<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Medikal Bilgiler ve Hastalıklar &#187; Soru-Cevap</title>
	<atom:link href="http://www.medikal-hastaliklar.com/kategori/soru-cevap/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.medikal-hastaliklar.com</link>
	<description>hastalıklar, medikal hastalıklar, hastalık ansiklopedisi, medikal blogunuz.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Apr 2010 20:53:37 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>GDO nedir, ne kadar zararlıdır?</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/gdo-nedir-ne-kadar-zararlidir.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/gdo-nedir-ne-kadar-zararlidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 16:13:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[GDO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/?p=1478</guid>
		<description><![CDATA[TÜRK insanı genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) nedeniyle sağlığından mı olacak yoksa bu teknoloji refah ve avantaj mı sağlayacak? 26 Ekim’de yürürlüğe giren gıda ve yem amaçlı GDO’lu ürünlerin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair yönetmelik, bu soruların yanında tartışmaları da beraberinde getirdi ve Türkiye’de gündemin zirvesine yerleşti. Daha önce, gerekli denetim olmadığı için ülkeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/wp-content/uploads/gdo.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1479" style="margin: 5px;" title="gdo" src="http://www.medikal-hastaliklar.com/wp-content/uploads/gdo-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>TÜRK insanı genetiği değiştirilmiş organizmalar <strong>(<a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/gdo">GDO</a>)</strong> nedeniyle sağlığından mı olacak yoksa bu teknoloji refah ve avantaj mı sağlayacak? 26 Ekim’de yürürlüğe giren gıda ve yem amaçlı <strong><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/gdo">GDO</a></strong>’lu ürünlerin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair yönetmelik, bu soruların yanında tartışmaları da beraberinde getirdi ve Türkiye’de gündemin zirvesine yerleşti. Daha önce, gerekli denetim olmadığı için ülkeye girişi yasak olan ürünleri tartışan Türkiye, artık genetiği değiştirilmiş gıdalarla resmi olarak tanışıyor. <span id="more-1478"></span>Bu şu demek: Akrep geni taşıyan pamuk, tavuk genli patates ve balık genli domates hayal ürünü değil, gerçek. Türkiye’de biyogüvenlik yasası olmamasından denetim mekanizmasına ilişkin şüphelere kadar birçok itirazın yapıldığı konuda en merak edilen şey, bu ürünlerin insan<br />
sağlığına olan etkileri. Acaba bu ürünler birçoklarının iddia ettiği gibi gerçek bir tehlike mi yoksa açlığa ve yoksulluğa çare mi? İşte tüm boyutlarıyla <a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/gdo">GDO</a> dosyası…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ceyda ERENOĞLU / GAZETE HABERTÜRK</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>GDO NEDİR?</strong><br />
DOĞADA kendi başına gerçekleşmeyen, sadece laboratuvar ortamında genetik<br />
değişiklik sonucu üretilen organizmalara “Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO)”<br />
denir. Örneğin, mısıra bir bakteriden alınan genin yerleştirilmesi ancak laboratuvar ortamında ve insan eliyle gerçekleşir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>‘3 KUŞAK SONRA KISIRLIK BAŞLAR’</strong><br />
İstanbul Üniv. İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Demirkol:<br />
Prof. Dr. Kenan Demirkol, Türkiye’nin hâlâ bir biyogüvenlik yasası bulunmadığını ve bu yasa olmadığı için ithal edilen bir gıdanın içeriğini incelemenin mümkün olmadığını söylüyor. “Bir doktor olarak ithal edilen gıdada zehir olduğunu düşünür ve varlığını kanıtlayıp açıklarsam, markaya zarar vermekten dava edilirimancak ürünü üreten firmaya hiçbir şey olmaz” diyen Demirkol, GDO’lu ürünlerin alerji riskini artırmanın yanında insan ve hayvanlarda antibiyotiklere karşı direnç oluşumuna da neden olduğunu belirtiyor. Demirkol, yapılan deneylerin en geç üçüncü nesilden itibaren kısırlık görülebileceği sonucunu ortaya çıkardığını vurguluyor</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>‘AÇIKLAMALAR YETERLİ DEĞİL’</strong><br />
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. <strong>Ahmet Aydın:</strong><br />
Prof. Dr. Ahmet Aydın, hükümet yetkililerinin GDO tohumlarının bebekmamalarında olmayacağı açıklamasını yeterli bulmuyor ve “Madem bebeklere zararlı olduğunu biliyoruz, neden iki-üç yaşındaki çocuklara yediriyoruz?” sorusunu soruyor. Prof. Dr. Aydın’a göre toksinler ve diğer zararlımaddeler, körpe vücutları daha çok etkiliyor. Hamileler ve çocuk sahibi olabilecek genç erkekler de aynı riski taşıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>‘KANSER YAPMAZ’ DİYEMEYİZ</strong><br />
İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü’nden Uzman Dr. Yavuz Dizdar: GDO’lu ürünlerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin yeterince araştırılmadığını söyleyen Uzman Dr. Yavuz Dizdar, şu ana kadar bilinen zararlar arasında, ciddi alerjiler ile bir GDO türüne özgü olan ve ölümcül seyreden kas erimesi olduğunu hatırlattı. Dr. Dizdar’a göre, hiç karşılaşılmayan bir genin etkileri tahmin edilemez. Bu nedenle “GDO’lu ürünler, kanser ve Alzheimer gibi hastalıklara neden olmaz!” demek doğru değil. Dr. Dizdar’a göre tükettiğimiz gıdaların güvenli olup olmadığını bilmemiz binlerce yıldır tüketiyor olmamızın bir sonucu. Oysa GDO’lar son 10 yıldır tüketiliyor. Bu anlamda doğada var olmadıkları ve hiçbir güvenlik araştırması yapılmadığı için halkın bilinmeze itilmesine sessiz kalmamak gerekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>‘GDO’YA HAYIR!’</strong> demek için 5 neden<br />
Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile ilgili olarak 30’u aşkın sivil toplum kuruluşunu barındıran “GDO’ya Hayır Platformu” kuruldu. Platform GDO’lu ürünlere 5 nedenden dolayı ‘Hayır’ diyor. GDO’nun insan sağlığı üzerine etkileri konusunda<br />
bugüne kadar yapılan araştırmalar, kesin sonuçlara ulaşmamış. Bu nedenle yapılan araştırmalar yetersizdir. GDO’lu ürünler bebekler için yasak, anne babalar için serbesttir. Bu ürünler zararlı ise emziren ya da hamile kadınlar tarafından neden tüketilmekte; iddia edildiği gibi zararlı değilse bebeklere niçin yasaklanmaktadır? Hayvan denekleri üzerinde yapılan denemeler GDO’ların;<br />
kan yapısını bozduğunu, bağışıklık sistemini çökerttiğini, sinir sistemini tahrip ettiğini, organlarda küçülme meydana getirdiğini ve sonraki nesillerde üreme yeteneğini bitirdiğini göstermektedir. GDO’lu ürünlerde antibiyotik direnç geni kullanılmakta ve bunun insan ve hayvan sağlığı açısından son derece zararlı olduğu bilinmektedir. GDO’lu yemlerle beslenen hayvanlar ve ürünler de GDO’lu<br />
sayılmaktadır. Ancak ürünlerin etiketlenmesine ilişkin hiçbir madde yönetmelikte yer almamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ NE DİYOR?</strong><br />
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), günümüzde uluslararası pazarlarda satılan<br />
GDO’lu ürünlerin risk değerlendirmelerinden geçtiğini ve insan sağlığına etki edecek herhangi bir zararın tespit edilmediğini söylüyor. Ancak genel gıda<br />
hijyeni prensiplerine göre satış öncesi ve sonrasında risk değerlendirmesi ve sıkı<br />
bir denetleme yapılması gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/gdo-nedir-ne-kadar-zararlidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası kilo vermeye ne zaman başlanabilir?</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanabilir.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanabilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 15:20:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/?p=1455</guid>
		<description><![CDATA[Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Günbey, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Remzi Aydın ve Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın, “Doğum Sonrası Kilo Verme” hakkındaki sorularımızı yanıtladı.
HAMİLELİK DÖNEMİNDE KİLO ALMA ORANI NE OLMALIDIR?
Op. Dr. Remzi Aydın: Klasik olarak &#8220;hamilelik dönemi boyunca 8 ila [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/wp-content/uploads/248_hamile_bebe.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1456" style="margin: 5px;" title="248_hamile_bebe" src="http://www.medikal-hastaliklar.com/wp-content/uploads/248_hamile_bebe.jpg" alt="" width="150" /></a>Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Günbey, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Remzi Aydın ve Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın, “Doğum Sonrası Kilo Verme” hakkındaki sorularımızı yanıtladı.<span id="more-1455"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>HAMİLELİK DÖNEMİNDE KİLO ALMA ORANI NE OLMALIDIR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Op. Dr. Remzi Aydın: </strong>Klasik olarak &#8220;hamilelik dönemi boyunca 8 ila 12 kilo alımı normaldir&#8221; dense de, Her kadının hamilelik öncesi kilosu, metabolizması ve risk faktörleri farklı olduğundan standard bir limit koymak doğru değildir. Her kadın için bireysel olarak hesaplanmalıdır. Örneğin gebelik öncesi 90 kg olan ve şeker hastalığı riski taşıyan bir gebe için bu 6 &#8211; 9 kg olabileceği gibi, çok zayıf hamile kalan için 15 &#8211; 17 kilo bile sorun olmayabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DOĞUM SONRASINDA HASTALARIN KİLOLARIYLA İLGİLİ SAPLANTILARI OLUYOR MU?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Op. Dr. Remzi Aydın: Kadınların tabii ki fiziksel görünümleri ve kiloları ile ilgili kaygıları her zaman vardır ve olmalıdır da! Bu kendi vücudunu beğenme duygusunu beraberinde getirir. Bununla beraber gebelik döneminin çok özel ve geçici bir dönem olduğu akıldan çıkarılmamalıdır ve bu dönemde klasik güzellik ölçütlerinin geçerli olamayacağı bilinmelidir.Unutulmamalıdır ki bu dönem geçicidir ve bu dönemin sonunda çifti büyük bir ödül beklemektedir!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DOĞUMUN HEMEN SONRASINDA ZAYIFLAMAYA BAŞLAMAK KADINI NASIL ETKİLER?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Op. Dr. Remzi Aydın: Doğumla beraber 4-6 kg arasında kilo kaybedildikten sonra, eğer doğru bir beslenme rejimi uygulanırsa düzenli bir şekilde ayda 1- 2 kg arasında verilebilir. Unutulmamalıdır ki çok az kalori almak hem loğusa sağlığı için zararlı olabilir, hem de sütün azalmasına yol açabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ANNENİN DOĞUMUN HEMEN SONRASI DÜŞÜK KALORİLİ DİYETLER YAPMASI DOĞRU MUDUR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Uz. Dr. Gökçe Günbey: Yeterli ve dengeli beslenme ile anne hem kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılamakta, hem de bebeğinin fizyolojik ve psikolojik açıdan gereksinimi olan anne sütünün yeterli miktarda üretilmesini sağlamaktadır. Bu dönemde annenin hem kendi sağlığı, hem de bebeğinin sağlığı açısından daha çok enerji, protein, vitamin ve mineral alması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Emziren annelerin, emzirme dönemi boyunca günlük enerji gereksinimlerine en az 500 kalori ilave edilmesi gerekmektedir. <a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/gebelik">Gebelik</a> döneminde normalden fazla kilo alan ve gebelik öncesinde de fazla kilolu olan annelerin emzirme döneminde vitamin ve mineral alımına dikkat ederek ayda 2 kilo kadar zayıflamasında bir sakınca olmadığı ve bunun süt üretimini olumsuz etkilemediği bildirilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak emzirmenin herhangi bir döneminde günde 1500 kaloriden daha düşük diyetler asla uygulanmamalıdır. Bu seviyenin altındaki enerji alımlarının süt üretimini bozmasının yanı sıra diğer besin öğelerinde de yetersizliğe yol açabileceği bilinmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ANNENİN BESLENMESİ SÜTÜN KALİTESİNİ ETKİLER Mİ?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Uz. Dr. Gökçe Günbey: Anne sütünün kalitesi annenin yediği gıdalardan direkt olarak etkilenmemekle birlikte, sütün miktarı annenin aldığı sıvı gıdalarla ilişki gösterebilmektedir. Anne sütünün % 80’den fazlası sudan oluşmaktadır. Bu nedenle süt miktarının yeterli olabilmesi için annenin günde en az 3 litre sıvı gıda alması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Vejetaryen diyet ile beslenen annelerde protein ve bazı vitamin eksiklikleri görülebilmekte, bu eksiklikler takviye edilmediğinde bebekte de eksikliklere yol açabilmektedir. Ayrıca annenin diyetinin kalsiyumdan fakir olması durumunda, kalsiyum anne kemiğinden alınıp süt üretimine katılmaktadır. Bu durum hem anneyi, hem de bebeğin gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir. Emzirme döneminde annenin iyot gereksinimi de normale göre artış göstermektedir. Özellikle guatr vakalarının fazla görüldüğü bölgelerde, bebekte ve annede eksiklik olmaması için iyot gereksinimi mutlaka karşılanmalıdır. Sonuç olarak diyebiliriz ki; vitamin, mineral, protein, yağ ve karbonhidratlardan oluşan yeterli ve dengeli beslenme hem anne, hem de bebek sağlığı açısından vazgeçilmezdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DOĞUM YAPAN ANNELER FAZLA KİLOLARINI NE ZAMAN VERMEYE BAŞLAYABİLİR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dyt. Şefika Aydın: Anne sütü alan çocuk ilk 3-4 ayda normal bir gelişim göstermektedir. Dört aydan sonra büyüme hızı yavaşlamaya başlamaktadır. 6. aydan sonra da ek besin verilmeye başlanmaktadır. Ülkemizde annelerin çoğunlukla çocuklarını 1,5- 2 yaşına kadar emzirdikleri bilinmektedir. Gebeliğinde fazla kilo alan anneler hamileliğin ilk 4 ayını atlattıktan sonra toparlanma dönemi sonrası diyet yapmaya başlayabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KİLOLARI NE KADAR SÜREDE VERMELİLER?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dyt. Şefika Aydın: Yapılan çalışmalarda hamilelik sonrasında haftalık 0.5kg kilo kaybı annenin gereksinimlerini azaltmamakta ve süte her hangi bir etkide bulunmamaktadır. Annenin aylık vermesi uygun görülen kilo 2’dir. Toplam süreç annenin fazla kilosuna bağlıdır. Gebeliğinde 15 kilonun üzerinde alan anne ile gebelik döneminde 9-12 kg alan annenin kalan kilosunu verme süresi kişiden kişiye değişmektedir. Fakat fazla kilolarda süreci daha uzuna yaymak kiloyu korumanın en önemli adımıdır. Hızlı verilen kilo annede kas kaybına sebep olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yorgunluk, baş ağrısı, kan şekerinin düşmesi, stres, ağız kokusu kemik minerilizasyonunda azalma gibi birçok sağlık problemleri oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“EMZİRMEK” FORMA GİRMEK İÇİN ETKİLİ MİDİR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Op. Dr. Remzi Aydın: Emzirmek eylemi anne için yoğun bir metabolizma artışı demektir. Bu hem bebeğe verilecek sütün içindeki maddelerin kalorisi, hem de emzirme eylemi için harcanan kalori demektir. Bu kalori harcamaları tabii ki annenin forma girişini hızlandırabilir. Sadece dikkat edilecek nokta anne sütünü çoğaltabilmek için bilinçsizce kalori alışında artışa yol açmamaktır. Yoksa süt verildiği sürece forma girmek bir yana daha da fazla kilo alımına yol açılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DOĞUMDAN NE KADAR SONRA SPORA BAŞLANABİLİR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Op. Dr. Remzi Aydın: Normal doğum sonrası eğer dikiş yoksa 1. hafta sonrası spora başlanabilir.Ama annenin yoğun bir süt üretim ve yeniden yapılanma döneminden geçtiği ve çok yorgun olabileceği düşünüldüğünde ilk haftalar, günde sadece 15 dk..kadar kısa tutulabilir ve sadece karın ve kaça eklemleri ile ilgili egzersizlerle sınırlı tutulmalıdır. Çok güncel olan &#8220;Pilates&#8221; türü egzersizlerin hafif ve zorlamasız türleri özellikle faydalı olabilir. Buradaki asıl amaç bel ve kalça etrafındaki kasların forma sokulmasıdır. Sezaryen sonrası ise egzersizlere 3. haftanın sonrası başlanılmalı,6.haftanın sonrası aerobik, kalori harcamasını hızlandıracak egzersizlerle desteklenmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>EMZİREN ANNELERE BESLENME AÇISINDAN ÖNERİLERİNİZ NELERDİR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dyt: Sefika Aydın: Emziren anneler aşağıdaki önerilerimizi dikkate almalıdırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">• Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alınmalıdır. Emziklilikte su metabolizmasında artış vardır. Alınan su süt salgılanmasıyla, metabolik su ise artan yiyecek alımıyla artmaktadır. Süt miktarının değişmemesi için annenin sıvı alımını arttırmak gerekir. Günlük alınan toplam sıvı miktarı yaklaşık 3000 ml olmalıdır. Bu miktar pratik ölçüler ile 12 su bardağı su, süt, ayran, hoşaf, komposto, limonata, şerbet, meyve suları şeklinde önerilmelidir. Çay, kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığı bilinmektedir</p>
<p style="text-align: justify;">• Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekleri, portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir. Bireysel özelliklere göre gaz yapıcı besinler çıkartılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">• Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar tüketilmemelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emzikli anne güneşlenmeye özen göstermelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınmayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer.</p>
<p style="text-align: justify;">• Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjileri yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Çayı kuşluk, ikindi gibi öğün aralarında, yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmeli, çaylara limon suyu eklenmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">• Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden birisidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanabilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hipotroid hastasına nasıl bir tedavi uygulanmalıdır?</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/hipotroid-hastasina-nasil-bir-tedavi-uygulanmalidir.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/hipotroid-hastasina-nasil-bir-tedavi-uygulanmalidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 10:04:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Hipotroid]]></category>
		<category><![CDATA[Hipotroid hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/?p=1404</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Hipo troid hastasıyım nasıl bir tedavinin uygulanması nasıl olmalı açıklama  yapıp beni aydınlatırsanız memnun olurum.
Saygılarımla iyi çalışmalar.

Cevap: Hipotiroidi tiroid bezinin az çalışması durumuna verilen addır. Sebepleri çok çeşitli olabilir.  Tanıda hastanın TSH, T4 ve T3 düzeylerine bakılır. Özellikle TSH ve T4 düzeyleri önemlidir.
Hipotroidide metabolizma yavaşlar ve hastalarda halsizlik, çabuk yorulma, çok üşüme, kilo [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Soru: Hipo troid hastasıyım nasıl bir tedavinin uygulanması nasıl olmalı açıklama  yapıp beni aydınlatırsanız memnun olurum.</p>
<p><strong>Saygılarımla iyi çalışmalar.</strong><span id="more-1404"></span></p>
<div id="MsgContainer" class="ExternalClass">
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #c0c0c0;">Cevap: Hipotiroidi tiroid bezinin az çalışması durumuna verilen addır. Sebepleri çok çeşitli olabilir.  Tanıda hastanın TSH, T4 ve T3 düzeylerine bakılır. Özellikle TSH ve T4 düzeyleri önemlidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #c0c0c0;"><a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/hipotroid">Hipotroid</a>ide metabolizma yavaşlar ve hastalarda halsizlik, çabuk yorulma, çok üşüme, kilo alma veya verememe, ciltte-sesde kalınlaşma, saç dökülmesi, depresyon, adet düzensizliği, kolesterolde artma gibi çok çeşitli bulgular görülebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #c0c0c0;">Size hipotiroidi tanısı konduğuna göre kan tahlilleriniz ve ultrasonografi gibi gereken diğer tahlilleriniz de yapılmış olmalı. <a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/hipotroid">Hipotroid</a>i tedavisi yerine koyma tedavisi şeklindedir. Yani eksik olan tiroid hormonu hastaya dışardan verilir.  İlacın dozu ise hastanın hipotroidisinin şiddetine ve hastanın ihtiyaç durumuna göre değişiklik gösterdiğinden standart değildir. Her hastaya ihtiyacına göre özel doz ayarlaması yapılır ve hastalar 6 ay yada yıllık kontrollere çağrılılarak  dozların uygunluğu değerlendirilir. <a href="http://www.medikal-hastaliklar.com/aranan/hipotroid">Hipotroid</a>i hastasının gebe kalması durumunda gelişecek bebeğin de sağlığı için gebeliğin ilk ayında gerekebilecek doz ayarlaması için doktoruna gitmelidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #c0c0c0;">Hipotroidi tedavisi için verilen Levotroksinin iyi emilmesi için aç karnına alınması gerekir. Levotroksin Demir içeren preparatlar, bazı mide için ve  kolesterolü düşürmek için kullanılan  ilaçlarla etkileşime girebildiğinden bu grup ilaçlardan iki saat önce alınması gerekmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #c0c0c0;">İlacın dozu iyi ayarlanmadığında geçici saç dökülemesi gibi bir takım yan etkileri görülebilmektedir. Bu nedenle doktorunuz ile yakın ilişki içinde olmanız gereklidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #c0c0c0;">Hipotroidi tedavisi ömür boyu sürecek bir tedavidir. Bu nedenle tedavinizi kesmemenizi ve kontrollerinizi aksatmamanızı öneririm.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #c0c0c0;">Geçmiş olsun dileklerimle.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Uz. Dr. Selda DEMİR</strong></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/hipotroid-hastasina-nasil-bir-tedavi-uygulanmalidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuk dokunulan yerden ceryan çarpası sorusu</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/soguk-dokunulan-yerden-ceryan-carpasi-sorusu.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/soguk-dokunulan-yerden-ceryan-carpasi-sorusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 09:46:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/?p=1400</guid>
		<description><![CDATA[SORU: Merhaba beni genelde soğuk havalarda dokundugum yerlerde sanki ceyran carpiyor. Metal şeylere dokunamıyorum kazak giyemiyorum dikkat ediyorum artik bıktım karanlikta adeta kıvılcımlar görüyorum lütfen yardım edin.
Cevap:  Şikayetleriniz vücudunuzdaki statik elektriğin fazla birikmesinden olmakta.  Giyilen sentetik ve yünlü kıyafetler, çevrede duvardan duvara dediğimiz boş alan bırakmayan  halı gibi ortamların varlığı veya bulunduğumuz mekandaki nemin, elektromanyetik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SORU: </strong>Merhaba beni genelde soğuk havalarda dokundugum yerlerde sanki ceyran carpiyor. Metal şeylere dokunamıyorum kazak giyemiyorum dikkat ediyorum artik bıktım karanlikta adeta kıvılcımlar görüyorum lütfen yardım edin.<span id="more-1400"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #c0c0c0;">Cevap:  Şikayetleriniz vücudunuzdaki statik elektriğin fazla birikmesinden olmakta.  Giyilen sentetik ve yünlü kıyafetler, çevrede duvardan duvara dediğimiz boş alan bırakmayan  halı gibi ortamların varlığı veya bulunduğumuz mekandaki nemin, elektromanyetik alanların etkisi ile  vücudumuzda statik elektrik artabilmektedir. Günlük hayatta giydiğimiz yalıtkan natürlü  kauçuk &#8211; lastik tabanlı ayakkabılar, terlikler nedeni ile de statik elektrik boşalacak yer bulamayıp vücutta birikebilir.. Bu biriken statik elektrik özellikle metallerle veya insanla temasda hızlı bir şekilde aktarılırken bizde cereyan çarpması denen o rahatsız edici duyguyu yaşarız. Siz soğuk aylarda şikayetlerinizin artmasından bahsetmişsiniz., Soğuk aylardaki  havadaki nem azalması, giyilen yünlü kıyafetler vücuttaki statik elektrik oluşumunu arttırırken  ayakkabılarımızda da daha ziyade kauçuk tercih ederek boşalmayıda önlediğimizden kış aylarında şikayetlerinizde artma olabilmektedir.</span></p>
<p>Statik elektrik birikimi önlemek için  sentetik- plastik ürünlerden, yünlü boydan boya halılı ortamlardan uzak durabilir, bulunduğunuz mekanı nemlendirebilirsiniz. Ayrıca  statik elektriği önleyen bilezik, ayakkabı aparatı gibi piyasada satılan ürünler ile  vücuttan toprağa akımını sağlayabilirsiniz.</p>
<p>Geçmiş olsun dileklerimle<br />
<strong>Uz. Dr. Selda DEMİR </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/soguk-dokunulan-yerden-ceryan-carpasi-sorusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir soru bir cevap&#8230; &#8211; Saç derisi problemleri</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/bir-soru-bir-cevap-sac-derisi-problemleri.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/bir-soru-bir-cevap-sac-derisi-problemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 14:59:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[saç derisi iltihabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/?p=1340</guid>
		<description><![CDATA[SORU: Saç dipleri derisi üzerende iltihaplanmaları oluyor buda beni çok rahatsız ediyor ancak sıktığım zaman rahatladığımı hissediyorum sebebi ne olabilir?
Saç diplerinde iltihaplanma demekle sanırım küçük sivilce benzeri oluşumları kastediyorsunuz.  Böyle oluşumlar yüzde, ensede, sırtta ve bazen de göğüste görülebilmektedir.  Vücuttaki hormonların düzeyi ve dengesi ( özellikle ergenlik dönemi olmak üzere) ciltte yağ üretimi miktarında değişiklik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">SORU: Saç dipleri derisi üzerende iltihaplanmaları oluyor buda beni çok rahatsız ediyor ancak sıktığım zaman rahatladığımı hissediyorum sebebi ne olabilir?<span id="more-1340"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #999999;">Saç diplerinde iltihaplanma demekle sanırım küçük sivilce benzeri oluşumları kastediyorsunuz.  Böyle oluşumlar yüzde, ensede, sırtta ve bazen de göğüste görülebilmektedir.  Vücuttaki hormonların düzeyi ve dengesi ( özellikle ergenlik dönemi olmak üzere) ciltte yağ üretimi miktarında değişiklik yaparak bu lezyonların ouşumuna zemin hazırlayabilmektedir. Ancak tabii bunda gözeneklerin kapalı olması da rol oynamaktadır.</span></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #999999;">Yaşınız ve vücutta başka biryerlerde de olup olmadığı hakkında bilgi vermemişsiniz  Detaylı bir muayene için sizin öncelikle bir dermatoloji uzmanına gitmenizi öneririm. Eğer tanımladığınız lezyonlar bu gruba giriyorsa doktorunuz en doğru açıklamayı ve tedaviyi belirleyecektir. Ancak o zamana kadar bemim size önerim cildinizi su ile sık sık yıkamanız, belirli bölgelerde yoğunluk gösteren fazla yağı temiz- emici bir kağıt veya bez ile almanız ve stresden uzak durmanız olacaktır. </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #999999;"> </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #999999;">Geçmiş olsun dileklerimle</span></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Uz. Dr. Selda DEMİR</strong></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/bir-soru-bir-cevap-sac-derisi-problemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göz ve şakakta oluşan seğirmeler ile alakalı bir soru&#8230;</title>
		<link>http://www.medikal-hastaliklar.com/gozumde-sakagimda-ve-sol-pazumda-segermeler-oluyor-neden-olabilir.html</link>
		<comments>http://www.medikal-hastaliklar.com/gozumde-sakagimda-ve-sol-pazumda-segermeler-oluyor-neden-olabilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2009 18:30:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medikal-hastaliklar.com/?p=1285</guid>
		<description><![CDATA[Gözümde, şakağımda ve sol pazumda seğermeler oluyor neden olabilir?
Soru: Zaman zaman, gözümde, şakağımda ve sol pazumda seğermeler oluyor, başlayınca 1 saate kadar sürebiliyor yardımcı olursanız sevinirim saygılarımla..
Seğirmeler genellikle psikolojik sebeplerden kaynaklanmakta olup stres ve yorgunluğa bağlıdırlar. Nadiren ise  bir nörolojik hastalık semptomu olarak karşımıza çıkarlar. Size öncelikle önerim biraz istirahat etmeniz ve  stres [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gözümde, şakağımda ve sol pazumda seğermeler oluyor neden olabilir?</strong></p>
<p><strong>Soru:</strong> Zaman zaman, gözümde, şakağımda ve sol pazumda seğermeler oluyor, başlayınca 1 saate kadar sürebiliyor yardımcı olursanız sevinirim saygılarımla..<span id="more-1285"></span></p>
<p>Seğirmeler genellikle psikolojik sebeplerden kaynaklanmakta olup stres ve yorgunluğa bağlıdırlar. Nadiren ise  bir nörolojik hastalık semptomu olarak karşımıza çıkarlar. Size öncelikle önerim biraz istirahat etmeniz ve  stres azaltıcı çabada bulunmanızdır ( bireysel veya yardım ile olabilir). Eğer şikayetlerinizde artma olursa bir nöroloji doktoruna görünmenizi öneririm.</p>
<p><strong>Geçmiş olsun dileklerimle&#8230;<br />
Uz. Dr. Selda DEMİR</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medikal-hastaliklar.com/gozumde-sakagimda-ve-sol-pazumda-segermeler-oluyor-neden-olabilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
