüm vardır. Sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürme olasılığı çok yüksektir. Benim çok sevdiğim bir söz vardır: “Hayat bir bakıma, bir şans oyunu olarak kabul edilir ise, oyunda elinize her zaman iyi kağıtlar gelmeyebilir.” Önemli olan kötü kağıtlarla iyi oyun oynayabilmektir. Bu sizin, yaşama sanatındaki ustalığınıza bağlıdır. Şeker hastalığı eskidikçe birtakım komplikasyonlar yapabilir. Bunlardan birisi de otonom nöropati adını verdiğimiz bozukluktur. Otonom sinir sistemi, bizim isteğimiz dışında otomatik olarak çalışan sinir sistemimizdir. Cinsel organlarımızın duyarlılığı bu sistemin sağlıklı çalışmasına bağlıdır. Görme, işitme, hissetme, dokunma gibi uyaranlara karşı cinsel organlarımızın verdiği yanıt otonom sinir sisteminin normal çalışması sayesinde gerçekleşir. Cinsel organların kanla dolmasını sağlayan; buradaki kan dolaşımını hızlandıran; alınan uyarıları merkeze taşıyan ve oradan gelen uyarıları da cinsel organlara ileten sistem “otonom” sinir sistemimizdir.
Cinsel fonksiyon bozukluklarının nedenleri nelerdir?
Metabolizma bozukluğu, özellikle yüksek şeker ve geçen yıllar, sinirlerde bazı metabolik artıklarının birikmesine ve yapılarının bozulmasına yol açar. Diyabette bazan cinsel organlara kan sağlayan damarlar da zarar görüp daralmış olabilir. Bu olay genel damar sertliğinin bir parçasıdır ve sigara içenlerde daha sıkça görülür. Her şeker hastasında her zaman böyle olur demiyorum. Çünkü 40 yıldır şeker hastası olup da hiçbir organında bozukluk olmayan kişiler vardır. Yılların geçmesini engelleyemeyiz, ama şekerin yükselmesini engelleyebiliriz. Bu, sizin ve bizim ortak çalışmamız sayesinde olacaktır.
Sık görülen cinsel fonksiyon bozuklukları nelerdir?
Erkekte, penisin sertleşmesinde azalma; gece kendiliğinden olan sertleşmenin kaybolması görülebilir. Nöropatiye bağlı cinsel aktivite azalması yıllar içinde yavaş yavaş ortaya çıkar ve ilerler. Erkekte cinsel fonksiyon bozukluğunun tanınması kolaydır. Fakat kadında gizli kalabilir. Hastalarımızın bu durumu gizlememelerinde yarar vardır. Kadında bir cinsel soğukluğun gelişmesi söz konusu olabilir . Bu durum uyarılmanın azalması, uyaranlara cinsel organ yanıtının kaybolması sonucu ortaya çıkar. Bu bozukluklar kadında cinsel organlara ait enfeksiyonların kolayca yerleşmesine de neden olabilirler. Alınacak bazı önlemler enfeksiyonların yerleşmesini önleyecektir.
Cinsel fonksiyon bozukluklarının kullanılan ilaçlarla bağlantısı var mıdır?
Dikkat edilmesi gereken nokta, bazı ilaçların da cinsel yetersizliğe (empotans) yol açabileceğidir. Bunlar, sinir sistemi üzerine etkili olabilen tansiyon düşürücü ilaçlar, sakinleştiriciler, depresyon önleyici ilaçlardır. Ayrıca, kalp yetersizliği, bel bölgesindeki sinirlerin normal işlevlerini etkileyebilen bel fıtığı adı ile bilinen disk hernileri, bel bölgesinde sinirlerle ilgili ameliyatlar, aşırı alkol veya sigara kullanımı da iktidarsızlık yapabilir. Bir empotans durumunda hekime başvurulmalıdır. Psikolojik, organik ya da ilaca bağlı olup olmadığı araştırılmalıdır. Tanı konması her durumda sağlıklı bir cinsel yaşam için kaçınılmazdır. Bugünkü bilgilerimizle psikolojik veya organik yani diyabetik nöropatiye bağlı iktidarsızlığı ayırabiliyoruz.
Cinsel fonksiyon bozuklukları tedavi edilebilir mi?
Eğer kişide psikojenik nedenli iktidarsızlık gelişmişse bu çeşitli psikolojik destek tedavi yöntemleri ile giderilebilmektedir. Son yıllarda kullanıma giren bazı ilaçlar diyabetik nöropatiye bağlı iktidarsızlığın tedavisinde başarı ile kullanılmaktadır. Bunlar küçük çok ince iğnelerle penise enjekte edilmekte, penis kan akımını arttırarak 20-60 dakikalık süre için peniste yeterli sertleşmeyi sağlamaktadır. Tüm iktidarsızlık olgularında olmasa da birçok vakada sonuçlar yüz güldürücüdür. Diyabetli kendisi enjeksiyonu öğrenmekte ve kendi kendine yapabilmektedir.
Diğer bir tedavi yöntemi vakum ile penisin sertleştirilmesidir. Bu yöntemde penisin üzerine uygulanan bir cihazla vakum oluşturularak penis içine negatif basınçla kan doldurulmakta, penis köküne yerleştirilen lastik yardımı ile cihaz penisten çıkarırldıktan sonra da penisin sertliği devam ettirilmektedir. İktidarsızlık olgularında son tedavi şekli penis protezidir. Ameliyatla penis içine sertliği sağlayabilecek bir cihaz yerleştirilmektedir. Hastalık dikkat ve bilgi ile izlenip iyi tedavi edilirse (hem hekim için hem hasta için) sıkıntılar en alt düzeye indirilebilir. Sizin için en uygun tedavi şeklini doktorunuz seçecektir. Unutmayınız ki, kötü kağıtla bile, oyundan kayıpsız ya da çok az kayıpla kalkılabilir.

Genital Hijyenin 10 Altın Kuralı

Bazen doğru bildiğimiz yanlışlar sağlığımız üzerinde istenmeyen etkilere neden olmaktadır. Cinsel konular hakkında kör bilgilere sahip bir toplum olrak genital temizlikte de birçok yanlışı doğru gibi uygulamamız sorunlara davetiye çıkarmaktadır.


Genital Hijyenin 10 Altın Kuralı
KURAL 1
Doktorunuz aksini önermedikçe vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerini kullanmamalısınız.
Vajina kendini sürekli yenileyen bir organdır. Bu nedenle vajinanın içine bu maddelerin sokularak “temizlik” yapılmaya çalışılması anlamsızdır ve vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine neden olabilir. Bu ürünlerle dış genital bölgenizi temizlemenizde bir sakınca yoktur.
Genital bölgenin gereğinden fazla yıkanarak hijyen sağlanmaya çalışılması vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine katkıda bulunabilir.
KURAL 2
Tuvalet sonrası temizlikte temizliğin önden arkaya (vajinadan anüse doğru yapılması) çok önemlidir.
Temizliği anüsten vajinaya doğru yaptığınızda dışkıdaki kalınbağırsak bakterileri vajinaya ve buradan da idrar borusu yoluyla mesaneye bulaşabilir.
KURAL 3
Genital Bölgenin Kuru Kalması Önemlidir.
Mantar ve diğer bakterilerin nemli ve sıcak ortamlarda daha kolay üremesi nedeniyle genital bölgenin kuru kalması önemlidir. İç çamaşırınızı günlük değiştirmek, naylon yerine pamuklu iç çamaşırları tercih etmek, dar pantolon, çorap ve iç çamaşırı kullanmamakla bunu sağlayabilirsiniz.
KURAL 4
İlişki sonrasında ve diğer tüm zamanlarda idrar yapma ihtiyacı ortaya çıktığında ertelenmemelidir.
İdrar ihtiyacı ertelendiğinde mesanedeki bakteriler enfeksiyon yapmak için “zaman” bulurlar. Halbuki idrar yapılması bakterilerin idrarla birlikte vücuttan atılmasını sağlar.
KURAL 5
Tam hazır olunmadan (yeterli kayganlık oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır.
Bu önlem mekanik tahrişe meydan vermemek açısından çok önemlidir. Gerekirse doktor önerisine göre kayganlaştırıcı ilaçlar kullanabilirsiniz.
KURAL 6
Adet Kanaması Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler:
Adet kanaması döneminde olan kadına iş yaşamında, sosyal aktivitelerinde hareket serbestliği sağlaması, denize girebilme imkanı vermesi için üretilen vajinal tamponların kullanımında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta tamponun sık aralıklarla yenisiyle değiştirilmesinin ihmal edilmemesidir. Vajinal tamponu yerleştirdiğiniz andan itibaren kanla temas sonrasında bakteriler hızla çoğalmaya başlar.
Vajinal tamponlar uygun kullanıldıklarında vajinanın doğal ortamını bozmazlar. Ancak uzun süre vajina içinde kaldığında bu tamponlar vajinit sorununun gelişimi bir yana, hayatı tehdit eden enfeksiyonlara bile neden olabilirler.

Adet kanaması döneminde cinsel ilişkiyi yasaklamak için yeterli tıbbi neden olmamakla beraber, kendinizi bu dönemde yeterince rahat hissetmiyorsanız eşinize bu durumu iletmeli ve kanamalı dönemlerde ilişkiyi ertelemelisiniz.
Üst genital sistemi enfeksiyonlarının en sık adet kanaması döneminde gerçekleştiği düşünüldüğünden bu açıdan risk altında olan kadınlar (daha önceden geçirilmiş enfeksiyon, çok eşli yaşam veya eşin çok eşli yaşam sürmesi gibi) bu dönemde ilişkide bulunmaktan kaçınmalıdırlar.
KURAL 7
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH) açısından risk altında olan biriyle cinsel ilişkiye girdiğinizde eşinizin prezervatif kullanmasını istemek sizin en doğal hakkınızdır.
Bunu sağlayamayacağınızı düşündüğünüzde kadın prezervatifinden faydalanabilirsiniz
Unutmayın: Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH) erkekten kadına daha kolay bulaşırlar.

KURAL 8
Genital Temizlikte Dikkat Edilmesi Gerekenler:
Ağda ve jilet genital kılların giderilmesinde oldukça etkilidir. Lakin bu iki yöntem kıl köklerinin enfeksiyonunu kolaylaştırır ve genital bölgenin daha kolay tahriş olmasına neden olur. Genital bölge için geliştirilmiş aletlerden faydalanmak veya makas kullanmak özellikle genital bölgeleri enfeksiyona ve tahrişe duyarlı kadınlarda daha iyi bir seçenek olabilir.
KURAL 9
Tuvalette Alınması Gereken Önlemler:
Klozet kapağının üzerine serilen tek kullanımlık kağıtlar ülkemizde de giderek yaygınlaşmakta ve hatta büyük marketlerde bu kağıtlar herkesin cebinde taşıması için uygun bir şekilde paketlenmiş olarak satılmaktadır. Bu kağıtları mutlaka kullanmalısınız.
Tuvaletlerde diğer bir sorun da tuvaletin içindeki kirli suyun sıçrayarak genital bölgeye değmesidir. Bunu önlemek için kirli suyun üzerini tuvalet kağıdıyla kaplayabilirsiniz. Bunu yapmak mümkün olmadığında dezenfektan madde içeren “mavi su verici tabletlerden” faydalanabilirsiniz.
KURAL 10
Her Kadın Düzenli Olarak Jinekolojik Muayeneden Geçmeli Ve Belirti Ve Bulgulara Duyarlı Olmalıdır.
Kadınlar hiçbir sorunları olmasa dahi yıllık jinekolojik muayene için başvurmalıdırlar. Bu, belirti vermeyen veya geç belirti veren hastalıkların tanı ve tedavisi açısından çok önemlidir.

Frengi (sifiliz)

Frengi genellikle penisilin tedavisi ile kolayca iyileşebilen bir hastalık olup erken teşhisle tam iyileşme sağlanabilmektedir.Önemli olan hastalığın belirtisi olan yaranın çıkmasının ardından iyileşme olması frenginin geçtiği anlamına gelmez doktorunuza başvurmanız gerekir.


Frengi (sifiliz)
Frengi, Treponema pallidum adı verilen bir bakterinin (mikrop) neden olduğu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde, bu bakteri zaman içerisinde vücuda yayılarak birçok organda hasara neden olur.
Frengi nedir ?

Frengi, Treponema pallidum adı verilen bir bakterinin neden olduğu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde, bu bakteri zaman içerisinde vücuda yayılarak birçok organda hasara neden olur.

Frenginin belirtileri nedir?

Hastalık; penis, vajina, anüs (makat) ya da ağız yolu ile bulaşır. Mikrobun sağlam kişiye bulaşmasından sonra ilk belirtiler 10 gün ile 3 ay içerisinde ortaya çıkar. Hastalıkta bir veya daha fazla sayıda, üstü açık, bir santimetre boyutlarında , sert, ağrısız “şankır” adı verilen yaralar oluşur. Bu yaralar, genelde bakterinin ilk bulaştığı cinsel organlar etrafında oluşur. Mikrop daha sonra kan yolu ile bütün vücuda yayılır. Kasık ve boyun lenf bezleri şişebilir.

Frengi şankırı ne zaman ortadan kalkar ?

İster tedavi edilsin ister edilmesin frengi şankırı birkaç hafta içerisinde kendiliğinden kaybolur. Tedavi görmeden yaraların iyileşmesi hastalığın iyileşmesi anlamına gelmez. Bu devrede tedavi edilmeyen hastalarda hastalık ilerler.

Frengi, şankır döneminde tedavi edilmez ise ne olur ?

Hastalık şankır döneminde tedavi edilmez ise, yaraların ortaya çıkışından itibaren 3-6 hafta içerisinde, ellerde, ayaklarda ve vücudun diğer kısımlarında kırmızılıklar (döküntüler) oluşur. Bu kırmızılıkların olduğu bölgelerde de bakteri bulunmaktadır. Bakteri, fiziksel temas sonucu, bu bölgelerdeki yara, sıyrık gibi kısımlardan sağlam kişiye bulaşabilir. Döküntüler genellikle birkaç hafta ya da ay sonra kendiliğinden ortadan kalkar. Döküntüleri ile birlikte; hafif ateş, yorgunluk, baş ağrısı, boğaz ağrısı gibi belirtiler de bulunabilir. Tedavi edilmeyen vakalarda dahi, bu belitiler kendiliğinden kaybolabilir. Frenginin ikinci dönemi olarak bilinen bu dönem 1-2 yıl devam edebilir.

Frengi, döküntü döneminde de tedavi edilmez ise ne olur ?

Gerek birinci, gerekse ikinci dönemde tedavi edilmeyen frengi vakalarının üçte birinde, hastalık uzunca bir süre sessiz kaldıktan sonra daha ileri bir döneme gider. Bakteri kalp, gözler, beyin, sinir sistemi, kemikler, eklemler başta olmak üzere vücudun birçok yerinde hasarlara neden olur. Bunun sonucu ruhsal bozukluklar, körlük, felçler ve ölüm meydana gelir.

Frengi gebe kadından bebeğine bulaşır mı?

Tedavi edilmeyen frengili gebe kadından, bakteri hamilelik esnasında bebeğe bulaşabilir. Bulaşım riski % 70 dolayındadır. Bu gebelerin ise yaklaşık % 25′i, ölü doğum ya da erken dönem bebek ölümü nedeni ile çocuklarını kaybederler.

Frengi kan nakli ile de geçer mi?

Hastalık mikrobu kanda da bulunduğundan kan da frengi testi yapılır. Test sonucu hastalık bulunduğu anlaşılırsa kan başkalarına verilmez. Kontrolsüz kan nakli ile hastalık sağlam kişiye bulaşabilir.

Frenginin tedavisi var mıdır?

Frengi genellikle penisilin tedavisi ile kolayca iyileşir. Penisilin dozu ve uygulama şekli hekim tarafından belirleneceğinden, cinsel organları etrafında frengi şankırı olanlar kendi kendilerine ilaç kullanmamalıdır. Tedavinin başlangıcından genellikle 24 saat sonra bulaştırıcılık kaybolur.

- Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayınız !
- Cinsel yolla bulaşan hastalık belirtilerinden kuşkulandığınızda hekime başvurunuz.
- Cinsel eşinizin de muayene ve gerekirse tedavisini yaptırınız.

Frengiden nasıl korunulur ?

- Cinsel ilişkide kondom kullanınız.
- Cinsel eş sayısının artmasının, hastalık bulaşma riskini de arttırdığını unutmayınız. Tek eşliliği tercih ediniz.
- Size nakledilecek kanda gerekli testlerin yapılıp yapılmadığını sorunuz.
- Hamile iseniz, doğum öncesi dönemde düzenli sağlık kotrollerinizi yaptırınız.

Klamidya

Cinsel organda bazen hastalığın belirtileri görünse de çoğunlukla doktor teşhisinden önce farkına varılmayan bir durumdur. Hastalığın erken tespiti oldukça önemlidir ve tedavi olunmadıkça infertiliteyle karşılaşmak mümkündür.

Klamidya
Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir. A.B.D.de her yıl 4 milyon yeni klamidya vakası görülmektedir ve maalesef bu kadınların %40′ından fazlası hasta olduğunun farkında değildir.

Çoğu zaman enfeksiyon herhangi bir belirti vermez ve başka bir nedenden dolayı doktor kontrolüne gidene kadar fark edilmez. Problemin erken dönemde fark edilebilmesi için yılda bir ya da tercihen 6 ayda bir doktor kontrolü ve tarama testlerinin yapılması şarttır. Bu özellikle genç kadınlarda ve birden fazla partneri olan 35 yaş üstü kadınlarda önemlidir.

Belirtileri

Genelde belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve , kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sık bulgu penisden olan akıntı ve idrar yaparken yanmadır.

Tanı

Tanı hastanın öyküsü ve muayene esnasında alınan servikal doku örneğinin laboratuarda incelenmesi ile konur. Bu masraflı bir teknik olmasına ve her yerde yapılamamasına rağmen en etkili teşhis yöntemidir. Klamidyayı saptayacak ve tarama testi olarak kullanılabilecek idrar analiz teknikleri geliştirmek amacı ile çalışmalar sürdürülmektedir. Klamidya saptandığında kişinin son 1 hafta içinde ilişkide bulunduğu bireyler de taranmalıdır.

Tedavi edilmediği taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir. Pek çok kadında pelvik iltihabi hastalığın etken faktörü klamidyadır ve vücuda girdikten uzun yıllar sonra bu tabloya neden olabilir. Klamidya enfeksiyonu karın boşluğu içerisinde yapışıklıklara neden olur ve uzun dönemde çocuk sahibi olmada güçlükler meydana gelebilir.Enfeksiyon varlığından habersiz olan gebe kadınları bekleyen en büyük tehlike ise erken doğum riski ve bundan çok daha önemlisi doğum esnasında mikroorganizmayı bebeğe bulaştırmaktır. Klamidya bebeklerde göz iltihaplarına neden olur. Trahom adı verilen bu hastalık körlükle dahi sonuçlanabilir. Ayrıca yeni doğanlardaki diğer bir tehlike de klamidya zaatürresidir. Bu nedenle gebe olan her kadında klamidya taraması ideal olarak yapılmalıdır.

Önlem

Klamidya enfeksiyonundan korunmanın en etkili yolu diğer bütün cinsel yolla bulaşan hastalıklarda olduğu gibi (uzun süreli tek eşli bir ilişki yok ise) kondom kullanmaktır. Bunun dışında yıkanırken akan suyla yıkanmak yani duş yapmak, vajina içini su ile yıkamamak, sentetik iç çamaşır yerine pamuklu olanları tercih etmek, çok dar pantolon giymemek gibi basit kurallara dikkat etmek tüm vajinal enfeksiyonlardan korunmada olduğu gibi klamidyadan da korunmada etkilidir. En az yılda bir herhangi bir yakınma olmasa bile kontrole gitmek de genel sağlık açısından önemlidir.

Tedavi

Klamidyanın tedavisi antibiyotikler ile olur.Yapılan araştırmalar sonucu Amerikan Hastalık Kontrol ve Öneme Dairesi klamidya enfeksiyonları için standart protokoller önermiştir. Bu tedaviler ile klamidya herhangi bir zarar yaratmadan tedavi edilebilir. Klamidya ile gonore (bel soğuklu) genelde bir arada bulunduğundan bu hastalıklardan bir teşhis edildiğinde diğerine yönelik tetkik ve tedaviler de mutlaka yapılmalıdır.

Cinsel İlişkide Ağrı-Acı

Ciddi cinsel sorunlardan biri de ilişki esnasında ağrı yaşanması nedeniyle sorunlu evliliklerin olmasıdır. Bu konuda uzmanların öenerilerini sizlerle paylaşıyoruz. Malum toplumumuzda her zaman ayıp denilerek üstü kapatılan konular sağlıksız cinsel ilşkilerin temen nedeni olarak geçmekte.


Cinsel İlişkide Ağrı-Acı
Cinsel ilişki sırasında ağrı veya acı duyulmasına veya rahatsızlık duymaya tıbbi olarak disparoni adı verilir. Bu ağrı veya acıma vajene giriş sırasında veya girdikten sonra veya penisin hareketi ile vajen girişinde, vajina içinde veya karın içinde hissedilebilir. Şikayet acıma, yanma, ağrı, karın içinde ağrı, basınç hissi, yırtılma gibi bir his veya rahatsızlık duyma şeklinde olabilir.

Bu şikayetin nedeni iki sebepten kaynaklanabilir;

1. Bedensel bir nedenden (organik) dolayı olabileceği gibi
2. Psikolojik nedenlerden dolayı da olabilir.

Şikayetler ilk cinsel ilişki ile başlayabileceği gibi, daha önce rahat ve zevkli ilişki yaşamış bayanlarda bile daha sonradan ortaya da çıkabilir veya ara ara da tekrarlayıp kaybolabilir, koşullara göre değişebilir.

Hangi nedenden dolayı oluştuğu çok çok önemlidir, çünkü tedavi bunun tespitinden sonra nedene yönelik yapılacaktır ve tedavide nasıl bir yol izleneceği ancak muayene ile anlaşılır.

Bedensel nedenler nelerdir?

- kızlık zarıyla ilgili sorunlar (zarın kalın olması gibi )
- vajinada ki darlıkların, kitlelerin yarattığı sorunlar
- vajinadaki kuruluğa – ilişki öncesi ıslanamamaya bağlı şikayet olabilir. Bu bazı enfeksiyonlar sonucu orada ıslanmayı sağlayan bezlerin yapısının bozulmasından, veya yaşlılığa bağlı olarak veya kullanılan bazı ilaçlardan veya bazı tedavilerden veya bazen çok nadir doğuştan olabilir.
- vajinal enfeksiyonların bazıları normalde bile yanma ve kaşıntı yaparlar ki bunlar ilişkide daha fazla sıkıntı yaratabilirler
- herpes virusleride aktif olduklarında ilişkide ağrı,yanma, acıma yaparlar
- bazen normal doğum sırasında vajende veya rahmi tutan bazı bağlarda meydana gelen harabiyetde daha sonra ilişkide şikayete sebep olabilir
- yaşlılığa bağlı vajende esnekliğin azalmasıda acı sebebi olabilir, özellikle menopozdan sonra bu tip şikayetler olabilmektedir, dokular esnekliklerini yitirdiklerinden cinsel ilişki tahrişe ve ağrıya neden olabilir.
- zor doğumlardan sonra yırtılma olduğunda veya doktor tarafında epizyotomi dediğimiz yöntemle doğuma yardım edildiğinde fazla dikiş veya iyileşmesi esnasında enfeksiyon olduğunda dikiş yerleri genelde sertleşerek ve yükselerek iyileşirler (nedbe oluşumu) ve bu nedbeler ilişkide ağrı duyulmasına neden olur.
- allerjik nedenler; prezervatife, eşinin spermine, kullanılan jele veya diğer alerjik nedenlerden dolayı oluşur
- karın içindeki kitleler,enfeksiyonlar
- rahimdeki kitleler
- endometriyozis denilen birhastalık sonucu oluşan yapışıklıklar
- geçirilmiş bazı karın içi ameliaytların sonucu oluşan yapışıklıkların yarattığı şikayetler
- leğen kemiği ( pelvis) kırıkları
- idrar yollarındaki enfeksiyon ve diğer problemler
- çok nadir bazı barsak hastalıkları (Crohn hastalığı-Divertikülit)
- bazen kabızlık
- erkeğin organının normalden büyük olması ve diğer bazı nedenler

Psikolojik nedenler nelerdir ?

Psikolojik nedenlerde genelde kadın duyduğu huzursuzluğu acı olarak tanımlamaktadır

- gebe kalma kaygısı
- nedensiz suçluluk duygusu ve ilişkiden kaçmak için kendine haklı sebep yaratma
- ilişkide normalde kişiye zevk veren basınç hissini yanlış tanımlayıp acı olarak nitelendirmek
- çeşitli korkular
- fobik reaksiyonlar
- partneri sevmemek, başka birini sevmek
- partnerle uyumsuzluk
- taciz, tecavüz gibi olayların yaşanmış olması
- ilk ilişkide çok can acıması ve bunun korkusunun yerleşmesi
- ilişkiye girememe nedeni korku olan yani vajinismuslu kadınlarda bu korkunun acı olarak ifade edilmesi

Tedavi;

Tedavi muayene ve gerekiyorsa yapılan test sonuçlarında bulunan nedenin giderilmesi olarak yapılacaktır. Tedavi bazen sadece bedensel,bazen sadece psikolojik bazen de hem psikolojik hem de bedensel olarak yapılır. Psikolojik olaylarda ise altta yatan sebep olan olayın çözülmesine bağlıdır. Tedavide başarı oranı yüksektir.

Tedavi için; kadın doğum uzmanlarına başvurabilirsiniz.

Böyle bir probleminiz varsa;

Şunu bilmelisiniz ki ilişkide acı hissi kadını cinsellikten soğutur, psikolojik problemler yaratır, kendine saygısını kaybetmesine neden olabilir, kendini yetersiz veya anormal görebilir. Partneri ile arasında soğukluk olur, genelde erkek canı yanan bir kadınla sevişmek istemez, zamanla çiftler arasında saygı kaybı yaşanır, suçlama ve aldatmalar yaşanabilir. Bunları kendinize ve karşınızdakine yaşatmamak, hayatımızın merkezlerinden, kadınla erkeğin en önemli kontağı olan, vazgeçilmez olan cinsellikte, daha güzel, mutlu, uyumlu bir cinsel ilişkiye kavuşmak, partnerinizle daha yakın olmak, kendinize saygı duymak istiyorsanız çekinmeden tedaviye gitmelisiniz.

Sperm Alerjisi ve Tedavisi

‘Balayı hastalığı’ olarak bilinen cinsel ilişkiyi çoğu zaman bir ızdıraba dönüştüren alerjinin adı aslında “sperm alerjisidir” Evlenen çiftlerin bazıları yıllarca bebek sahibi olmak için uğraşırlar ancak netice alamazlar ve boşanıp başkasıyla evlendikleri anda çocukları olur; bunu nedeni çoğunlukla “sperm alerjisidir” Peki bu “sperm alerjisi” nedir, birlikte öğrenelim.


Sperm Alerjisi ve Tedavisi
Sperm alerjisi nasıl ortaya çıkar?
Sperm alerjisi aslında spermin direk kendisine alerji değildir. Spermlerin milyonlarcası bir sıvının içinde korunurlar. Sperm alerjisi, bu sıvının içindeki onlarca maddenin birine veya bir kaçına gelişmiş reaksiyondur. Sperm hücresine değilde içinde bulunduğu sıvıdaki maddelerden birine veya bir kaçına karşı oluşan bir alerjidir. O maddeler nedir diye soracak olursanız o kadar çok ki; kalsiyum, sodyum, magnezyum gibi sizin bilebileceğiniz duyduğunuz maddelerin yanı sıra pek çok protein yapısında madde içerir işte bunlardan birine ya da bir kaçına karşı gelişir. Bunlar vajinaya döküldüğü zaman hücresel bazda bir alerji oluşur ve karşı cinsin hangisine alerjisi varsa ona karşı ciddi reaksiyon ortaya çıkar. Halk arasında balayı hastalığı olarak bilinir. Neden balayı hastalığı deniliyor çünkü genelde ilk ilişkide ortaya çıkıyor ve toplumumuzda genelde ilk ilişki evlenildiğinde olduğu için ilk gece hastalığı değil de balayı denmiş ama bu aslında sperm alerjisidir.
Sperm alerjisinin belirtileri nelerdir?
Vajinada şiddetli yanma, kaşıntı, şişme, kızarıklık gibi bir etki gösterir. Bunlar lokal reaksiyon yani sadece vajinada lokalize kalmış reaksiyonlardır. Bir de bu alerjilerin bazı kişilerde şiddetlisi olur yani tüm vücudu etkileyen hayatı etkileyen şekle dönüşebilir. Ciltte döküntü, şişme, nefes alamama, bayılma tansiyon düşme gibi ciddi reaksiyonlar oluşabilir.

Sperm alerjisi aslında sistit diye adlandırılan idrar yolu enfeksiyonu ile benzer midir?
Aslında sistit dediğimiz idrar yolu enfeksiyonu vajinal enfeksiyonla seyreden bir enfeksiyon türüdür. O mikozayı içeren bir alerjik reaksiyon söz konusu olduğu için idrar yoluyla ilgili, idrar çıkışıyla ilgilidir. Mikozayı da içerdiyse ağrılı bir idrar yapma ortaya çıkar ama o sistit değil bir alerjinin göstergesi olabilir. Sistit aslında enfeksiyondur. İdrar yolu enfeksiyonudur.
Erkekte de sperm alerjisi görülebilir

Bir kadının sperm alerjisi varsa herkese karşı bu alerjisi mi var demektir? Bir kadının bir erkeğe sperm alerjisi varsa diğer erkeklerin spermine karşı da olacak diye bir şey yok. Yani bir kişiye olabileceği gibi birkaç kişiye olabilir. Bir kişiye olurken diğerine olmayabilir. Sperm alerjisi sadece kadınlarda da olmaz mesela kendi spermine karşı bağışıklık sistemi harekete geçen erkekler de var. Bu nasıl olabilir erkeklerin geçirdiği cerrahi operasyonlar, travma gibi nedenlerde eğer o sperm muhafaza edildiği kanaldan kana karışacak olursa kana geçen sperm tabi yabancı bir madde olarak algılanıyor. Bir patojen olarak algılanıyor, vücut kendi kendine ona karşı savunmaya geçer ve antikor geliştirir. Tıpkı kadının vajinasına dökülen o maddeye karşı gelişen antikor gibi. Erkek kendi bünyesinde de bunu geliştirebilir kendi spermine karşı.

Sperm alerjisinin sebep olduğu en önemli hastalık nedir?
Sperm alerjisinin en önemli sonucu kısırlıktır. Antikorlara karşı gerek kadında onda olmasa bile erkekte kendi spermine karşı antikor oluşmuşsa bu antikorlar bu sperme yapışacak aktivasyonunu yok edecek öldürecek yani aktif olamayacaktır. Bunun sonucunda kısırlık olacaktır. Mesela kısırlık merkezlerinde kısırlık için başvuran hastaların yüzde 10-15’i anti sperm antikor üretmiş hastalardır. Bunun için bu çok önemli.

Kadınlarda kullanılan tedavi yöntemi nedir?
Lokalize yani kadında olan alerjiyle ilgili sorunda en kaba çözüm ve en etkili çözüm prezervatiftir. Prezervatif bariyerdir, prezervatifi takınca ne olacak sperm sıvısıyla vajina karşılaşmayacak. Ve bu şekilde de bu alerji olayı bitmiş olacak. Ayrıca vajinaya sürebileceğiniz kremler de var. Onları tavsiye ederiz. Lokalize tedavilerdir bunlar. O semptoma karşı, o anlıktır. Bir de ayırt etmemiz gereken vajinal enfeksiyonlar vardır, bunlar çoğunlukla mantar enfeksiyonları, herpes gibi zührevi cinsel açıdan geçen hastalıkları mutlaka ayırmamız lazım. Ama bu sperm alerjisine karşı en tipik bulgu birden ortaya çıkması. Enfeksiyonlar için bir süreç gerekir. Anında ortaya çıkması prezervatif kullanıldığında da yok olması aslında onun bir sperm alerjisi olduğunu bize gösterir.

Kısırlığa sebep olursa nasıl bir tedavi uygulanır?
Kısırlık nedeniyse özel eliza teknikleriyle sperm üzerindeki antikorlar belirlenir. Bunlarda spermde antikor gelişmiş denir, kısırlıkta bu antikorlar tespit edilmişse onun tedavisinde de önce bir aşılama denenir ama çok etkin değildir. Çünkü o antikoru etkilemez. Aşılama rahim içine enjekte ettiğimiz spermdir. Bu tip hastalarda mikro enjeksiyon tüp bebek yöntemi en etkilidir bu şekilde çocuk sahip olabilirler. Halk arasında hep şöyle derler “karı koca oluyorlar, evleniyorlar fakat çocukları olmuyor”. Eskiden bu antikorları tespit etmek hiç mümkün değildi. Hiçbir şey bulunamıyor nedeni belli olmayan kısırlık deniyordu. Zaten şu anda da böyle bir grup var. Onların pek çoğunda bu sperm antikoru tespit edilmiş. Bu çiftler evliyken çocukları olmuyor ama boşanıp başka kişilerle evlendiklerinde ikisinin de çocuğu oluyor. Aslında belki de bir sperm alerjisi vardı veya anti sperm antikor gelişmişti, eskiden bilinemiyordu. Ama şimdi mikro enjeksiyon yöntemiyle artık bu çözüm de bulundu. Spermler temizleniyor, arındırılıyor ve direk yumurtayla birleştiriliyor ve meydana gelen embriyo anne rahmine transfer ediliyor. Tedavisi diye bir şey yok. Çok pratikte uygulanmayan sperm sıvısının sulandırılıp aşı yöntemiyle belirli aralıklarla kadınaverilmesi ve buna alıştırılması gibi şeyler yapılıyor veya sulandırılmış sperm sıvısının vajinaya püskürtülmesi çözüm olabilir.

Kısırlığa Bitkilerle Tedavi

Kısırlık (infertilite) günümüzde birçok çiftin kabusu oluyor. Güncel yaşantının stresi, doğal olmayan ortamlar ve sağlıksız beslenme infertilitenin artışını tetikliyor. Çiftler bebek sahibi olmak için doktorlara başvuruyor ancak bazılarıda doğa ananın sunduklarından faydalanmayı tercih ediyor. Bizlerde sizler için doğa ananın sunduğu bu nimetlerden birkaçını yayınlıyoruz.


Kısırlığa Bitkilerle Tedavi
Ahududu (Rubus idaeus) : Kadınlarda hamilelik sırasında ortaya çıkan rahim iltihapları için ahududu yapraklarından yapılan çay önerilir. Hayvan yetiştiricileri ahududu yapraklarını,üretkenliklerini arttırmak için erkek hayvanların yemlerine karıştırırlar.

Herbalist Kathi Keville kısır erkeklerin ahududu yapraklarından yapacakları çayı demleyip içmelerini öneriyor.

Zencefil (Zingiber officinale) : Yapılan bir araştırma zencefilin sperm sayısını ve hareketliliğini büyük ölçüde artırdığını göstermiştir.

Karnabahar ve B6 vitamini içeren besinler: Mikro gıda takviyelerini savunanlar,kısırlık için genellikle karnabahar önermektedirler. Bu vitamin en çok Karnabahar, su teresi, ıspanak, muz, bamya, soğan, brokoli, kabak, karalahana, yer lahanası,bürüksel lahanası,bezelye ve turpda bulunur.

Ayçiçeği ve Arginin içeren diğer bitkiler : Sperm sayısı düşük erkeklere doğal şifacılar tarafından genellikle arginin takviyesi önerilir. Arginin Ayçiçeğinde yeterli oranda bulunur.

Günde 4 gram arginin almak için 50 gram kadar ayçiçeği tüketmek yeterlidir.Bu hayati besini yüksek oranlarda içeren diğer besinler ise sırasıyla ; keçiboynuzu, ak ceviz, acı bakla, yer fıstığı, susam, soya fasulyesi, su teresi, çemen, hardal, badem, bakla ve mercimektir.

Ispanak ve çinko içeren diğer bitkiler: Bazı araştırma sonuçları, çinko eksikliğinin erkeklerde üretkenliği ve sperm kalitesini düşürebileceğini göstermiştir.

Çinko bakımı ndan zengin kaynaklar arasında ıspanak, maydanoz, bürüksel lahanası, salatalık, taze fasulye,hindiba, börülce, kuru erik, ve kuşkonmazı sayabiliriz.

Bu bitkilerden bulabildiklerinizi büyük bir tencerede kaynatırsanız çinko bakımından zengin bir çorba elde edebilirsiniz.

Cinsel ilişki ne zaman sakıncalıdır?

Adet sırasında cinsel ilişki ço?u ki?i tarafından yağanmaktadır.Kadınları n bu dönem de kendilerini fazlasıyla tehlikeye attıkları ndan habersizdir.Cinsel ilişki ne zaman sakıncalı konumuzu sizlerle payla?mak istiyoruz.
Okumaya devam et