Hamilelikte Yatış Biçimi

Gebelikte bebeğiniz için kaygılanırsınız ve yaptığınız şeylerin sağlıklı olup olmadığını daha çok düşünürsünüz. Bu döneme kadar uyumak size rahatlatıcı bir faaliyetken bu dönemde uyku pozisyonunuzu eleştirirsiniz ve acaba bebeğim zarar görür mü diye kaygılanırsınız. Bu yazımızda sizlere hamilelikte doğru uyku pozisyonunu anlatıyoruz.


Hamilelikte Yatış Biçimi
Alışık olduğunuz yatış biçiminizden gebelik sırasında vazgeçmeniz, altı yaşındayken oyuncak ayınızdan vazgeçmek kadar zordur. Bu nedenle bir süre uykunuzdan olursunuz, fakat bu durum yalnızca yeni yatış biçimine alışıncaya kadar sürer.

Sıklıkla kullanılan iki yatış biçimi (sırtüstü ve yüzüstü) gebelik sırasında uygun değildir. Çünkü yüzüstü yatış, karnınız büyüdüğü için bir karpuzun üzerinde yatmak ne kadar rahatsa o kadar rahattır. Sırtüstü yatmaksa daha rahat olmasına karşın, rahminizin bütün ağırlığı sırtınızın, barsaklarınızın ve inferior vena cava denen vücudun aşağı kısımlarından kalbe kan geri dönüşünden sorumlu olan damarın üzerine biner. Bu da sırt ağrılarını ve basurları arttırabilir, sindirim işlemini engelleyebilir, solunumu ve dolaşımı bozabilir ve kan basıncınızın düşmesine neden olabilir.

Bu, ayakta uyumanız gerekiyor anlamına gelmiyor. Kıvrılarak ya da uzanarak bir tarafınıza yan yatmanız, tercihen de sol yan tarafınıza yatıp arasına yastık koyarak bir bacağınızı diğerinin üstünde çaprazlamanız, yalnızca sizin için değil bebeğiniz için de en iyi yatış biçimidir. Bu yatış biçimi yalnızca besinlerin ve kanın plasentaya en üst düzeyde ulaşmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda böbreğin işlevlerini en iyi şekilde yerine getirmesini sağlar ki bunun anlamı da atıkların ve sıvıların vücuttan daha iyi atılımı ve diz, ayak ve ellerde daha az şişmedir.

Bununla birlikte çok az insan bütün gece aynı yatış biçiminde kalmayı başarabilir. Uyanır ve kendinizi sırtüstü veya yüzüstü yatar durumda bulursanız telaşlanmayın. Bunun hiçbir zararı yoktur. Yan pozisyona dönün ve uyuyun. Birkaç gece kendinizi rahatsız hissedebilirsiniz, fakat vücudunuz çok yakında yeni yatış biçimine alışacaktır.

Hamilelikte Yolculuk Yapmak

Hamilelik sürecinde anne adayının sağlık durumu her koşulda önem arz etmektedir. Eğer bu süreçte yolculuk yapmak zorunda kalırsanız kesinlikle doktorunuza danışmalısınız. Hamile bayanların yolculukta uzun süre hareketsiz kalması sıkıntı doğurabileceği gibi başka sıkıntılarla da karşılaşılabilir. Bakalım hamilelik döneminde yolculukta nelere dikkat etmeliyiz ve neler sakıncalıdır.

Hamilelikte Yolculuk Yapmak

Bu konuda hekiminizin onayını almalısınız. Eğer kan basıncınız, sekeriniz veya başka herhangi bir sorununuz varsa hekiminiz bu yolculuğu onaylamayabilir. Bu kesinlikle yolculuk yapamazsınız anlamına da gelmez. Doktorunuza bir saatte ulaşabileceğiniz bir yere tatile giderseniz hiçbir sorununuz olmaz. Düşük riski olan gebeliklerin ilk üç ayında düşük riskinin en fazla olmasına karşın ve vücudunuz hala gebeliğin neden olduğu bedensel ve duygusal değişikliklere ayak uydurmaya çalışıyor olsa da uzun yolculuklar yapmak sakıncalı değildir. Fakat gebeliğin son aylarında uzun yolculuklar yapmak pek önerilmez. Çünkü doğumunuz erken başlarsa hekiminize ulaşamayabilirsiniz.

Sıcak iklimli bölgelere tatile gittiğinizde zaten artmış olan metabolizmanız nedeniyle pek rahat edemeyebilirsiniz. Yüksek rakımlı bölgelere tatile gitmeniz tehlikeli olabilir. Çünkü vücudunuzun oradaki az oksijene uyum sağlamaya çalışması sizi ve bebeğinizi zor durumda bırakabilir. Eğer yüksek bir yere gitmeyi düşünüyorsanız, varışınızdan günlerce sonra ortaya çıkabilecek Akut Dağ Hastalığı’na karşı önlem almalısınız. Eğer son aylarınızdaysanız hekiminiz gideceğiniz yere vardığınızda bir tane, daha sonraki ilk iki gün için günlük, daha sonra haftada iki kere olmak üzere zorlamasız test yapılmasını önerebilir. Bebeğinizde sıkıntı olduğunu gösteren herhangi bir işaretle oksijen verilmeye başlanır ve alçak yörelere dönmeniz gerektiği anlaşılmış olur.

Bazı aşılar gebelikte sakıncalı olduğu için giderken aşı yaptırmanız gereken azgelişmiş ülkeler de tatil için uygun değildir. Bu bölgelerin bazıları henüz aşısı üretilmemiş bulaşıcı hastalıkların görüldükleri yerler de olabilir.

Hekiminizden izin aldığınızda, küçük bir planlamaya, kendiniz ve bebeğiniz için güvenli ve iyi bir yolculuk için biraz önlem almaya gereksinmeniz olacaktır.

Rahatlatıcı Bir Gezi Planlayın. Altı günde dokuz şehrin gezildiği büyük bir tur yerine tek bir yere gitmeyi yeğleyin. Kendi düzenlediğiniz bir yürüyüş gezisi, sizin için düzenlenmiş bir grup turundan daha iyidir. Bir kaç saatlik bir şehir ve alışveriş turu yerine okuma, gevşeme ve şekerlemeyle geçirilen bir zaman sizin için daha yararlıdır.

Diyet Programınızı Yanınıza Alın. Siz tatilde olabilirsiniz fakat bebeğiniz hala büyümek için canla başla çalışıyordur ve hala aynı besinlere ihtiyacı vardır. Öğünlerinizden toptan fedakarlık etmeniz gerekmez, birazcık tedbirli olmanız yeter. Bebeğinize gereken besinleri sağlamaya çalışırken siz de özel yemeklerden tadabileceğiniz şekilde dikkatli siparişler verin. Çok iyi bir akşam yemeği yemek için, sabah kahvaltısı veya öğle yemeğini atlamayın.

Su İçmeyin. Yurt dışına seyahat ediyorsanız sağlıklı olduğundan emin olmadığınız suları kesinlikle içmeyin. Meyve suları veya şişe suyu ile günlük sıvı ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Bazı bölgelerde çiğ, soyulmamış meyve ve sebzeleri yemek de sağlıklı olmayabilir. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi almak için hekiminize başvurun.

Gerekli Olabilecek Şeyleri Yanınıza Alın. Yolculuğunuz sırasında yeteri kadar vitamin almanızı garantilemek için, yanınıza taze süt bulamayacağınızı düşünerek süt tozu; kepekli ekmek bulamayacağınızı düşünerek veya beyaz ekmeği zenginleştirmek için bir kavanoz yulaf ezmesi alın. Hekiminiz tarafından yolculuk için önerilen mide haplarınızı, gerektiği zaman bakmak için en iyi gebelik kitabınızı, bir çift rahat ayakkabıyı ve genel tuvalete girmeniz gerekirse kullanmak üzere bir tuvalet temizleyicisini alın.

Gideceğiniz Yerdeki Kadın Doğum Uzmanının Telefon Numarasını Edinin. Herhangi acil bir durum için bu numaranın elinizin altında bulunması iyi olur. Hekiminiz de gideceğiniz yerdeki bir hekim arkadaşını önerebilir. Eğer önermezse gideceğiniz yerin sağlık müdürlüğünden bu konuda bilgi alabilirsiniz. Bazı büyük otel zincirlerinde bu tip bilgiler bulunabilir. Eğer herhangi bir nedenle acilen bir hekime ihtiyacınız olursa ve hekim bulamazsanız en yakın hastaneye veya acil servise başvurun.

Sizinle İlgili Tıbbi Bilgiler Yanınızda Olsun. Her yolculuğunuzda böyle yapmalısınız ancak gebeliğinizde daha çok özen göstermelisiniz. Bu kartlarda kan grubunuz, kullandığınız ilaçlar veya alerjik olduğunuz ilaçlar ile gerekli diğer tıbbi bilgiler, hekiminizin adı, adresi, telefon numarası bulunmalıdır. Çantanızın kaybolabileceğini de düşünüp pasaportunuzun içine bu kartlardan bir tane koyun.

Yolculuğun Yol Açabileceği Sorunları Bilin. Günlük programınızdaki ve diyetinizdeki değişiklikler kabızlık çekmenize neden olabilir. Bundan kaçınmak için üç şey önemlidir: lifli besinler, sıvı ve alıştırma. Sabah kahvaltınızı biraz erken yapmak da yararlı olabilir, böylelikle günlük programınıza başlamadan önce tuvalete ayıracak vakit bulabilirsiniz.

Gitmeniz Gerektiğinde Gidin. İdrar yolu enfeksiyonu veya kabızlık çekmemek için tuvalete gitmeyi ertelemeyin. Gereksinme duyar duymaz gidin.

Gereksinmeniz O1duğunda Destek Alın. Eğer varis sorununuz varsa (hatta yalnızca varisiniz olduğundan şüphelenseniz bile ) uzun zaman oturacağınızda (arabada, uçakta veya trende) ve çok uzun zaman ayakta kalacağınızda (müzede) varis çorabı giyin.

Yolculukta Uzun Süre Hareketsiz Kalmayın. Uzun süre oturmak bacaklarınızdaki kan dolaşımını kısıtlayabilir. Öyleyse uçakta veya trendeyken en azından bir veya iki saat arayla bir süre kalkın ve yürüyün. Eğer otomobilde seyahat ediyorsanız, mola vermeden iki saatten uzun yolculuklar yapmayın.

Uçakla Yolculuk Yapıyorsanız. Uçmayı düşündüğünüz havayolları şirketinin gebe kadınlar için özel düzenlemeleri olup olmadığını kontrol edin. Uçağın ön bölümünde yer alabilmek için yeterince erken davranın (gereğinde ayağa kalkabilmeniz, yürüyüş yapabilmeniz için koridor kenarı olması daha iyi olur). Basıncı ayarlanmamış kabinlerde uçmayın. Bütün ticari jetlerde basınç ayarlaması yapılmıştır. Fakat bazı özel havayollarında veya özel uçaklarda bu ayarlama yapılmamış olabilir ve yükseklerdeki basınç değişiklikleri sizin ve bebeğinizin oksijeninizi azaltabilir.

Seyahat tarifesine bakarken özel yemek listeleri olup olmadığını kontrol edin ve eğer varsa kepekli ekmeği ve yüksek proteinli besinleri seçin. Bazı havayollarında bulunan düşük kolesterollü, vejetaryen ve deniz ürünleri içeren öğünler seçiminizde kolaylık sağlar. Hava ulaşımının neden olduğu su kaybını önlemek için bol miktarda su, süt ve meyve suyu için. Havayollarının vereceği öğünü desteklemek için yanınızda kepekli krakerler, peynir, çiğ sebzeler ve taze meyveler bulundurun.

Emniyet kemerinizi karninizin altından rahat olacak bir şekilde takın. Eğer saat farkı olacak kadar uzağa yolculuk yapıyorsanız, bunun yaratacağı yorgunluk ve kafa karışıklığını dikkate alın. Gideceğiniz yerdeki zamana alışmak için oraya varınca kendinize birkaç gün zaman tanıyın. Yemek saatlerinizi ve yatma saatinizi bulunduğunuz yerin zamanına göre yavaş yavaş ileri veya geri almanın da size yararı olabilir.

Arabayla Yolculuk Yapıyorsanız. Yanınızda acıktığınız zamanlar için içinde atıştırabileceğiniz besleyici yiyecekler ve bir termos süt veya meyve suyu bulunan yiyecek çantası bulundurun. Eğer uzun süreli yolculuk yapacaksanız, oturacağınız koltuğun rahat olduğundan emin olun. Eğer rahat değilse otomobil aksesuarları satan herhangi bir dükkandan sırtınızı destekleyen bir yastık almayı düşünebilirsiniz. Boynunuzu bir yastıkla desteklemek rahatınızı artırır. Eğer arka koltukta oturmuyorsanız koltuğunuzu olabildiğince geriye iterek bacaklarınıza en geniş hareket alanını sağlayın. Elbette emniyet kemeriniz yeterince gevşek olmalıdır.

Trenle Yolculuk Yapıyorsanız. Trende akşam yemeği servisi olup olmadığını kontrol edin, eğer yoksa yanınıza yeteri kadar besin alın. Eğer tüm gece seyahat edecekseniz yataklı vagonu tercih edin.

Lohusalık Depresyonu Nedir

Anne adayları uğraştırıcı ve yorucu 9 aylık bekleyişin ardından bebeğinin gelmesiyle rahatlamayı arzular. Ancak bazı anne adaylarının bünyesi, anneliğin bu koşuşturmalı günlerini kaldıramayıp doğum sonrasında mutsuz olur, en ufak şeyden etkilenir. Aşırı hassas olan sinirler her davranışı şekillendirir ve sonrasında pişmanlık hissedilir. Bu duruma lohusalık depresyonu denir.

Lohusalık Depresyonu Nedir

Doğum Sonrası Depresyonun Belirtileri Nelerdir?

Depresyon, kısa süreli annelik hüznünden farklı ve daha ağır süreçtir. Doğum yapan kadınların yüzde beş yada onluk kısmında görülür. Doğum sonrasında ki ilk altı aylık dönemde ortaya çıkabilir. Belirtileri ise; uyku düzeninin bozulması -az yada fazla uyku isteği-, iştahındaki değişimler, mutsuzluk ve çökkünlük hissi, bebeğin yada kendisinin bakımında zorlanma, sinirlilik, tahammülsüzlük, endişe ve kaygı duyulması olarak sıralanabilir. Uzun süreceğinden bir uzman tarafından değerlendirilip annelik hüznünden farklı olduğu tesbit edilerek kontrollü tedaviye başlanmalıdır. Tedavi edilmediğinde düzelmesi uzun süreceğinden hayatı zorlaştırabilir. İlaç tedavisi uygulanabilir bu yüzden uzman görüşmeleri ile emzirmeye ara verilebilir.

Doğum Sonrası Depresyonun Nedenleri Nelerdir?

Depresyona birçok şey etken olabilir. Belirlenen bazı riskleri şöyle sıralanabilir: Önceki doğumunda depresyon geçirmiş olmak, zorlu gebelik süreci, doğumun zor ve uzun süreli olması, evlilikte yaşanan sorunlar, istenmeyen gebelik, kayıp ile sonuçlanan hamilelik, sosyal desteğin yetersizliği, anne-bebek ayrılığı, sosyo-ekonomik sorunlar ve doğum öncesi oluşmuş psikolojik sorunlar denilebilir. Ayrıca doğum sonrasındaki fiziksel ve biyolojik hızlı değişim, sosyal yaşantıdaki değişimler de depresyonu başlatan etkenler arasındadır.

Doğum Sonrası Psikoz (Post Partum Psikoz) Nedir?

Çok sık görülmese de ciddi bir durumdur. Yine doğum sonrasındaki ilk günlerde fark edilebilir. Düşünce sistemi bozukluğu ile gerçeği değerlendiremezler. Bebeğin kendisinin olmadığını düşünür,bebeğin sağlığına dair endişeye kapılır ya da bebeğin zarar görmesinden korkar. Böylece hem kendine hemde bebeğe bakamayacak duruma gelir.

Bazen halüsinasyonlara da rastlanır, duygudurumunda dalgalanmalar, içe kapanma ya da taşkınlık oluşur, uyku düzeni ve beslenme de rahatsız edici boyutlarda bozulur. Annenin bebeğe ya da kendisine zarar verme gibi eğilimleri de görülebilir. Bu durumda aile yakınlarından bebeğin bakımını üstlenmeleri istenir ve annenin bir sağlık merkezine yatışı ile tedavi süreci başlatılır. Tedavinin başlamasıyla annenin davranışlarında değişim gözlense de tedaviye devam edilir, iyileşmesi uzun sürer.

Bebek Cinsiyeti Seçimi Sırasında Merak Edilenler

Gebelikten haberdar olunduğu andan itibaren anne ve babanın merakını cezbeden konu bebeğin cinsiyetidir. Gelişen tıp insanlara her türlü imkanı sunduğu gibi bebeğinin cinsiyetini seçme imkanı da sunmaya başladı. Uzman Dr. Halil İbrahim Tekin yapmış olduğu açıklamayla sizlere bu konuda bilgileri sunuyoruz.


Bebek Cinsiyeti Seçimi Sırasında Merak Edilenler
Dr. Halil İbrahim Tekin ile yaptığımız röportaj sonrasında cinsiyet seçimi ile ilgili bilinmesi gereken bir çok konuyu sizlerle paylaşıyoruz.

Cinsiyet seçimi uygulamasıyla Tüp bebek tedavisi arasında ne gibi farklar vardır?
Cinsiyet seçimi yaparken işlemin çalışabilmesi amacıyla fazla miktarda yumurtaya ihtiyaç vardır. Bu nedenle yumurtalıkları uyarmak amacıyla kullanılan ilaçlar ve kullanma biçimi değişmektedir.Yumurtalar MII adı verilen 23 kromozom içeren İCSİ işlemine uygun olmalıdır. İki-Üç tane sağlıklı (ki genetik testleri cinsiyet belirlemenin haricinde standartlara uygun olarak yapılmaktadır) istenen cinsiyette embriyoyu beşinci gün transfer etmek istiyoruz. Yaşa göre değişmekle beraber yüzde altmış altı olan hamilelik oranını yakalayabilmek amacıyla en az iyi kalitede iki tane embriyo transfere dilmelidir.

Cinsiyet seçimiyle bebek sahibi olduğumda bebeğimin herhangi bir genetik hastalığı olabilir mi ?
Cinsiyet tayini işlemiyle beraber en çok karşılaşılan genetik hastalıklar da incelenmektedir. İstemeniz halinde her çeşit genetik rahatsızlık teşhisi konulabilir. Tek gen hastalıkları ve yirmi üç çift kromozoma dek genetik teşhis mümkündür.

Cinsiyet belirleme ile bebek sahibi olmak istediğimde belli bir yaş sınırı var mıdır?
Herhangi bir yaş sınırlaması yoktur.Rahmi olan her kadın cinsiyet tayini işlemini yaptırabilir.

Cinsiyet tayini ile bebek sahibi olmadan önce ne gibi testler yaptırmam icab ediyor?
Sperm testi ve HSG adı verilen ilaçlı rahim filmi yaptırmak gerekir. Bu testi daha önceden yaptırmamış olanlar Kıbrıs’a geldiğinde bu testleri yatırabilirler.

Cinsiyet Secimi için tedavi süresi ne kadardır. Nasıl bir yol izlenmelidir?
Öncelikle yapılması gereken bu işi yapacak olan merkezdeki hekimle görüşmektir. Çeşitli yollardan önce yazışılp randevu alınır ve mutlaka bir sperm testi ve ilaçlı rahim filmiyle doktorla görüşülüp muayane olunur. Doktorunuz size yapılması gereken ön tetki varsa bu konuda sizi yönlendirir.Tedavinizi belirler ve takibini sağlar.İlk görüşmeler 6yaklaşık 1 saatte biter.Daha sonra tedavi şekilllenir.+ Tedavi 10 gün kadar iğne içerir ve adetin 2. veya 3. günü başlar+ Adetin yaklaşık 14. günü hafif bir anestezi ile yumurtalar toplanır ve sperm ile döllenir.+ 3 gün sonra gelişen embriyolara genetik test yapmak için blastomer biopsisi yapılır+ İsteyen hastalar 14. ila 19. gün arasında kendi memleketlerine gidebilirler.+ Yumurta toplamadan 5 gün sonra oluşan embriyolar anne adayına transferedilir.

Cinsiyet tayini yapılması Türkiye’de niçin yasaklanmıştır?
Çeşitli dini ve sosyal sebepler nedenler olduğunu düşünüyorum.

Cinsiyet Tayini sırasında sperm veya yumurta başka birinden mi alınır ?
Hastanın kendi yumurtası ve spermi bulunuyorsa başka bir sperm ya da yumurta kullanmak mantık dışı olur.Çünki her yumurta ve spermin bir maliyeti vardır.

Normal ilişki ile hamile kalındığında bebeğin cinsiyetini tayin etme gibi bir şansı var mıdır?
Bilimsel olarak kanıtlanmış böyle bir yöntem yoktur.

Genetik ya da Kalıtsal hastalıkları olan kişilerde cinsiyet tayiniyle çocuk sahibi olabilir mi?
İlaçlarla tedavisi kontrol edilebilen hastalar bu yöntemi uygulamayabilir.

Cinsiyet tayini yaptırmak istediğimizde herhangi bir sağlık güvencesi ile tedavi mümkün müdür?
Malesef SGK yada diğer özel sigortalar ile tedavi mümkün değildir.

Yumurtalarım Çok kaliteli değil buna rağmen cinsiyet tayiniyle çocuk sahibi olabilir miyim?
Evet mümkündür, olabilirsiniz.

Spermleri az ya da hareketsiz olan beylerde cinsiyet tayininde problem olur mu?
Her iki durumda da yapılabilmektedir.

İdeal Annelik Yaşı Kaç Olmalı

Gebelik süreci kadının vücudunda ciddi değişimlerin yaşandığı bir süreçtir. Bu süreçte anne adayının yaşı, metabolizması ve sağlığı ideal konumda olmalıdır ki bebeğin sağlığı ve gelişimi de istendik şekilde ilerlesin. Peki ideal annelik yaşı nedir, erken yaşta ve ileri yaşlarda gebelik bebeğin gelişimini ne şekilde etkiler. Bu konuda sizler için hazırlamış olduğumuz bilgileri sunuyoruz.


İdeal Annelik Yaşı Kaç Olmalı

Günümüzde ileri yaş dediğimiz 35 yaş üstünde gebelik sayıları artmıştır. İdeal gebelik yaşları 20-35 yaşları arasındadır. Kadınların çalışma ve sosyal hayat içinde daha fazla yer almaları, eğitim süreçlerini daha uzun tutmaları ve infertilite (kısırlık) tedavi yöntemlerinin ilerlemiş olması nedeniyle gebelik yaşı daha ileri yaşlara kalabilmektedir. Özellikle ilk gebeliğini 30′lu yaşlardan sonra geçiren pek çok kadın mevcuttur. Son 10-20 yılda bu durumun sıklığı artmıştır.

Kadının yaşı ilerledikçe gebelik olasılığı da azalır. Çünkü yumurtalık fonksiyonları yavaşlar, yumurta sayı ve kaliteleri azalır. Dolayısıyla gebe kalma potansiyallerinde azalma olur. 35 yaştan sonra her adet döngüsünde yumurtlama olmayabilir.

Yaş artışıyla beraber bazı problemlerin de görülme olasılığı artar. Öncelikle kromozomal hastalıklar ve özellikle Down Sendromu görülme riskinde yaşa bağlı istatiksel bir artış mevcuttur. Bu hastalıkta zeka geriliği ile birlikte bazı kalp ve organ anomalileri mevcuttur. Ancak gebelik sırasında yapılan bazı tarama testleri (ikili-üçlü test) ile risk hesaplanır ve riskli gebelerde prenatal testler ile (amniosentez-koryon villus biyopsisi ) kromozom analizi yapılarak fetusta bu hastalığın olup olmadığı tespit edilebilir.

Yaş ilerledikçe insanlarda hipertansiyon veya şeker hastalığı gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı artmaktadır.

Boş Gebelik Nedir

Halk arasında su hamileliği olarak adlandırılan boş gebelik; hamilelik kesesini oluşturan zar ve plasenta oluşurken bu yapıların içerisinde bir bebek bulunmamasıdır. Ultrasonda embriyo ve kalp atımları görülmesi gereken haftalarda kesenin boş olarak izlenmesiyle tanı konulur.

Boş Gebelik Nedir
Düşükler her zaman aynı belirtilerle oluşmaz. Bazen kanama veya ağrı henüz başlamamışken teşhis edilebilen düşükler vardır. Gebelik kesesi görülmesine rağmen embriyonun gelişmemesi veya çok erken dönemde gelişmesinin durması nedeniyle görülmemesi Anembriyonik gebeliği düşündürür ve bu durum bir düşük türüdür. Boş gebelikte gebelik kesesini oluşturan zar ve plasenta mevcutken,içinde fetüs bulunmaz.
Belirtileri
Normal bir gebelikten hiçbir fark yoktur. Ancak ultrason kontrolünde farkedilebilir.Yapılan ultrasonda gebelik haftasına göre embriyo görülmesi gerekirken, görülmez.Bu durumda tanı konur.(Embriyonun abdominal ultrasonografide 6 haftalıkken, vajinal ultrasonografide ise 5.5 haftalıkken görülmesi gerekir.Yine de hesaplamada oluşabilecek hatalardan dolayı tanıda aceleci davranmamak,en azından bir hafta bekleyerek durumun seyri hakkında yeterli bilgi edinmek gerekir.)
Nedenleri
Sperm ve yumurtalarda kalite düşüklüğünden ya da kromozomal bir anomaliden kaynaklanır.Hemen kalıtsal olduğu düşünülmemelidir.O gebeliğe mahsustur,tekrarlama olasılığı düşüktür.Ancak 2 ya da daha fazla düşük yaşandığında anne ve babada genetik bir problem olduğu düşünülebilir.

Tedavi
Anembriyonik gebelik tanısının kesin olduğu durumlarda gebeliğin en kısa zamanda kürtaj ile sonlandırılması gerekir.Bir sonraki adet döneminden sonra tekrar gebelik denenebilir.

Hemoroidin Bitkisel Tedavisi

Hemoroid makat bölgesindeki damarların genişlemesi yani varisidir.Hemoroidin ana nedeni kabızlıktır ve kalıtımsal özellikte taşımaktadır. Hemoroidli hastaların çoğunda uzun süren kabızlık vardır ve ailede birçok hemoroidli şahıs bulunmaktadır. Hemoroid hastalığı toplumda çok yaygın bulunmaktadır.


Hemoroidin Bitkisel Tedavisi
Hemoroid muayene olmaya utanıldığı için bitkiler ve doğal yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılan hastalıkların başında gelir tabi buna bağlı olarakta yüzlerce bitkisel hemoroit tedavi tarifleri vardır.

Hemoroit tedavisine başlamadan önce mutlaka teşhisi bir uzmana doğrulatmak gerekir çünkü hemoroid tedavisi yapıyorum derken erken teşhisin hayati önem arzettiği kötü huylu bir hastalığın tedavisinin gecikmesine sebep olunabilir.

Yine bunun gibi hemoroide benzeyen ama tedavisinin daha farklı olduğu apse,makat çatlağı,kondilom gibi hastalıkların iyileşmesini sağlayamaz.

Burada yazılan tedavilerin bilimsel desteği vce güvenilirlik testleri olmayıp daha çok rahatlamak amacıyladır.

Doğal Tedavi Yöntemleri

Ilık su oturma banyosu;leğene konan banyo suyu sıcaklığında suya 5-10 dakika oturulduğunda makat kaslarının rahatlamasına bağlı olarak şikayetler azalır.Suyun içine karanfil çayı konması rahatlamayı artırır.

Termofor veya sıcak tuğlaya oturma

Sıcak sıyla aynı etkiye sahiptir istenilen ortamda uygulama rahatlığı vardır.

Sülük yapıştırma (tıbbi sülük uygulama)

Özellikle şişmiş basurda etkilidir.İçi pıhtı dolarak şişmiş hemoroidin üzerine yapıştırılan sülük içindeki pıhtıyı emerek basıncı düşürür bunun sonucu ağrıda ve şişlikte azalma olur. Normal hemoroidde etkisi olmaz.

Bitkisel Basur Tedavisi

Patlıcan sapı; Kemer patlıcanın yeşil sap kısmını 1 bardak suya bir patlıcan sapı hesabıyla kaynatıp bu sudan sabah akşam bir bardak içilir.

Acı badem ezmesi; Havanda ezilen acı badem sirke ile karıştırılır krem haline getirilip basura sürülürse basura faydalıdır

At kestanesi; Kestaneler ezilerek un haline getirilir yemeklerden önce bir çay kaşığı yutulur.Kanayan basurda kanamayı azaltır.

Çemen yağı; 25 gr. çemen unu, 75 gr. zeytinyağı, 25 gr. çörek otu yağı, 300 gr. su karıştırılıp kaynatılır.Suyun tamamı buharlaştığında kalan yağ süzülür.Bu yağ basura sürülür basurdan kaynaklanan şikayetler azalır.

Ayva çekirdeği: Birkaç ayvanın çekirdekleri bir subardağı suda bekletilip süzülür balla karıştırılır basura sürülürse şikayetlere azalmasını sağlar.

Civan perçemi pelin otu ile beraber kaynatılıp çayı hazırlanır. Bu çaydan günde bir bardak içmek ve hemoroite sürmek rahatlatıcı etki yapar.

Böğürtlen yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak yemeklerden önce içilirse basur memelerinde küçülme yapabilir.

Bolca dere otu çayı yemek basurdan kaynaklanan ağrıyı hafifletir.

Ezilerek un haline getirilen kara kavak tomurcukları zeytinyağı ile merhem haline getirilip basur memelerine sürülmesi şişlik ve ağrının çabuk geçmesini sağlar.

Ihlamur,keten tohumu,meyan kökü ve ceviz yaprağının beraber öğütülüp balla macun yapılıp yemeklerden 1 saat önce 1er şeker kaşığı yenilmesi şikayetleri geçirir.

Hemoroide İyi Gelen Bitkiler

Burada yazılan uygulamalar farklı otörlerin önerisi yada farklı toplumların uygulamalrıdır siz daha iyi cevabı hangisinden alacağınızı ancak deneyerek öğrenebilirsiniz.Bu uygulamalar daha çok hemoroidden kaynaklanan şikayetleri azaltmaya yöneliktir.

Patlıcan sapı; Kemer patlıcanın yeşil sap kısmını 1 bardak suya bir patlıcan sapı hesabıyla kaynatıp bu sudan sabah akşam bir bardak içilir.

Acı badem ezmesi; Havanda ezilen acı badem sirke ile karıştırılır krem haline getirilip basura sürülürse basura faydalıdır

At kestanesi; Kestaneler ezilerek un haline getirilir yemeklerden önce bir çay kaşığı yutulur.Kanayan basurda kanamayı azaltır.

Çemen yağı; 25 gr. çemen unu, 75 gr. zeytinyağı, 25 gr. çörek otu yağı, 300 gr. su karıştırılıp kaynatılır.Suyun tamamı buharlaştığında kalan yağ süzülür.Bu yağ basura sürülür basurdan kaynaklanan şikayetler azalır.

Ayva çekirdeği: Birkaç ayvanın çekirdekleri bir subardağı suda bekletilip süzülür balla karıştırılır basura sürülürse şikayetlere azalmasını sağlar.

Civan perçemi pelin otu ile beraber kaynatılıp çayı hazırlanır. Bu çaydan günde bir bardak içmek ve hemoroite sürmek rahatlatıcı etki yapar.

Böğürtlen yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak yemeklerden önce içilirse basur memelerinde küçülme yapabilir.

Ezilerek un haline getirilen kara kavak tomurcukları zeytinyağı ile merhem haline getirilip basur memelerine sürülmesi şişlik ve ağrının çabuk geçmesini sağlar.

Ihlamur,keten tohumu,meyan kökü ve ceviz yaprağının beraber öğütülüp balla macun yapılıp yemeklerden 1 saat önce 1er şeker kaşığı yenilmesi şikayetleri geçirir.

Dereotu; kahvaltı, öğle ve akşam yemeklerinden 10-15 dakika önce yenilen dereotu basura karşı çok iyi bir çözüm getirmektedir. En az bir ay boyunca uygulanmalıdır.

Şeftali, çiçekleri kabızlığı giderir. Meyvesi hazmı kolaylaştırır. İdrar yollarını temizler. . Basur memelerinden doğan şikâyetleri giderir.

Papatya, Bir avuç papatya çiçeği suda kaynatılır, süzülür, süzüntü ılık olarak içilir. basur memelerinde ağrı kesici, tedavi edici etkiye sahiptir

Düğün çiçeği,kavak merhemi ile birlikte haricen basur tedavisinde kullanılmaktadır.

Karahalile, içerdiği tanen nedeniyle damar büzücü etkisi vardır. Bu etkisi nedeniyle hemoroid tedavisinde kanamaları azaltmak için kullanılır.

Mazı,kavrulur,dövülür ve şekerle tatlandırılır.sabahları birer kahve kaşığı yutulur.

İstenilen miktarda çörekotu tohumu yakılır, elde edilen kül acıdülek suyu ile karıştırılarak uygulanır.

Sonbaharda toplanan 500 gr ısırgan otu ve ebegümeci yaprağı ufalanır, 4 lt suda kaynatılır, süzülür,bu sudan sabahları aç karına birer bardak içilir.

Bir su bardağı ısırgan otu tohumu dövülür ve birkaç tatlı kaşığı balla karıştırılıp sabahları aç karma birer tatlı kaşığı yenir.

Bir su bardağı kuşburnu meyvası suda kaynatılır, ezilir, şekerle tatlandırılır, sabahları aç karma birer tatlı kaşığı yenir.

Bir kase kuru siyah üzüm havanda dövülür, içyağı ile pomat haline getirilerek basur memelerine uygulanır.

Ardıç katranı suda kaynatılır, hasta buharına oturtulur.

At kestanesi havanda dövülür, günde 3 kez birer çay kaşığı su ile yutulur.

Bir su bardağı anason ateşte yakılır, elde edilen külden sabahları aç karma bir kahve kaşığı su ile yutulur.

Çekirdekleri temizlenmiş birkaç kırmızı biber dövülür, balla tatlandırılıp her yemekten sonra bir tatlı kaşığı yenir.

Palamut dövülür,sabah,öğle ve akşam aç karına birer çay kaşığı yutulur.

Bir miktar toz edilmiş sarısabır otu aynı miktarda pırasa tohumu ile karıştırılıp içyağı ile pomat haline getirilerek haricen uygulanır.

Pırasa , kabızlığı giderir. basur memeleri için faydalıdır.

Birer su bardağı ebegümeci yaprağı, papatya, sığırkuyruğu çiçeği ve keten tohumu dövülür, pomat haline gelinceye kadar haşhaş yağı ilave edilerek haricen uygulanır.

Bir fincan üzerlik tohumu dövülür, birkaç kaşık balla tatlandırılıp kahvaltıdan önce sabahları aç karına birer tatlı kaşığı yenir.

Bir avuç kuru üzüm kabuklan soyulmamış bir baş sarımsakla dövülür, bir bez üzerine yayılıp hemoroid memeleri üzerine haricen uygulanır.

Bir fincan karakavak tohumu havanda dövülür, pomat haline gelinceye kadar koruk suyu eklenerek macun kıvamına getirilir ve uygulanır.

İki avuç keten tohumu su ile kaynatılır, hasta buharına oturtulur.

Bir demet maydanoz bir çay bardağı zeytinyağında kavrulur, bir bez üzerine yayılarak hemoroid memelerine bağlanır.

İki üç avuç kadar sığırkuyruğu çiçeği suda kaynatılır, ezilir ve hemoroid memelerine uygulanır.

Bir su bardağı yahudi baklası tohumu dövülür balla tatlandırılır,sabahları kahvaltıdan önce aç karma birer tatlı kaşığı yenir.

Bir su bardağı mayasılotu kökü suda haşlanır, süzülür, bu haşlama suyu ile lavman yapılır.

Bir avuç taze bamya ile birkaç adet ceviz yaprağı su ile haşlanır, süzülür, haşlama suyu ile lavman yapılır.

Patates soyulur, çiğ olarak rendelenir, hemoroid memelerine haricen uygulanır.

Bir patlıcan ateşte pişirilir, ezilir, bir beze yayılarak ılık olarak hemoroid memelerine uygulanır.

Basur-Hemoroid İçin Bitkisel Çözümler

Altınotu

Herba Ceterachi İdrar söktürücü ve kabız etkileri vardır. basura karşı, haricen kullanılır.

Böğürtlen

Kullanılan kısımları yaprakları ve çiçek tomurcuklarıdır. Yapraklar çiçek açmadan toplanır, gölgede kurutulur. Yapraklarda tanen ve organik asitler ihtiva eder. Hafif kabız edici özelliği olmakla beraber; diş etleri, bademcik ve boğaz iltihaplarinda, ishal ve basurda kullanılmaktadır.

Civan perçemi (binbir yaprak otu, kandil çiçeği)

Bitkinin kullanılan kısmı, yapraklı ve çiçekli dallarıdır. Dalar ve çiçekler henüz tamamen açılmadan toplanır ve gölgede kurutulur. Bitkinin bu kısımları uçucu yağ, sabit yağ ve acı glikozit maddelerini ihtiva ederler. Kuvvet verici, uyarıcı, idrar ve gaz söktürücüdür. İçersindeki Sincolden dolayı antiseptik, balgam söktürücü ve midevidir. Yara iyi edici bir özelliği vardır. basurda sulu hulasası fitil halinde verilir.

Düğün çiçeği

Kavak merhemi ile birlikte hâricen basura karşı verilmektedir.

Kakao yağı

Oleum cacao basur memelerini, kadınların göğüslerindeki yara ve çatlakları yumuşatmak için haricen kullanılır.

Kestane

Kabuklarının suda kaynatılması ile elde edilen çay, ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir.

Migrene Bitkisel Çözüm

Halk arasında yarım baş ağrısı diye bilinen ve soğuk bir terleme ile birlikte gelip, başın ve yüzün yarısını kaplayan özel bir baş ağrısıdır. Ağrılar bazen dayanılmayacak kadar şiddetli olur. Birkaç dakika sürebileceği gibi saatlerce hatta günlerce devam eder. Bu ağrıyı geçirmenin bitkisel yöntemini sizlere sunuyoruz.

Migrene Bitkisel Çözüm
Migren, ağrılı bir hastalıktır.
Bulanmalar, kusmalar, ışık ve bazende sese karşı duyarlılık gibi belirtilerle başlar.
Çok sıkıntılı bir durumdur.
Miğren, kişini tüm faaliyetlerini durdurabileceği gibi yaşama kalitesini de azaltır.
Kişiyi olumsuz etkiler.

Ve bu zor duruma bir formül:

Lavanta güzel kokusu çok güzel bir kokudur.
Bu kokuyla sinir sistemi sakinleştiriyor.
Lavantayla miğrne karşı savaşınızı başlatın !

İşte migrene savaş açarken kullancağınız lavantanın formülü ;

Migreniniz sürekli migren atakları yaşatıyorsa size ;
bir küvet dolusu suya 15-25 damla lavanta yağı damlatın ve o suda banyo yapın.

Banyodan sonra ;Karanlık odada uyumaya çalışın.
Uyandıktan sonrada kan dolaşımınızı rahatlacak bir çay: eşit miktarda lavanta çiçeği ve biberiyeyle
yapılan bir çay

Minimum 30 gün hergün bir bardak bu çaydan içmek demek beyininizdeki kan dolaşımlarınıda rahatlatmak demektir

Baş Ağrısına Bitkisel Tedavi

Baş ağrısı kimi zaman günlük yaşantımızı altüst edecek derecede etkili olur ve bizi canımızdan bezdirir. Bir ağrıkesici al kurtul derseniz şunu hatırlatalım doktorlar ağrı kesici tüketimini en az seviyeye indirmemiz konusunda sürekli bizleri uyarıyor. O zaman ne yapacağız diyorsanız sizlere yan etkisi olmayan bitkisel tadavi yöntemleriyle baş ağrılarından kurtulma yöntemlerini sunuyoruz.


Baş Ağrısına Bitkisel Tedavi
Zencefil Zencefil çayı, başınızda zonklayan damarları yatıştırır. Ayrıca, vücudun ağrı-algılayıcı kimyasallarının üretimini yavaşlatır ve dolaşımı kolaylaştırır. Çayı hazırlamak için, 1/3 çay kaşığı toz zencefili veya kıyılmış taze zencefili bir fincan sıcak suya karıştırın. Soğumaya bırakın, süzün ve ilk baş ağrısı belirtisinde için.

Akırkarha (feverfew) Koyungözü de denilen bir çeşit kasımpatı olan bu bitki, yüksek ateş nedenli ağrıyı dindirmekte o kadar etkilidir ki, `baş ağrısı bitkisi` diye anıldığı bile olmuştur. Ağrıyı geçirmek veya gelecek bir ağrının önüne geçmek için, iki adet taze akırkarha yaprağı çiğneyin. Veya, 2 ila 3 çorba kaşığı kuru akırkarhayı bir fincan sıcak suya karıştırıp çayını da yapabilirsiniz. En az 10 dakika demlenmeye bıraktıktan sonra süzün ve damak zevkinize göre tatlandırın. En iyi etki için, günde iki fincan taze demlenmiş akırkarha çayı için.

Gebelikte Alkol Kullanımı

Alkolün zararları hakkında kesin bilgileriniz vardır. Fakat bu zararlı alışkanlığı birde gebelik döneminde devam ettirirseniz hem sizin hemde bebeğinizin sağlığını tehdit eder. Uzmanların gebelik döneminde alkol kullanımıyla alakalı yaptığı açıklamaları bu makalemizde paylaşıyoruz.


Gebelikte Alkol Kullanımı

Fetal alkol sendromu denilen ve bebeğin anne karnındayken alkole maruz kalması ile oluşan bir problem ciddi sonuçlara neden olmaktadır. Zeka geriliği, gelişme bozukluğu, davranış bozuklukları, organ kusurları görülür. Başın normalden büyük ya da küçük olması, tavşan dudağı denilen dudak yarıkları, burunda şekil bozukluğu, anormal şekilli organlar, kalp şekil ve işlev bozuklukları, omurga bozuklukları, cinsel organ ve böbreklerde sorunlar fetal alkol sendromunun sonuçlarıdır.

Alınan alkol miktarı arttıkça olumsuz sonuçların görülme sıklığı ve şiddeti artmaktadır. Alkolün etkin maddeleri hücrenin gelişim döngüsünü bozar ve gelişim engellenir. Karaciğer ve böbrekler anneden gelen alkolü ne yapacağını bilemez ve işleyemez böylece o zamana kadar normal gelişen hücrelerde de hasar oluşturur. Alkol yine plasentanın fonksiyonlarını bozar ve bebek beslenmesi sekteye uğrar. Böylece her yönden bir gelişme geriliği ortaya çıkar.

Gelişim geriliğinin seviyesinde alınan alkolün çokluğu, alınma sıklığı, hamileliğin hangi aşamasında kullanıldığı belirleyici sol oynar. Örneğin hamileliğin ilk haftalarında alınan alkol organların oluşmasında sorunlara neden olurken, son aylarda alınan alkol beyin hücrelerini etkiler.

Alkol alan bir kadın normale göre daha fazla düşük yapma ve plasentanın erken ayrılma riski içindedir. Sorunlar sadece bununla kalmayarak doğumu izleyenzamanlarda eklem, kalp ve vücut ısısı sorunları baş gösterir.
Fetal alkol sendromu denilen ve bebeğin anne karnındayken alkole maruz kalması ile oluşan bir problem ciddi sonuçlara neden olmaktadır. Zeka geriliği, gelişme bozukluğu, davranış bozuklukları, organ kusurları görülür. Başın normalden büyük ya da küçük olması, tavşan dudağı denilen dudak yarıkları, burunda şekil bozukluğu, anormal şekilli organlar, kalp şekil ve işlev bozuklukları, omurga bozuklukları, cinsel organ ve böbreklerde sorunlar fetal alkol sendromunun sonuçlarıdır.Alınan alkol miktarı arttıkça olumsuz sonuçların görülme sıklığı ve şiddeti artmaktadır. Alkolün etkin maddeleri hücrenin gelişim döngüsünü bozar ve gelişim engellenir. Karaciğer ve böbrekler anneden gelen alkolü ne yapacağını bilemez ve işleyemez böylece o zamana kadar normal gelişen hücrelerde de hasar oluşturur. Alkol yine plasentanın fonksiyonlarını bozar ve bebek beslenmesi sekteye uğrar. Böylece her yönden bir gelişme geriliği ortaya çıkar.

Gelişim geriliğinin seviyesinde alınan alkolün çokluğu, alınma sıklığı, hamileliğin hangi aşamasında kullanıldığı belirleyici sol oynar. Örneğin hamileliğin ilk haftalarında alınan alkol organların oluşmasında sorunlara neden olurken, son aylarda alınan alkol beyin hücrelerini etkiler.Alkol alan bir kadın normale göre daha fazla düşük yapma ve plasentanın erken ayrılma riski içindedir. Sorunlar sadece bununla kalmayarak doğumu izleyenzamanlarda eklem, kalp ve vücut ısısı sorunları baş gösterir.