Hemoroidin Bitkisel Tedavisi

Hemoroid makat bölgesindeki damarların genişlemesi yani varisidir.Hemoroidin ana nedeni kabızlıktır ve kalıtımsal özellikte taşımaktadır. Hemoroidli hastaların çoğunda uzun süren kabızlık vardır ve ailede birçok hemoroidli şahıs bulunmaktadır. Hemoroid hastalığı toplumda çok yaygın bulunmaktadır.


Hemoroidin Bitkisel Tedavisi
Hemoroid muayene olmaya utanıldığı için bitkiler ve doğal yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılan hastalıkların başında gelir tabi buna bağlı olarakta yüzlerce bitkisel hemoroit tedavi tarifleri vardır.

Hemoroit tedavisine başlamadan önce mutlaka teşhisi bir uzmana doğrulatmak gerekir çünkü hemoroid tedavisi yapıyorum derken erken teşhisin hayati önem arzettiği kötü huylu bir hastalığın tedavisinin gecikmesine sebep olunabilir.

Yine bunun gibi hemoroide benzeyen ama tedavisinin daha farklı olduğu apse,makat çatlağı,kondilom gibi hastalıkların iyileşmesini sağlayamaz.

Burada yazılan tedavilerin bilimsel desteği vce güvenilirlik testleri olmayıp daha çok rahatlamak amacıyladır.

Doğal Tedavi Yöntemleri

Ilık su oturma banyosu;leğene konan banyo suyu sıcaklığında suya 5-10 dakika oturulduğunda makat kaslarının rahatlamasına bağlı olarak şikayetler azalır.Suyun içine karanfil çayı konması rahatlamayı artırır.

Termofor veya sıcak tuğlaya oturma

Sıcak sıyla aynı etkiye sahiptir istenilen ortamda uygulama rahatlığı vardır.

Sülük yapıştırma (tıbbi sülük uygulama)

Özellikle şişmiş basurda etkilidir.İçi pıhtı dolarak şişmiş hemoroidin üzerine yapıştırılan sülük içindeki pıhtıyı emerek basıncı düşürür bunun sonucu ağrıda ve şişlikte azalma olur. Normal hemoroidde etkisi olmaz.

Bitkisel Basur Tedavisi

Patlıcan sapı; Kemer patlıcanın yeşil sap kısmını 1 bardak suya bir patlıcan sapı hesabıyla kaynatıp bu sudan sabah akşam bir bardak içilir.

Acı badem ezmesi; Havanda ezilen acı badem sirke ile karıştırılır krem haline getirilip basura sürülürse basura faydalıdır

At kestanesi; Kestaneler ezilerek un haline getirilir yemeklerden önce bir çay kaşığı yutulur.Kanayan basurda kanamayı azaltır.

Çemen yağı; 25 gr. çemen unu, 75 gr. zeytinyağı, 25 gr. çörek otu yağı, 300 gr. su karıştırılıp kaynatılır.Suyun tamamı buharlaştığında kalan yağ süzülür.Bu yağ basura sürülür basurdan kaynaklanan şikayetler azalır.

Ayva çekirdeği: Birkaç ayvanın çekirdekleri bir subardağı suda bekletilip süzülür balla karıştırılır basura sürülürse şikayetlere azalmasını sağlar.

Civan perçemi pelin otu ile beraber kaynatılıp çayı hazırlanır. Bu çaydan günde bir bardak içmek ve hemoroite sürmek rahatlatıcı etki yapar.

Böğürtlen yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak yemeklerden önce içilirse basur memelerinde küçülme yapabilir.

Bolca dere otu çayı yemek basurdan kaynaklanan ağrıyı hafifletir.

Ezilerek un haline getirilen kara kavak tomurcukları zeytinyağı ile merhem haline getirilip basur memelerine sürülmesi şişlik ve ağrının çabuk geçmesini sağlar.

Ihlamur,keten tohumu,meyan kökü ve ceviz yaprağının beraber öğütülüp balla macun yapılıp yemeklerden 1 saat önce 1er şeker kaşığı yenilmesi şikayetleri geçirir.

Hemoroide İyi Gelen Bitkiler

Burada yazılan uygulamalar farklı otörlerin önerisi yada farklı toplumların uygulamalrıdır siz daha iyi cevabı hangisinden alacağınızı ancak deneyerek öğrenebilirsiniz.Bu uygulamalar daha çok hemoroidden kaynaklanan şikayetleri azaltmaya yöneliktir.

Patlıcan sapı; Kemer patlıcanın yeşil sap kısmını 1 bardak suya bir patlıcan sapı hesabıyla kaynatıp bu sudan sabah akşam bir bardak içilir.

Acı badem ezmesi; Havanda ezilen acı badem sirke ile karıştırılır krem haline getirilip basura sürülürse basura faydalıdır

At kestanesi; Kestaneler ezilerek un haline getirilir yemeklerden önce bir çay kaşığı yutulur.Kanayan basurda kanamayı azaltır.

Çemen yağı; 25 gr. çemen unu, 75 gr. zeytinyağı, 25 gr. çörek otu yağı, 300 gr. su karıştırılıp kaynatılır.Suyun tamamı buharlaştığında kalan yağ süzülür.Bu yağ basura sürülür basurdan kaynaklanan şikayetler azalır.

Ayva çekirdeği: Birkaç ayvanın çekirdekleri bir subardağı suda bekletilip süzülür balla karıştırılır basura sürülürse şikayetlere azalmasını sağlar.

Civan perçemi pelin otu ile beraber kaynatılıp çayı hazırlanır. Bu çaydan günde bir bardak içmek ve hemoroite sürmek rahatlatıcı etki yapar.

Böğürtlen yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak yemeklerden önce içilirse basur memelerinde küçülme yapabilir.

Ezilerek un haline getirilen kara kavak tomurcukları zeytinyağı ile merhem haline getirilip basur memelerine sürülmesi şişlik ve ağrının çabuk geçmesini sağlar.

Ihlamur,keten tohumu,meyan kökü ve ceviz yaprağının beraber öğütülüp balla macun yapılıp yemeklerden 1 saat önce 1er şeker kaşığı yenilmesi şikayetleri geçirir.

Dereotu; kahvaltı, öğle ve akşam yemeklerinden 10-15 dakika önce yenilen dereotu basura karşı çok iyi bir çözüm getirmektedir. En az bir ay boyunca uygulanmalıdır.

Şeftali, çiçekleri kabızlığı giderir. Meyvesi hazmı kolaylaştırır. İdrar yollarını temizler. . Basur memelerinden doğan şikâyetleri giderir.

Papatya, Bir avuç papatya çiçeği suda kaynatılır, süzülür, süzüntü ılık olarak içilir. basur memelerinde ağrı kesici, tedavi edici etkiye sahiptir

Düğün çiçeği,kavak merhemi ile birlikte haricen basur tedavisinde kullanılmaktadır.

Karahalile, içerdiği tanen nedeniyle damar büzücü etkisi vardır. Bu etkisi nedeniyle hemoroid tedavisinde kanamaları azaltmak için kullanılır.

Mazı,kavrulur,dövülür ve şekerle tatlandırılır.sabahları birer kahve kaşığı yutulur.

İstenilen miktarda çörekotu tohumu yakılır, elde edilen kül acıdülek suyu ile karıştırılarak uygulanır.

Sonbaharda toplanan 500 gr ısırgan otu ve ebegümeci yaprağı ufalanır, 4 lt suda kaynatılır, süzülür,bu sudan sabahları aç karına birer bardak içilir.

Bir su bardağı ısırgan otu tohumu dövülür ve birkaç tatlı kaşığı balla karıştırılıp sabahları aç karma birer tatlı kaşığı yenir.

Bir su bardağı kuşburnu meyvası suda kaynatılır, ezilir, şekerle tatlandırılır, sabahları aç karma birer tatlı kaşığı yenir.

Bir kase kuru siyah üzüm havanda dövülür, içyağı ile pomat haline getirilerek basur memelerine uygulanır.

Ardıç katranı suda kaynatılır, hasta buharına oturtulur.

At kestanesi havanda dövülür, günde 3 kez birer çay kaşığı su ile yutulur.

Bir su bardağı anason ateşte yakılır, elde edilen külden sabahları aç karma bir kahve kaşığı su ile yutulur.

Çekirdekleri temizlenmiş birkaç kırmızı biber dövülür, balla tatlandırılıp her yemekten sonra bir tatlı kaşığı yenir.

Palamut dövülür,sabah,öğle ve akşam aç karına birer çay kaşığı yutulur.

Bir miktar toz edilmiş sarısabır otu aynı miktarda pırasa tohumu ile karıştırılıp içyağı ile pomat haline getirilerek haricen uygulanır.

Pırasa , kabızlığı giderir. basur memeleri için faydalıdır.

Birer su bardağı ebegümeci yaprağı, papatya, sığırkuyruğu çiçeği ve keten tohumu dövülür, pomat haline gelinceye kadar haşhaş yağı ilave edilerek haricen uygulanır.

Bir fincan üzerlik tohumu dövülür, birkaç kaşık balla tatlandırılıp kahvaltıdan önce sabahları aç karına birer tatlı kaşığı yenir.

Bir avuç kuru üzüm kabuklan soyulmamış bir baş sarımsakla dövülür, bir bez üzerine yayılıp hemoroid memeleri üzerine haricen uygulanır.

Bir fincan karakavak tohumu havanda dövülür, pomat haline gelinceye kadar koruk suyu eklenerek macun kıvamına getirilir ve uygulanır.

İki avuç keten tohumu su ile kaynatılır, hasta buharına oturtulur.

Bir demet maydanoz bir çay bardağı zeytinyağında kavrulur, bir bez üzerine yayılarak hemoroid memelerine bağlanır.

İki üç avuç kadar sığırkuyruğu çiçeği suda kaynatılır, ezilir ve hemoroid memelerine uygulanır.

Bir su bardağı yahudi baklası tohumu dövülür balla tatlandırılır,sabahları kahvaltıdan önce aç karma birer tatlı kaşığı yenir.

Bir su bardağı mayasılotu kökü suda haşlanır, süzülür, bu haşlama suyu ile lavman yapılır.

Bir avuç taze bamya ile birkaç adet ceviz yaprağı su ile haşlanır, süzülür, haşlama suyu ile lavman yapılır.

Patates soyulur, çiğ olarak rendelenir, hemoroid memelerine haricen uygulanır.

Bir patlıcan ateşte pişirilir, ezilir, bir beze yayılarak ılık olarak hemoroid memelerine uygulanır.

Basur-Hemoroid İçin Bitkisel Çözümler

Altınotu

Herba Ceterachi İdrar söktürücü ve kabız etkileri vardır. basura karşı, haricen kullanılır.

Böğürtlen

Kullanılan kısımları yaprakları ve çiçek tomurcuklarıdır. Yapraklar çiçek açmadan toplanır, gölgede kurutulur. Yapraklarda tanen ve organik asitler ihtiva eder. Hafif kabız edici özelliği olmakla beraber; diş etleri, bademcik ve boğaz iltihaplarinda, ishal ve basurda kullanılmaktadır.

Civan perçemi (binbir yaprak otu, kandil çiçeği)

Bitkinin kullanılan kısmı, yapraklı ve çiçekli dallarıdır. Dalar ve çiçekler henüz tamamen açılmadan toplanır ve gölgede kurutulur. Bitkinin bu kısımları uçucu yağ, sabit yağ ve acı glikozit maddelerini ihtiva ederler. Kuvvet verici, uyarıcı, idrar ve gaz söktürücüdür. İçersindeki Sincolden dolayı antiseptik, balgam söktürücü ve midevidir. Yara iyi edici bir özelliği vardır. basurda sulu hulasası fitil halinde verilir.

Düğün çiçeği

Kavak merhemi ile birlikte hâricen basura karşı verilmektedir.

Kakao yağı

Oleum cacao basur memelerini, kadınların göğüslerindeki yara ve çatlakları yumuşatmak için haricen kullanılır.

Kestane

Kabuklarının suda kaynatılması ile elde edilen çay, ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir.

Migrene Bitkisel Çözüm

Halk arasında yarım baş ağrısı diye bilinen ve soğuk bir terleme ile birlikte gelip, başın ve yüzün yarısını kaplayan özel bir baş ağrısıdır. Ağrılar bazen dayanılmayacak kadar şiddetli olur. Birkaç dakika sürebileceği gibi saatlerce hatta günlerce devam eder. Bu ağrıyı geçirmenin bitkisel yöntemini sizlere sunuyoruz.

Migrene Bitkisel Çözüm
Migren, ağrılı bir hastalıktır.
Bulanmalar, kusmalar, ışık ve bazende sese karşı duyarlılık gibi belirtilerle başlar.
Çok sıkıntılı bir durumdur.
Miğren, kişini tüm faaliyetlerini durdurabileceği gibi yaşama kalitesini de azaltır.
Kişiyi olumsuz etkiler.

Ve bu zor duruma bir formül:

Lavanta güzel kokusu çok güzel bir kokudur.
Bu kokuyla sinir sistemi sakinleştiriyor.
Lavantayla miğrne karşı savaşınızı başlatın !

İşte migrene savaş açarken kullancağınız lavantanın formülü ;

Migreniniz sürekli migren atakları yaşatıyorsa size ;
bir küvet dolusu suya 15-25 damla lavanta yağı damlatın ve o suda banyo yapın.

Banyodan sonra ;Karanlık odada uyumaya çalışın.
Uyandıktan sonrada kan dolaşımınızı rahatlacak bir çay: eşit miktarda lavanta çiçeği ve biberiyeyle
yapılan bir çay

Minimum 30 gün hergün bir bardak bu çaydan içmek demek beyininizdeki kan dolaşımlarınıda rahatlatmak demektir

Diz Ağrısından Korunmanın Yolları

Dizin iç yapısı vücudumuzda bulunan en komplike yapılardan bir tanesidir. Bu sebepten ötürü diz ağrılarına sebebiyet veren bir çok neden olabilir. Eğer sizde diz ağrısı yaşayanlardansanız bu yazımızı dikkatle okuyun ;) Size sağlıklı yaşamın kapıları aralanacaktır.


Diz Ağrısından Korunmanın Yolları
Diz ekleminden bahsederken genellikle hemen aklımıza vücudumuzun yükünü taşıyan tibia ile femur kemiklerinin arasında bulunan ana eklem bölgesi gelir. Diz ağrılarının büyük bir bölümü bu bölgede meydana gelir. Genellikle kıvrık pozisyonda spor yapan (koşucular, atlayıcılar, bisikletçiler,atletizmciler) sporcuların diz kapaklarına binen yük miktarı oldukça fazladır. Diz kapağının alt bölümünde bulunan kıkırdak ve kıkırdağın altında bulunan ana eklem kemiklerine fazla yük binmesinden dolayı dizde ağrılar oluşur. Sadece bu rahatsızlık sporcularda görülmez, ev hanımlarından, uzun saatler masa başında oturan ofis çalışanlarına kadar çok yaygın bir şekilde bu ağrılar görülebilir.

Diz Ağrısının Belirtileri ve Nedenleri

Belirtileri :

- Basamak inip çıkarken,

- Diz üstü çökülme pozisyonundayken,

- Seri bir şekilde çömelip kalkıldığında,

- Diz kıvrık bir şekilde uzun süre oturulduğunda ağrıların meydana gelmesi diz ağrılarının temel belirtileridir.

Nedenleri :

Dizin iç yapısı vücudumuzda bulunan en komplike yapılardan bir tanesidir. Bu sebepten ötürü diz ağrılarına sebebiyet veren bir çok neden olabilir;

- Diz kapağının alt bölümünde bulunan femur kemiğinin eklem bölümüyle olan ilişkisi; şekil olarak diz kapağının dış tarafa dönük, yarı çıkık veya gerekenden yukarıda olması. Bu durumda vücudumuzun bütün yükü diz kapağında sabit bir noktaya binmesine neden olur ve buradaki kıkırdağın hızlı bir şekilde aşınmasına neden olur.

- Genlerden gelen bacak dengesi bozukluğu

- Çeşitli yaralanmalar

- Çok fazla antreman yapılması ve aşırı yüklenme

- Düz tabanlık durumu

-Bacak adelelerinde oluşan dengesizlik ve zayıflık

Diz Ağrısının Tedavisi

Uygulanacak olan tedavi, diz ağrısının sebeplerine ve belirtilerine göre kararlaştırılır.

Tendon kopması, antremanda aşırı yüklenme ve yaralanma durumlarından kaynaklanan diz ağrılarına ilk olarak RICE uygulaması gerçekleştirilir. RICE uygulaması sırasıyla; bacağı dinlendirme, buz tedavisi uygulama, elastik bandaj yardımıyla sarma ve dizi yukarıda tutma işlemidir. Daha sonrasında ise çeşitli egzersizler, açma germe hareketleri, fizyoterapi yardımıyla esnetme, kuvvetlendirme vede koordinasyon işlemleri uygulanır. Bu gerçekleştirilen işlemler dizin normal haline dönmesine kadar gerekirse tekrarlanarak devam eder. Diz normal haline geldikten sonrada rahatsızlığın tekrardan nüks etmemesi için çeşitli egzersizlerle güçlendirilmesi gereklidir. Bu işlemler esnasında doktorunuzla iletişim içerisinde olmanız ve adımları eksiksiz yerine getirmeniz gerekir.

Diz kapağının mevcut pozisyonunun sakatlanmadan dolayı hasar görmesinde ise daha zorlu bir dönem oluşmaktadır. Doktorların bu durumda tercih ettikleri tedavi yöntemi ilk olarak fizyoterapi ve ardından da düzenli egzersizdir. Burada normal fizik tedaviden daha değişik bir fizyoterapi gerçekleştirilir. Bir yandan ön taraftaki diz adalelerin iç bölümünü elektroterapi ile kuvvetlendirilirken bir yandan da egzersizle tedavi desteklenir. Bu tedavi yönteminden genel olarak P ile ` arasında başarı elde edilir. Tedaviye başlandıktan üç ay sonra bir olumlu yanıt alınmaz ise rahatsızlık cerrahi yöntemlerle tedavi edilir.

Diz Ağrısından Korunma Yolları

Diz ağrıları çekmemek için günlük yaşamınızda uymanız gereken bir takım kurallar vardır.

- Formda kalmaya özen gösterin; vücudunuzun sahip olduğu kondüsyonu korumaya çalışın. Vücudunuzda ihtiyacınızdan fazla kilo varsa bu dizinize binen yükünde daha fazla olacağını ve ileride diz ağrısı ihtimalinin olacağını göstermektedir. Bu nedenden dolayı düzenli olarak günlük egzersiz yapın. Egzersizleri yapmadan önce tüm vücudunuzu ısıtmayı unutmayın. Sakatlıkları önlemek için zemine uygun spor ayakkabı seçimi yapın.

- Spor yapmadan önce mutlaka germe egzersizlerini düzgün bir şekilde yapın.

- Temponuzu bir anda arttırmaktansa yavaş yavaş arttırın.

- Dizinize normalden ekstra yük bindiren faaliyetlerden kaçının.

Kronik Yorgunluğun Sebepleri

Yorgunluğun nedenleri saymakla bitmez. Bazen aşırı sıcak, gürültülü, ışığı az, düzensiz bir çalışma ortamı, bazen aşırı alkol, sigara kullanımıdır. Bilgisiz ve yanlış ilaç tüketimi de yorgunluk yapabilir. Bu yorgunlukla güncel yaşantı bizlere zindan olmaya başlar. Sizde kronik yorgunluktan muzdaripseniz uzmanların önerilerine kulak verin.


Kronik Yorgunluğun Sebepleri
İster ruhsal (psikolojik), ister bedensel (fizyolojik), ister motivasyonel kökenli olsun yorgunluk yorgunluktur, fark etmez! Hayatı tatsızlaşan, keyfi kaçan, bitkin, enerjisiz ve güçsüz kalan hep sizsinizdir. Kolunu kıpırdatmaktan bile aciz, herhangi bir aktiviteye başlamakta kararsız ve çoğu kez huzursuz, depresif ve iştahsız siz!.

Yorgunluğun nedenleri saymakla bitmez. Bazen aşırı sıcak, gürültülü, ışığı az, düzensiz bir çalışma ortamı, bazen aşırı alkol, sigara kullanımıdır. Bilgisiz ve yanlış ilaç tüketimi de yorgunluk yapabilir. Rahatlatıcı amaçla ya da uyku getirsin diye veya alerji tedavisi için alınan ilaçların idrar yoluyla tuz, potasyum ve magnezyum kaybını arttıran idrar söktürücülerin, uzun süreli kullanılan kortizon türevlerinin, kolesterol düşürücü statinlerden, karaciğer ve böbreğe zarar veren antibiyotiklere kadar pek çok ilacın yorgunluk yapabileceğini bilmelisiniz.

Baş ağrısı, terleme, gerginlik hissi, alınganlık ve hassasiyet artışı, geceleri kabus görme ve baş-boyun bölgesinde terlemelerle uyanma, uykusuzluk, kaygı durumunun diğer belirtileridir. Kas seyirmeleri, cinsel güç eksilmeleri de kaygı durumuna işaret edebilir. Yorgunluk sorunu özellikle şehir yaşamının yoğunlaştığı, ruhumuzun bedenimizden giderek uzaklaştığı günümüz insanının en önemli problemlerinden biri.

Yorgunlukla başa çıkabilmeniz için bazı öneriler:

-Yatmadan önce yoğun egzersiz yapmayın.

-Yatağa girmeden evvel herhangi bir şey yemeyin.

-Akşam yemeklerinizi hafifletin, alkol almayın.

-Akşam tatlılarını kesin.

-Uykusuzluk sorununa ve kaliteli uykuya önem verin.

-Uykudan hemen önce televizyon izlemek yerine kitap okumayı ve müzik dinlemeyi deneyin.

-Yatak odanızdaki elektrikli aletleri fişinden çekin.

-Yatak odanızın yeterince havalandığından emin olun.

-İşyerinizdeki problemlerinizi ve oturma odanızdaki düşüncelerinizi yatak odanıza götürmeyin.

-Uyku ilaçlarını, antidepresanları, antialerjikleri doktorunuz önermedikçe denemeyin.

-Gün içinde yeterli beslendiğinizden emin olun.

-Uyku apnesi sorununuz olup olmadığına dikkat edin.

-Depresyon probleminiz olup olmadığını öğrenin.

-Kansızlık, tiroid bezi ve böbrek üstü bezi tembelliği, gözden kaçmış enfeksiyonlar ve bazı kanserlerin de sabah yorgunluğu yapabileceğini hatırlayarak doktorunuzdan yardım alın.

Varis ve Tedavi Yöntemleri

Varis genellikle bacaklarda görülen bir damar hastalığı olmakla birlikte iş yaşamında sürekli ayakta durmak zorunda olan kişilerde daha çok görüldüğü bilinmektedir. Bu yazımızda varisi uzmanların ağzından sizlere taşıyoruz.

Varis ve Tedavi Yöntemleri
Varis neden oluşur?

Varis deyince, biz sadece bacaklardaki mavi damarları anlıyoruz. Biz varisi altı safhaya ayırıyoruz tıpta. Bunlardan birinci sınıfa girenler, hiçbir belirti vermeyen huzursuz bacak sendromu dediğimiz olaydır. Sabahtan akşama kadar çok fazla ayakta kalan ya da çok fazla oturan ve az hareket eden kişilerde, akşama doğru bacak ağrıları ve hatta ayak bileklerinde hafif şişmeler başlar. Görünürde hiç damar yoktur. Normalde toplardamarların içinde kapakçıklar vardır, biz ayağa kalktığımız zaman o kapakçıklar açılır kanın geriye doğru kaçmasına engel olur. Eğer bu kapakçıklar iyi çalışmıyorsa ayakta durduğumuz zaman toplardamarların içindeki kan ayaklara doğru geri kaçar. Bu da şişliklere ve ağrılara sebep olur. Ayağımızı kaldırdığımız zaman da, toplardamarlar daha iyi boşaldığı için bir rahatlama olur. Bu C Sıfır dediğimiz şeklidir. Clde ise kılcal damarlar, bütün bacak boyunca incecik damarlar şeklinde görülür hale gelir.

Eğer bu kılcal damarlar 2 mmden daha geniş hale gelirse, varis lafı ortaya çıkar. Bu da C2 dediğimiz varistir. Üçüncü sınıflamada bu damarlarla birlikte ayakta ciddi ödem olur. Özellikle ayak bileklerinde şişlikler meydana gelir. C4de, ayakta kahverengiye dönük renk değişiklikleri başlar. C5te ufak yaralar oluşmaya başlar, C6da ise bacakta açık yaralar şeklinde iyileşmeyen yaralar meydana gelir. C6ya kadar olan bütün nedenlerin altında yatan şey toplardamarların içindeki kapakçıkların yetersizliğidir.

Varis, aşamalı olarak mı ilerler?

Bunlar ardı ardına başlayan durumlar değildir. Bazen direkt yara şeklinde de başlayabilir. Bazen 3 milimlik damar şeklinde ya da örümcek şeklindeki damarlarla da başlayabilir. Ama genellikle, C2 gibi büyük damar meydana gelmişse, bunlar ilerlemeye daha eğilimlidir. Her

biri tedavi olmazsa, yaraya dönüşecek diye bir şey yoktur.

Varis teşhisi konulan hastalar, kişisel olarak neler yapabilirler?

Bacaklarında bu tip şikayetleri olan hastalarda C Sıfır demeden önce, teşhisi doğru koymak gerekir. Çünkü, huzursuz bacak, sadece toplardamar hastalığından olmaz; ufak tefek sinir sıkışmaları, bel kireçlenmeleri, bel problemleri gibi buna benzer şeyleri de taklit edebilir.

0 nedenle, önce mutlaka bir doktora başvurulmalı. Bir doppler testi yapılarak bunun sebebinin toplardamarlar olduğunu ortaya koymak lazım. Teşhis konduktan sonra hastalığın ilerlememesi için, hastanın yapacağı çok önemli şeyler var tabii ki!

Birinci sırada kilo vermek geliyor. İki; az hareketli hayattan biraz daha aktif hayata geçmek. Dizin altındaki baldır dediğimiz adalelerin çok kuvvetli olması gerekiyor. Bunu temin eden her türlü spor varisin önlenmesi için çok önemlidir. Haftada en az üç kez 40 dakikalık yürüyüşler yapmanız önemli. Yürüyüşe vakit ayıramıyorsanız en azından parmak ucu ve topuk germe hareketlerini yapmanızda fayda var.

Diğer önemli madde ise beslenme; peklik yapıcı şeyler çok fazla karın içi basıncını artırıp ıkınma sıkınma gerektirdiği için toplardamarların genişlemesine ve zarar görmesine sebep olur. Liften zengin, sebze-meyve ağırlıklı, özellikle E vitamininden zengin besinlerle beslenmenin bunları önlemede faydası var. Kafein ve kolalı içeceklerin de damar cidarını yumuşatma, gevşetme ya da görünür hale getirmesini kolaylaştırıcı yönü var.

Varis tedavi yöntemleri nelerdir?

Varis, eğer çok küçük kılcal tipte ise ve esas kasıktan başlayan ayak bileğine kadar giden ana damar işin içine girmemişse, o zaman bunları iğneyle köpük dediğimiz bir tedaviyle kurutmak mümkün. Köpük dediğimiz şey, kimyasal yakma etkisi gösteren damarın içine verilen görünen damarı hemen yakıp içinden kan geçmesine engel olan, rengini kaybettiren bir araçtır. Sclerozan dediğimiz bu yöntem küçük kılcal damarlarda estetik açıdan yapılan tedavidir. İşlem yapıldıktan sonra, iki gün bandaj yaparak damarlar kaybedilir. Esas ana damar işin içine girmişse o zaman ana damarı lazerle yakıp kaynak olan dallarını yok etmek gerekir. Bu yapılmazsa, o işin çok daha fazla nüksedeceğini bilmek lazım. Daha ileri safhalarında, esas kaynak olan damarları çıkartıcı ameliyatlara kadar gidebilir. Ama erken safhalarda yakalanırsa lazerle önlemi alınmış olur.

Varisleri olan kadınların streç pantolon, tayt gibi dar kıyafetler giymeleri sakıncalı mıdır?

Bu kıyafetler bacak damarlarının iyi çalışmasını engeller. Eğer koruyucu olarak bir şey giymek gerekiyorsa varis çorapları giyebilirler, önden arkadan sağdan soldan aynı şekilde sıkacak şekilde 20 mm. civarında basıncı olan dize kadar varis çorapları giyebilirler. Biz bunları çok fazla ayakta kalan veya oturulan mesleklerde veya uçakla uzun seyahat edenlere tavsiye ediyoruz. Tayt tarzındaki kontrolsüz olan kıyafetlerin negatif etkileri vardır.

Baş Ağrısına Bitkisel Tedavi

Baş ağrısı kimi zaman günlük yaşantımızı altüst edecek derecede etkili olur ve bizi canımızdan bezdirir. Bir ağrıkesici al kurtul derseniz şunu hatırlatalım doktorlar ağrı kesici tüketimini en az seviyeye indirmemiz konusunda sürekli bizleri uyarıyor. O zaman ne yapacağız diyorsanız sizlere yan etkisi olmayan bitkisel tadavi yöntemleriyle baş ağrılarından kurtulma yöntemlerini sunuyoruz.


Baş Ağrısına Bitkisel Tedavi
Zencefil Zencefil çayı, başınızda zonklayan damarları yatıştırır. Ayrıca, vücudun ağrı-algılayıcı kimyasallarının üretimini yavaşlatır ve dolaşımı kolaylaştırır. Çayı hazırlamak için, 1/3 çay kaşığı toz zencefili veya kıyılmış taze zencefili bir fincan sıcak suya karıştırın. Soğumaya bırakın, süzün ve ilk baş ağrısı belirtisinde için.

Akırkarha (feverfew) Koyungözü de denilen bir çeşit kasımpatı olan bu bitki, yüksek ateş nedenli ağrıyı dindirmekte o kadar etkilidir ki, `baş ağrısı bitkisi` diye anıldığı bile olmuştur. Ağrıyı geçirmek veya gelecek bir ağrının önüne geçmek için, iki adet taze akırkarha yaprağı çiğneyin. Veya, 2 ila 3 çorba kaşığı kuru akırkarhayı bir fincan sıcak suya karıştırıp çayını da yapabilirsiniz. En az 10 dakika demlenmeye bıraktıktan sonra süzün ve damak zevkinize göre tatlandırın. En iyi etki için, günde iki fincan taze demlenmiş akırkarha çayı için.

Trigliserid Nedir

Trigliserid aslında doğal yağlardan meydana gelen bir maddedir.Uzamanların açıklamalarıyla trigliseridin sebepleri, oluşumu, yüksekliği durumunda karşılaşılan problemler ve trigliseridin görevleri hakkındaki bilgileri sizlere sunuyoruz.

TRİGLİSERİD NEDİR? ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Trigliserid aslında doğal yağlardan meydana gelen bir maddedir. Bu maddeyi 3 yağ asidi ve 1 gliserolün oluşturmaktadır. Hem bitkisel hem de hayvansal olabilmektedir. Bitkisel olan trigliseridler oda sıcaklığında sıvı halde bulunurken hayvansal olanlar katı durumda var olurlar.

TRİGLİSERİD OLUŞUMLARI

trigliserid olarak adlandırılan bu maddeler bedenimizde besin ve enerji deposu olarak mevcuttur. Bu trigliseridler bedenimizde, alınan besinlerin fazlalıklarından oluşur. Oluşma yerleri organların yüzeyleri ve etrafları ile deri altı olmaktadır. Daha basit şekilde ifade etmek gerekirse bağırsaklardan geçen besinlerden kalan maddelerin yağlaşması denebilir.

TRİGLİSERİDLERİN GÖREVLERİ NELERDİR?

Öncelikle trigliseridler enerji depolarıdır. 1 gram trigliserid 9 gram enerji ihtiva etmektedir. Tüm canlılardaki diğer önemli görevi deri altında birikenler bu canlılarda vücut ısısını sağlamakta ve korumaktadır. Etrafında biriktikleri organların çeşitli darbelerden daha az zarar almalarını sağlarlar. Bunların dışında trigliseridlerin görevleri şunlardır;

*

Kandaki yoğunluk miktarını ayarlayarak tansiyon hastalıklarında önleyici olurlar.

*

Yapısına ilave olan bir takım inorganik maddeler ile bedenimizin ihtiyacı olan inorganik madde seviyesini oluştururlar.

*

Karbonhidratlar ile birleşerek karbonhidrat koruyuculuğunu sağlarlar.

*

Hücre zarının yapısına katılarak hem hücre zarının esnekliğini sağlar hem de bazı vitaminlerin hücre tarafından emilmesini kolaylaştırırlar.

BESLENME AÇISINDAN TRİGLİSERİD

Her besin maddesinde olduğu gibi trigliseridin azı karar çoğu zarardır. Bazı trigliserid çeşitleri vardır ki bedenimiz üretemez ve dışardan alınması gerekir. ( örneğin omega6 ve omega3 gibi)

Bunun yanı sıra bazen alınan ürünlerde yer alan fazla yağlar nedeniyle bedenimizde, kanımızda gereğinden fazla trigliserid birikebilmektedir. Bu nedenle çeşitli hastalıklar (kolesterol, stres, depresyon gibi hastalıklar) oluşabilmektedir. Kandaki yağ oranının artması ve kolesterol direkt olarak trigliserid fazlalığı ile ilgili hastalıklardır.

Çeşitli sebepler bedenimizdeki trigliserid oranlarını artırabilmektedir. Bunların en başında kandaki yağ değerlerindeki artışlardır. Şeker hastalığı, bazı tip böbrek hastalıkları, ağır enfarktüs ve pankreas iltihaplanması gibi hastalıklarda buna neden olabilir. Tüm bunlara ek olarak bazı gebelik önleyici ilaçlarında bu sonuca neden olduğu bilinmektedir.

FAZLA TRİGLİSERİD BELİRTİLERİ VE ZARARLARI

Genel olarak sinsi ilerleyen bir hastalık olup kesin olarak kan tahlili ile anlaşılabilir. Fakat bununla beraber zaman içinde sık sık tekrarlayan baş ağrıları, sürekli olarak yorgunluk hissi, tansiyon seviyelerinde meydana gelen birtakım dengesizlikler ve ensede meydana gelen ağrılar trigliserid için bazı uyarılardır.

Eğer bir insanda yüksek trigliserid varsa çeşitli hastalıklar ve zararlar meydana gelebilmektedir. Bunlar felç, kalp ve damar bozuklukları, depresyon ve stres bozuklukları, bazı tansiyon problemleri ve damar sertliği olarak bilinmektedir.

TRİGLİSERİD ORANLARI NASIL OLMALIDIR?

trigliserid oranları kadın ve erkeklerde farklı değerlerde olmaktadır. Bayanlarda 35-135 mg/dl, erkeklerde ise 40-160 mg/dl değerleri arasında olmalıdır. Bunların altında ve üstündeki değerlerde olması trigliserid düşüklüğü ve yüksekliğinden bahsedilmektedir.

Yüksek trigliserid değerlerine sahip olan kişilerin bu değerlerinin düşürülmesi, tedavi edilmesi gerekir. Tedavi ilaç ya da ilaçsız olarak yapılabilmektedir. trigliserid değerlerinin düşürülmesinde en önemli etken kişilerin hareketli bir hayata sahip olmalarıdır. Yani egzersiz ile dolu bir yaşam trigliseridin düşürülmesi için önemlidir. Ayrıca beslenme düzeni ve içeriği de dikkat edilmesi gereken unsurlar arasındadır. Genelde Akdeniz tipi beslenme düzeni tavsiye edilmektedir.

Doktorların trigliserid düşürücü ilaçların önermesi ile tedavi gerçekleştirilebilir. İlaç, egzersiz ve besin programının yanı sıra alternatif tıp olan bitkisel tedavide uygulanabilir. Bunu sağlayan en iyi bitkisel yönteminde keten tohumu olduğu bilinmektedir.

Gebelikte Alkol Kullanımı

Alkolün zararları hakkında kesin bilgileriniz vardır. Fakat bu zararlı alışkanlığı birde gebelik döneminde devam ettirirseniz hem sizin hemde bebeğinizin sağlığını tehdit eder. Uzmanların gebelik döneminde alkol kullanımıyla alakalı yaptığı açıklamaları bu makalemizde paylaşıyoruz.


Gebelikte Alkol Kullanımı

Fetal alkol sendromu denilen ve bebeğin anne karnındayken alkole maruz kalması ile oluşan bir problem ciddi sonuçlara neden olmaktadır. Zeka geriliği, gelişme bozukluğu, davranış bozuklukları, organ kusurları görülür. Başın normalden büyük ya da küçük olması, tavşan dudağı denilen dudak yarıkları, burunda şekil bozukluğu, anormal şekilli organlar, kalp şekil ve işlev bozuklukları, omurga bozuklukları, cinsel organ ve böbreklerde sorunlar fetal alkol sendromunun sonuçlarıdır.

Alınan alkol miktarı arttıkça olumsuz sonuçların görülme sıklığı ve şiddeti artmaktadır. Alkolün etkin maddeleri hücrenin gelişim döngüsünü bozar ve gelişim engellenir. Karaciğer ve böbrekler anneden gelen alkolü ne yapacağını bilemez ve işleyemez böylece o zamana kadar normal gelişen hücrelerde de hasar oluşturur. Alkol yine plasentanın fonksiyonlarını bozar ve bebek beslenmesi sekteye uğrar. Böylece her yönden bir gelişme geriliği ortaya çıkar.

Gelişim geriliğinin seviyesinde alınan alkolün çokluğu, alınma sıklığı, hamileliğin hangi aşamasında kullanıldığı belirleyici sol oynar. Örneğin hamileliğin ilk haftalarında alınan alkol organların oluşmasında sorunlara neden olurken, son aylarda alınan alkol beyin hücrelerini etkiler.

Alkol alan bir kadın normale göre daha fazla düşük yapma ve plasentanın erken ayrılma riski içindedir. Sorunlar sadece bununla kalmayarak doğumu izleyenzamanlarda eklem, kalp ve vücut ısısı sorunları baş gösterir.
Fetal alkol sendromu denilen ve bebeğin anne karnındayken alkole maruz kalması ile oluşan bir problem ciddi sonuçlara neden olmaktadır. Zeka geriliği, gelişme bozukluğu, davranış bozuklukları, organ kusurları görülür. Başın normalden büyük ya da küçük olması, tavşan dudağı denilen dudak yarıkları, burunda şekil bozukluğu, anormal şekilli organlar, kalp şekil ve işlev bozuklukları, omurga bozuklukları, cinsel organ ve böbreklerde sorunlar fetal alkol sendromunun sonuçlarıdır.Alınan alkol miktarı arttıkça olumsuz sonuçların görülme sıklığı ve şiddeti artmaktadır. Alkolün etkin maddeleri hücrenin gelişim döngüsünü bozar ve gelişim engellenir. Karaciğer ve böbrekler anneden gelen alkolü ne yapacağını bilemez ve işleyemez böylece o zamana kadar normal gelişen hücrelerde de hasar oluşturur. Alkol yine plasentanın fonksiyonlarını bozar ve bebek beslenmesi sekteye uğrar. Böylece her yönden bir gelişme geriliği ortaya çıkar.

Gelişim geriliğinin seviyesinde alınan alkolün çokluğu, alınma sıklığı, hamileliğin hangi aşamasında kullanıldığı belirleyici sol oynar. Örneğin hamileliğin ilk haftalarında alınan alkol organların oluşmasında sorunlara neden olurken, son aylarda alınan alkol beyin hücrelerini etkiler.Alkol alan bir kadın normale göre daha fazla düşük yapma ve plasentanın erken ayrılma riski içindedir. Sorunlar sadece bununla kalmayarak doğumu izleyenzamanlarda eklem, kalp ve vücut ısısı sorunları baş gösterir.

Hamilelikte Kahve İçilir mi

Kahve Türk toplumunun en çok sevdiği içeceklerden biri. Ancak hamilelik döneminde kahve kullanımı belli bir seviyeden sonra bebeğin ve sizin sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebilir. Gebelik sürecinde kahve tüketimi yapmadan bu yazıyı okursanız siz ve bebeğiniz için en iyisine karar vermenizde yardımcı olacaktır.

Hamilelikte Kahve İçilir mi

Hamilelik bayanların özel bakıma gereksinim duydukları ve beslenmelerime dikkat etmeleri gereken hassas bir dönemdir. Yenilen ve içilen gıdalara dikkat edilmemesi bebek üzerinde geri dönüşümü olmayan olumsuz izler bırakabilir. Çünkü yenilen her şey plasenta aracılığı ile bebeğe geçmektedir. Peki, kahve içmenin yaygın hatta alışkanlık olduğu bir toplumda hamile bir bayan kahve konusunda nasıl davranmalı?

En başta belirtmeliyiz ki kahvede bulunan etken madde “kafein”dir. Kafein sadece kahvede değil, yeşil ve siyah çay, çikolata ve kolada da bulunmaktadır. Günlük miktar olarak 4 fincandan fazla kahve içilmemesine özen gösterilmelidir. 1 fincan gibi bir içim, risk faktörü oluşturmamaktadır.

Kafein yukarıda belirtildiği gibi bebek üzerinde geri dönüşümsüz sonuçlar doğurabilmektedir.

İşte bunların başlıcaları;

* Kahve içmede aşırıya kaçmak bebeğin düşük kilolu olması sonucunu doğurur.
* Kahvedeki kafein bebeğin beslenmesinde rol alan plasentadan, % oranında kan akışını azaltmaktadır.
* Uzun süreli kafein alımı bebekte gelişme geriliğine neden oluyor.
* Düşük riski 2 kat artmaktadır.
* Kahvedeki kafein, gebenin demir emilimini azaltıyor.

Şeker Hastalarına İnsülin Spreyi

Tıptaki gelişmeler hastaların yüzünü güldürmeye devam ediyor. Bu yazımızda şeker hastalarının yüzünü güldürecek bir haber veriyoruz. Şeker hastaları için iğne vurmak eziyet durumuna gelebiliyor.İğne yerlerinin morarması,ağrıması ve iyleşirken kaşıntısı onları rahatsız eder.


Şeker Hastalarına İnsülin Spreyi
Şeker hastalarının iğne yerine bir sprey ile insülin tedavisi olabileceği ABD’de yapılan bir çalışmada ispatlandı. Oniki haftalık deneme süresince 73 hastaya insülin sprey şeklinde uygulandı. Katılanların yarısı günde üç kez insülini burundan sıkarak kullandı, gece yatmadan önce bir defa iğne yaptılar. Katılanların diğer yarısı ise günde iki veya dört kez insülin iğnesi yaptılar. Yeni bulunan sprey tedavisi iğneli insülin tedavisi ile karşılaştırıldığında kan şekeri değerlerinin her iki grup hastada normale geldiği görüldü.

Sprey şeklinde kullanılan insülinin hastanın akciğerlerinde hiçbir yan etkisinin olmadığı gözlendi. Sprey sisteminde önce insülin toz haline getiriliyor, sonra formule edilip hastanın akciğerlerine basınç ile bir aerosol aleti ile püskürtülüyor. İnsanın akciğerlerinin yüzeyini kaplayan alveol adı verilen baloncukların toplam yüzeyi bir tenis sahası büyüklüğündedir. Alveollerden soluduğumuz oksijen vucüda karışır. Toz haline getirilen insülin akciğerlerdeki alveollerde sıvılaşarak kana karışır. Böylece iğne yapma zorunluluğu ortadan kalkar. Doç. Dr. Selçuk Can araştırma sonuçlarının ümit verici olduğunu ancak şu an Amerikada 1000 hasta üzerinde yapılan araştırmalar tamamlanıp, Amerikan FDA (Federal İlaç ve Gıda Dairesi) onayını aldıktan sonra spreyin ülkemize geleceğini söyledi. Sprey tedavisi daha pahalı olacak ancak birçok diyabetlinin kan şekerini normal sınıra getireceğinden şekerin vucüttaki tahribatını önleyip toplum sağlığı için büyük bir gelişme olacak.