<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Medikal Bilgiler ve Hastalıklar &#187; Kadın Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.medikal-hastaliklar.com/kategori/saglik/kadin-saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.medikal-hastaliklar.com</link>
	<description>hastalıklar, medikal hastalıklar, hastalık ansiklopedisi, medikal blogunuz.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Apr 2010 20:53:37 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sporcu veya hamile bayanlar için vitamin</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/sporcu-veya-hamile-bayanlar-icin-vitamin.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/sporcu-veya-hamile-bayanlar-icin-vitamin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 20:52:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/?p=1469</guid>
		<description><![CDATA[Demire ihtiyacın var. National Institutes of Health&#8217;e göre yoğun egzersjz (günde en az bir spor) yapan kadınlar ortalamadan %30 daha fazla demire ihtiyaç duyar. Hamile olduğunda bebek demir stoklarından çalar. Ayrıca kan hacmin ve kaybın artar.
Önerimiz: Floradix Liguid iron and Vitamin Formula (10 ml&#8217;de: 10 mg C Vitamini. 0,8 mg Bl, 0.8 mg B2,0.8 mg [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/wp-content/uploads/gebe.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1470" style="margin: 5px;" title="gebe" src="http://www.medikal-hastaliklar.com/wp-content/uploads/gebe-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Demire ihtiyacın var. National Institutes of Health&#8217;e göre yoğun egzersjz (günde en az bir spor) yapan kadınlar ortalamadan %30 daha fazla demire ihtiyaç duyar. Hamile olduğunda bebek demir stoklarından çalar. Ayrıca kan hacmin ve kaybın artar.<span id="more-1469"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Önerimiz: Floradix Liguid iron and Vitamin Formula (10 ml&#8217;de: 10 mg C Vitamini. 0,8 mg Bl, 0.8 mg B2,0.8 mg B6, 0.8 mg B12, 9.5 mg demir) Doz olarak diğer demir takviyelerinden daha düşük dozludur. O yüzden en yüksek limit olan 45 mg&#8217;ı aşmış olmazsın. Ayrıca içeriğindeki C vitamini emilimini kolaylaştırır. Yemeklerle birlikte alabilirsin ama vitamini süt (emilimini zorlaştıran kalsiyum içerdiği için) ile karıştırmaman iyi olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/sporcu-veya-hamile-bayanlar-icin-vitamin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası kilo vermeye ne zaman başlanabilir?</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanabilir.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanabilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 15:20:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/?p=1455</guid>
		<description><![CDATA[Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Günbey, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Remzi Aydın ve Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın, “Doğum Sonrası Kilo Verme” hakkındaki sorularımızı yanıtladı.
HAMİLELİK DÖNEMİNDE KİLO ALMA ORANI NE OLMALIDIR?
Op. Dr. Remzi Aydın: Klasik olarak &#8220;hamilelik dönemi boyunca 8 ila [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/wp-content/uploads/248_hamile_bebe.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1456" style="margin: 5px;" title="248_hamile_bebe" src="http://www.medikal-hastaliklar.com/wp-content/uploads/248_hamile_bebe.jpg" alt="" width="150" /></a>Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Günbey, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Remzi Aydın ve Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın, “Doğum Sonrası Kilo Verme” hakkındaki sorularımızı yanıtladı.<span id="more-1455"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>HAMİLELİK DÖNEMİNDE KİLO ALMA ORANI NE OLMALIDIR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Op. Dr. Remzi Aydın: </strong>Klasik olarak &#8220;hamilelik dönemi boyunca 8 ila 12 kilo alımı normaldir&#8221; dense de, Her kadının hamilelik öncesi kilosu, metabolizması ve risk faktörleri farklı olduğundan standard bir limit koymak doğru değildir. Her kadın için bireysel olarak hesaplanmalıdır. Örneğin gebelik öncesi 90 kg olan ve şeker hastalığı riski taşıyan bir gebe için bu 6 &#8211; 9 kg olabileceği gibi, çok zayıf hamile kalan için 15 &#8211; 17 kilo bile sorun olmayabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DOĞUM SONRASINDA HASTALARIN KİLOLARIYLA İLGİLİ SAPLANTILARI OLUYOR MU?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Op. Dr. Remzi Aydın: Kadınların tabii ki fiziksel görünümleri ve kiloları ile ilgili kaygıları her zaman vardır ve olmalıdır da! Bu kendi vücudunu beğenme duygusunu beraberinde getirir. Bununla beraber gebelik döneminin çok özel ve geçici bir dönem olduğu akıldan çıkarılmamalıdır ve bu dönemde klasik güzellik ölçütlerinin geçerli olamayacağı bilinmelidir.Unutulmamalıdır ki bu dönem geçicidir ve bu dönemin sonunda çifti büyük bir ödül beklemektedir!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DOĞUMUN HEMEN SONRASINDA ZAYIFLAMAYA BAŞLAMAK KADINI NASIL ETKİLER?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Op. Dr. Remzi Aydın: Doğumla beraber 4-6 kg arasında kilo kaybedildikten sonra, eğer doğru bir beslenme rejimi uygulanırsa düzenli bir şekilde ayda 1- 2 kg arasında verilebilir. Unutulmamalıdır ki çok az kalori almak hem loğusa sağlığı için zararlı olabilir, hem de sütün azalmasına yol açabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ANNENİN DOĞUMUN HEMEN SONRASI DÜŞÜK KALORİLİ DİYETLER YAPMASI DOĞRU MUDUR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Uz. Dr. Gökçe Günbey: Yeterli ve dengeli beslenme ile anne hem kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılamakta, hem de bebeğinin fizyolojik ve psikolojik açıdan gereksinimi olan anne sütünün yeterli miktarda üretilmesini sağlamaktadır. Bu dönemde annenin hem kendi sağlığı, hem de bebeğinin sağlığı açısından daha çok enerji, protein, vitamin ve mineral alması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Emziren annelerin, emzirme dönemi boyunca günlük enerji gereksinimlerine en az 500 kalori ilave edilmesi gerekmektedir. <a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/gebelik">Gebelik</a> döneminde normalden fazla kilo alan ve gebelik öncesinde de fazla kilolu olan annelerin emzirme döneminde vitamin ve mineral alımına dikkat ederek ayda 2 kilo kadar zayıflamasında bir sakınca olmadığı ve bunun süt üretimini olumsuz etkilemediği bildirilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak emzirmenin herhangi bir döneminde günde 1500 kaloriden daha düşük diyetler asla uygulanmamalıdır. Bu seviyenin altındaki enerji alımlarının süt üretimini bozmasının yanı sıra diğer besin öğelerinde de yetersizliğe yol açabileceği bilinmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ANNENİN BESLENMESİ SÜTÜN KALİTESİNİ ETKİLER Mİ?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Uz. Dr. Gökçe Günbey: Anne sütünün kalitesi annenin yediği gıdalardan direkt olarak etkilenmemekle birlikte, sütün miktarı annenin aldığı sıvı gıdalarla ilişki gösterebilmektedir. Anne sütünün % 80’den fazlası sudan oluşmaktadır. Bu nedenle süt miktarının yeterli olabilmesi için annenin günde en az 3 litre sıvı gıda alması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Vejetaryen diyet ile beslenen annelerde protein ve bazı vitamin eksiklikleri görülebilmekte, bu eksiklikler takviye edilmediğinde bebekte de eksikliklere yol açabilmektedir. Ayrıca annenin diyetinin kalsiyumdan fakir olması durumunda, kalsiyum anne kemiğinden alınıp süt üretimine katılmaktadır. Bu durum hem anneyi, hem de bebeğin gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir. Emzirme döneminde annenin iyot gereksinimi de normale göre artış göstermektedir. Özellikle guatr vakalarının fazla görüldüğü bölgelerde, bebekte ve annede eksiklik olmaması için iyot gereksinimi mutlaka karşılanmalıdır. Sonuç olarak diyebiliriz ki; vitamin, mineral, protein, yağ ve karbonhidratlardan oluşan yeterli ve dengeli beslenme hem anne, hem de bebek sağlığı açısından vazgeçilmezdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DOĞUM YAPAN ANNELER FAZLA KİLOLARINI NE ZAMAN VERMEYE BAŞLAYABİLİR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dyt. Şefika Aydın: Anne sütü alan çocuk ilk 3-4 ayda normal bir gelişim göstermektedir. Dört aydan sonra büyüme hızı yavaşlamaya başlamaktadır. 6. aydan sonra da ek besin verilmeye başlanmaktadır. Ülkemizde annelerin çoğunlukla çocuklarını 1,5- 2 yaşına kadar emzirdikleri bilinmektedir. Gebeliğinde fazla kilo alan anneler hamileliğin ilk 4 ayını atlattıktan sonra toparlanma dönemi sonrası diyet yapmaya başlayabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KİLOLARI NE KADAR SÜREDE VERMELİLER?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dyt. Şefika Aydın: Yapılan çalışmalarda hamilelik sonrasında haftalık 0.5kg kilo kaybı annenin gereksinimlerini azaltmamakta ve süte her hangi bir etkide bulunmamaktadır. Annenin aylık vermesi uygun görülen kilo 2’dir. Toplam süreç annenin fazla kilosuna bağlıdır. Gebeliğinde 15 kilonun üzerinde alan anne ile gebelik döneminde 9-12 kg alan annenin kalan kilosunu verme süresi kişiden kişiye değişmektedir. Fakat fazla kilolarda süreci daha uzuna yaymak kiloyu korumanın en önemli adımıdır. Hızlı verilen kilo annede kas kaybına sebep olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yorgunluk, baş ağrısı, kan şekerinin düşmesi, stres, ağız kokusu kemik minerilizasyonunda azalma gibi birçok sağlık problemleri oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“EMZİRMEK” FORMA GİRMEK İÇİN ETKİLİ MİDİR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Op. Dr. Remzi Aydın: Emzirmek eylemi anne için yoğun bir metabolizma artışı demektir. Bu hem bebeğe verilecek sütün içindeki maddelerin kalorisi, hem de emzirme eylemi için harcanan kalori demektir. Bu kalori harcamaları tabii ki annenin forma girişini hızlandırabilir. Sadece dikkat edilecek nokta anne sütünü çoğaltabilmek için bilinçsizce kalori alışında artışa yol açmamaktır. Yoksa süt verildiği sürece forma girmek bir yana daha da fazla kilo alımına yol açılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DOĞUMDAN NE KADAR SONRA SPORA BAŞLANABİLİR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Op. Dr. Remzi Aydın: Normal doğum sonrası eğer dikiş yoksa 1. hafta sonrası spora başlanabilir.Ama annenin yoğun bir süt üretim ve yeniden yapılanma döneminden geçtiği ve çok yorgun olabileceği düşünüldüğünde ilk haftalar, günde sadece 15 dk..kadar kısa tutulabilir ve sadece karın ve kaça eklemleri ile ilgili egzersizlerle sınırlı tutulmalıdır. Çok güncel olan &#8220;Pilates&#8221; türü egzersizlerin hafif ve zorlamasız türleri özellikle faydalı olabilir. Buradaki asıl amaç bel ve kalça etrafındaki kasların forma sokulmasıdır. Sezaryen sonrası ise egzersizlere 3. haftanın sonrası başlanılmalı,6.haftanın sonrası aerobik, kalori harcamasını hızlandıracak egzersizlerle desteklenmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>EMZİREN ANNELERE BESLENME AÇISINDAN ÖNERİLERİNİZ NELERDİR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dyt: Sefika Aydın: Emziren anneler aşağıdaki önerilerimizi dikkate almalıdırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">• Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alınmalıdır. Emziklilikte su metabolizmasında artış vardır. Alınan su süt salgılanmasıyla, metabolik su ise artan yiyecek alımıyla artmaktadır. Süt miktarının değişmemesi için annenin sıvı alımını arttırmak gerekir. Günlük alınan toplam sıvı miktarı yaklaşık 3000 ml olmalıdır. Bu miktar pratik ölçüler ile 12 su bardağı su, süt, ayran, hoşaf, komposto, limonata, şerbet, meyve suları şeklinde önerilmelidir. Çay, kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığı bilinmektedir</p>
<p style="text-align: justify;">• Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekleri, portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir. Bireysel özelliklere göre gaz yapıcı besinler çıkartılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">• Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar tüketilmemelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emzikli anne güneşlenmeye özen göstermelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınmayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer.</p>
<p style="text-align: justify;">• Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjileri yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Çayı kuşluk, ikindi gibi öğün aralarında, yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmeli, çaylara limon suyu eklenmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden birisidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanabilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşırı Kıllanma</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/asiri-killanma.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/asiri-killanma.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 10:53:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon Dengesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/wordpress/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Aşırı kıllanma yüz, göğüs, karın, sırt, kol ve bacakların üst kısmında uzun kalın ve sert kılların çıkmasıdır. Bu durum kozmetik bir problemin yanında, aynı zamanda hormonal bir düzensizliğide gösterir. Normal Kıl Büyümesi 
Kıllar soğuk ve tahriş edici maddelere karşı koruyucudur. Her kıl derinin altında folikül adı verilen kökten büyür, ve kıl derinin üzerinde kalan kısmı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Aşırı kıllanma yüz, göğüs, karın, sırt, kol ve bacakların üst kısmında uzun kalın ve sert kılların çıkmasıdır. Bu durum kozmetik bir problemin yanında, aynı zamanda hormonal bir düzensizliğide gösterir. Normal Kıl Büyümesi <span id="more-14"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kıllar soğuk ve tahriş edici maddelere karşı koruyucudur. Her kıl derinin altında folikül adı verilen kökten büyür, ve kıl derinin üzerinde kalan kısmı alınsada kökü durduğu sürece büyümeye devam eder. insanda doğduğunda yaklaşık 50 milyon kıl kökü vardır, ve bunların sayısı 40 yaşından sonra azalmaya başlar. Erişkinlerde iki tip kıl vardır, bunlardan birincisi ince, renksiz ve kısa olan kıllardır. Birçok kadının yüzünde, göğüslerinde ve sırtında bu tip kıllar bulunur. ikinci tür ise hem kadın hem de erkeklerin başında, koltuk altında ve genital (cinsel) bögelerinde bulunan, sert uzun ve koyu renkli kıllardır. Erkeklerin yüz ve vücutlarında bulunan kıllarda bu ikinci türdendir. Ön kol (dirseklerin altı) ve bacakların dizden aşağısındaki kılların sayısı kişilerin hormonal durumundan bağımsızdır. Bu bölgelerdeki aşırı kıllanma hastalık değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/hormon-dengesi">Hormon Dengesi</a> ve Tüylenmenin Belirmesi</p>
<p style="text-align: justify;">Menarş&#8217;ın (adet kanamaları) başlaması ile genç bir kızın vücudunda bir kadına özgü değişikler olur. Bunlardan en önemlisi erkeklerden farklı ve az olan tüy dağılımıdır. Bu durum büyük oranda kadına özgü hormonal denge ile kontrol edilir. Sağlıklı bir hormonal yapı için beyindeki merkezler, yumurtalıklar, tiroid ve böbrek üstü bezlerinin uyum içinde çalışması gerekir. Beyindeki hipofiz bezi salgıladığı hormonlar yolu ile yumurtalıkların, memelerin, tiroid ve böbrek üstü bezlerinin fonksiyonlarını kontrol eder. Hipofizden salgılanan iki önemli hormon vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">FSH: (Follikül Uyarıcı Hormon) yumurtalıklarda folikül olarak adlandırılan ve içinde yumurta bulunan sıvı dolu keseciklerin gelişmesini sağlar.<br />
LH: (Luteinize Edici Hormon) gelişmiş foliküllerin çatlamasını ve yumurtaların serbestleşmesini uyarır. Bu iki hormonun uyumlu çalışması ile sağlıklı yumurta gelişimi sağlanır. Yumurtalıkların salgıladığı en önemli hormon östrojendir (kadınlık hormonu). Östrojenin kadın vücudunun gelişiminde ve fonksiyonlarının devamında yeri çok önemlidir. Östrojenin en önemli fonksiyonlarından biri vücutda kadınsı bir tüy dağılımı sağlamaktır. Menapoza yaklaşıldığında yumurtalıklardaki yumurta deposu azalmıştır. Sağlıklı yumurta gelişimi olmaz ve östrojen Salınımı azalır. Hormonların bir orkestra gibi ahenk içinde çalışması ile kadının kendine öz fonksiyonları sağlıklı ve uyum içinde devam eder. Eğer kadında kalıtsal bir problem yoksa yumurta gelişimi, adet dönemleri, kılların vücutta dağılımı, üreme, kadınsı vücut ve ses gelişimi sağlıklı olacak ve aksamayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yüzde ve vücutta aşırı kıllanmaya neler yol açar?</p>
<p style="text-align: justify;">Genellikle aşırı kıllanma kandaki androjenlerin (erkeklik hormonları) artmasına bağlıdır. Androjenler erkeklerde daha yüksek düzeylerde olmak üzere hem erkek hemde kadında bulunan hormonlardır. Androjenler ince, zayıf ve kısa olan kılların sert, uzun kıllara dönüşmesine neden olur. Androjen düzeylerinin yükselmesine ve bunun sonucu olarak da kıllanmaya neden olan durumlar;</p>
<p style="text-align: justify;">Menapoz<br />
Bu dönemde yumurtalıklardan östrojen (kadınlık hormonu) sentezi azaldığı halde androjen sentezi devam eder, buna bağlı olarak kıllanma görülebilir.<br />
Genetik<br />
Annesinde veya büyükannesinde aşırı kıllanma olan kişilerde aynı hastalığın görülme olasılığı fazladır.<br />
İlaç yan etkileri<br />
Erkek hormonları veya androjenik özellikler gösteren ilaçlar alan kişilerde aşırı kıllanma görülebilir.<br />
Polikistik over hastalığı<br />
Overlerde birçok kist oluşur ve erkek hormonları fazla olarak üretilir. Hastalarda aşırı kıllanma, düzensiz yumurtlama, adet düzensizlikleri, kısırlık ve şişmanlık görülür.<br />
Yumurtalık Tümörleri<br />
Nadir olarakda androjen salgılayan hormonlar aşırı kıllanmaya neden olur.<br />
Adrenal (Böbreküstü Bezi) Bozuklukları<br />
Androjenler adrenal bezlerinde de üretilir. Adrenal hiperplazi (bezlerin büyümesi) durumunda fazla androjen üretilmesine ve aşırı kıllanmaya neden olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşırı kıllanmanın nedeninin belirlenmesi<br />
Yapılan hormon testleri ile kandaki androjen ve diğer hormonların seviyeleri belirlenir. Ayrıca yapılan ultrason incelemesi ve özel radyolojik incelemeler ile yumurtalık veya böbrek üstü bezlerinde ki tümörler tespit edilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşırı kıllanma nasıl tedavi edilebilir?</p>
<p style="text-align: justify;">Kozmetik Tedavi<br />
Tüy dökücü kimyasalların kullanımı, ağda, traş vs gibi yöntemler ile geçici olarak bu kıllardan kurtulmak mümkündür. Epilasyon kalıcı sonuç veren yöntemlerden biridir. ince elektroliz iğneleri ile kıl köküne hafif bir elektrik akımı verilir ve kıl kökü öldürülür. Hormon tedavisi görecek kişilerin epilasyonu en az altı ay sonra yaptırması uygun olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Tıbbi Tedavi<br />
Aşırı kıllanmanın tedavisinde en sık kullanılan ilaçlar doğum kontrol haplarıdır. Bu haplardaki östrojenler karaciğerde androjenlere bağlanarak onların etkisini azaltan proteinlerin üretilmesini sağlar. Diğer bir ilaç olan Spiranolakton androjenlerin ciltteki etkisini engeller. Böbrek üstü bezlerinin hastalıklarına bağlı aşırı kıllanmanın tedavisinde kortizon kullanılır. Son yıllarda GnRH anologları denilen bir grup ilaç ile yumurtalıklardan androjen salınımı engellenerek aşırı kıllanma tedavi edilmektedir. Hormon tedavisi ile yeni kıl çıkması engellenir. Önceden çıkan kıllar hormon tedavisi ile dökülmez, tedavinin bitiminden en az altı ay sonra epilasyon uygulanarak yok edilebilir. Hormon tedavisine başlandıktan ortalama bir ila iki yıl sonra ilacın dozu azaltılarak kıllanmanın tekrarlayıp tekrarlamadığı tespit edilir ve gerekirse ilaca daha uzun süre devam edilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/asiri-killanma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Menopoz</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/menopoz.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/menopoz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 10:51:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Menopoz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/wordpress/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[Menopoz kadınlarda adetlerin kesilmesi ile başlayan dönemdir.
Menopoz öncesi dönemde yumurtalıkların fonksiyonu yavaşlayarak yumurtlama düzensizleşir ve yumurtalıklardan daha az östrojen (kadınlık hormonu) salınır. Bu değişiklik sadece üreme organlarını değil aynı zamanda tüm vücudu etkiler. Aylık adetleriniz vücudunuzu gebeliğe hazırlayan karmaşık fonksiyonların sonucudur. 
Beyniniz ve yumurtalıklarınız birlikte hareket ederek salgıladıkları hormonlar ile yumurta gelişimini sağlar. Bu hormonlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/menopoz">Menopoz</a> kadınlarda adetlerin kesilmesi ile başlayan dönemdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/menopoz">Menopoz</a> öncesi dönemde yumurtalıkların fonksiyonu yavaşlayarak yumurtlama düzensizleşir ve yumurtalıklardan daha az östrojen (kadınlık hormonu) salınır. Bu değişiklik sadece üreme organlarını değil aynı zamanda tüm vücudu etkiler. Aylık adetleriniz vücudunuzu gebeliğe hazırlayan karmaşık fonksiyonların sonucudur. <span id="more-13"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Beyniniz ve yumurtalıklarınız birlikte hareket ederek salgıladıkları hormonlar ile yumurta gelişimini sağlar. Bu hormonlar aynı zamanda yumurtlamaya, yani yumurtanın içinde geliştiği folikülden (keseden) salınımına neden olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hormonların etkisi ile gebeliğe hazırlanan ve kalınlaşan rahmin iç tabakası, gebelik oluşmadığında adet kanaması olarak dökülür.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaş ilerledikçe yumurtalıklarda yaşlanır, 40 yaş civarında yumurtalıklar beyinden gelen hormonal sinyallere daha az cevap verir, ve daha az östrojen salgılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Adetler düzensizleşir, ve menopoz öncesindeki bu dönemde östrojen seviyesi hızlı bir düşüş gösterir. Sonunda yumurtalıklardan yumurta gelişimi ve östrojen üretiminin durması ile adetler kesilir ve menopoz başlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/menopoz">Menopoz</a> başladığında artık gebelik mümkün değildir. Ortalama menopoz yaşı 51 dir ve çoğunlukla 42-56 yaşları arasında gerçekleşir. Eğer yumurtalıklar herhangi bir nedenden dolayı alınırlarsa menopoz başlar. Menopozdan sonrada östrojen seviyesi 10-15 yıl boyunca düşmeye devam eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Östrojen seviyesi azaldığında neler olur?<br />
Östrojen vücutta birçok organ sistemini etkileyen bir hormondur. Menopozda östrojen üretiminin azalmasına bağlı olarak vücudunuzda bir çok değişiklik meydana gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu da çeşitli yakınmalara neden olur. Bununla birlikte uygun östrojen tamamlama tedavisi ile yakınmaların çoğu engellenebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Menopoza bağlı sık görülen yakınmalar şunlardır:</p>
<p style="text-align: justify;">Cilt ve vajendeki değişikler<br />
Menopozda eğer östrojen tedavisi uygulanmazsa cildin elastikiyeti bozulur.</p>
<p style="text-align: justify;">Östrojen eksikliği vajinal kuruluğuda yol açar. Buda cinsel aktiviteyi zorlaştırır. Vajinal kuruluk yakınması olan kadınlarda cinsel ilişki sırasında zedelenen dokulardan kanamalar olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mesane ve uretra (idrar kanalı ağzının) östrojen azlığından etkilenerek, sık enfeksiyon ve idrar kaçırmaya neden olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sıcak basmaları<br />
Sıcak basması kendini baş boyun ve göğüs cildinin kızarmasıyla belli eder. Bazen çarpıntı ve terleme bunu takip eder. Hergün birkaç kez görülebilen bu yakınmalar birkaç dakika sürer. Çoğunlukla gece görülen bu yakınmalar uykusuzluğa neden olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durum gün boyunca huzursuzluk oluşturabilir. Çoğunlukla bir yıldan fazla süren sıcak basmaları beş yıldan fazla devam etmez. Östrojen tamamlama tedavisi ile bu yakınmalardan tamami ile kurtulmak mümkündür.</p>
<p style="text-align: justify;">Birçok kadın menopozda panik hali, depresyon, huzursuzluk, yorgunluk, unutkanlık ve uykusuzlukla karşılaşabilir. Çalışmalar östrojen alan kadınlarda bu bulgulara daha az rastlandığını göstermiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kalp hastalıkları<br />
Menopozdan sonra kalp hastalığı riski artar. Bunun en önemli nedeni azalmış östrojene bağlı kolesterol (özellikle düşük ağırlıklı kolesterol) seviyesinin yükselmesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Düşük ağırlıklı kolesterol kalp hastalıkları ile ilişkilidir. Kan damarlarında yağ plakları oluşturarak tıkanıklara neden olur. Östrojen tamamlama tedavisi bunuortadan kaldırarak damar tıkanıklıklarını önler ve menopozda kalp hastalığı görülme riskini %50 azaltır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun yanısıra kalp hastalığı için diğer risk faktörleride araştırılmalıdır. Aile bireylerinde kalp hastalığı olması, sigara, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, şişmanlık, aşırı alkol tüketimi ve stres kalp hastalığı riskini arttırır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kalp hastalığından korunmak için bazı öneriler şunlardır;</p>
<p style="text-align: justify;">- Tansiyonunuza düzenli olarak ölçtürün<br />
- Sigara içmeyin<br />
- Kolesterol ve doymuş yağlar içeren gıdalardan uzak durun<br />
- Kilonuza dikkat edin<br />
- Düzenli egzersiz yapın<br />
- Düzenli sağlık kontrölü yaptırın<br />
- Osteoporoz (kemik erimesi)</p>
<p style="text-align: justify;">Östrojen kalsiyum kaybını engelleyerek kemiklerin yapısını korur. 30 yaşından sonra kemiklerden kalsiyum kaybı başlar, kemikler incelir ve zayıflar.</p>
<p style="text-align: justify;">Osteoporoz denen bu süreç menopozdan sonra belirgin bir şekilde hızlanır. İleri yaşlarda kemikler zayıflar ve kolaylıkla kırılır. Kadınların hepsi menopoza girmesine rağmen bazılarında osteoporoz gelişir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ülkemizde osteoporoz gelişme riski yüksektir. Ailesinde osteoporoz olanlarda, ileri yaşda, vücut ağırlığı düşük olan kişilerde vey menopoza erken giren kadınlarda osteoporoz riski artar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun yanısıra yaşam stiliniz, egzersiz yapmamak, sigara içmek, fazla kahve ve alkol almak, kalsiyumdan düşük dietle beslenmek osteoporozu arttırır. Hızlı kemik kaybı riskini belirlemek için özel bir test olmamasına rağmen kemik yoğunluğu ölçülerek kemiklerin kırılmaya ne kadar dayanıklı olduğu anlaşılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Menopozdan sonra erken dönemde kemik kaybı hızlıdır ve östrojen tedavisi ile kemik kitlesi korunabilir. Eğer menopozdan sonra östrojen tedavisine başlamak için bir veya iki yıl beklerseniz kaybedilen kemik kitlesini yerine koymak mümkün olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nedenle kemik kaybı bu aşamaya gelmeden östrojen tedavisine başlanması gerekir. Kemik kitlesini korumakta iki önemli faktör ise kalsiyum ve egzersizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">45 yaş öncesinde günlük kalsiyum ihtiyacı 1 mg iken 45 yaş sonrasında bu ihtiyaç 1.5 mg&#8217;a çıkar ,östrojen alan menopozdaki kadınlarda kalsiyum ihtiyacı 1.2 mg dır.</p>
<p style="text-align: justify;">Süt ürünleri kalsiyumdan zengindir. Menopozda sadece kalsiyum alımı kemik kaybını engellemez, fakat kalsiyum östrojenle birlikte alınırsa kemik kaybı azalır. Düzenli egzersiz kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yürüyüşü, jogging ve aerobik kas ve eklem hareketliliğini arttıracak ve kişinin kendini zinde hissetmesini sağlayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Östrojen tamamlama tedavisi<br />
Östrojen tamamlama tedavisinin özellikle menopozdan hemen sonra başlandığında kemik kaybını durdurduğu bilinkektedir. Östrojen aynı zamanda kalp hastalığı riskini ve menopoza bağlı diğer bulguları azaltır.</p>
<p style="text-align: justify;">Doktorunuz sizin için uygun olan östrojen dozunu ve kullanım şeklini belirler. Östrojen kullanımını sınırlayan bazı durumlar vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlar:</p>
<p style="text-align: justify;">- Meme kanseri<br />
- Rahim kanseri<br />
- Karaciğer hastalığı<br />
- Safra kesesi hastalığı<br />
- Kanın pıhtılaşma bozuklukları<br />
- Nedeni bilinmeyen vajinal kanama</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumlardan herhangi birisi mevcut ise menopoza bağlı bulguları tedavi etmek için doktorunuza alternatif metodları danışınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Östrojenin yan etkileri<br />
Östrojene bağlı bulantı görülebilir. Östrojen uykudan önce alındığında veya cilde yapıştırılan tipleri kullanıldığında bu sorunla karşılaşılmaz. Östrojen kullanımı sırasında görülen diğer bir yakınma ise memelerde ki gerginliktir.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/menopoz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Myomlar</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/myomlar.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/myomlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 10:47:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Anormal Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[Myom tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Myomlar]]></category>
		<category><![CDATA[Myomlar tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Myomlar ve düşük]]></category>
		<category><![CDATA[Myomlar ve kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Myomlar ve kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Myomların dondurulması: Krioterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Myomların Tıbbi Tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/wordpress/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[Myomlar rahim ve rahim ağzında görülen normal dışı düz kas dokusu büyümeleridir. Myomlar rahimde, myometriumda (kas tabakası) bulunan düz kas hücrelerinin anormal büyümesi ile oluşur. Çoğu zaman birden fazla sayıda myom olur.
Myomlar her dört ila beş kadından bir tanesinde görülür. Genellikle 30-40 yaşlarında görülen myomlar, menapoz sonrasında küçülür. Myomlar çoğunlukla tedavi gerektirmez.
Bazen aşırı kanama, ağrı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/myomlar">Myomlar</a> rahim ve rahim ağzında görülen normal dışı düz kas dokusu büyümeleridir. <a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/myomlar">Myomlar</a> rahimde, myometriumda (kas tabakası) bulunan düz kas hücrelerinin anormal büyümesi ile oluşur. Çoğu zaman birden fazla sayıda myom olur.<br />
<a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/myomlar">Myomlar</a> her dört ila beş kadından bir tanesinde görülür. Genellikle 30-40 yaşlarında görülen myomlar, menapoz sonrasında küçülür. Myomlar çoğunlukla tedavi gerektirmez.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazen aşırı kanama, ağrı, basınç hissi, kısırlık, düşük ve erken doğuma yol açabilir. Myomların cerrahi yolla giderilmesi bu problemleri ortadan kaldırır.<span id="more-11"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nedenleri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Artmış östrojen düzeyi<br />
Myomların kesin nedeni bilinmemekle beraber, östrojenin (kadınlık hormonu) myomların büyümesine yol açtığı düşünülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Gebelik sırasında daha fazla östrojen salındığından myomlarda büyüme görülür. Menapoz döneminde ise östrojen düzeyi azalır ve myomlarda küçülme görülür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kalıtım<br />
</strong>Ailesinde özellikle anne ve anneannesinde myom olan kişilerde myom gelişme şansı fazladır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/myom-tipleri">Myom tipleri</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Myomlar genellikle rahimde, nadirende rahim boynunda görülür. Myomlar subseröz (rahimin dış tabakasında), intramural (rahimin orta tabakasında) ve submüköz (rahimin iç tabakasında) olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bulgular<br />
</strong>Birçok myom hiç bulgu vermez. Hastaların üçte birinde anormal vajinal kanama, basınç hissi, kasık ağrısı yakınmaları vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/anormal-kanama">Anormal Kanama</a></strong><br />
Anormal kanama myomu olan hastalarda en çok görülen yakınmadır. Büyük myomlar rahim içinde adet döneminde dökülen yüzeyi arttırdıkları için fazla ve uzun süren adet kanamasına neden olurlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Myomların endometriuma (rahimin iç tabakasına) bası yapmasından dolayıda kanamalar görülür. Anormal kanama rahim kanseri gibi nedenlerden de oluşabileceği için hastalara detaylı inceleme yapılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ağrı</strong><br />
Myomlar hızla büyümeye başladığında, kan akımı yetersiz kalır ve dejenere olarak yok olurlar. Bu gelişme kramp tarzında hissedilen ağrıya neden olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Baskıya bağlı yakınmalar</strong><br />
Büyük myomlar mesane (idrar torbası), üreter (idrar yolu) ve rektum (makat) gibi organlara bası yaparak çeşitli yakınmalara neden olur. Azalan mesane kapasitesine bağlı olarak idrara sık gitme yakınması olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer myoma bağlı bası düzeltilmezse böbrekler zarar görebilir. Rahimin alt bölgesindeki myomlar kalın barsaklar ve rektuma bası yapar. Böylelikle barsak hareketleri güçleşir, kabızlık ve hemoroidler (basur) oluşabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/myomlar-ve-kisirlik">Myomlar ve kısırlık</a></strong><br />
Rahim içinde bulunan myomlar kısırlığa neden olabilir. Kısır hastaların yüzde 2-3 ünde kısırlık nedeni myomlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Myomlar endometriumda (rahimin iç tabakası) değişikliklere neden olduğundan, döllenen yumurtaların rahme tutunmasını engelleyebilir. Bunun ötesinde Fallop tüplerine bası yaparak, spermin yumurtaya erişmesini ve dolayısı ile döllenmeyi engeller.</p>
<p style="text-align: justify;">Myomlar çıkarıldıktan sonra elde edilen gebelik oranları hasta yaşı, gebeliğe engel olan diğer nedenlerin bulunmasına, yumurtlama durumuna ve tüplerin durumuna bağlı olmasına rağmen genellikle yüksektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/myomlar-ve-dusuk">Myomlar ve düşük</a></strong><br />
Myomu olan kadınlarda düşük oranları %40 gibi yüksek oranlarda olabilir. Döllenme ve döllenen embryoların rahme tutunması gerçekleşse dahi gebelikte artan östrojene (kadınlık hormonu) bağlı olarak dahada büyüyen myomlar düşüklere yol açar.</p>
<p style="text-align: justify;">Endometrial doku ve rahmin kanlanmasındaki değişikliklerde erken düşüklere neden olur. Myomlar ayrıca erken doğumada neden olabilir. Myomların cerrahi ile çıkarılmasından sonra, önceden myoma bağlı düşük yapan hastaların yüzde 80&#8242;i sağlıklı çocuk sahibi olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/myomlar-ve-kanser">Myomlar ve kanser</a></strong><br />
Myomu olan hastarda kanser gelişme riski (1/10000) onbinde birdir. Özellikle menapozdan sonra myomlarda ani büyüme görülmesi kanser şüphesini doğurur. Böyle durumlarda rahim çıkarılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tanı</strong><br />
Basit jinekolojik muayene ile myomların tanısı konulabilir. Myomlar erken gebelik, yumurtalık tümörleri ve barsak tümörleri ile karışabildiğinden hastalara mutlaka detaylı inceleme yapılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Myomların tanısında aşağıdaki yöntemler kullanılır. Ultrason yüksek frekanstaki ses dalgalarını kullanarak üreme organlarının görüntülenmesini sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat myomlar 1 cm&#8217;den küçük veya çok büyük ise ultrason ile inceleme sağlıklı sonuç vermeyebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilgisayarlı Tomografi ile rahmin üç boyutlu görüntüsü elde edilir, myomların tanısında bu yönteme genellikle gerek duyulmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Magnetik Rezonans myomların tanısında nadiren başvurulan bu yöntem myomun büyüklüğü ve yeri hakkında fikir verir.</p>
<p style="text-align: justify;">Histerosalpingografi (HSG-rahim filmi) adı verilen inceleme ile rahim ve fallop tüplerine verilen özel bir boya ile bu yapılar değerlendirilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Rahim ve tüplerdeki anormalliklerin tanısına imkan veren bu yöntem ile myomlarında tanısı konur.</p>
<p style="text-align: justify;">Diagnostik Histeroskopi incelemesinde histeroskop denen teleskopik cihaz ile rahim içi değerlendirilir. Lokal anestezi altında uygulanabilen bu yöntem ile aynı zamanda myomlar çıkartılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Diagnostik Laparoskopi ile myomların tanısı konur, ve tedavisi yapılabilir. Karından laporoskop denilen teleskopik cihaz ile girilerek pelvik yapılar değerlendirilir. Genel anestezi altında yapılan işlem esnasında histeroskopide uygulanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tedavi</p>
<p style="text-align: justify;">Düzenli Takip<br />
Tüm myomların cerrahi ile çıkarılmasına gerek yoktur. Ağrı, basınç hissi, düzensiz ve aşırı kanama yakınmaları olmayan hastaların düzenli kontrolleri yapılarak myom boyutları takip edilir. İleride gebelik düşünen hastalar veya menapoza girecek hastalar bu şekilde takip edilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Cerrahi<br />
Yakınmalara yol açan ve hızla büyüyen myomlar cerrahi olarak çıkarılmalıdır. Rahim bırakılarak sadece myomların çıkarıldığı ameliyatlara myomektomi denir. Myomun yeri ve büyüklüğü cerrahi işlemin tipini belirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cerrahi Histeroskopi</strong><br />
Rahimde yerleşen myomlar cerrahi histeroskopi ilede çıkarılabilir. Rahme yerleştirilen histeroskop ile sadece rahim içinde yerleşen myomlar çıkarılır. İşlem basittir ve komplikasyon nadir görülür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cerrahi Laparoskopi</strong><br />
Cerrahi laparoskopi rahimin dış duvarında yerleşen myomların çıkarılması için uygulanabilir. İnce bir kesiden laporoskop ile karın içine girilir, ve myomlar çıkarılır. Hastalar genellikle iki gün içinde iyileşir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Laparatomi</strong><br />
Myomlar çok büyük veya çok sayıda ise diğer yöntemelere göre daha büyük bir girişim olan laparatomi uygulanabilir. Hastanın cerrahiden sonra iyileşmesi dört ila altı haftayı bulur. Laparotomi geçiren hastalar ileride doğum yaparlarsa sezeryan yapılması gerekebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Myomların çikarılması için uygulanan işlemlerin riskleri</p>
<p style="text-align: justify;">Myomektomi sırasında dikkat edilmesi gerekenler; kanamanın minimal düzeyde olması ve ileride kısırlığa yol açabilecek yapışıklıkların oluşmamasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Myomektomi sonrasında bazı hastalarda tekrar myom oluşabilir ve ileriki yıllarda histerektomi (rahimin alınması) gerekebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Histerektomi</strong><br />
Hızla büyüyen ve yakınmalara yol açan myomları olan, ileride gebelik düşünmeyen hastalara histerektomi (rahmin alınması) uygulanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/myomlarin-tibbi-tedavisi">Myomların Tıbbi Tedavisi</a></strong><br />
GnRH analogları diye adlandırılan bir grup ilaç myomların boyutlarını küçültmek için kullanılabilir. Bu ilaçlar uzun süreli kullanıldığında kemik kaybına yol açar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ilaçlar cerrahi öncesinde myomları küçültmek için kullanılabilir. Menapoz benzeri yan etkiler oluşturan bu ilaçlar sıcak basması, vajinal kuruluk ve kemik kaybına neden olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/myomlarin-dondurulmasi-krioterapi">Myomların dondurulması: Krioterapi</a></strong><br />
Yale Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü&#8217;nün yaptıkları bir çalışmada myomların artık ameliyatla alınmasının gerekli olmadığı, dondurularak tedavi edilebilecekleri gösterildi. Amerikan Üreme Sağlığının 1996 yılında Bostonda yapılan toplantısında bu calışmanın ilk sonuçları tebliğ edildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu tedavide myom üzerine özel bir prob ile ulaşılarak -196 C soğukluktaki bir sıvı nitrojen kaynağı ile myomlar dondurulabiliyor ve canlılıklarına son verilerek ufalmaları sağlanabiliyor. Bu tedavi sayesinde myomların ameliyatla alınmalarına gerek kalmıyor, kan kaybı ve ciddi ameliyat riskleri ve ameliyat sonrası yapışıklıklar gibi komplikasyonlardan kaçınılmış oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çalışma halen devam etmekte. Aynı hekimler ile Cincinati&#8217;de düzenlenen 1997&#8242;deki yıllık kongrede tekrar bu konuyu tartışma imkanı bulduk ve çalışmalararının devam etmekte olduğunu, bir süre sonra tamamlanacağını ve sonuçlarının çok başarılı olduğunu öğrendik. Bakarsınız yakın bir gelecekte myomlarım ameliyatla nasıl alınacağından çok, nasıl dondurulabileceğini tartışacağız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/myomlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Polikistik Over Hastalığı</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/polikistik-over-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/polikistik-over-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 10:38:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Normal yumurtalık fonksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[Polikistik Over Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Polikistik Over Hastalığının Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Polikistik Over Hastalığının Tanısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/wordpress/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[Normal yumurtalık fonksiyonları
Polikistik over hastalığının nasıl oluştuğunu anlayabilmek için, yumurtalık fonksiyonlarının bilinmesi gerekir. Üreme çağında yumurtalıkların iki ana fonksiyonu vardır; bunlardan biri düzenli adet kanamalarının arasında yumurta üretimi, diğeri ise östrojen ve progesteron hormonlarının Salınmasıdır. 
Bu hormonlar yumurtayı döllenmeye ve Fallop tüplerini de embryo transferine hazırlar, ve döllenen embryonun rahimde tutunabilmesi için gerekli ortamı sağlar.

Beyindeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/normal-yumurtalik-fonksiyonlari">Normal yumurtalık fonksiyonları</a></strong><br />
<span class="t808080x14">Polikistik over hastalığının nasıl oluştuğunu anlayabilmek için, yumurtalık fonksiyonlarının bilinmesi gerekir. Üreme çağında yumurtalıkların iki ana fonksiyonu vardır; bunlardan biri düzenli adet kanamalarının arasında yumurta üretimi, diğeri ise östrojen ve progesteron hormonlarının Salınmasıdır. </span><br />
<span class="t808080x14">Bu hormonlar yumurtayı döllenmeye ve Fallop tüplerini de embryo transferine hazırlar, ve döllenen embryonun rahimde tutunabilmesi için gerekli ortamı sağlar.<br />
<span id="more-9"></span><br />
Beyindeki hipofiz bezinden yumurta gelişimini uyaran hormon (FSH) ve yumurtanın olgunlaşarak çatlamasını uyaran hormonların (LH) salınımı ile yumurta gelişimini ve yumurtalıklarda hormon üretimini kontrol eder.</span></p>
<p> </p>
<p>Adet sonrasında FSH ve LH hormonlarının etkisi ile folikül gelişimi başlar, östrojen salgılayan her folikül bir yumurta içerir. Menstruel siklusun (adet dönemi) ortasında yumurtlama gerçekleşir.</p>
<p>Baskın olan folikül çatlar ve yumurta Fallop tüplerine atılır, çatlayan folikülün hücreleri progesteron hormonu salgılar. Boş folikül büzüşür, ve oluşan sarı renkli yapıya korpus luteum adı verilir.</p>
<p>Menstruel siklusun luteal faz denen ikinci döneminde korpus luteumdan östrojen ve çok miktarda progesteron salgılanır.</p>
<p>Eğer döllenme gerçekleşirse döllenen yumurta (embryo) Fallop tüplerinde üç dört gün geçirdikten sonra rahime gelerek endometrium denen rahimin iç tabakasına yerleşir. Östrojen ve progesteron rahmi embryonun tutunabilmesi için hazır hale getirir, ve embryonun besinini sağlar.</p>
<p>Eğer döllenmiş yumurta rahme tutunamazsa bu hormonlar yumurtlamadan iki hafta sonra iyice azalır, ve rahimin iç tabakası dökülür, buda adet kanamasına neden olur. Menstrüel siklus tekrar başlar.</p>
<p><strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/polikistik-over-hastaligi">Polikistik Over Hastalığı</a></strong><br />
Beyindeki hipofiz bezi yeterli miktarda FSH ve LH hormonu salgılamazsa yumurtlama gerçekleşmez, ve folikül (yumurta) gelişimi menstrüel siklusun ilk döneminde durur. Bu yüzden östrojen ve androjen hormonları sürekli yüksek düzeylerde olur. Yumurtalıklar büyür ve kistler oluşur, buda daha fazla östrojen ve androjen (erkeklik hormonu) hormonu salınmasına yol açar.</p>
<p>Artan hormon düzeyleri ve yumutlamanın olmaması kısırlığa neden olur. Artmış hormonlarla sürekli uyarılan endometrium (rahimin iç tabakası) kalınlaşır, ve buda fazla ve düzensiz kanamaya yol açar.</p>
<p>Yüksek dozdaki östrojenin endometrimu sürekli uyarması sonucu yıllar içinde rahim kanseri gelişebilir. Artmış androjen (erkeklik hormonu) düzeyleride aşırı kıllanmaya neden olur.</p>
<p><strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/polikistik-over-hastaligi">Polikistik Over Hastalığı</a>nın Tanısı</strong><br />
Polikistik over hastalığının tanısı hastanın yakınmaları ve muayenesi ile kolaylıkla konabilir.</p>
<p>Tanının doğrulanabilmesi için kan hormon düzeylerinin ölçümü gerekir. Ultrason incelemesi ile yumurtalıklardaki kistler belirlenir. Eğer hastalık uzun süreden beri devam ediyorsa rahimden parça alınarak değerlendirilir.</p>
<p><strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/polikistik-over-hastaligi">Polikistik Over Hastalığı</a>nın Nedenleri</strong><br />
Yumurtalıkların fonksiyonunu bozarak polikistik over hastalığına neden olan birçok faktör vardır. Bilinen bazı nedenler;</p>
<p><strong>Şişmanlık </strong><br />
Polikistik over hastalığının en sık görülen nedeni şişmanlıktır. Yağlı dokular östrojen salgılar, buda beyindeki hipofiz bezinden yeterli FSH salgılanmasını engelleyerek yumurtlamayı engeller.</p>
<p><strong>Diabet (Şeker Hastalığı) </strong><br />
İnsülin düzeylerinin yüksek olduğu diabetli hastalarda yumurtalıkların normal fonksiyonu bozulur ve polikistik over hastalığına benzer tablo gelişir.</p>
<p><strong>Hormonal Bezlerdeki Düzensizlik </strong><br />
Böbrek üstü bezler veya diğer hormon salgılayan bezler çok aktif hale gelebilir ve polikistik over hastalığının bulgularını oluşturur. Fazla androjen (erkeklik hormonu) üretilmesi yumurtlamayı engeller. Adrenal bezlerden salgılanan androjenler yağ dokusunda östrojene çevrilir.</p>
<p><strong>Polikistik Over Hastalığının Tedavisi</strong><br />
Tanısı konduktan sonra polikistik over hastalığının tedavisi kolaydır. Hasta ileride gebelik istemese bile mutlaka tedavi görmelidir, çünkü uzun süre yüksek düzeydeki hormonlara maruz kalınması rahim kanserine yol açabilir.</p>
<p><strong>Kilo Verme </strong><br />
Birçok polikistik over hastası kilo vererek normale dönebilir. Uzun süreden beri şişman olan kişilerin kilo vermesi zaman ve çaba gerektirir. Bu hastaların doktor kontrolü altında verilen diet programlarını uygulamaları ve ekzersiz yapmaları gerekmektedir.</p>
<p><strong>Ovulasyon İndüksiyonu (Yumurtlamanın Uyarılması</strong>)<br />
Hastalığın tedavi edilmesindeki ana amaç kadının çocuk sahibi olabilmesi için yumurtlamanın uyarılmasıdır. Bu amaçla doktor kontrolünde bazı hormon ilaçları kullanılır. Klomifen aı verilen ilaç ile yapılan tedavi ekonomik, kolay ve yan etkileri azdır.</p>
<p>Beyindeki hipofiz bezini uyararak yumurta uyarıcı hormonun salgılanmasını sağlar. Bazen yüksek dozda ve uzun süreli kullanımı gerekebilir. Klomifene cevap vermeyen vakalarda enjeksiyon ile uygulanan hormon ilaçları kullanılır. Bu ilaçlar yumurtalıkların daha fazla uyarılmasına ve çoğul gebeliklere yol açabilir.</p>
<p><strong>Hormon Tedavisi </strong><br />
Polikistik over hastalığının tedavisinde kullanılan en iyi hormon ilacı düşük doz doğum kontrol haplarıdır. Bunlar yumurtalıklardan hormon üretilmesini azaltarak yükselmiş androjen (erkeklik hormonu) düzeylerinin düşmesini sağlar.</p>
<p>Eğer 35 yaşın üzerinde ve sigara içiyorsanız doğum kontrol hapları önerilmez. İleride hamilelik istenmediğinde ve androjen düzeylerinin çok yüksek olduğu hastalarda aylık progesteron tedavisi ile adetler düzenlenir.</p>
<p><strong>Cerrahi </strong><br />
İlaçlar ile tedavi sağlanamazsa laparoskopi ile lazer veya elekrokoter uygulanarak yumurtlama uyarılabilir.</p>
<p><strong>Erken Tanı</strong><br />
Annesinde polikistik over hastalığı olan kadınlar dikkatli olmalıdır. Eğer adetlerin başlamasından beri adet düzensizlikleri varsa polikistik over hastalığı yönünden araştırma yapılması gerekir.</p>
<p><strong>Sonuç</strong><br />
Polikistik over hastalığı aşırı kıllanmaya, adet düzensizliklerine, aşırı kanamalara, yumurtlamanın olmaması ve kısırlığa yol açar. Hastalığın nedeni kesinlikle bilinmemesine rağmen hastalık başarı ile tedavi edilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/polikistik-over-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
