Mikroenjeksiyon ile tüp bebek

Bu yönteme (ingilizce kelimelerin baş harfleri birleştirilerek Intra-Cytoplasmic Sperm Injection) ICSI de denilmektedir.

Mikroenjeksiyon IVF tedavisinden daha ileri bir aşama olup özellikle ciddi sperm bozukluğu ve sperm azlığı veya yokluğundaki çiftlerin çocuk sahibi olmasına olanak sağlayan bu yöntemde uyarma tedavisiyle elde edilen yumurta hücrelerinin içine ince bir pipet yardımıyla sperm, doğrudan yumurta zarının içerisine sokulur.

lk kez 1992 yılında uygulanmaya başlanan ICSI

Konvansiyonel IVF uygulamalarında fertilizasyon başarısızlığı
Sperm parametrelerinin ileri derecede düşük olduğu durumlar
Cerrahi yöntemlerle az miktarda spermim elde edildiği fertilizasyon şansının düşük olduğu durumlarda
Antisperm antikorlarının varlığı
İleri anne yaşı nedeniyle az sayıda yumurta hücresinin elde edildiği durumlarında bugün için kullanılan esas yöntem haline gelmiştir.

Şimdilerde pek çok merkez tüp bebek uygulaması yapılacak tüm hastalara nerdeyse ICSI uygulaması yapmaktadır.

Assisted Hatching(AHA )
Yumurta hücresinin etrafında zona pellucida isminde bulunan zar embriyoların bütünlüğünü korumaya devam eder.3. günün sonunda blastokist döneminde kendiliğinden çatlamakta ve blastokist serbest kalarak endometrium dokusu ile direkt temasa geçer ve tutunma işlemi gerçekleşir.Bu çatlama olayına hatching denmektedir.Bazı durumlarda tutunma olayının gerçekleşmesine yol açan hatching olayının zorlaştığı ve gerçekleşmediği düşünülmekte ve bunu bizzat İVF ekibinin gerçekleştirme olayına ise asisste hatching denmektedir.

Genel olarak

37 yaşın üzerindeki hastalarda,
implantasyon başarısızlığı gelişmiş olan çiftlerde
Bazal FSH değeri yüksek olanlarda
Zona Pellucida normalden kalınsa >17mikrom.

olan çiftlerde implantasyon şansını artırmak için AHA işleminin uygulanması önerilir.
3.günde yapılan embriyo değerlendirmesi sırasında AHA işlemi 3 yöntem kullanılarak yapılır.

Bunlar:

Laser teknolojisi
Asit Tyrode
Mekanik

Donör Sperm:
Eğer erkekte hiç sperm yoksa hem aşılama hem de tüp bebek (IVF) için başka erkekten veya sperm bankasından (donör spermi) sperm alınarak işlemler yapılabilir. Türkiye’de halen sperm bankası yoktur ve donör spermi kullanılarak IUI veya IVF yapılması yasal değildir.

Donör Yumurta:
Bir başka kadından alınan yumurta hücresi erkeğin spermleri ile laboratuar ortamında döllenir ve kadının rahmine enjekte edilir. Bu yöntem, diğer yollarla yumurtlaması veya yumurtalığı olmayan, menapoza girmiş kadınlarda kullanılmaktadır. Halen ülkemizde yasal değildir , uygulanmamaktadır.

Gamet İntrafallopian Transfer (GIFT ):
Yumurtlama ilaçları ile elde edilen yumurta hücreleri spermlerle birlikte tüplere verilir. Basarı şansı % 27 kadardır. Çoğul gebelikler elde edilebilir.

Zygot İntrafallopian Transfer (ZIFT):
Fertilize edilmiş yumurta hücreleri rahim içine değil tüp içine verilir.

Frozen Embryo Transfer (FET):
IVF sırasında döllenmiş yumurtalar dondurulur ve depolanır,gelecekte kullanılmak üzere saklanır.Uygun zamanda embriyo ortamda çözülür ve rahim içine verilir. Başarı şansı her dondurulan embryo için % 15 kadardır.

Kiralık Anne:
Yukarıda bahsedilen yöntemlerde başarısızlık olduğunda kiralık anne akla gelebilir.nKiralık anne olarak tespit edilen kadın ile yumurtası alınacak kadın aynı adet düzenine getirilerek uygun günde yumurta toplanıp eşinin spermleri ile döllendikten sonra kiralık anne rahmine ekilir.

Lohusalık Depresyonu Nedir

Anne adayları uğraştırıcı ve yorucu 9 aylık bekleyişin ardından bebeğinin gelmesiyle rahatlamayı arzular. Ancak bazı anne adaylarının bünyesi, anneliğin bu koşuşturmalı günlerini kaldıramayıp doğum sonrasında mutsuz olur, en ufak şeyden etkilenir. Aşırı hassas olan sinirler her davranışı şekillendirir ve sonrasında pişmanlık hissedilir. Bu duruma lohusalık depresyonu denir.

Lohusalık Depresyonu Nedir

Doğum Sonrası Depresyonun Belirtileri Nelerdir?

Depresyon, kısa süreli annelik hüznünden farklı ve daha ağır süreçtir. Doğum yapan kadınların yüzde beş yada onluk kısmında görülür. Doğum sonrasında ki ilk altı aylık dönemde ortaya çıkabilir. Belirtileri ise; uyku düzeninin bozulması -az yada fazla uyku isteği-, iştahındaki değişimler, mutsuzluk ve çökkünlük hissi, bebeğin yada kendisinin bakımında zorlanma, sinirlilik, tahammülsüzlük, endişe ve kaygı duyulması olarak sıralanabilir. Uzun süreceğinden bir uzman tarafından değerlendirilip annelik hüznünden farklı olduğu tesbit edilerek kontrollü tedaviye başlanmalıdır. Tedavi edilmediğinde düzelmesi uzun süreceğinden hayatı zorlaştırabilir. İlaç tedavisi uygulanabilir bu yüzden uzman görüşmeleri ile emzirmeye ara verilebilir.

Doğum Sonrası Depresyonun Nedenleri Nelerdir?

Depresyona birçok şey etken olabilir. Belirlenen bazı riskleri şöyle sıralanabilir: Önceki doğumunda depresyon geçirmiş olmak, zorlu gebelik süreci, doğumun zor ve uzun süreli olması, evlilikte yaşanan sorunlar, istenmeyen gebelik, kayıp ile sonuçlanan hamilelik, sosyal desteğin yetersizliği, anne-bebek ayrılığı, sosyo-ekonomik sorunlar ve doğum öncesi oluşmuş psikolojik sorunlar denilebilir. Ayrıca doğum sonrasındaki fiziksel ve biyolojik hızlı değişim, sosyal yaşantıdaki değişimler de depresyonu başlatan etkenler arasındadır.

Doğum Sonrası Psikoz (Post Partum Psikoz) Nedir?

Çok sık görülmese de ciddi bir durumdur. Yine doğum sonrasındaki ilk günlerde fark edilebilir. Düşünce sistemi bozukluğu ile gerçeği değerlendiremezler. Bebeğin kendisinin olmadığını düşünür,bebeğin sağlığına dair endişeye kapılır ya da bebeğin zarar görmesinden korkar. Böylece hem kendine hemde bebeğe bakamayacak duruma gelir.

Bazen halüsinasyonlara da rastlanır, duygudurumunda dalgalanmalar, içe kapanma ya da taşkınlık oluşur, uyku düzeni ve beslenme de rahatsız edici boyutlarda bozulur. Annenin bebeğe ya da kendisine zarar verme gibi eğilimleri de görülebilir. Bu durumda aile yakınlarından bebeğin bakımını üstlenmeleri istenir ve annenin bir sağlık merkezine yatışı ile tedavi süreci başlatılır. Tedavinin başlamasıyla annenin davranışlarında değişim gözlense de tedaviye devam edilir, iyileşmesi uzun sürer.

Jinekolojik Check-Up

Erken teşhis birçok hastalığın tedavisinin ön şartı kabul edilmekte. Sizlere erken teşhis için önereceğimiz konulardan biri de jinekolojik check-up. Özellikle birinci dereceden akrabalarında kanser geçmişi olan risk altındaki kişilerin öncelikli olarak bu check-up olmaları gerekmekte.


Jinekolojik Check-Up
Özellikle risk grubu kadınlarda kesinlikle ihmal edilmemesi gerekir. Risk grubu: anne- baba- kız kardeş- erkek kardeş gibi yakınlarında kanser hastalığı olan kadınlardır. Özellikle meme kanseri; anne ve kız kardeşte varsa üzerinde durulması gereken önemli bir risk unsurudur.

Rahim ve yumurtalık kanserlerinde de durum aynıdır. Yakın akrabalarında bu tür kanser olan kadınlar risk grubu olarak değerlendirirler.
RİSK GRUBUNDA BULUNANLAR KADINLAR İÇİN NELER YAPILIYOR?
Önce risk faktörlerini izah edilerek kadınlar bilinçlendirilmeye çalışılır. Risk durumu tespit edildikten sonra koruyucu olarak yaşam tarzında yapılması gereken değişiklikler tespit edilir.
Örneğin; sigara içiyorsa içmemesi önerilir. Kullandığı ilaçlar tespit edilir. Kullandığı ilaçlarının olası yan etkileri araştırılır. Örneğin menopozdaysa ve hormon yerine koyma (replasman) tedavisi almaktaysa bunların olası zararları izah edilir ve risk faktörü olarak dikkate alınır. Genç hastalarda devamlı kullanılan doğum kontrol hapları soruşturulur.
Diğer sistemik hastalıkları eğer varsa tespit edilir ve devamlı kullandığı ilaçlar soruşturulur. Örneğin; kortizon kullanıp kullanmadığı araştırılır. Kortizon bilindiği gibi bağışıklık sistemini baskılayıcı bir ilaçtır. Kanser de bağışıklık sisteminin zayıflaması ve çökmesiyle çok alakalıdır. Zaten kanserlerin çoğunun ortaya çıkması geçirilen bir psikolojik travma sonucu oluşan bağışıklık sisteminin çökmesi sonrasında oluşur.
Hastanın yaşam tarzındaki diğer kanserojen etkenler tespit edilir. Kaçınılması mümkün olanlardan uzak durması önerilir ve yaşam tarzında değişiklikler yapması tavsiye edilir.
Örneğin; rahim ağzı kanserleri HPV (Human Papilloma Virus) enfeksiyonlarıyla çok ilişkilidir. Yani cinsel hayatı aktif, sık partner değiştiren kadınlarda bu virus enfeksiyonuna yakalanması olasılığı daha fazladır. Böyle bir risk taşıyorsa alabileceği önlemler ile kansere yakalanma olasılığı azaltılmaya çalışılır.
Risk faktörleri belirlendikten sonra jinekolojik muayene yapılır. Ultrason ve pap smear kontrolünden sonra hasta laboratuar testleri için laboratuara, mamografi tetkiki için de radyoloji merkezine sevk edilir.
Rutin jinekolojik check-upı şunları içermektedir:
1- Kan sayımı
2- Tam idrar tahlili
3- Açlık kan şekeri
4- Kandaki biokimyasal analizler
5- Mamografi
6- Ultrasonografi
7- Kemik yoğunluğu
8- Tümör markerler
9-pap smear testi
Bu rutin tetkikler hastanın yaşına ve risk faktörlerine göre değerlendirip azaltılıp çoğaltılabilir ilave tetkikler istenebilir.
Jinekolojik check-up sadece kanser riskini tespit etmeye yönelik değildir. Kadın sağlığında osteoporoz ve kalp hastalığı da önemli risk faktörleridir.
Bu nedenle kan biokimyası ve kemik yoğunluğu da önem taşımaktadır. Aynı şekilde diabet (şeker hastalığı) da önemli bir risk unsurudur. Çünkü her mevcut hastalık diabetle daha komplike bir hale gelmektedir.
Örneğin; menopoz eğer üzerine bir de diabet eklenirse daha komplike bir hal almaktadır. Aynı şekilde genç hastalarda da diabet, hastalığın seyri açısından önem taşımaktadır. Gebelikte diabet, gebeliği oldukça komplike bir hale getirmektedir. Kanser tedavisi görenlerde de diabet mevcudiyeti tedaviye ek bir yük getirmektedir.
Özetlemek gerekirse, jinekolojide risk faktörleri; kanser, diabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon, trombo emboli, osteoporoz gibi hastalıklardın ve jinekolojik Check-Up bu tür hastalıkları ortaya çıkarmaya hedeflemektedir.

Menopozla Vücuttaki Değişim

Kadınların yaşamını ciddi manada değiştiren menopoz genellikle hastalık gibi algılansada hayatın rutin bir yönü olarak algılanmalı.Bu yazımızda sizlere menopoz döneminde yaşayacağınız sorunları ve nasıl atlatabileceğinizi anlatacağız.


Menopozla Vücuttaki Değişim
Menopoz kadın hayatının bir evresidir ve bir hastalık olarak değerlendirilmemelidir. Bu dönem, kadının hiçbir şikayeti olmasa dahi doktoruna başvurması durumunda koruyucu hekimlik uygulamalarından büyük faydalar elde edebileceği bir fırsat dönemi olarak görülebilir. Menopoz dönemindeki koruyucu hekimlik uygulamalarının temel amacı yaşla birlikte ortaya çıkma riski artan şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği gibi hastalıkların taramasının yapılması ve erken dönemde tedavisinin sağlanmasıdır. Kadının menopoz döneminde östrojen hormonu salgısının aşırı düşmesiyle birlikte ortaya çıkma riski artan kalp hastalıkları ve kemik erimesini (osteoporoz) önleme konusunda var olan seçenekler hakkında bilgi sahibi olması için yıllık jinekolojik muayenelerini menopoz döneminde de devam ettirmesi özellikle önemlidir.
Östrojen Hormonu Azalmasının Sonuçları
Menopoz dönemine damgasını vuran değişiklik, üreme çağında yumurtalıklardan düzenli olarak salgılanan östrojen hormonunun salgısının azalması ve adet kanamalarının kesilmesidir. Östrojen hormonu azalması bu hormona bağımlı olan dokularda değişiklikler oluşmasına neden olur.
Öncelikle bilinmesi gereken, bazı kadınlarda menopoza girdiklerinde adet kanamasının durması dışında başka hiçbir belirtinin ortaya çıkmamasının tümüyle normal olduğudur. Her kadının doğası farklıdır ve bazı kadınlar menopoz döneminin ilk yıllarını çok hafif belirtilerle atlatırlarken bazıları tedaviye gereksinim duyacak kadar şiddetli belirtiler gösterebilirler.
Menopoz belirtilerinin ortaya çıkıp çıkmamasının toplumdan topluma bile değişebildiği bilinmektedir. Örnek olarak, uzak doğu ülkelerindeki kadınların çoğu ateş basması belirtisini yaşamazlar ve bu ülkelerin konuşma dillerinde bu belirtiyi tarif edecek bir kelime bulunmaz. Menopoza bakış açısı, şartlanmalar, ön yargılar özellikle ateş basması, ruhsal çökkünlük hali, “sinirlilik” gibi belirtilerin şiddetini etkileyebilmektedir.
Menopozda genel olarak östrojen azalmasıyla direkt ilişkili olduğu düşünülen belirtiler aşağıdaki gibi özetlenebilir:
* Ateş basmaları
* Uyku Bozuklukları
* Kemik erimesi (osteoporoz)
* Damar sertliği (ateroskleroz) gelişme eğilimi ve kalp hastalıkları
* Cinsel organlarda gerilemeye bağlı belirtiler
* Yüzde kırışıklıklar
* İdrar yollarında gerilemeye bağlı belirtiler
Menopoz dönemindeki belirtiler erken dönemde ortaya çıkanlar ve daha geç dönemde ortaya çıkanlar olmak üzere gruplandırılabilir. Bu gruplandırma östrojen eksikliği belirtilerinin östrojene bağımlı dokularda “hastalığa” neden olabilmesi için geçen süreyle ilgilidir. Ateş basması ve uyku bozuklukları en erken ortaya çıkan belirtilerdir ve yıllar içinde önce cinsel organlarda ve idrar yollarında gerilemeye bağlı belirtiler, daha geç dönemlerde ise kemik erimesi ve kalp damar sistemine bağlı belirtiler ortaya çıkar.
Yukarıda sayılan tüm belirti ve hastalıklar bir çok kadında hormon tedavisiyle tedavi edilebilir ve hastalık gelişme süreci yavaşlatılabilir.

Göğüs Küçültme

Ameliyat öncesinde doktorunuzla meme boyutu konusunda konuşmalısınız ve eğer genç bir hasta ameliyatı düşünüyorsa ileride bebek emzireceğini özellikle belirtmelidir. Doktorunuzla bu konları aydınlattıktan sonra ameliyatınızı gerçekleştirip normal yaşantınıza kısa zamanda dönebilirsiniz.


Göğüs Küçültme
Memelerin, kişinin gelişimi sırasında veya sonradan büyümesi (şişmanlık veya hamilelik) sadece estetik değil birtakım fiziksel problemlere de yol açmaktadır. Meme ağırlığına bağlı olarak vücudun öne doğru eğilmesi, sırt ve omurga ağrıları, kemik deformasyonları, meme altında gelişen pişik, mantar veya yaralar, boya ve kiloya uygun giysi bulamama gibi problemler hastaları meme küçültme operasyonuna götürmektedir.

Operasyon öncesi; hastanın göğüslerinde büyümenin devam edip etmediği, fiziksel muayene sonucu göğüslerde ele gelen kitlenin olup olmadığı, şayet fizik muayenede şüpheli bir bulgu varsa mutlaka görüntüleme yöntemlerinin (Ultrason, Mammografi vb.) çekilmesi, ek hormon testleri gibi yöntemlerle ek bir sorun araştırılmalıdır. Meme küçültme operasyonunda, cerrahi yöntemin tipine karar verilirken, hastanın ileride planladığı gebelik mutlaka gözönünde bulundurulmalıdır.

Operasyonda memenin bez dokusu, yağ dokusu, derisi ve meme başı alanı (istenirse) küçültülmektedir. Böylece daha küçük, dik ve daha sıkı bir meme elde edilmektedir. Meme küçültmede operasyon öncesi resimler alınır, bir planlama yapılır ve buna göre cerrahi plan meme üzerine çizilir. Operasyon tamamen bu plana dayalı olarak yapılmaktadır. Bu planlama sayesinde o kişiye en uygun ölçüde meme oluşturulmaktadır. Her vücut yapısına göre bir meme ölçüsü vardır. İri bir gövdede küçük bir meme hoş görünmeyecektir.

Meme küçültmede meme hacmine ve hastanın yaşına göre; sadece meme başı çevresindeki limitli bir operasyon izi, meme başından dik aşağıya uzanan bir iz (vertikal teknik) veya ters T şeklindeki bir iz şeklinde olabilir. Bu izler önce kırmızı pembe renkte olur, zaman içinde normal deri rengine döner. İzler ne şeklide olursa olsun meme başı altında sütyen içinde kalmaktadır. Hastalarda sıklıkla meme başı çevresinden, meme altı çizgisine dik uzanan ve orada da kısa bir yatay bacağı olan iz tekniği (vertikal-kısa T tekniği) kullanılmaktadır.

Bu operasyon genel anestezi altında (hasta uyutularak) yapılmaktadır. Operasyon meme hacmine göre değişmekle birlikte yaklaşık 3-5 saat sürmektedir. Hastalar hastanede 1-2 gün kalmaktadır. Daha sonra ayaktan izlenmeye ve pansumanlara alınmaktadır. Memede bulunan ince direnler (içerideki kan toplanmalarını boşaltan boru) operasyon sonrası 1. veya 2. gün alınmaktadır. Her şey normal seyrederse yaklaşık 5-6 pansuman yeterli olmaktadır. Operasyon sonrası günlerde özel taşıyıcı sütyenlerle pansumanlar kolaylaştırılır, şişlikler azaltılır. Memedeki morluklar 7-10 günde, şişlikler yaklaşık 6-8 haftada tamamen geçer. Memeler 5-6 ay içinde tamamen doğal bir görüntü alır. Operasyon sonrası 5-7. günde banyo yapılabilir, 8-10. gün denize ve havuza girilebilir.

Ameliyat sonrası karşılabilecek sorunlar erken ve geç dönem sorunları olarak ikiye ayrılabilir. Erken dönemde kanama, enfeksiyon, yara iyileşmesinde problemler gibi sorunlar son derece nadirdir. Geç dönem sorunları ize veya şekle bağlı sorunları olarak karşınıza çıkabilir. İzlerde belirginlik, kızarıklık, kaşıntı erken dönemde bazı koyu tenli kişilerde sıkça rastlanabilir ve ilaç tedavisini gerektirebilir. Şekille ilgili sorunlar daha çok büyüklük ile ilgili sorunlardır. Bu nedenle ameliyat öncesi arzu edilen meme boyutu vucüdün diğer özellikleri de göz önüne alınarak net bir şekilde konuşulmalıdır. Bu operasyonu düşünen genç bir hasta, daha sonraki zamanlarda süt vermeyi düşünüyorsa, bunu cerraha söylemelidir. Operasyonlarımız genellikle merkezi pedikül tekniği denen ve meme başı-meme bezi ilişkisini bozmayan teknikle yapılmaktadır. Bu teknik süt kanallarını bozmayan tekniktir ve diğer sebepler dışında hasta büyük olasılıkla süt verebilecektir.

Meme Dikleştirme Ameliyatı

Meme dikleştirme ameliyatları son zamanlarda en fazla artış gösteren estetik cerrahi ameliyatlarından olduğu için sizleri bu konuda bilgilendirmek istedik. Ameliyat yaklaşık 1-1,5 saat sürüyormuş ve beklenmeyen bir durum olmadığı sürece 1 gecelik hastane kalımı yetmekte ve kişiler işlerine 3-4 gün içerisinde geri dönebilmekteler.

Meme (Göğüs) Dikleştirme Ameliyatı
Meme dikleştirme ameliyatları, meme küçültme ameliyatlarında kullanılan teknik ve prensiplere benzer olarak yapılan ama meme bezinde bir küçültme işlemi yapmadan, memenin biçiminde yapılan değişiklikleri kapsar. İstatistiklere göre meme büyütme ameliyatları ile beraber hastaların en çok tatmin oldukları ameliyatların başında gelmektedir.

Meme dikleştirme ameliyatları son zamanlarda en fazla artış gösteren estetik cerrahi girişimlerindendir.Bıraktığı izler meme küçültmesi uygulamalarındaki ile aynıdır. Temelde tek fark birinde meme dokusunun alınarak memenin küçültülmesi, diğerinde sadece sarkıklığın giderilmesidir. Teknik olarak her iki ameliyat birbirine çok yakındır.Bunun yanında, ana hatlarıyla meme küçültme ameliyatına kıyasla dikleştirme ameliyatları daha rahat ve iyileşme süreci daha hızlı işlemlerdir.

Bu hasta grubunu özellikle doğum yapmış, yaş ile meme dokusu kaybolmuş buna bağlı sarkmaları olanlar ile ani ve çok kilo vermiş bayanlar oluştururlar. İleri yaşlarda, özellikle doğum yapmış ve bir kaç sefer süt kanallarının dolup boşalması ile meme derisi bollaşan kişilerde bir de hormonal değişimler meme sarkmasını arttırmaktadır.

Meme başı aşağı doğru bakan, meme altı dokuları incelmiş kişiler özellikle ameliyata adaydır. Meme dokusunun katlanması ve meme başının yukarı alınımı ile üst kutuptaki dolgunluk amaçlanmaktadır. Bu nedenle gardrop değiştirici ameliyat olarak da bilinmektedir.

Meme dokusu yeterli olmayan ve biraz büyük görünüm isteyenlerde aynı seansta veya en az 6 ay sonra küçük bir protez kas altına konulabilir. Aynı seansta eğer meme protezinin konulması isteniliyor ise protezin çok hacimli olmamasına dikkat edilmelidir. Aksi takdirde, özellikle protezin yer çekimine bağlı olarak dikiş hatlarına baskısı yüzünden yara açılmaları görülebilmektedir.

Bize en sık sorulan soru bu ameliyatın neden izli olduğudur. Sarkma problemi ileri derecede olmayan ve daha küçük memelerde tek başına meme protezi uygulaması iyi sonuç verebilmektedir. Ancak diğer vakalarda meme dikleştirme operasyonu –protez olsun, olmasın- gereklidir. En iyi sonucu veren yöntemin ise meme başı çevresinden başlayan ve meme kıvrımına kadar uzanan bir ize neden olacağı düşünülmelidir. Memenin alttan toplanmasının ile meme başının yukarı taşınması gerekliliği nedeni ile izsiz ameliyat değildir. Meme dikleşmesini sağlayan kozmetik veya ağız yolu ile alınabilecek ilaç da bulunmamaktadır. Ancak izin iç çamaşırı içinde gizlenebilmesi ve zaman içinde –kişiden kişiye fark göstermekle beraber- çok daha az belirgin hale gelmesi avantajdır.

Protezle meme büyütme ameliyatları özellikle sarkması olan bayanlarda memelerde tek başına dikleştirme sağlamamaktadır. İzleri kabul etmeyen hastalarımızın bize yine en çok sorduğu sorulardan biri de budur.

Ameliyat süresi aksi durum olmadıkça 1-1,5 saat kadardır. Ameliyat süresinin çoğunu cilt altı atılan dikişler almaktadır. Beklenmeyen bir durum olmadığı sürece 1 gecelik hastane kalımı yetmekte ve kişiler işlerine 3-4 gün içerisinde geri dönebilmektedirler.

Plazmalipo

Özellikle biz kadınların ciddi sorunudur bölgesel kilolar ancak erkeklerde göbek yağlarıyla bu konuda kadınlardan geri kalmıyorlar. Yeme içeden kesemiyorum hareketler yetersiz kalıyor diyorsanız bölgesel zayıflamanın en son trendlerinden olan plazmalipo hakkında bilgi edinmenizi tavsiye ederiz.


Plazmalipo:Bölgesel zayıflamada en son trend
Plazmalipo sistemi yeni jenerasyon lazerlipoliz yöntemidir. Japon patentli olan ve Japonya’da geliştirilen Plazmalipo yöntemi minimum iyileşme süreci ve güzel sonuçlar sağlamaktadır.

Uygulama süresi sadece 20-30 dakika sürmektedir ve son derece konforlu bir uygulamadır. 2mm çapındaki bir kanül ve fiberoptik ile cilt altından plazma enerjisi verilerek hedeflenen yağ dokusu eritilir ve/veya cilt germe işlemi yapılır.
Plazmalipo kollar, karın, bel çevresi, kalça ve üst bacaklar gibi geniş bölgelerde kullanıldığı gibi yüz, gıdı, baldırlar gibi bölgelerde şekillendirme, incelme ve cilt germe için kullanılabilir.

Nasıl Çalışır?

Lokal anestezi kullanılarak küçük bir iğne deliğinden çok ince bir kanül ile yağ dokusuna ulaşılır. Kanül ucundan plazma enerjisi emisyonu gerçekleşir.

Yağ hücreleri sıvılaşarak parçalanmış olur. Bu sıvıya dönüşmüş yağlar vücudumuzun doğal lenfatik sistemi ve karaciğer üzerinden metabolize edilerek atılır. Bu uygulamada aspirasyona gerek yoktur.

Plazma enerjisi aynı zamanda yeni kolajen oluşumunu stimüle eder. Bu stimülasyona bağlı olarak 6 ay boyunca cildimiz kademeli olarak sıkılaşır ve gerilir.

Bir yandan yağlarınızdan kurtulurken, cilt germe işlemi de yapılmış olduğundan bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz.

Kısaca özetlersek :

Minimal İyileşme Süreci Çok ince kanül ve fiber optik ile neredeyse hiç bir iz oluşmaz
Minimal Ağrı Lokal anestezi altında yapılabilir
Minimal Kanama/Morarma Plazma enerjisi damarları da kapatır ve kanamayı engeller
Daha Kısa Süreli Uygulamalar Konvansiyonel liposuction yöntemine göre % 85 oranında daha kısa ( 20 dakikaya kadar düşen ) uygulamalar.
Güvenli Minimal kanama, daha kısa ve hafif anestezi ihtiyacı
Cilt Germe Kuvvetli cilt germe etkisinden dolayı uygulama sonrası cilt sarkması olmaz ve uygulama sonrası kademeli olarak sıkılaşma ve gerilme artar.
Drenaja Gerek Yok Bandajlamaya ve tekrar eden muayenelere gerek duyulmaz

Plazmalipo Uygulamaları

* Vücut Şekillendirme ve Liposhaping
* Bölgesel İncelme
* Cilt Germe
* Obezite
* Kırışıklıklar

Küçük bölgelerde yapılan uygulamalar lokal anestezi ile birlikte yapılır ve sonuçlar son derece yüz güldürücüdür.
Geniş bölgelerde ise aspirasyonsuz yada aspirasyon kullanarak yapılan 2 ayrı seçenek vardır.
Aspirasyon ile birlikte yapılan uygulamalarda 11G ve 13G kanüller kullanılmaktadır.

Avantajları :

Uygulama kolaylığı ve minimal yan etkilerinden dolayı uygulamaya karar verilmesi son derece kolaydır. Bir günde rahatlıkla 10 uygulama yapılabilir.

Uygulamalar 20-30 dakika sürdüğünden daha fazla uygulama şansına sahipsiniz. Her 10 saniyede 1 insersiyon (vuruş) yapılır. Böylece uygulamalarda çok daha az insersiyon (vuruş) sayısı vardır.

Liposuction yönteminde dakikada ortalama 120 insersiyon (vuruş) yapılırken, lazerlipoliz yönteminde dakikada ortalama 100-120 İnsersiyon yaparsınız. Plazmalipoliz ile dakikada ortalama 6 vuruş yapılır.

Liposuction yöntemi ortalama 140 dakika sürerken, lazerlipoliz yöntemi 60 dakika sürmektedir. Plazmalipoliz yöntemi ise ortalama 20-30 dakika sürer.

Kahverengi Leke

Birçok kadının karşılaşmış olduğu kahverengi lekelenmeler özellikle gebelik isteyen kadınlarda yerleşme kanaması olarak adlandırılır. Peki ya hamile olmayan bayanlarda kahverengi lekelenmeyi ne şekilde açıklamak gerekmektedir, kahverengi lekelenmeler bir hastalık habercisi mi yada normal bir akıntı mış Gelin hep birlikte bu soruların cevaplarını arayalım.


Kahverengi Leke
Normal fizyolojik vajinal akıntıyı,vajina ve rahim ağzında bulunan salgı bezleri sağlar. Vajinanın normal olan bu akıntısı kadın sağlığı için gerkelidir. Vajinanın normal olan bu akıntısı kadın sağlığı için gereklidir. Normal vajina akıntısı berrak yumurta akı kıvamında, beyaz ve kokusuzdur. Vajina akıntısı içinde salgı bezlerinin salğıladığı sıvı, dökülen hücreler ve normal vajina florası bakterileri bulunur. Normal vajina akıntısı, vajinada kaşıntı, yanma ve herhangi bir rahatsızlığa neden olmaz. Vajinanın akıntısı adet siklusuna göre değişiklik gösterir.
Vajinal akıntının renginde değişiklik,vajinada yanma,vajina kaşıntısı ve diğer belirtiler çeşitli hastalıkların belirtileri olabilir. Adet öncesi kahverengi akıntı, kahverengi lekelenme, kahverengi vajinal kan gelmesi normal erken adet kırılmasına bağlı bir belirti olabileceği gibi vajina, rahim ağzı, rahim ve yumurtalıklarla ilgili bir rahatsızlıktan dolayıda olabilir. Adet öncesi kahverengi lekelenmeler bazı hormonal bozukluklar dolayısıylada olabilir. Enfeksiyonlar, tümörler,spiral,bazı ilaçlar,sistemik hastalıklar adet öncesi leke tarazında vajinal kanama nedeni olabilir.
Adet öncesi lekelenme tarzında kanamalarda ve akıntılarda jinekolojik muayene, laboratuar ve ultrasonografik incelenmelerle tanı ve tedavi planlaması yapılır.

Spiral – Rahim içi araç (RİA)

Korunma yöntemlerinden en sık tercih edilen yöntemin RİA olduğunu söylememiz yerindedir sanırım. RİA’nın tercihler arasında en başta gelmesinin sebebi yan etkilerinin olmaması ve güvenilirliğinin olmasıdır. Bu yazımızda sprial hakkında merak ettiğiniz her şeyi öğrenebilirsiniz.


Spiral – Rahim içi araç (RİA)
Spiral yani rahim içi araç,kadınlar arasında ve dünyada tercih edilen doğum kontrol yöntemlerinin başında gelir.Yan etkisi en az olan ve %99 güvenli olan bir doğum kontrol yöntemidir.

Peki ‘Spiral’ hakkında neler biliyorsunuz?Halk arasında Spiral kilo aldırır,kilo verdirir,rahimde yara olmasına neden olur,sinir yapar,takıldıktan sonra bebek istediğinizde en az 5 yıl beklemelisiniz vs vs… bunlar doğrumudur,söylenen bilgilierin % kaçı doğrudur?

Spiral hakkında tüm merak ettikleriniz ve tüm detayları uzmanlar tarafından cevaplandırılmıştır.

Buyrun spiral nedir?nasıl takılır?Yan etkisi varmıdır?Güvenlimidir?

Tüm sorularınızın cevabı Spiral – Rahim içi araç (RİA) hakkında detaylı bilgiler

Spiral – Rahim içi araç (RİA)
SPIRAL:
Spiral (RİA) yada halk arasında yaygın şekilde kullanılan adıyla rahim içi araç tüm dünyada en fazla tercih edilen geri dönüşümlü doğum kontrol yöntemidir.

Spiral ( RİA )’in bir başka özelliği de uzun süreli geri dönebilir yöntemler içinde maliyeti en düşük olan yöntem olmasıdır.

Tüm dünyada yaklaşık 106 milyon kadının istenmeyen gebeliklerden korunmak için spiral yöntemini tercih ettiği tahmin edilmektedir. Bu kadınların %70′i sadece tek bir ülkede; Çin’de yaşamaktadır.

Spiral kullanım alışkanlıkları incelendiğinde bazı coğrafi bölgelerde sıkça tercih edildiği, bazı bölgelerde ise neredeyse hiç kullanılmadığı görülür. Örneğin Çin’de her 3 evli kadından birisi spiral kullanırken, İskandinav ülkelerinde bu oran %18, Yakın doğu ve Afrika’da %12 iken Avrupa’da %7, Avustralya’da ise %5′dir. Kullanımın en düşük olduğu bölgelerden biri ise kuzey Amerika ve Sahra bölgesidir.

Oranlardaki bu büyük dalgalanma yöntemin erişilebilirliği, uygulayacak eğitimli kişilerin varlığı ve kültürel farklılıklar ile açıklanabilir. Ancak gelişmişlik sıralamasında en başlarda yer alan kuzey Amerika’da tercih edilmemesinin nedeni farklıdır. Dalkon Shield adı verilen rahim içi aracın pelvik iltihabi hastalık görülme riskini belirgin derecede arttırdığının saptanması bu bölgede spiral kullanımının karşısındaki en önemli sorundur. Bu spesifik araç 25 yıl önce piyasadan çekilmesine karşın olumsuz etkileri ve önyargılar hala daha devam etmektedir.

Günümüzde Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Amerikan Tıp Birliği (AMA) ve Amerikan Jinekolog ve Obstetrisyenler Birliği (ACOG) RİA’yı en güvenli ve etkili doğum kontrol yöntemlerinden biri olarak kabul etmektedir.

SPİRAL RİA NEDİR?

Rahim içi araç geri dönebilir doğum kontrolü sağlayan ve ana yapısı kıvrılabilir polietilen olan küçük bir araçtır. Yapısı T harfine benzer. Polietilen gövde üzerinde bakır tel sarılıdır. Bu bakır zaman içinde yavaş yavaş salınarak RİA’nın etki mekanizmalarından birini oluşturur. Günümüzde kullanılan modern spirallerlerin önerilen kullanım süreleri değişkendir. Üretici firmalar 3 yıl ile 8 yıl arasında değişen kullanım süreleri belirtmekle birlikte yapılan klinik deneysel çalışmalarda bunların hemen hepsinin 10 yıl süreyle sorunsuz kullanılabileceği gösterilmiştir.

Temel yapı T şeklinde olmakla birlikte piyasada değişik marka ve yapılarda pek çok RİA bulunmaktadır. Bunların etkinlik açısından birbirlerine üstünlükleri yoktur. Toplumumuzda ithal spiral şeklinde bir tabir bulunmaktadır. Hastalar kendilerine ithal spiral takılmasını talep etmektedirler oysa Türk malı bir spiral zaten piyasada yoktur.

Piyasada en sık bulunan RİA türleri

Dünya üzerinde sıkça kullanılan RİA’ların hemen hepsinde polietilen gövde üzerinde baryum sülfat adı verilen bir madde kaplıdır. Baryum sülfatın amacı RİA’nın röntgen filmlerinde görülebilmesini sağlamaktır.

Spiralin alt ucunda genellikle bir halkaya da topuz bulunur. Bu bölüme “spiralin ipi” bağlıdır. Bu ip bakterilerin yukarıya doğru tırmanmasına izin vermeyecek materyalden üretilmiştir. Bu ip pamuk ya da bazı doğal materyalden üretilmiş iplikler gibi sıvı çekerek şişmez. İpin görevi RİA çıkartılacağı zaman kolaylık sağlamaktır. Bunun yanısıra kontrollerde ipin uzunluk ve durumu RİA’nın yerinden kayıp kaymadığının anlaşılmasında yardımcı olur.

RİA NASIL ETKİ EDER?

Yüz yıla yakın bir zamandır istenmeyen gebeliklerin engellenmesinde güvenle ve yüksek etkinlikle kullanılmasına rağmen RİA’nın gebeliği nasıl engellediği hala daha tam anlamıyla anlaşılamamıştır.

Yapılan biyokimyasal çalışmalar RİA kullanan kadınlarda döllenmenin hiç gerçekleşmediği gösterilmiştir. Ancak RİA’nın nasıl olup da fertilizayonu engellediği bilinmemektedir. Öne sürülen fikir sperm ve yumurtanın hareket yeteneğini etkilediği düşünülmektedir.RİA’dan salınan bakır sperm hareketliliğini engelliyor olabilir. Bir diğer olasılık da yumurtanın tüplerden geçişini hızlandırarak döllenmeye engel olmasıdır.

RİA üzerinde bulunan bakır yavaş yavaş salgılanarak sistemin etkinliğini direkt olarak etkiler. Bu etki iki mekanizmayla ortaya çıkar. Birincisi bakır rahimin içini döşeyen endometrium tabakasında inflamasyon adı verilen bir reaksiyona neden olarak bu dokudan olan enzim üretimini değiştirir. Bu etki sonucu yumurta döllenmiş olsa bile rahim içinde tutunamaz. Öte yandan bakır prostoglandin adı verilen maddelerin üretimini etkileyerek gebeliği destekleyen hormonların üretimini bozar. Yani spiral hem döllenmeyi engeller hem de döllenme olsa bile bu embryonun rahim içinde tutunma ve canlılığını devam ettirme şansını azaltır.

RİA’NIN ETKİNLİĞİ NE KADARDIR?

RİA tüm doğum kontrol yöntemleri içinde etkinliği en yüksek olanlardan birisidir. Koruyuculuk araç takıldığı andan itibaren başlar. Kullanımın ilk yılı içinde 1.000 kadından sadece 6-8′i istenmeyen bir hamilelikle karşı karşıya kalır. Spiralin koruyuculuğu çıkarıldığı anda biter. Yumurtlama üzerinde bir etkisi olmadığından kişi aynı ay hamile kalabilir.

RİA’nın cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı hiçbir koruyuculuğu yoktur. Bu nedenle bu hastalıklar açısından yüksek risk grubunda olan kadınlar (birden fazla partneri olan ya da, partneri birden fazla kişi ile ilişkisi olan kadınlar) mutlaka prezervatif kullanmalıdırlar.

DOĞUM KONTROLÜ DIŞI YARARLARI NELERDİR?
Doğum kontrol hapı ya da prezervatifin aksine RİA’nin istenmeyen gebelikleri önlemek dışında kadın sağlığı açısından herhangi bir yararı yoktur. Asherman sendromu açısından risk altında olanlarda ya da histeroskopi ile açılan rahim için yapışıklıklardan sonra yeniden yapışıklık olmasını engellemek amacıyla da kullanılabilir.

RİA KİMLER İÇİN UYGUN BİR YÖNTEMDİR

Aşağıdaki durumlar RİA için uygun adayları belirler:
RİA KİMLER İÇİN UYGUN DEĞİLDİR?

Spiral kullanımının önündeki en büyük engel bilinen ya da şüphe edilen bir gebelik varlığıdır. Bunun dışında aşağıdaki durumların varlığında RİA takılması uygun değildir.
Yukarıdaki durumlara ek olarak bakıra alerjik olduğu bilinen kadınlara da RİA takılmaz.

Diatermi adı verilen ısı tedavisi uygulanan kadınlarda RİA takılması doğru değildir. Tedavi sırasında ısınan bakır endometriumda kalıcı hasara neden olabilir.

Vücutta tehlikeli miktarlarda bakır birikimi ile karakterize, nadir görülen genetik geçişli bir hastalık olan Wilson Sendromu varlığı da RİA uygulanmaması gereken bir durumdur.

Bakteriyel endokardit adı verilen çok tehlikeli bir enfeksiyon açısından yüksek risk grubunda olan kalp kapakçık hastaları ise gerekli önlemler altında RİA kullanabilirler.

RİA NASIL TAKILIR?

RİA takılması zor bir işlem değildir. Genelde çok fazla ağrı olmaz ve kolaylıkla tolere edilebilir. RİA takılması ile ilgili detaylı bilgi için Spiral takılırken sizi neler bekler başlıklı yazıyı okuyabilirsiniz.

RİA takılmadan yarım saat kadar önce basit bir ağrı kesici alınması işlem sırasında ya da sonrasında yaşanabilecek krampları azaltacaktır. Bazı hekimler enfeksiyona karşı önlem olarak antibiyotik alınmasını önerebilirler. Bu şart olmayan bir uygulamadır.

Jinekolojik muayenede olduğu gibi spekulum takılarak serviks görünür hale getirilir ve antiseptik solüsyon ile silinerek temizlik yapılır.Serviks tenekulum adı verilen bir alet ile tutularak çekilir ve uterus düz pozisyona gelir. Daha sonra histerometri adı verilen bir alet serviks ağzından rahim içine itilerek rahimin boyu ölçülür.

Aplikatör tüp içinde bulunan spiral rahim ağzından geçirilerek rahim içine yerleştirilir ve rahimin tepe noktasına deyinceye kadar ittirilir.Bundan önce tüp üzerindeki işaret histerometri ile ölçülen mesafeye getirilerek tepe noktasından daha öne ya da arkaya ittirilmesi engellenmiş olur. Tüpün içindeki piston ileri doğru itilerek RİA’nın tüpün içinden çıkması sağlanır.

RİA takıldıktan sonra doğru yerde olup olmadığı ultrason ile kontrol edilmelidir.

RİA NE ZAMAN TAKILIR?

En yaygın uygulama adet kanamasının ilk 3 günü içinde RİA takmaktır. Ancak bu şart olmayan bir uygulamadır. RİA doğum ya da sezaryen sonrası, veya kürtajdan hemen sonra takılabilir.

RİA TAKILDIKTAN SONRA

RİA takıldıktan hemen sonra yada takılması sırasında hafif kramp tarzında ağrılar olabilir. Bunlar normaldir ve geçicidir. Pek çok kadın takılan spirale çok çabuk uyum sağlar.İlk birkaç ay adet kanamaları fazla miktarda ve ağrılı olabilir ancak zaman içinde bu durum ortadan kalkacaktır. Kullanıcıların %95′i herhangi bir rahatsızlık yaşamazlar.

İlk birkaç ay adet aralarında lekelenme tarzında kanamalar olabilir. Adet kanamalarının 10 güne kadar sürmesi normaldir.

KONTROLLER

RİA takılmasını takiben ilk adet kanamanızdan sonra mutlaka ilk kontrolünüze gitmelisiniz. Bu kontrolde spiralinizin yerinde olup olmadığına ve herhangi bir enfeksiyon bulunup bulunmadığına bakılacaktır. Her şey yolundaysa yılda bir kez kontrole gitmeniz yeterlidir. Bu kontrolde çok daha önemli bir test olan PAP smear testiniz de yapılabilir.

KENDİ KENDİNE RİA KONTROLÜ

Bazen rahim takılan spirali dışarıya atabilir. Bu durumla hiç doğum yapmamışlarda daha sık karşılaşılır. RİA en fazla kullanımın ilk 3 ayında görülür. Bu nedenle her zaman dikkatli olmalı her tuvalete gittiğinizde çamaşırınızı ve pedinizi kontrol etmelisiniz.

UYARI İŞARETLERİ

RİA kullanırken aşağıdaki durumlar ortaya çıkarsa zaman kaybetmeden doktorunuzu aramalısınız.
Normalde RİA ilişki sırasında hissedilemez. Eğer partneriniz hissettiğini söylüyorsa RİA yerinden kaymış olabilir.

ÇIKARTILMASI

RİA’nın çıkartılması son derece kolay ve ağrısız bir işlemdir. Doktorunuz spekulum taktıktan sonra spiralin ipini bir aletle tutarak çeker. Nadiren RİA uterus içine hafifçe gömülebilir ya da ipi içeriye kaçabilir. Böyle bir durumda bazı özel aletler yardımıyla çıkarılabilir. Eğer bu şekilde de çıkmaz ise histeroskopi altında çıkartılması gerekebilir.

RİA’NIN AVANTAJLARI
RİA’NIN DEZAVANTAJLARI
Spiral – Rahim içi araç (RİA) hakkında detaylı bilgiler Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı hiçbir koruma sağlamaz
Spiral – Rahim içi araç (RİA) hakkında detaylı bilgiler Kanama düzensizliklerine neden olabilir.
Spiral – Rahim içi araç (RİA) hakkında detaylı bilgiler Uygulanması diğer yöntemlere göre biraz daha ağrılıdır.

Meme Kanserine Engel olan egzersizler

Sağlıklı bir şekilde besleniyor, düzenli olarak kontrolden geçiyor, meme kanserini erken te?his edebilmek için kendi kendinizi muayene ediyorsunuz. Meme kanserine engel olma adına yapmış olduğunuz bu çaba çok güzel fakat bunun yanı sıra eksik etmemeniz gereken bir ?ey daha var oda egzersiz.
[ad#336]
Güçlü, fit bir fizik, tüm hücrelerinizin hastalıklarla mücadele gücünü arttırı rken sağlılık bir yağama bir adım daha yakla?tırı r sizi. Yap?lan ara?tırmalar, aktif bir yağam biçimi benimseyen, düzenli egzersiz yapan kadınları n, meme kanserine yakalanma risklerinin çok daha alt seviyelerde olduğunu gösteriyor. Hemen her türlü egzersiz bu noktada i?e yarayabiliyor. Tüm kasları nızı içten d??a sık? bir şekilde çalıştıran pilates de bunlardan sadece biri. Meme kanseri ile ba?açıkabilme ve saılıklı yağama adına size tüm vücudunuzu çalıştıracak yedi seçme pilates egzersizi.

PLAN: Sayfaları mızdan egzersizleri haftada 2-3 kez yapın.
Egzersiz için gerekli olan malzemeler
Bir ya da iki kilogramlık bir çift damb?l ve esnek band.

DEN?ZKIZI Platesi

Sol baca??nız önde, sağ baca??nız arkada yere oturun. Dirseklerinizi bükerek kolları nızı basınızın üzerine uzatın ve sola doğru e?ilin.

Sonrasında gövdenizi belinizden çevirerek omuzları nızı ve gö?sünüzü yere doğru esnetin. Gö?sünüzü ve omuzları nızı tekrar yukarı çevirerek ba?langİç pozisyonuna gelin.

• Her iki yöne de üçer kez egzersizi tekrarlayın. Özellikle egzersiz sonları nda yapaca??nız bu hareket tüm vücudunuzu esnet yarı yor.

A?IRLIKLA SQUAT SER?S?
Her iki elinize de birer damb?l alın. Bacakları nızı kalça hizasında açarak ayakta durun. Ağırlıkları gö?üs hizasında yukarı kaldırı n. Avuç içleri yere bak?yor. Bu pozisyondayken, hafifçe çömelerek yarı m squat yapın. 2-8 nefes arası bu pozisyonda durun.

Bacakları nızı düzle?tirin. Bacaklar yerde sabitken kalçadan itibaren öne doğru e?ilerek kolları nızın ve gövdenizin yere paralel olmasını sağlayın. Ba?, omuz hizasında öne uzanmış kolları n arasında ve yüzünüz yere bak?yor. Burada da 2-8 nefes arası durun. Sonrasında yere paralel olan gövdenizi yukarı kaldırı n, yine yarı m squat yaparak kalçanızı yere yakla?tırı n. Squat (Çömelme) pozisyo¬nunda da 2-8 nefes arası durarak tekrar gövdenizi kalçadan bükerek yere paralel hale getirin. Yine ba??nız, omuz hizasında öne uzanmış kolları n arasında ve yüzünüz yere bak?yor. Bu bir turdu.

• Bunun gibi 2 – 4 tur yapın. Omuzları , karnı, sırtı ve bacakları çalıştırı r.

A?IRLIKLARLA OMUZ KÖPRÜSÜ
S?rtüstü yere uzanın. Dizlerinizi kırarak ayakları nızla yere basın. Ayaklar kalça geniiliğinde açık. Her iki elinize de birer damb?l alın ve kolları nızı yukarı , uzatarak damb?lları yukarı gö?sünüzün üzerine en üst noktaya kadar kaldırı n.

Nefes verirken, vücudunuzu kuyruk sokumundan ba?layarak yukarı doğru kaldırı n, ağırlıkları da kalçanızın yanına yanlara indirin. Avuç içleri yere bak?yor. Bu pozisyonda karın ve kalça kasları sık? olmalı ve vücudunuz omuzları nızdan dizlerinize kadar düz bir çizgi çizmeli. Nefes alın, verirken sırt omurları ndan ba?layarak kalçanızı yere indirirken, kolları nızı tekrar yukarı uzatın. Tekrar kalçanızı yukarı kaldırı rken kolları nızı da kalçanızın yanına indirin. Bu bir turdu.

• Bunun gibi 6-8 tur yapın. Gö?sü, kalçayı, butları ve kolları çalıştırı r.

SIRT ÇALI?MASI
Ayakları nızı yere koyarak oturun ve bacakları nızı birle?tirin. Avuç içleri yere bakacak şekilde her iki elinizle de damb?lları tutun, dirseklerinizi bükerek kolları nızı omuz hizasına kaldırı n. Avuç içleri yere bak?yor.

Yavaİça dirseklerinizi geriye doğru çekerek arkada kürek kemiklerinizi sık??tırı n. Damb?lları tekrar önde yakınla?tırarak ilk pozisyonuna gelin.

• Egzersizi yavaş tempoda 6 – 10 kez yapın. S?rt kasları nızı çalıştırarak duru?unuzun düzelmesine yard?mcı olur. Özellikle uzun süre oturarak çalışmak zorunda olanlar için harika bir egzersizdir. Ayrı ca omuzları nızı da çalıştırı r.

AYAKTA ‘HUNDRED’ (YÜZ)
Ayakları nız biti?ik ayakta durun, her iki elinize de birer damb?l alın ve hafifçe çömelerek yarı m squat yapın. Hafifçe öne doğru e?ilin ve avuç içleri geriye bakar pozisyonda kolları nızı kalçanızın yanları na uzatın.

Kolları nızı geriye doğru be? kez nefes alarak pompalayın. Be? kez de nefes vererek pompalayın. Bu bir turdu.

• 10 tur yaparak 100 kez pompalama yapın. Göründü?ünden çok daha zor olan bu egzersiz arka kol, karın ve bacakları çalıştırı r.

B?R SA?A – B?R SOLA REVERANS
Bacakları nızı geniİçe açın. Ayakları nızı ve bacakları nızı d??a döndürün. Esnek bandın uçları ndan ellerinizle tutun ve kolları nızı ba??nızın üzerinden havaya kaldırarak bir X oluşturun

Dizlerinizi bükerek alçalırken, gövdenizi de sağa döndürün ve aynı anda sağ elinizi sağ baca??nıza yakla?tırarak band? gerin. Bacakları düzle?tirerek ba?langİç pozisyonuna gelin. Aynı şekilde hareketi sola doğru tekrarlayın. Bu bir turdu.

• Bunun gibi 6 tur yapın. Omuzları , sırtı, kalçayı, karnı ve bacakları çalıştırı r.

KAYARAK ESNEME
Bu egzersizi halisiz bir alanda yapmanız gerekiyor. Ayakları nızın altına bir havlu alın ya da kayabilmek için çorap giyin. Ellerinizi omuz hizasında yere koyun, ayak parmak uçları nı da yere koyarak masa pozisyonu alın. Dizlerinizi yerden kaldırı n, karnınızı içeri çekerek sırtınızı hafifçe yuvarlayın, ba??nızı indirin.

Gövdenizi sabit tutarak havlunun (ya da çorapları nızın) yard?mıyla geriye doğru ayakları nızın ön kısmının üzerinde 10-15 santimetre kadar kayın. Aynı anda sırtınızı yuvarlayın. Sonrasında karın kasları nızın yard?mıyla ayakları nızı öne kaydırarak ba?langİç pozisyonuna gelin.

• Dizlerinizin pozisyonunu bozmadan 8-20 tekrar yapın. Karı n kasları nı, omuzları ve bacak kasları nı çalıştırı r.